Filistinlilere zorunlu tehcir
1.5 milyarı aşkın Müslüman'ın yaşadığı dünyada, İsrail'in Filistinli Müslümanlara uyguladığı zulüm artarak devam ediyor. Artık rutin hale gelen İsrail zulmüne İslam dünyasının tepkisizliği dikkat çekiyor. Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya baskınları sürüyor; Filistinliler evlerinden göç etmeye zorlanıyor; her türlü imkandan uzak, endişe dolu bir hayata mahkum ediliyorlar
09.06.2021 23:13:00





MURAT ÇABAS / ANALİZ HABER
Filistinli Müslümanlar, 1948 İsrail devleti kurulduğundan bugüne gün yüzü görmedi. Kendi topraklarında parya durumuna düşen Filistinliler, İsrail zulmüne karşı direnç göstermeye çalışsalar da, İslam dünyasının sessizliği ve tepkisizliği onları bu mücadelede yalnız bıraktı. İçi boş kınamalardan ve bazı İslam ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları imzalamaktan cesaret bulan İsrail, bugün Filistinlilere olan baskılarını artırarak devam ettiriyor.
Filistinliler kendi evlerinde mahsur
İsrail, kurulduğu 1948 yılından itibaren planlı ve programlı bir şekilde yayılma politikası izliyor. Bunun neticesinde parça parça çok küçük topraklara skıştırdığı Filistinlileri de rahat bırakmıyor, oraları da elde etmenin her türlü yöntemini uyguluyor. Bugün baskıların yoğunlaştığı bölgelerde birisi de Şeyh Cerrah Mahallesi. Mayıs 1948'de yurtlarından sürülen ve daha sonra Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah Mahallesi'ne yerleştirilen Filistinliler, İsrail'in açık hava hapishanesine çevirdiği ve dört bir yandan giriş çıkışları kapattığı evlerinde bir nevi "mahsur" kaldıklarını ve kendi evlerine güvenle girip çıkamadıklarını ifade ediyor. Bugün evlerinden tahliye edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan Şeyh Cerrah Mahallesi'nde yaşayanların hikayesi, milyonlarca Filistinli için zorunlu göç, yağma ve katliamların simgesi olan Nekbe'ye kadar uzanıyor. İsrail'in Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan ettiği 1948'de evsiz kalan 28 mülteci aile 1956'da Şeyh Cerrah Mahallesi'nde iskan ettirildi.
İkinci kez mülteci olmak istemiyorlar
Şeyh Cerrah sakinleri, Ürdün aracılığıyla 1956'da iskan edildikleri evlerinden tehcir edilerek ikinci kez mülteci durumuna düşmek istemiyor. "Nekbe"de evsiz kalan bu aileler, onlarca yıl sonra aynı kaderi ikinci kez yaşamamak için İsrail'in baskı, darp, yıldırma, tutuklama, abluka ve sürgün tehditleri karşısında direniyor. Mahalleyi tamamen ele geçirmeye ve burada bir yerleşim birimi kurmaya çalışan İsrail ve Yahudi yerleşimciler, sahte belgeler yayımlamak da dahil her türlü illegal yola başvuruyor. Filistinli aileleri tahliye için fiili adımların atıldığı 2008 ve 2009 yıllarında Şeyh Cerrah'ta tahliye edilen Filistinli ailelerin zorla çıkarıldığı evlere Yahudi yerleşimciler yerleştirildi. Yerleşimcilerin yasa dışı yerleşmesi için mahalledeki Filistinlilere ait 28 evi, tehdit ve zorbalıkla boşaltmaya çalışan İsrail, kimliğinde "Şeyh Cerrah" yazmayan "Filistinlilerin" bölgeye girişine engel oluyor.
Filistinlilere zorunlu tehcir tehdidi
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini geçen çarşamba yaptığı açıklamada, Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah Mahallesine yaptığı ziyarette, mahalle sakini Filistinlilerin zorunlu tehcir tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, mahallenin giriş çıkışlarına İsrail polisince kontrol noktaları kurulmasının Filistinlileri baskı altına alma anlamına geldiğini kaydetti.
20 Mayıs'ta İsrail'deki Adalet İnsan Hakları Merkezi'nden yapılan açıklamada, kontrol noktalarına ve barikatlara rağmen, aşırı sağcı Yahudilerin Şeyh Cerrah Mahallesine rahatça girerek sistematik bir şekilde Filistinlilere saldırdığı kaydedildi.
Sağlık merkezine bile izin yok
İsrail'in, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinlilere sağlık hizmeti sunan sivil toplum kuruluşlarından Sağlık Çalışma Komiteleri Genel Merkezine baskın düzenlediği ve kurumu "güvenlik" gerekçesiyle 6 ay süreyle kapattığı bildirildi. Sağlık Çalışma Komitelerinden yapılan açıklamada, genel merkezdeki kapıları söken İsrail güçlerinin, içerde bulunan bazı araç ve gereçleri imha ettiği ve bilgisayarlara el koyduğu ifade edildi. İsrail askerlerinin, Sağlık Çalışma Komitelerine ait iki dairenin, acilen 6 ay süreyle kapatılması ve çalışanların ofislere girmesinin yasaklanmasına ilişkin kararı asarak dış kapıyı mühürlediği belirtilen açıklamada, İsrail makamlarının kapatma kararını "güvenlik gerekçesiyle" aldığını iddia ettiği kaydedildi.
Aksa'ya baskın rutin hale geldi
İsrail polisinin eşlik ettiği 78 fanatik Yahudi, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. İsrail polisinin eşlik ettiği onlarca fanatik Yahudi, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi. Kudüs İslami Vakıflar İdaresinden yapılan yazılı açıklamada, baskının Mescid-i Aksa'nın güneybatısındaki El-Meğaribe (Fas) Kapısı'ndan girilerek gerçekleştirildiği belirtildi. İsrail polisi korumasındaki Yahudi grubun, Harem-i Şerif'in avlularında dolaştıktan sonra Mescid-i Aksa'dan ayrıldığı kaydedildi. Dün de 128 fanatik Yahudi Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemişti. Yahudiler, 2003'ten bu yana İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giriyor.
Filistinliler yalnız bırakılmamalı
İslam dünyasının sessizliğine tepki gösteren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Filistin meselesinin ne yazık ki bir siyasi propaganda aracına dönüştürüldüğünü ifade etti ve "İsrail ile madde madde anlaşmalar yapıp, İsrail'in cesaret madalyalarını alıp Türkiye'de İsrail'e kahır okuyan insanlar ne Filistin'deki kardeşlerimizin problemini çözebilir ne de İslam dünyasındaki fitnenin ve kavganın önüne geçebilir" dedi. Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2017 yılında yaptığı "Mescid-i Aksa İslam dünyasının başkenti ilan edilsin" çağrısına da dikkat çeken BTP Genel Başkanı "Bugün yapılan Filistinle ilgili güzellemelerin, İsrail ile ilgili kötülemelerin İslam dünyasına, orada kanı dökülen insanlara hiçbir faydası olmadığını görüyoruz. Bu noktada bunu fiile dökmemiz lazım. Burada da en büyük fırsat İslam dünyasının başkenti olarak Mescid-i Aksa'nın ilan edilmesidir" ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.



















































































