logo
27 TEMMUZ 2026

Elvada Ya Şehri Ramazan

08.12.2001 00:00:00
 
Ramazan YazılarıBİR GÜZEL HİLAL DO?DUAziz KARACAÖncelerden sonralara doğru akıp gitmekte olan zaman, ilahi program gereğince bu akışını sürdürürken, günler ayları, aylar yılları, yıllar da yüzyılları oluştururken hani, bu zamanın bir kesitinde, yedinci yüzyılın başlarında, sonsuza dek eskimeyecek ilkeleri ihtiva eden evrensel kitabın ayet ayet, sûre sûre, Levhi Mahfuzdan yeryüzüne, Evrenin Efendisi'ne indirilişini seyreden bir güzel hilâl doğmuştu. İşte o hilâl yine doğdu... Ramazan Hilâli...

Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam ile biricik önderimizin, Peygamberimizin, yüzyüze dizdize oturup, Habibullah olan, Ürvetülvüska olan, Ümmülkitap olan Kur'an-ı Kerim'i okuyuşlarına, dinleyişlerine şahit olan o talihli hilâl doğdu.

Gidişiyle melül olduğumuz, öksüz kaldığımız, hüzne boğulduğumuz ve tam on bir ay sabırsızlıkla, büyük bir heyecanla bekleyip gelişiyle sevindiğimiz, sevildiğimiz ve sevdiğimiz bir güzel hilâl doğdu.

Rahmetin sağnak sağnak yağdığı, mağfiretin dolup dolup taştığı nara dur denildiği, nura buyur edildiği, narın hapsedildiği ve fakat, nurun hesapsız salıverildiği, serbest bırakıldığı bir güzel hilâl doğdu...

İçimizdeki nefs denen düzenbazı bir üs olarak kulanmak suretiyle bizi hep içerden vuran, adeta kolumuzu bilekten değil kürekten, yani ta omuzdan kıran kovulmuş şeytanın zincire vurulduğu ve içimizdekinin de Rabbimizin bir ihsanı olan oruç sayesinde, ciddi kulluk sayesinde hizaya geldiği, haddinin bildirildiği bir güzel hilâl doğdu...

"Ramazan öyle bir aydır ki, Kur'ân onda indirilmiştir", şeklinde bizzat Rabbimizin yüce lisanıyla övülen sevilen ve tüm inananları da sevindiren bir ay doğdu üstümüze.

Aylarca her türlü varlık içinde, hesapsız nimetler içinde açlık nedir bilmeyen, görmeyenlerin ilahi bir emir gereği kısmen de olsa açlığı tadarak, mahrumiyeti tadarak yılda bir ay değil belki bir ömür boyu bin türlü yokluk, yoksulluk içinde yaşamaya çalışanların halleriyle hallenmelerini, dertleriyle dertlenmelerinini sağlayacak, hatırlatacak yaşatacak güzel bir hilâl doğdu.

Afrika'da aç, ilaçsız insanların, karınları sırtlarına yapışmış gencecik çocukların sadece gazetedeki resimlerine bakarak yazık deyip geçmenin bir yarar sağlamadığını idrak etmenin, mutlaka bir şeyler yapılması gereğinin, bir milyarın üstündeki inananların şöyle bir kendilerine gelmeleri gerektiğinin kaçınılmazlığını, vazgeçilmezliğini anlamak için kafaları çatlatırcasına düşünerek çare aramak için bir fırsat daha doğdu. Ramazan hilâli doğdu.

Çeşitli nimetlerle, yemeklerle donatılmış sofralara otururken Filistin'de Lübnan'da yiyecek, ağlaşan çocuklarına yedirecek bir şeyler bulamadığı için ölü kedi-köpek etlerini yemek, yedirmek zorunda kaldığını ve hatta şimdilerde açlıktan ölmüş veya bir inkarcının kurşunuyla şehid olmuş kardeşlerinin, anasının, babasının etlerini yiyebilmek için fetva sorduğunu hatırlayarak bu elim acıyı ta iliklerimizde hissederek topyekün durumun nedenli korkunç olduğunu anlamak, kavramak ve artık duymak için bir müsait zaman geldi. Rahmet ve mağfiret ayı geldi.

On bir ay boyunca bütün güçleriyle köşe yazılarıyla, uydurma haber ve montaj resimleriyle, ayrıca edepsizce resimleriyle namus ve iffet sahiplerini rencide eden, Müslümanlara ve Müslümanların şahsında İslâm'a saldıran boyalı basının, şahsiyetsiz ve karaktersiz basının, dinî konuları ihtiva eden yazılar tefrika etme konusunda, Ramazan ilaveleri verme konusunda nasıl da birbirleriyle yarışa girdiklerini, nasıl da İslâm'ı ustaca istismar ettiklerini bir kez daha tebessümle, hayretle, ibretle, esefle izleyeceğimiz ve de gözleyeceğimiz bir güzel hilâl doğdu...

Bu doğan hilâl hürmetine, indirilmiş Kur'ân hürmetine, gönderilmiş Sultan hürmetine bize idrak, bize şuur, bize istikamet ihsan eyle Rabbim!..

Ramazan mevsiminde CamilerFeyyaz İnançDünden devam...

Çocukluğun dünyasında mescitler, camiler, hocalar, minber ve mihrab minare; her an mana çiçeklerinin aklın derinliklerine gül diliyle, yazılıp işlenmesidir.

Ramazan'ın gelişiyle minareler arasına asılan mahyalarla "Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan" yazıları, levhaları, hadis-i şerif ve ayet-i kerimeler iman ve insan medeniyetinin, güneşler gibi parıldaması değil midir?

Camilerin işaret kandilleri yandı bakın. Gemilerden kaptan ve mürettebat mahyaları, kandilleri nasıl da derin derin seyrediyorlar. Kandillerden bekliyorlar haberi. İftarın açılışını ve doğuşunu orucun esrarlı kapısında bekleyişin ardında "iftar sarayına" girişin nazik çağrısı ve başlayış nuru kandiller.

Camilerin büyük kubbelerine tutunup 1001 ışıkla cemaati aydınlatan billur camlar, şamdanlıklar, avizeler...

Cami evimiz. Cennetten bir köşe. Omuz omuza, saf saf huzur-u ilahi'ye duruşun. İbadete koşuşun tadı.

Bütün bu anlatılanların gönüllere kazındığı işlendiği, okunduğu çocukluk bahçesinde camii sevgisi, görgüsü ve itikadını buram buram yaşayanlara ne mutlu.

Yazımı camilerimizin tevhid kalemleri, şahadet parmakları olan minarelerimizde okunan "Ezan" ile ilgili bir kaç beyitle bitiriyorum.

"Afakı inletiyor ilahi, ismin namın

Bu ezanlar ki elbet temelidir İslâm'ın

Nice yüz bin minareden revan olur göklere

Kalbi zemin titreşir, vahdetin iner yere

Vecde gelir bu sesle dağlar, taşlar, denizler

Şevk ile arşa kadar artık yükseleyim der

Cihan başka cihandır, yerde gökte her varlık

Rabbi tesbih ederler huzur içinde artık

Olur bütün gönüller gündüzler gibi aydın

Başlar dillerde tevhid, başlar dillerde yadın.

Fıkıh KöşesiZekatın farz olmasının şartlarıDünden devam...

3. Zekâtı verilmesi gereken mal, gerçekten veya hüküm bakımından artıcı bulunmalıdır. Böyle olmayan mallardan zekât gerekmez. Nisab miktarından fazla olması hükmü değiştirmez.

Gerçekten artıcılık, ticaret veya doğurma ve üreme yolu ile olur. Ticaret için kullanılan herhangi bir eşya ve hayvan zekâta bağlı olduğu gibi, dölünü veya sütünü almak için, yılın çoğunu kırlarda otlayarak idare eden ve "Saime" adını alan hayvanlar da zekâta bağlıdır. İleride anlatılacaktır. Hüküm itibariyle artış da, çoğalmaya ve artmaya elverişli bulunan ve sahibinin veya vekilinin elinde olan altın ve gümüşteki geçerliliktir. Altın ve gümüşün maddeleri ile ihtiyaçlar giderilemez. Bunlar ticarette kullanılmak ve malların değiştirilmesinde vasıta olmak yolu ile ihtiyaçları karşılar. Bu yönü ile bunlar, yaratılış bakımından artmaya ve ticarete mahsustur. Onun için elde bulunan altın ve gümüş paralar, külçeler ve süs eşyaları, kendileriyle ticarete niyet edilmese veya bunlar nafakaya ve ev satın alınmasına harcanmak üzere saklansa bile, nisab miktarına ulaşınca zekâta tâbi olurlar.

4. Zekâtın gereği için, tam bir mülkiyet bulunmalıdır. Bir malın mülkiyetiyle beraber onun elde de bulunması gerekir. Onun için bir kadın mehrini eline geçirmedikçe, onun zekâtı ile yükümlü olmaz. Çünkü o mehre (nikâh bedeline) malik ise de, onu eline geçirmiş değildir. Yine, elinde rehin mal bulunan bir kimseye, rehinden dolayı zekât gerekmez. Çünkü rehin, bir borç karşılığıdır. Bunda malikinin ele geçirip sahip olma hakkı yoktur. Satın alınıp da henüz ele geçirilmemiş bulunan bir mal, ele geçmiş hükmünde olarak zekâta bağlıdır. Bu nisaba girer ve ondan zekât vermek gerekir. Yolculuk halinde bulunan kimse de, malının zekâtını vermekle yükümlüdür. Her ne kadar o, malını elinde bulundurmuyorsa da, vekili aracılığı ile onu kullanmaya gücü vardır.

5. Zekât gerekmesi için, bir mal üzerinden tam bir yıl geçmiş bulunmalıdır. Buna "Havl-i hevelân" denir. Çünkü bu zaman içinde artış ve çoğalma gerçekleşir, döllenme ve üreme olur. Mevsimlerin değişmesiyle ihtiyaçlar ve fiyatlar değişir.

Şöyle ki: En az nisab miktarında olmak şartı ile artmaya elverişli bir mal üzerinden tam bir kamerî yıl geçip son bulmadıkça ona zekât gerekmez. Nisab miktarı hem senin başında, hem de sonunda bulunmalıdır. Bu miktarın sene ortasında azalması, zekâtın verilmesine engel olmaz. Aksine olarak sene içinde artan mal da, sene sonunda diğer mal ile beraber zekâta tâbi olur.

Örnek: Bir kimsenin (1364) senesi başında temel ihtiyaçlarından fazla iki yüz dirhem gümüş miktarı artıcı bir mal, sene sonuna kadar devam etse, bundan beş dirhem zekât vermek gerekir. Bu mal, sene ortasında yüz dirheme indiği halde, sene sonunda yine iki yüz dirhem miktarına çıkmış bulunsa, yine beş dirhem zekât gerekir.

Ömer Nasuhi Bilmen / Büyük İslam İlmihali

LâtifelerArap şâirlerinden Ebu Nüvâs, Mısır sultanlarından birini medh edip bir kasîde söyledi. Ve sultanın huzuruna varıp kasîdesini arz eyledi. Sultanın iyi vakti değilmiş ki, kasîdeye ilgi gösterip Ebu Nüvâs'a iltifat olunmadı.

Sultanın çok sevdiği, şöhreti ülkeyi tuttmuş Sâfiye isminde şarkıcı Habeşî bir câriyesi vardı. Sultan câriyeye yakası ipek ve sırmalarla süslü, gerdanlığının saçakları baştan başa çiçekli mücevherler ve ışıl ışıl kıymetli taşlarla bezenmiş bir elbise vermişti. Ebu Nüvas'ın dileği kabul ve kasîdesi Sultanın huzurunda makbul olmayınca dışarı çıkıp, utanmayı bir yana atarak hemen Sultanın hasları içinde bu beyiti okudu:

Lekâd zâ'a şîrî alâ bâbiküm

Kemâ zâ'a dürrün alâ Sâfiye

(Huzurunuzda söylediğim şiir kayboldu; incilerin Sâfiye'nin üzerinde kaybolduğu gibi.)

Sonra bu beyit Sâfiye'nin kulağına gitti. Gayet huzursuz olup sultan yalnızken yanına girip:

-Ebu Nüvâs seni ve beni hicv etmiş ve hakımızda şöyle bir beyit söylemiş, dedi. Sultan hışımla Ebu Nüvâs'ı yanına çağırtıp:

-Bu beyiti sen mi dedin? diye sordu. Ebu Nüvâs:

-Evet, beyit benimdir. Amma bir çeşit tahrifle bazı yerlerini bozup sultanın huzuruna yanlış nakl etmişler. Aslında ben kulunuz Sultan ve Sâfiye'yi medh edip bu beyiti şu şekilde demiştim:

Lekad zâ'e şîrî alâ bâbiküm

Ke mâ zâ'e dürrün alâ Sâfiye

(Huzurunuzda söylediğim şiir parladı; incilerin Sâfiye üzerinde parladığı gibi.)

Sultan, Ebu Nüvâs'ın yaratılışına hayran olarak hazır cevaplılığını övüp Sâfiye'yi teselli ile Ebu Nüvâs'a bol ihsanda bulundu.

Gönül DostlarıMevlânâ Hâlid-i BağdâdîBağdat Vâlisi Dâvûd Paşa'nın vezirliği esnâsında Osmanlı şehirlerinden birkaçını İranlılar işgâl ettiler. O kasabalarda bulunan halkın kitaplarını yağmaladılar. Oradaki âlimlerden birisi, Hâlid-i Bağdâdî Hazretlerine geldi. Huzurlarına girip, başından geçen hadiseyi arz ederek; "Efendim bir kitap alamayacak hâle geldim. Ne yapayım? Hangi işte bulunayım? Sizin merhametinize güvenerek geldim" dedi. Mevlânâ Hâlid Hazretleri, yanlarındaki on yedi bin kitabı o âlime hediye ettiler. Böylece yanlarında bir kitap bile kalmadı.

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri Bağdât'taki vazîfesini tamamladıktan sonra son olarak 1822 senesinde Şam'a gitmek üzere hazırlandı. Âile fertlerinden bazılarını Bağdat'ta bıraktı. Bağdâtlılar gitmesini istemediler. Ancak Mevlânâ Hâlid Hazretleri kendilerine gelen mânevi işâretin Şam'a gitmeleri doğrultusunda olduğunu belirterek yola çıktı. Talebeleri ve sevenlerinden büyük bir cemâatle Şam'a geliyorlardı. Şam arâzisine geldikleri zaman, Sefvek bin Fâris diye meşhûr Şemmer kabîlesinden bir yol kesici, adamları ile kâfileyi soymak istedi. Safvek bin Fâris, bu hâdiseyi şöyle anlatır: "Pekçok yardımcımla Mevlânâ Hâlid'in kafilesine hücûm edeceğim zaman, kâfileden beyaz elbeseli, ata binmiş, heybetli biri göründü. Sonra gözlerimin önünde büyük bir engel teşkil etti. Artık kâfiledekileri seçemez olduk. Boyunun uzunluğu semâya kadar varan bir büyük dağ gibi olan bu zâtı görünce, korkudan bir titreme gelerek, mızraklarımız elimizden düştü. Sonra herkes hayvanlarından düştü. Artık kâfilede Allah'ın sevgili bir kulu olduğunu anladık ve hep bir ağızdan; "Aman aman, effedin affedin!" diye bağrıştık. Bunun üzerine kâfile görünmeye başladı. İçlerinde Mevlânâ Hâlid'i görünce, hepimiz kusurlarımızın affını rica ve niyâz ettik. Ellerine sarılarak tövbe ve istiğfar eyledik."

Sağ sâlim Şam'a gelen Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi Hazretleri, Ümeyye Câmiindeki Gazze büyüklerini Halvethânesine girdi. Şam'a bu gelişi sırasında Seyyid İsmâil Efendinin kızı Aîşe Takıyye Hanımla evlendi. Sonra Bağdat'ta kalan hanımı ve âile fertlerinin de getirilmesini emretti.

Âlim ve fazilet sahibi bir zât olan Şeyh Muhammed Hafız Urfalı anlatır: Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri, Bağdat'ta kalan hanımı ve oğlu Şihâbüddîn'in Şam'a gelmesi için mektup yazınca onlar yola çıkıp Urfa'ya geldiler. Bu esnâda Mevlânâ Hâlid Hazretleri bana hitâben; "Hafız! Çoluk çocuğumuz Urfa'ya geldiler. Sizin evinize indiler. Lakin Şihâbüddîn vefat eyledi" buyurdu. Bu sözün söylendiği tarihi yazdım. Sonra Urfa'ya gittiğimde sordum. Tam buyurdukları zamanda Şihâbüddîn'in vefâtı vâki olmuştu.

Ramazan SofrasıPRENSES TATLISI

(4 Kişilik)

Malzeme : 60 gr. Tereyağ, 20 gr. Şeker şurubu, 220 gr. 60 gr. Şeker, 3 şeker kaşığı Nescafe, 320gr.Süt, 30 gr. Nişasta, 2 ad. Yumurta, 2 ad. Yaprak jelatin, 320 gr. Vurulmuş şanti, 2 ad. Yumurta beyazı.

Tarif : Tereyağı ısıtılıp, şurup tereyağına karıştırılıp, kalıpların içine kabuk yapılıp dondurulur. Daha sonra şeker, nescafe, süt kaynatılır. Nişasta ve yumurta ile sübye yapılıp, kaynatılan süte ilave edilir. Kaynatılıp, soğutulur ve yaprak jelatin, krem şanti ve yumurta beyazı ile mikserde karıştırılır. Hazırlanan kalıplar çıkarılır. İçine hazırlanan karışım doldurulup, çilek sos ile servis edilir.Afiyet Olsun

Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”

Lüks restoran anlayışı radikal bir kabuk değişiminden geçiyor; Michelin ve Gault&Millau listelerini altüst eden yeni trend, şatafatlı sunumlar yerine "samimiyet", "atıksızlık" ve "hikâyesi olan yerel malzeme" üzerine kuruluyor

27.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Küresel gastronomi dünyası, uzun yıllardır hakimiyetini sürdüren ağır, gösterişli ve aşırı teknik odaklı "fine dining" konseptine veda ediyor. Michelin Rehberi ve Gault&Millau Türkiye gibi prestijli oluşumların 2026 değerlendirmelerinde de ağırlığını hissettiren yeni akım, odağına "cozy dining" (konforlu ve samimi yemek) kültürünü aldı.

Kristal kadehler, kusursuz beyaz örtüler ve garsonların mesafeli tavırları yerini; ahşap masalara, şefle doğrudan diyalog kurulabilen açık mutfaklara ve her bir malzemenin topraktan tabağa uzanan şeffaf hikâyesine bırakıyor.


Gösteriş bitti, "duyusal maksimalizm" başladı


Yeni dönemde restoran tasarımları ve servis süreçleri ne kadar sadeleşiyorsa, damakta bırakılan tatlar da bir o kadar katmanlı ve cesur hale geliyor. Gastronomi analistlerinin "duyusal maksimalizm" olarak tanımladığı bu akım, şekere ya da yapay aromalara sığınmadan; doğru asidite, fermantasyon teknikleri ve dumanlı ocakbaşı dokunuşlarıyla tabağın özünü parlatmayı hedefliyor.

Mutfak Dostları Derneği ve Le Cordon Bleu Türkiye temsilcilerinin ortak öngörülerine göre önümüzdeki dönemin vazgeçilmez mutfak enstrümanları şunlar olacak:

• Sabır Gerektiren Teknikler: Haftalarca olgunlaştırılmış (aged) ürünler, ev yapımı misolar, kombuchalar ve koji bazlı soslar.

• Ateş ve Duman: Geleneksel ocakbaşı ve odun ateşi tekniklerinin, batı mutfak disiplinleriyle harmanlanması.

• Mutfak Odaklı Mocktail'ler: Yemeğin aromasını tamamlayan botanik özlü ve fermente içecek eşleşmeleri.


Tabaktaki lüksün yeni ölçüsü: İzlenebilirlik ve atıksızlık


Tüketiciler artık sadece tabağın lezzetine değil, o tabağın gezegene olan maliyetine de bakıyor. Restoranların menülerine entegre etmeye başladığı yeni nesil QR kod sistemleri, sipariş edilen bir balığın hangi denizden, ne zaman ve hangi sürdürülebilir yöntemle avlandığını; zeytinyağının ise hangi yerel üreticinin bahçesinden sıkıldığını müşteriye saniyeler içinde kanıtlıyor.

Bununla birlikte, mutfakta sıfır atık felsefesi artık bir halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkıp zorunlu bir işletme ahlakına dönüştü. Sebze kabuklarından hazırlanan imza soslar, bayat ekmeklerin fermente edilerek yeni reçetelere dahil edilmesi ve IQF (bireysel hızlı dondurma) gibi hücresel yapıyı koruyan teknolojilerin mutfağa girmesi, gün sonu gıda firesini neredeyse sıfıra indiriyor. Michelin'in sürdürülebilirliğe verdiği "Yeşil Yıldız" ödülleri, şeflerin yaratıcılık yarışında artık en az geleneksel yıldızlar kadar büyük bir prestij unsuru.


Solo dining: Yalnız yemek yemek artık bir ritüel


Yeme-içme alışkanlıklarındaki bir diğer çarpıcı kırılma ise tek kişilik masalarda yaşanıyor. Geçmişte "aceleyle geçiştirilen bir durum" olarak kodlanan yalnız yemek yemek (solo dining), modern şehir insanı için bilinçli ve odaklanmış bir kişisel terapi ritüeline dönüştü.

Yeni nesil restoranlar, sadece tekil misafirlerin ağırlanabileceği şef tezgahı (chef's table) konseptlerini büyüterek, yemeği bir sosyal zorunluluktan çıkarıp tamamen duyusal bir deneyim haline getiriyor.


İstanbul dünya gastronomi radarında devleşiyor


Uluslararası seyahat ve lezzet endekslerinin yayımladığı küresel raporlara göre, İstanbul, sokak lezzetleri ile yüksek mutfak kültürünü harmanlama kabiliyeti sayesinde dünyanın en iyi 10 gastronomi şehri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün zenginliğinin ve Anadolu mutfağı köklerinin modern tekniklerle dünyaya anlatılmasının, gastronomi turizmini önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir konuma taşıyacağını vurguluyor.

Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi

Antalya'nın Manavgat ilçesinde minivanın uçuruma yuvarlandığı kazada yaşamını yitiren 5 kişinin cenazeleri Konya'da toprağa verildi

27.07.2026 14:32:00
Anadolu Ajansı
 
Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi
Kazada can veren 5 kişinin cenazeleri defnedildi

Antalya'daki işlemlerin ardından memleketleri Konya'ya gönderilen aynı aileden Erol Arslan (48), Ayla Arslan (46), İlayda Arslan (15), Ebrar Arslan (12) ile Metehan Uğurlu'nun (4) cenazeleri, merkez Karatay ilçesindeki Aliyenler Mezarlığı'na getirildi.

Cenazeler, burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından defnedildi. Törende, Arslan ile Uğurlu ailelerinin yakınları gözyaşı döktü.

Hayatını kaybedenlerden Ebrar Arslan'ın, 2 gün sonra doğum günü olduğu öğrenildi.

Taşağıl-Derebucak Yolu Beydiğin Mahallesi'nde dün meydana gelen kazada kontrolden çıkan Erol Arslan (48) yönetimindeki 42 AKL 36 plakalı minivan, uçuruma yuvarlanmış, kazada sürücü ile araçta bulunan Ayla Arslan (46), İlayda Arslan (15), Ebrar Arslan (12), Metehan Uğurlu (4) hayatını kaybetmiş, yaralanan Abdurrahman (28) ve Hatice Uğurlu (23) hastaneye kaldırılmıştı.

264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz

Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP’den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti’yi destekleyeceklerini duyurdu

27.07.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP'den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti'yi destekleyeceklerini duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararının ardından partiden istifa eden bir grup isim, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye destek vereceklerini açıkladı.
Yapılan ortak açıklamada, söz konusu kararın CHP'nin iradesini ve demokratik süreçleri yok saydığı savunuldu. Açıklamada, kararın "Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu partinin iradesini ayaklar altına aldığı" belirtilerek, CHP'nin kişisel iktidar aracına dönüştürüldüğü ileri sürüldü.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet'in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız."

"YENİ OLUŞUMA DESTEK VERİYORUZ"
CHP'den istifa ettiklerini duyuran isimler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, sosyal demokrasi ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı bir siyasi anlayışın oluşturulmasına katkı sunmak amacıyla YENİ Parti'yi destekleyeceklerini açıkladı.

Açıklamada, parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan YENİ Parti'nin siyasal anlayışının inşasına katkı sağlanacağı belirtildi.

Özgür Özel'in liderliğindeki hareketin Türkiye'de yeni bir umut yaratacağı savunularak şu ifadeler kullanıldı:

"Sayın Özgür Özel başkanımızın liderliğini yaptığı siyasi hareketin; Atatürk'ümüzün Cumhuriyetimizin harcına kattığı yüce toplumsal barışı, sarsılmaz dayanışmayı, kardeşlik ve hoşgörü ruhunu yeniden şahlandıracağına inanıyoruz."

Açıklamanın devamında, YENİ Parti'nin toplumun tüm kesimlerini ortak gelecek ülküsü etrafında bir araya getireceği ve iktidar alternatifi oluşturacağı ifade edildi.

CHP'nin tarihsel mirası ile Cumhuriyet'in temel değerlerini sahipleneceklerini belirten isimler, açıklamalarını şöyle tamamladı:

"Halkımızın desteğiyle, CHP'nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyet'in temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek YENİ Parti'ye destek olacağımızı, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

CHP'DEN İSTİFA EDENLER
İstifa ederek YENİ Parti'ye destek veren önceki dönem milletvekilleri arasında kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda isim de yer aldı. Mustafa Balbay, Süheyl Batum, Mehmet Haberal, Oktay Ekşi, Dursun Çiçek, Onur Öymen ve Fikri Sağlar listenin öne çıkan isimleri oldu. Sabahat Akkiraz, İbrahim Kaboğlu, Kemal Anadol, Rıza Türmen, Haluk Koç ve Atilla Kart da açıklamaya imza atan isimler arasında yer aldı.

Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında yeni bir aşamaya geçildi. Dosya kapsamında elde edilen yeni deliller doğrultusunda şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınan ve halen cezaevinde tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma polisi Şükrü Eroğlu ile eski polis memuru Gökhan Ertok, bugün adliyeye getirildi

27.07.2026 12:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme
Gülistan Doku soruşturmasında sıcak gelişme
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında yeni bir aşamaya geçildi. Dosya kapsamında elde edilen yeni deliller doğrultusunda şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınan ve halen cezaevinde tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma polisi Şükrü Eroğlu ile eski polis memuru Gökhan Ertok, bugün adliyeye getirildi.

Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildiler
Edinilen bilgiye göre, cezaevinden getirilen şüpheliler Şükrü Eroğlu ve Gökhan Ertok, bugün sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Erzurum Şehir Hastanesi'ne nakledildi. Hastanedeki işlemlerinin tamamlanmasının hemen ardından şüphelilerin, soruşturmayı yürüten savcılığa ek ifade vermek ve adli işlemleri tamamlamak üzere Erzurum Adliyesi'ne getirildi.

Soruşturmada Whatsapp kayıtları ve masak raporları etkili oldu
Yürütülen derin soruşturmada, eski Vali Tuncay Sonel ile Gökhan Ertok arasında yasa dışı teknik takip ve dijital verilere müdahale içerikli WhatsApp yazışmaları tespit edilmişti. Yapılan MASAK incelemelerinde ise bu faaliyetler karşılığında koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun banka hesabı üzerinden Gökhan Ertok'a finansal transferler yapıldığı belgelenmişti. Soruşturmanın genişlemesiyle birlikte son süreçte eski Vali Sonel'in eşi Handan Sonel, bilişim şirketi yöneticileri ve bazı güvenlik korucuları da tutuklanmıştı.İHA

Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu

Mersin'in Tarsus ilçesinde denize giren 5 kişiden 1'i kurtuldu, 4'ü boğuldu. Gece anne, baba ve annenin kız kardeşinin cenazesinin bulunmasının ardından devam eden çalışmalarda, kayıp yeğenin de cansız bedenine ulaşıldı

27.07.2026 11:49:00 / Güncelleme: 27.07.2026 11:52:21
İHA
 
Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu
Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu
Olay, dün akşam üzeri Tarsus ilçesine bağlı Kulak Mahallesi sınırlarında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, denize gelen 5 kişilik aile yüzmeye başladı. Bir süre sonra baba Savaş (42), anne Zehra (39), kızları Fatma Öztürk (16) ile annenin kız kardeşi Ceylan Dağşan (30) ve yeğen Halil Öztürk (16) dalgaların arasında gözden kayboldu.

Durumun 112 Acil Komuta Merkezi'ne bildirilmesi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı, AFAD, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği, itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler bölgede arama kurtarma çalışması başlattı.



Bu sırada vatandaşların yardımıyla Fatma Öztürk bulunarak sudan çıkartılıp hastaneye kaldırıldı. Yapılan çalışmalarda anne, baba ve annenin kız kardeşinin cansız bedenlerine ulaşıldı.

Kayıp yeğenin bulunması için ise ekipler gece çalışma yaptı. Yapılan çalışmalarda 16 yaşındaki Halil Öztürk'ün cansız bedeni de bulunarak hastane morguna kaldırıldı.

Öte yandan, hastanede tedavi altına olan 16 yaşındaki Fatma'nın durumunun ise iyi olduğu bildirildi.

Gülistan Doku soruşturmasında 18 kişi daha gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den beri haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında 18 şüpheli daha gözaltına alındı

 

27.07.2026 10:50:00
Anadolu Ajansı
 
Gülistan Doku soruşturmasında 18 kişi daha gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında 18 kişi daha gözaltına alındı

Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıklarının talimatı doğrultusunda, Erzurum İl Jandarma Komutanlığı tarafından bu sabah Nevşehir, İstanbul, Isparta, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Ordu, Aydın, Diyarbakır, Kayseri, Ankara, Erzincan, Eskişehir, İzmir ve Antalya'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda aralarında emniyet müdürü, emniyet amiri, başkomiser, komiser, başpolis, 10 polis memuru, bilgisayar işletmeni ve 3 emekli polis memurunun bulunduğu 19 zanlı hakkında işlem yapıldı.

Gözaltına alınan 18 şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

15 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, yürütülen arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca, "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 32 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel ve oğulları Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği öne sürülen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, Y.A, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla, Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı.

Ahbap soruşturmasında Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ve Hayko Cepkin ifadeye çağrıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada gazeteci Uğur Dündar, sanatçı ve yönetmen Mahsun Kırmızıgül, şarkıcı ve oyuncu Gülben Ergen, oyuncu Elçin Sangu ile rock müzik sanatçısı Hayko Cepkin'in ifadeye çağrılacakları öğrenildi. Öte yandan düzenlenen dördüncü dalga operasyonda 13 kişi daha gözaltına alındı

27.07.2026 10:42:00
Haber Merkezi
 
Ahbap soruşturmasında Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ve Hayko Cepkin ifadeye çağrıldı
Ahbap soruşturmasında Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ve Hayko Cepkin ifadeye çağrıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve sanatçı Haluk Levent'in kurucusu olduğu Ahbap derneğinin topladığı bağışlar ile usulsüz işlemler gerçekleştirdiğine yönelik tespitlerin ardından aralarında Haluk Levent'in de yer aldığı dernek yöneticileri tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada bugün düzenlenen dördüncü dalga operasyon ile 13 kişi daha gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca koordine edilen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasının 4'üncü dalga operasyonunda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüz tarafından 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Soruşturma kapsamında konut ve konteyner alımları, şüpheli taşınmaz devirleri, dernek tarafından düzenlenen çekler ile mali ve ticari ilişkiler bütün yönleriyle incelenmektedir" açıklamasını yaptı.

Öte yandan soruşturma kapsamında gazeteci Uğur Dündar, sanatçı ve yönetmen Mahsun Kırmızıgül, şarkıcı ve oyuncu Gülben Ergen, oyuncu Elçin Sangu ile rock müzik sanatçısı Hayko Cepkin'in ifadeye çağrılacakları öğrenildi.

Ahbap Derneği'ne yönelik başlatılan soruşturmada şu ana kadar 3 operasyon düzenlenmişti. Soruşturma kapsamında aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu 28 kişi tutuklu bulunuyor.

Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye gelmesini beklediklerini söyleyerek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır" dedi

26.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Mersin İl Başkanlığı Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, hükümetin "Terörsüz Türkiye süreci" olarak adlandırdığı süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye sunulmasını beklediklerini belirtti.

Orta Doğu'daki gelişmelere dikkati çeken Bakırhan, Türkiye'de yeni bir çözüm sürecinin konuşulmasının önemli olduğunu ifade ederek, "Acıları yeniden depreştirecek değil, acıların yeniden yaşanmaması için mücadele edeceğiz. Amed'in onuruyla Edirne'nin onurunu birlikte savunacağız. Siirt'in acısına da Trabzon'un acısına da saygı duyacağız. Umarım bu kez bu süreci ıskalamayız" dedi.

"Müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz"
Bir aksilik çıkmazsa çerçeve yasanın en kısa sürede Meclis'e geleceğini ifade eden Bakırhan şunları söyledi:

"Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin demokratik ve hukuk zemine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz."

Meclis'e gelecek yasanın terör eylemine karışmış, karışmamış gibi kategorik ayrımlar yapmaması gerektiğini savunan Bakırhan, "Yüreğinde ve aklında barışa inanan ve barışa gelmek isteyen hiç kimseye bu yasa kapıları kapatmamalıdır. Yasa, gelmek isteyen hiç kimseyi dışarıda bırakmamalıdır. Yarım bir yasa değil, tam bir yasa olmalıdır" dedi.

Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!


 
Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. 

25.07.2026 23:36:00
MURAT ÇORBACI
 
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30'lu ve 20'li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, "Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken bazı kuralalrı anlattı.

1. "İstediğim kadar güneşlenebilirim" hatasına düşmeyin!
2. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir.

3. Sadece SPF tek başına yeterli değil. Ambalaj üzerinde 'Broad Spectrum', 'UVA/UVB Koruması' veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
4. Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor.

5. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın.
6. 20-30 dakika kuralına dikkat! Kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor.

7. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun.
8. Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin.

Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?


 
FIFA Dünya Kupası, yalnızca goller değil, futbolcu performansları ile de sıklıkla konuşuluyor. Sahalarda genç yıldızlar kadar yaşları ilerlemesine rağmen üst düzey performans sergileyen futbolcuların sırrı merak ediliyor.
 

25.07.2026 22:18:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
 
Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?
Elit sporcular 40 yaşından sonra da nasıl başarılı oluyor?

Cristiano Ronaldo, 2026 FIFA Dünya Kupası'na 41 yaşında katılarak turnuvanın en deneyimli oyuncuları arasında yer aldı. 39 yaşındaki Lionel Messi ise yıllardır yalnızca yeteneğiyle değil, ilerleyen yaşına rağmen sürdürdüğü üst düzey performansıyla modern futbolun en dikkat çekici örneklerinden biri. Bu Dünya Kupası'nda da 8 gol atarak, en çok gol atan ikinci oyuncu oldu. Her iki futbolcu normal şartlarda jübilesini yapabilecek yaşlardayken hâlâ sahada en üst seviyede mücadele ediyor.

Yaş almanın, doğru yönetildiğinde performans kaybı anlamına gelmediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Yaş almak sadece doğum tarihinin ilerlemesi değildir. Özellikle futbol söz konusu ise kas kütlesi azalabilir, toparlanma süresi uzayabilir, patlayıcı güç düşebilir ve sakatlık riski artabilir. Ancak doğru yönetilen antrenman, beslenme, uyku ve toparlanma stratejileriyle bu süreci yavaşlatmak mümkün. Performansı belirleyen yalnızca yaş değil, bedeninizi yıllar boyunca nasıl yönettiğinizdir" dedi.

Başarının sırrı akıllı çalışmakta

Elit futbolcularda fiziksel performansın genellikle 17-26 yaş arasında zirve yaptığı biliniyor ancak bazı sporcular bu düşüşü belirgin şekilde yavaşlatabiliyor. Bu süreci yavaşlatmanın sırrının daha fazla antrenman yapmakla açıklanamayacağını ifade eden Dr. Halil Ertürk, "Önemli olan antrenmanı, uykuyu, beslenmeyi, hidrasyonu, toparlanmayı, stres yönetimini ve sakatlık önleme stratejilerini tek bir sistem içinde yönetebilmek. Modern spor biliminde performansı belirleyen yalnızca sahada geçirilen süre değil; antrenman sonrası toparlanmanın ne kadar doğru planlandığıdır. Longevity yaklaşımı da tam olarak bu anlayışı günlük yaşama taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.


Sıradan insanların da uygulayabileceği 7 alışkanlık

Uzun yıllar üst düzey performans gösterilmesini sağlayan prensipler yalnızca profesyonel sporcular için değil; sağlıklı yaş almak isteyen herkes için önemli ipuçları sunuyor. İşte Dr. Halil Ertürk'ten sahadan günlük yaşama taşınabilecek 7 longevity alışkanlığı…

1. Kas kütlenizi koruyun

Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücü doğal olarak azalmaya başlıyor. Futbolcular için bu durum kas kütlesini korumak hız, denge ve sakatlıklardan da korunma anlamına gelirken; günlük yaşamda merdiven çıkabilmek, düşme riskini azaltmak ve metabolik sağlığı koruyabilmek açısından büyük önem taşıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "40 yaşından sonra kas yapmak estetik bir hedef değil, sağlıklı yaşlanmanın en önemli yatırımlarından biridir" diyor.

2. Yeterli ve kaliteli uykuyu performansın bir parçası haline getirin

Elit sporcular için uyku, antrenmanın devamı olarak kabul ediliyor. Çünkü kas onarımı, bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve zihinsel performans büyük ölçüde uyku sırasında destekleniyor. Dr. Halil Ertürk, "İyi bir uyku, hem sporcular hem de günlük yaşamda aktif kalmak isteyen herkes için en güçlü toparlanma yöntemlerinden biridir" ifadelerini kullanıyor.

3. Çok değil, doğru egzersiz yapın

Futbolda performansı belirleyen unsur yalnızca yoğun antrenman yapmak değil; antrenman ile dinlenme arasındaki dengeyi doğru kurabilmek. Günlük yaşamda da haftada bir gün aşırı spor yapmak yerine düzenli ve sürdürülebilir fiziksel aktivite çok daha faydalı oluyor. "Vücut istikrarı sever. En iyi egzersiz programı, sürdürebildiğiniz programdır" diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, hareketin bir yaşam alışkanlığı haline getirilmesi gerektiğini vurguluyor.

4. Tabağınızı kaslarınızı koruyacak şekilde planlayın

Futbolcular için beslenme yalnızca enerji almak değil, toparlanmayı hızlandırmak ve kas dokusunu korumak anlamına geliyor. Günlük yaşamda da kaliteli protein, liften zengin besinler, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı tüketimi sağlıklı yaşlanmanın temelini oluşturuyor. Dr. Halil Ertürk, "Kasınızı korumak istiyorsanız tabağınızda mutlaka kaliteli protein ve gerçek gıdalar yer almalı" dedi.

5. Kalbinizi de formda tutun

Sahada performansı belirleyen yalnızca kas gücü değil, kalp ve damar sisteminin kapasitesi. Günlük yaşamda ise yürüyüş kapasitesi, merdiven çıkabilmek ve çabuk yorulmamak kalp sağlığının önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Dr. Halil Ertürk, "Takvim yaşınızdan çok kalbinizin yaşı, uzun ve sağlıklı yaşam konusunda daha belirleyicidir" değerlendirmesinde bulundu.

6. Güçlenirken kendinizi yıpratmayın

Profesyonel futbolcular yaş aldıkça daha bilinçli antrenman yapıyor; mobilite, denge, esneklik ve toparlanmaya daha fazla önem veriyor. Aynı yaklaşım günlük yaşam için de geçerli. "Egzersizin amacı bedeni yormak değil, onu daha dayanıklı hale getirmektir" diyen Dr. Halil Ertürk, özellikle 40 yaş sonrası egzersizlerin kişiye uygun planlanması gerektiğini belirtti.

7. Performansın sırrı bedenin yanı sıra zihni de yönetmektir

İleri yaşta performansını koruyan futbolcuların en önemli avantajlarından biri de deneyimlerini doğru kullanmaları. Gereksiz efordan kaçınmak, enerjiyi doğru yönetmek ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmak performansı uzatıyor. Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Sağlıklı yaş almak da aynı anlayışla mümkün. Hedef her şeyi daha fazla yapmak değil; doğru şeyi, doğru zamanda ve sürdürülebilir şekilde yapabilmektir" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.