Artık hiç kimse Türkiye'de Diyanet teşkilatı ne iş yapar, diye soramaz.
Hele de sayın başkan ve müftülerimizin son bir ay içindeki faaliyetlerini inkara kalkışanın kursağında kalır bu hizmetler.
Kıymetli ağabeyim Müslim Karabacak'ın kulakları çınlasın...
Hizmetler gün gibi ortada.
Geçen hafta Başkan Mehmet Nuri Yılmaz, Papa'yı ziyarete gitti.
Hasta ziyaretine değil tabii...
Türkiye ile Papalık arasnfefVevVvVfffuvfffvVuuvefffgVffvffffffgefffVfefWffWfgfVfgf?şşşşşÿê¼Ë˺¹}5ETTUVeeUVeVFUUeUeVEUVUUVFUUUUUUUUUUTVeVeeeefVVeeVVeegVfgf??eeVUeVUVEUVnYevVegefVfeufvfffVfvfffgWevVvfffviyet bildirgesi"nde anlaştıklarını söyledi Yılmaz.
Hiç sağa-sola çekmeye mahal yok...
Bu proje 1965'de II. Vatikan Konseyi'nde alınan "dinlerarası diyalog" kararının izdüşümünden başka bir şey değildir.
24.04.2002 tarih ve 156 sayılı notunda Başkanlık, "iletişim anlamında diyalog"dan söz açarken sözkonusu "niyet anlaşması" hiç de "iletişim"i andırmıyor.
Niyet bildirgesinde neler mi var?
Dinlerin doğru anlaşılmasını teşvik etmek ve dini konular hakkında peşin hükümlerden kaçınmak gibi maddeler...
Yani..?
Hristiyanlık, Vatikan'ın kutsal öğretileri doğrultusunda algılanacak bu anlaşmaya göre; işin doğrusunu, Papa bilir çünkü...
Dolayısıyla artık öyle, Kur'an-ı Kerim'den İncillerin tahrif edilmiş olduğuna dair ayetler, "Ey iman edenler, şayet ehl-i kitaptan herhangi bir topluluğa tabi olursanız sizi imanınızdan sonra kafir yaparlar" (Al-i İmran Suresi, 100. ayet) türünden benzeri ayet-i kerimeler, bu "niyet anlaşması çerçevesinde" Papalığın istediği istikamette tefsir edilecek.
Kur'an-ı Kerim'deki "Allah katında yegane hak dinin İslam olduğu" ayet-i kerimesi de, bu niyet anlaşması çerçevesinde ele alınacak.
Başka..?
Diğer dinler hakkında bilgi sağlayıcı eğitim programları geliştirilecek... Yani Diyanet, sadece İslam dini ile ilgilenmeyecek. Hristiyanlık ve sair inanışlarla ilgili "bu niyet anlaşması" çerçevesinde "misyon" da üstlenecek.
Şu evrensel katkı ve "global diyanet hizmeti"ni görmeyenin ya iki gözü kördür, ya da âma.
Bu arada suriçi İstanbul'da Patrik Bartholomeos, "Ecumencial Patriarch and Archbishop of Costantinople and New Rome" / "Yeni Roma'nın ve Kostantinapol'un Başpiskoposu ve Evrensel Patriği" ünvanıyla dolanacak. Sağ kolunda da sayın Mehmet Nuri Yılmaz, diyalog namına takılı duracak.
Şu estantaneyi görebiliyor musunuz?
Ve siz, bu estantaneyi görmenize rağmen hala diyanetten ne haber, diyorsanız; çevrenizde misyonerlerin tuzağına düşmüş gençlerimize göz kulak olun. Karadeniz'de misyoner akademisyen ve papazların katkılarıyla Rum-Pontus hayallerine düşürülen masum çocuklarımıza kol kanat gerin. Suriçi İstanbul'umuza, Şanlıurfa'mıza, Harran, Tarsus, İzmir, Antakya, Adapazarı ve Yalova'mıza konuşlanmış misyonerlere dikkat edin.
Diyanetten ne haber, müftülerimiz ne iş yapar, diye sormayın.
Seyhan Müftüsü, Ramazan Çortul Adana'da içkili "Cafe Bar" açıyor. Sonra da "özrü kabahatinden büyük" tarzda "Suç bizde değil, bir müftüyü içkili yer açılışına götürenlerde" diyebiliyor.
Sultandağı Müftüsü Hikmet Yazıcı ise, tiyatro oyununda sarhoşu canlandırıyor, rol gereği bayanlara sarkıntılık ediyor. Yazıcı, "Oynadığım rolü başarıyla yaptığıma inanıyor ve bundan gurur duyuyorum" diyor.
Bu hizmetleri görmeyip de, siz hala, diyanetten ne haber, müftüler ne iş yapıyor, diyorsanız; benim size verecek cevabım yok arkadaş.
Bu ülkenin istiklalini ve istikbalini zerre kadar dert edinenler, son bir aylık diyanet manzarasını özetleyen şu üç-dört satırı tekrar okuyup düşünsünler; ibret için yeter de artar bile...
* Misyonerler gençlerimizi avlıyor.
* Mooncular lobilerde cirit atıyor.
* Bartholomeos, suriçinde "ekümenik patriklik" naraları atıyor.
* Medyamız, Hz. Mevlana dahil saldırmadığı dini-kültürel değer bırakmıyor.
* Diyanet İşleri Başkanı, Papalıkla anlaşıp niyet gösterisinde bulunuyor.
* Seyhan Müftüsü içkili "Cafe Bar" açıyor.
* Sultandağı Müftüsü sarhoş rolünde tiyatro oynuyor...
Şu son üç-dört satırı kez daha gönül gözüyle okuyalım ve mesuliyetimizi hatırlayalım.
Diyanet bunu yaparsa cemaat ne yapsın, diye soranlar, yerden göğe kadar haklı değil mi?
Sadece ekonomi, siyaset, adalet değil...
Din ve diyanet de, kendisine samimiyetle sahip çıkacak vatanperver insanları bekliyor.
Hele de sayın başkan ve müftülerimizin son bir ay içindeki faaliyetlerini inkara kalkışanın kursağında kalır bu hizmetler.
Kıymetli ağabeyim Müslim Karabacak'ın kulakları çınlasın...
Hizmetler gün gibi ortada.
Geçen hafta Başkan Mehmet Nuri Yılmaz, Papa'yı ziyarete gitti.
Hasta ziyaretine değil tabii...
Türkiye ile Papalık arasnfefVevVvVfffuvfffvVuuvefffgVffvffffffgefffVfefWffWfgfVfgf?şşşşşÿê¼Ë˺¹}5ETTUVeeUVeVFUUeUeVEUVUUVFUUUUUUUUUUTVeVeeeefVVeeVVeegVfgf??eeVUeVUVEUVnYevVegefVfeufvfffVfvfffgWevVvfffviyet bildirgesi"nde anlaştıklarını söyledi Yılmaz.
Hiç sağa-sola çekmeye mahal yok...
Bu proje 1965'de II. Vatikan Konseyi'nde alınan "dinlerarası diyalog" kararının izdüşümünden başka bir şey değildir.
24.04.2002 tarih ve 156 sayılı notunda Başkanlık, "iletişim anlamında diyalog"dan söz açarken sözkonusu "niyet anlaşması" hiç de "iletişim"i andırmıyor.
Niyet bildirgesinde neler mi var?
Dinlerin doğru anlaşılmasını teşvik etmek ve dini konular hakkında peşin hükümlerden kaçınmak gibi maddeler...
Yani..?
Hristiyanlık, Vatikan'ın kutsal öğretileri doğrultusunda algılanacak bu anlaşmaya göre; işin doğrusunu, Papa bilir çünkü...
Dolayısıyla artık öyle, Kur'an-ı Kerim'den İncillerin tahrif edilmiş olduğuna dair ayetler, "Ey iman edenler, şayet ehl-i kitaptan herhangi bir topluluğa tabi olursanız sizi imanınızdan sonra kafir yaparlar" (Al-i İmran Suresi, 100. ayet) türünden benzeri ayet-i kerimeler, bu "niyet anlaşması çerçevesinde" Papalığın istediği istikamette tefsir edilecek.
Kur'an-ı Kerim'deki "Allah katında yegane hak dinin İslam olduğu" ayet-i kerimesi de, bu niyet anlaşması çerçevesinde ele alınacak.
Başka..?
Diğer dinler hakkında bilgi sağlayıcı eğitim programları geliştirilecek... Yani Diyanet, sadece İslam dini ile ilgilenmeyecek. Hristiyanlık ve sair inanışlarla ilgili "bu niyet anlaşması" çerçevesinde "misyon" da üstlenecek.
Şu evrensel katkı ve "global diyanet hizmeti"ni görmeyenin ya iki gözü kördür, ya da âma.
Bu arada suriçi İstanbul'da Patrik Bartholomeos, "Ecumencial Patriarch and Archbishop of Costantinople and New Rome" / "Yeni Roma'nın ve Kostantinapol'un Başpiskoposu ve Evrensel Patriği" ünvanıyla dolanacak. Sağ kolunda da sayın Mehmet Nuri Yılmaz, diyalog namına takılı duracak.
Şu estantaneyi görebiliyor musunuz?
Ve siz, bu estantaneyi görmenize rağmen hala diyanetten ne haber, diyorsanız; çevrenizde misyonerlerin tuzağına düşmüş gençlerimize göz kulak olun. Karadeniz'de misyoner akademisyen ve papazların katkılarıyla Rum-Pontus hayallerine düşürülen masum çocuklarımıza kol kanat gerin. Suriçi İstanbul'umuza, Şanlıurfa'mıza, Harran, Tarsus, İzmir, Antakya, Adapazarı ve Yalova'mıza konuşlanmış misyonerlere dikkat edin.
Diyanetten ne haber, müftülerimiz ne iş yapar, diye sormayın.
Seyhan Müftüsü, Ramazan Çortul Adana'da içkili "Cafe Bar" açıyor. Sonra da "özrü kabahatinden büyük" tarzda "Suç bizde değil, bir müftüyü içkili yer açılışına götürenlerde" diyebiliyor.
Sultandağı Müftüsü Hikmet Yazıcı ise, tiyatro oyununda sarhoşu canlandırıyor, rol gereği bayanlara sarkıntılık ediyor. Yazıcı, "Oynadığım rolü başarıyla yaptığıma inanıyor ve bundan gurur duyuyorum" diyor.
Bu hizmetleri görmeyip de, siz hala, diyanetten ne haber, müftüler ne iş yapıyor, diyorsanız; benim size verecek cevabım yok arkadaş.
Bu ülkenin istiklalini ve istikbalini zerre kadar dert edinenler, son bir aylık diyanet manzarasını özetleyen şu üç-dört satırı tekrar okuyup düşünsünler; ibret için yeter de artar bile...
* Misyonerler gençlerimizi avlıyor.
* Mooncular lobilerde cirit atıyor.
* Bartholomeos, suriçinde "ekümenik patriklik" naraları atıyor.
* Medyamız, Hz. Mevlana dahil saldırmadığı dini-kültürel değer bırakmıyor.
* Diyanet İşleri Başkanı, Papalıkla anlaşıp niyet gösterisinde bulunuyor.
* Seyhan Müftüsü içkili "Cafe Bar" açıyor.
* Sultandağı Müftüsü sarhoş rolünde tiyatro oynuyor...
Şu son üç-dört satırı kez daha gönül gözüyle okuyalım ve mesuliyetimizi hatırlayalım.
Diyanet bunu yaparsa cemaat ne yapsın, diye soranlar, yerden göğe kadar haklı değil mi?
Sadece ekonomi, siyaset, adalet değil...
Din ve diyanet de, kendisine samimiyetle sahip çıkacak vatanperver insanları bekliyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019