HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 MAYIS 2021, CUMA

Fotoğraf galerisi

16.07.2001 00:00:00
Yalçın Küçük'ün teorilerini okuduktan sonra bazı insanların âniden neden parlak ve yüksek mevkilere geldiklerini anlamakta hiç zorluk çekmiyorum.

Atillâ Kıyat da bunlardan biri... Emekli Koramiral... Fakat ne güçlü sosyal bağlantıları varmış ki, emekli olur olmaz hem Fenerbahçe'nin ikinci başkanlığına, hem de NTV'nin danışmanlığına getirildi. Aynı zamanda Çapanların tutuklanmasından sonra hayli sıkıntılı duruma düşen Cumhuriyet gazetesinin Danışma Kurulu'na girdi.

NTV'de mâruf iş adamlarımızdan İsak Alaton'la periyodik program da yapıyor.

Türk Deniz Kuvvetleri herhalde böyle kıymetli ve cevval bir mensubunu erken yaşta kaybettiği için başını taştan taşa vuruyordur.

Kıyat ile Alaton 2 Temmuz günü NTV'de bu ikili halkı sonbaharda Kemal Derviş'e ayak bağı olanlara karşı, AB karşıtı politikalara ve ağır davranmalara karşı dinamik bir şekilde çalışmaya çağırdılar.

AB'ye girmek için, sömürge olmak uğruna tepki göstermeye, "devleti bitirmeye" davet ettiler.

Bakın o gece neler dediler: "Türkiye'nin ekonomik sistemi komünist bir devletçi sistemdir. Biz bundan kurtulalım, düze çıkacağız. Zaten Kemal Derviş'in ortaya koyduğu program da bunu bize öneriyor. Fakat ne çare Ankara buna direniyor. Ankara'nın direnmesi bizim toplumun fakir kalmasında en büyük âmildir....Çok tehlikeli bir yolda yönetim.... ...Devleti yeni baştan yaratmalıyız. Bu devleti biz bitirmeliyiz. Bugünkü devleti, bugünkü devletin sistemini biz artık noktalamalıyız, bitirmeliyiz...Biz sivil toplum örgütleri biraraya gelmeliyiz ve parlamentoya, parlamenterlere, milletvekillerine baskı uygulamalıyız. Ve bunu önümüzdeki iki ay içinde yapmalıyız. Eylül'de geldiklerinde artık yepyeni bir devletin temellerini atmış olalım....Eylül ayında yepyeni bir devletin kurallarını sistemlerini ortaya koyalım, sivil toplum olarak.... ...Artık Türkiye değişmelidir. Eylül ayında yepyeni bir Türkiye yaratacağız....Sivil toplum örgütlensin. Eylül ayında netice alacak şekilde örgütlenelim...Artık toplumun uyanması lazım. Toplum kendi içinde örgütlenmeli ve tavır koymalı....Bugün duvara dayandık....Şafak sökecektir yaz sonunda..." (Alaton)

"...Toplum bizi idare edenler gibi düşünmüyor. Bir başka devletin baskısı altında yaşamamak güzel bir şey ama sizi idare edenlerin baskısı altında yaşamak da en az başka bir devletin baskısı altında yaşamak kadar kötü......Türkiye'nin sorunu uygulanan ekonomik sistem, Türkiye'nin sorunu Avrupa ile bütünleşememesi, Türkiye'nin sorunu şeffaflaşamaması, ama Türkiye'nin bu sorunlarının bir tek nedeni var. O da Türkiye'nin en büyük sorunu, Türkiye'yi idare edenlerin bir türlü bu gerçeği anlayamamış olması...Evet sesiz sedasızız. Şimdi ben herkese sesleniyorum, demokratik kitle örgütlerine sesleniyorum. Tepki muhakkak gösterilmeli...Örgütlenelim, ön ayak olalım. Haftada bir gün emniyet şeritlerini açık bırakmak suretiyle o yollara, köprüye bu zamlar geri alınıncaya kadar gidelim, hep beraber orada piknik yapar gibi oturalım. Ha, bu yollar yasal değil ise başka yollar düşünelim...Bakalım umdukları kazancı bulabilecekler mi? Onun için ben diyorum ki, artık halk olarak tepkimizi koyalım, sessiz kalmayalım." (Kıyat)

Emekli Deniz Paşası Kıyat ile mâruf işadamı Alaton TV ekranında "AB ile bir türlü bütünleşemeyen devleti bitirmekten" söz ettiler. Kitlesel tepki çağrısı yaptılar.

AB kim; "Küreselleşen" dünyada çağın sömürge mantığı... İşte bu iki işbirlikçi Türkiye'nin sömürge olmasını istediler.

Fotoğraf galerimden iki soluk resim daha düştü.

14 Mayıs 1919 günü İngiliz-Yunan Savaş gemileri İzmir Körfezi'ne girerler. Amiral Calthorpe bir İngiliz Yüzbaşısı ile İzmir'deki Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa'ya "İzmir'in işgal edileceği" notası gönderir. Arkadan ikinci bir nota ile "Yunanlıların şehre çıkacağını, karşı konulmamasını" emreder.

Ali Nâdir bu emre "uyar". Subaylarından da gerçeği saklayarak onların kişisel mukavemetlerinin önüne geçer.

15 Mayıs günü Kordon'da yer alan malûm olaylardan sonra Evzon askerlerinin Kolordu Karargâhı olan Sarıkışla'yı yoğun bir ateşe tutmasına karşılık tek bir el silâh atmadan-attırmadan kışlada bekler. Dahası makam odasının penceresinden kendi eliyle beyaz teslim bayrağı çeker.

Yunanlılar teslim aldıkları subay ve askerleri hakaretlerle Pasaport'a doğru yola çıkarırlar. Asker Alma Daire Başkanı Albay Süleyman Fethi "Zito Venizelos" diye bağırmadığı için dipçiklenerek öldürülür. Kolordu Komutanı Ali Nâdir "Zito Venizelos" dediği için hayatta kalır.

İşgalden çok önce 5 Ekim 1918'de İzmir Valisi Rahmi Bey, ufukta görünen mütareke şartlarının bir nebze iyileştirilmesi için Vilâyet Yabancı İşler Müdürü bay Charles ile tüccardan yine mâruf iş adamı Edmond Giraud'yu (Giraud'lar halen Koç'ların dünürüdür) Midilli'deki İngiliz Temsilcisine göndermek ister.

Giraud gönülsüz ve bir anlamda zorla gider.

Ben 1918-19 Yunan işgali ile 2001 AB işgali arasında fark göremiyorum.

Peki siz başka benzerlikler bulabildiniz mi?
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.