HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 07 TEMMUZ 2022, PERŞEMBE

Bu nasıl halkçılıktır ki...

28.08.2002 00:00:00
Uzun bir süre ülkemizin ekonomisini yönlendiren Sn. Derviş, solu birleştiremeyeceğini anlayınca, CHP'li oldu. Görkemli bir törenle Deniz Baykal tarafından rozeti bizzat takılarak partiye katıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi kuruluş misyonu olarak halkın partisidir. Çiftçiyi, işçiyi, memuru topyekün halkı kucaklayan, onlara sahip çıkan partidir.

Son seçimlerde barajın altında kalarak meclise milletvekili sokamayan CHP, bundan sonraki süreçte, tarihî misyonuna uygun yeni hareket tarzları benimsemiş, pek çok sahada halkın geneline hitap edecek projelere yöneldi.

Öyle ki, odasına Şeyh Edebali'nin bir sözünü astıracak kadar ufku değişen sn. Baykal, gelen tepkilere dayanamayarak bir süre sonra tabloyu indirse de, farklı kesimlerden oy alabilmenin gayretine girdi.

Seçimlerdeki mağlubiyetten bu yana, Hacı Bektaş-ı Veli törenlerinde de boy gösteren Deniz Bey, halk ile bütünleşmeye çalışan ve her kesime hitap edebilen bir parti olma yolundaydı.

Yalnız, Kemal Derviş'i, barajı geçmenin hatta iktidarın garantisi olarak görmek ve partiye bir düğün bayram havasıyla dahil etmek, bu zamana kadarki çabaları halkın nazarında sıfırlamıştır.

Zira, Sn. Derviş Dünya Bankası'ndan ekonomimizin başına transfer edildiği günden beri, ekonomi zihniyetini hiç saklamamış, tam aksine sonuna kadar, hatta Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile ters düşme pahasına kararlılıkla fikirlerinin arkasında durmuştur.

Sn. Derviş, global sömürü güçlerinin emrindeki IMF'nin ve Dünya Bankası'nın politikalarını benimsemektedir. Ve halkçılıkla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Ekonomi yönetiminin başında kaldığı 17 aylık süre zarfında üst düzey bürokratlar ve kalburüstü işadamları dışında hiçbir kesimi muhatap kabul etmemiştir.

IMF'den büyük tavizlerle alınan kredileri yalnızca hortumculara ve batık bankalara aktarmış, işçiye, çiftçiye, açız feryatlarıyla sokaklara dökülen memura kulaklarını tıkamıştır.

Onun yanlış teşhisleriyle ülke enflasyon ortamından stagflasyon ortamına sürüklenmiş, işsizlik had safhaya ulaşmıştır.

Yine, Cumhuriyet tarihinin en hızlı küçülmesinin yaşandığı bu dönemde, millet yararına tek bir tedbir alınmaya gerek görülmemiştir.

Tam aksine, kendisi, ülkenin bu krize sürüklenmesinde rol sahibi IMF direktörleriyle adeta işbirliğine girmiş, programın aksamaması için azami gayret sarfetmiştir.

Bir Türk Bakanı gibi değil de, IMF'nin memuru gibi hareket ettiğini söyleyebileceğimiz sn. Derviş'in aklına milletimiz, sadece alınan kredilerin faiz borçlarının ödenmesinde gelmiş, devamlı arttırılan vergilerle halkımız bu borcun altında ezildikçe ezilmiştir.

Onun zamanında üretim durma noktasına gelmiş; sanayi neredeyse "sıfırlanmıştır".

Tek bir fabrika işletmeye açılmadığı gibi, mevcut pek çok işyeri kapatılmıştır.

Yabancılara ülkemizi peşkeş çekmenin yolunu açan Tahkim Yasası, devleti ve milleti hortumlayanları ödüllendiren Bankalar Yasası, bağımsızlığımızın önemli göstergelerinden paramızı pul eden dalgalı kura geçiş kararı, Telekom ve benzeri pek çok kâr getiren kuruluşun özelleştirilerek yabancılara sunulması hep onun desteklediği IMF dayatmalarının yaptırımlarıdır.

Harfiyyen yerine getirilen bu isteklerle ülke içten içe bir parçalanmanın eşiğine sürüklenmekte, her gün biraz daha fakirleşen halkı ise kimse düşünmemektedir.

15 günde 15 yasaya yine o önayak olmuş, her türlü üretim imkanları kısıtlanmış, şeker pancarına, tütüne, mercimeğe, mısıra, buğdaya üretim tahditleri getirilerek dünyanın tarım sahasında kendi kendine yetebilen ender ülkelerinden biri olan Türkiye zorla açlığa mahkûm edilmiştir.

Bağımsızlığın önemli sembollerinden Merkez Bankası da bu dönemde piyasaya para sürme yetkisini yitirmiştir.

Cumhuriyet tarihinin en hızlı ekonomik küçülmesini gerçekleştirmeyi başaran sn. Derviş, Türkiye'yi çok büyük bir iç ve dış borç batağına sürüklemiş, iç ve dış borç faizleri toplanan vergilerin % 103.3 katına ulaşmıştır.

Türkiye iflasın eşiğindedir.

Bu hızlı çöküşün mimarı Kemal Bey ise artık CHP'dedir.

Derviş'in 17 aylık icraat döneminde yaptıklarını kısaca aktardık.

Şimdi sn. Baykal'a ve tüm halkçılara sesleniyoruz:

Bu nasıl halkçılıktır ki; global sömürünün güç odaklarıyla işbirliği yapıp, adeta tüm Türk halkını karşısına alan bu kişi bugün partinizde, hem de başınıza tac edilerek barınabilmektedir?

Bu nasıl halkçılıktır ki; halkını bakanlığı döneminde inim inim inleten bir kişi halkçı zihniyetle bağdaştırılabilmektedir?

Eğer CHP hâlâ halkçı bir parti ise Derviş'in orada işi yoktur.

Ama CHP misyonunu tamamen değiştirmiş, adındaki halkçı ifadesi dışında, bu değerle hiçbir alakası kalmamışsa, -ki gelinen nokta onu gösteriyor- gerçek halkçılar doğru adreste birleşmelidir.

Gerçek halkçıların yeri Bağımsız Türkiye Partisi'dir.

Yeni doğan çocuktan mezardaki mevtaya kadar her kesime kucak açan, derdine projeleriyle çözüm sunan Bağımsız Türkiye Partisi gerçek halkçılığın ne olduğunu hâlâ hatırlayanların yegâne adresidir.

Ve onlar halk için, artık doğru adreste buluşmalıdır.
 
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 23.10.2002
- Türkiye'yi kemiren kurt: Faiz / 22.10.2002
- Güneş balçıkla sıvanmaz / 21.10.2002
- ABD gerçekten dost mu! / 20.10.2002
- Orduyu küçültme iddialarının perde arkası / 19.10.2002
- Denk bütçe için-II / 18.10.2002
- Denk bütçe için-1 / 17.10.2002
- 3 Kasım'ın favorisi bellidir / 16.10.2002
- AB'nin gerçek yüzü artık farkedilmelidir / 15.10.2002
- Dünden bugüne değişemeyen Ecevit / 14.10.2002
- Irak operasyonunun asıl hedefi / 13.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 11.10.2002
- Millet, emaneti ehline teslim edecektir / 10.10.2002
- AB içinde Türkiye'nin yeri yoktur / 09.10.2002
- Irak operasyonu başlamadan durdurulmalı / 08.10.2002
- Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı yok / 05.10.2002
- Ulusal bütünlük gözardı edilemez / 04.10.2002
- Irak operasyonunun arka planı / 03.10.2002
- Azınlık vakıfları ve Lozan / 01.10.2002
- Türkiye'nin liderliğinde Ortadoğu / 30.09.2002
- Türkler Avrupalı olamaz / 29.09.2002
- Yeni vergi düzenlemesi / 28.09.2002
- Güç dengelerinde kilit ülke: Türkiye / 26.09.2002
- CHP IMF'nin güdümünde / 24.09.2002
- Türkiye'nin geleceğini BTP kuracaktır / 23.09.2002
- Modern sömürünün ekonomik ayağı: IMF / 21.09.2002
- Bağımsız enerji politikaları ve BTP / 20.09.2002
- Azerbaycan petrolleri ve Türkiye / 19.09.2002
- Irak operasyonu ve Türkiye'nin politikası / 18.09.2002
- Türkiye için AB yolu kapalı / 17.09.2002
- AB'ci partilerin seçim korkusu / 15.09.2002
- Atatürk'ün milli bütünlük politikasına dönüş şarttır / 14.09.2002
- Asıl mesele tam bağımsızlık / 13.09.2002
- Millet tercihini yaptı / 12.09.2002
- BTP'nin maden politikası ile kazanılacaklar / 11.09.2002
- Son umutları küskünler hareketi / 10.09.2002
- IMF'ci CHP 'boş' çıktı / 09.09.2002
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın tezi / 06.09.2002
- Bu nasıl halkçılık? / 05.09.2002
- Batı'nın gözü Türkî Cumhuriyetlerin üzerinde / 04.09.2002
- Bağımsız ve milli bir dış politika şart / 03.09.2002
- AB'den değil, milletten yana tavır alınmalı / 02.09.2002
- Kıbrıs'ta zor dönemeç / 01.09.2002
- Zafer Bayramı'nın anlamı / 31.08.2002
- IMF ve AB'cilerin BTP korkusu / 30.08.2002
- Gerçek Atatürkçüler / 29.08.2002
- Bu nasıl halkçılıktır ki... / 28.08.2002
- Gerçekten millete vekil olmak / 27.08.2002
- Siyasette kirlenme / 26.08.2002
- Türkiye, alternatifsiz değildir / 25.08.2002
- Eskilerden bıkan halk yeniye koşuyor / 24.08.2002
- Türkiye'nin stratejik derinliği / 23.08.2002
- Batı'nın yozlaşmış ahlakı / 22.08.2002
- MEB'nın attığı faydalı adım / 21.08.2002
- Türkiye'nin ufkunu değiştiren lider / 20.08.2002
- BTP milli bir harekettir / 19.08.2002
- Atatürk'ün hedefi / 18.08.2002
- BTP iktidara geliyor / 17.08.2002
- AB'ye karşı yükselen tek ses: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.08.2002
- Batının fotoğrafı:Baskı, şiddet, kan / 14.08.2002
- Milletten uzak siyaset olur mu? / 13.08.2002
- Milletin son ve tek umudu: BTP / 11.08.2002
- BTP ve medyaya düşen görev / 10.08.2002
- Vatandaş kararını verdi: BTP / 09.08.2002
- AB'nin hedefi Kıbrıs / 08.08.2002
- Gücünü milletten alan parti: BTP / 07.08.2002
- Kilit ülke Türkiye / 06.08.2002
- "Önce insan" / 05.08.2002
- AB yasalarında milletin imzası yoktur! / 04.08.2002
- AB uyum paketinin hedefi: Toprak bütünlüğümüz / 03.08.2002
- Tam bağımsız ekonomi / 01.08.2002
- Sorumlular AB'nin gerçek yüzünü görmelidir! / 31.07.2002
- İktidara yürüyen BTP ve projeleri / 30.07.2002
- AB'nin Kıbrıs oyunu / 29.07.2002
- Gözün aydın Türkiyem / 28.07.2002

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

28.08.2001, 28.08.2000, 28.08.1999, 28.08.1998, 28.08.1997, 28.08.1996, 28.08.1995, 28.08.1994, 28.08.1993, 28.08.1992, 28.08.1991, 28.08.1990, 28.08.1989, 28.08.1988, 28.08.1987, 28.08.1986, 28.08.1985, 28.08.1984, 28.08.1983


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.