Rüzgarın önündeki yapraktan daha az mukavemetli bir ekonomik yapı için gerekli yasaları önce çıkarttırırlar. Sonra bu ekonomiye, parmaklarını kıpırdatmadan üfürükleriyle itinayla hükmederler. Hele kendi yetiştirmeleri olan içerideki kalemlerinin, gelişmeleri efendilerinin lehine halka yedirebilmek için kendilerini paralamaları yok mu... Dövizdeki artış programa destek yemini edenlerin savunma hatlarını tuzla buz etti. Şimdilerde moda, enflasyon hedefinin revize edilip edilmeyeceği değil revize etme katsayısının ne olacağını tartışmak.Hadiseyi, gelişmiş piyasalardaki faiz artırımına bağlayıp pişkin suratlarla olayı açıklamak durumunda kalanların, niçin bu dışsal faktörlerden en çok etkilenen ülke biz oluyoruz sorusuna bir açıklık getirememeleri, dikkatlerden kaçmayacak kadar sırıtıyor. Biz yine de bekleyelim, sabırlıyız bekleriz. Hükümetin bu vakitten sonra ipin ucunu geri alması mümkün görünmüyor. Zaten ipin ucu hükümetin elinde hiç olmadı ki. Adı bir türlü devalüasyon olarak telaffuz edilmek istenmeyen dövizdeki sıçramanın cari açığı frenleme faydası gerçekte hükümetin bu anlamda işine geliyor. Fakat bu sistemde her gülün bir değil onlarca dikeni var, hangi birine katlanacaksın? Son bir aydır döviz kurunda meydana gelen hareketlenmeler, vatandaşın gerçek gündeminin resmen tescil etmek zorunda kalınmasından başka bir şey değil. Cari tehlike ve buna bağlı faktörlerin yarattığı endişelere aylardır işaret edenler de oldu. Fakat, oluşan kısır döngünün karamsarlığı onlarda da var. Enflasyon hedefini en azından sapma dairesinin içerisinde tutabilmek için Merkez Bankası'nın yaptığı 1.75'lik faiz artırımının birkaç ay içinde daha etli butlu bir enflasyon kazığı olarak karşımıza çıkacağının karamsarlığı okunuyor cümle aralarında. Fakat dermana ilişkin bir cümle, bir ümit... tabi ki yok heybelerinde. Evet tetikleyici bahane ABD'nin faiz artırımına gitmek zorunda kalmasıydı fakat bu pamuk ipliğinin bu yükü ne kadar daha çekmesini bekleyebilirsiniz? ABD'nin yumuşak karnı olan parası, o karşılıksız parası elbet bir gün başına bela olacaktı. Sen de çareden bahsetmedin dediğinizi duyar gibiyim. Aşk olsun, bahsetmeme gerek var mı? Milli Ekonomi Modeli'ni duymayan kimse kaldı mı?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Serdar Peker / diğer yazıları
- Domuz jeltini / 09.07.2012
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007
- Dış ticaret ve futbol endüstrisi / 20.06.2012
- Tüketim kabiliyeti / 03.06.2012
- 21. yüzyıl ve paranın hürriyeti / 25.04.2012
- 21. yüzyıl ve paranın işlevi / 12.04.2012
- Belirleyici olan kabullerdir / 06.03.2012
- MEM presi altında kapitalizm / 18.02.2012
- Ekonomide belirlilik / 23.04.2010
- Reel faiz gerçekten reel mi? / 19.10.2007
- Dolardan Kaçışın Akıbeti / 04.10.2007

























































































