Öğle ezanı okunmaya başladı. Gürbüz, "Ezan okuyanı tanıyorum" dedi. Bir an durdu, dikkatle dinledikten sonra tekrar, "ezan okuyan o" dedi. Acaba yanılıyor muyum? Buralara gelir mi ki, diye tereddüt etti ama sonunda, "tamam bu o" diyordu.Evet, ezan okuyan Hafız İlhan Tok idi. İlhan hoca 1979'lu yıllarda, Kur'an Kursuna hafızlara sohbet etmeye gelmişti. Hafızlığı kuvvetli, hitabeti düzenli, musikide çok kabiliyetli biriydi.Onun Üsküdar'da görevli olduğu yıllarda okuduğu hutbeleri, aşr-ı şerif'leri aklına geldi. Koşup yetişmeli o sesin geldiği camiye. Adımlarını hızlandırdı. Gidenken şöyle düşünüyordu. Burası tarihi mekândır. Belki de ziyarete gelmiştir. Ya da davet edilmiştir.Gürbüz bunları düşünürken ezan bitmişti. Namazın bitiminde gelip camiye yetişti.Hemen imam odasına gitti içeriye baktı İlhan hoca yok. Sordu, "ezan okuyan kimdi?" Müezzindi dediler. Müezzin mi? İlhan Tok değil miydi? Hayır dediler. Meğer sesi de güzel olan müezzin, İlhan hoca'yı taklit ederek ezanı okumuş.Gürbüz şaşırdı.İlhan hoca'yı niçin çok severdi.İmamlığın hakkını verirdi.Hafız, hatip, musiki üstadı, dini bilgilere tam olarak vakıf, akıllı, nezaketli biriydi.Hayıflandı, üzüldü ve serzenişte bulundu.Neden sanat tarihi okuyanlalar Osmanlıca okur, neden konservatuara gidenler musiki okur da imam-hatiplere bugün bile bu dersler verilmez.Bir cami hocası cami kapısında yahut camisinin haziresinde bir tarihi yazıyı nasıl okuyamaz. İmam hatip yetiştirmek için okul ve onları mihrapta eğitecek hocalar da olmalıdır. İnsan mükemmele, insan güzele koşmaktadır.Mihrimah Sultan'da okunan çift ezanlar, Kadir Temel hocaefendi'nin güzel sesli aşr-ı şerif okumaları, İstanbul'un taşı toprağı altınlarından birisidir.Gürbüz hep söyler. Makamında okunan bir güzel sesli ezan, ilahi, kaside insan ruhuna ayrı bir güzellikle etki eder. Neden bu işin sahiplerine bu kabiliyet öğretilmesin.Bu sebeple küçük yaşta kulağına gelen o güzel namelere ve hususen Ezan-ı Muhammedi'ye koşmasının ardında yetenekli, üstat seviyesinde başarılı, kıratı düzgün hocaların okuyuşları vardır. Şu anekdot birçok gerçeği hakkiyle anlatmaktadır:"Kur'ân tilâvetinde Üsküdar ağzına sâhip hâfızlara: 1) mûsıkîye fevkalâde hâkim olacak şekilde bir eğitim verilir, 2) hangi sûrenin genellikle hangi makamda okunacağı, ve hattâ 3) bir sûre içindeki belirli âyetler okunurken hangi makama geçiş yapılacağı dahî öğretilirmiş. Nazif Hoca'dan sonra bu işin eğitimiyle Hâfız Ali Üsküdarlı meşgul olmuştur. Bu zâtın yetiştirmiş olduğu hâfızlar arasında bildiklerim: Merhûm Kâni Karaca (1930-2004) ile İlhan Tok ve Emin Işık'tır." (Kur'an Tilavetinde Üsküdar Ağzı, Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre).Gürbüz şakacı da biriydi.Hemen işi nükteye vurdu.Yine eli boş döndüm.Gerçeği yerine taklidine rastladım.Bir kişiydim bereketİyi ki bütün mahalle koşup gelmedi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Sabri / diğer yazıları
- Ramazanlaşmak / 17.07.2012
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011



























































































