logo
23 NİSAN 2026


Güneydoğu'da kirli bir oyun var

Akyurt İlçe Kongresinde konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ata Selçuk, Güneydoğu'nun çok önemli bir konumda bulunduğunu, yaşanan göçlerin amacının; bölge coğrafyasının boşaltılması ve ardından haçlı destekli kukla örgütlerin ve kişilerin o bölgeyi doldurması olduğunu belirtti

02.02.2016 00:00:00
HAYDAR YILDIZ / ANKARA 
Bağımsız Türkiye Partisi'nde Akyurt İlçe Kongresi gerçekleştirildi. Kongre açılış, yoklama ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı ve ardından Kongre Başkanlık Divanı oluşturuldu . Divan Başkanı olarak BTP Kurucu Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ata Selçuk, Başkan Yardımcısı olarak BTP Genel Sekreteri ve Ankara İl Başkanı Dr. Nuri Kaplan seçildi.
İlk olarak söz alan Dr. Nuri Kaplan, BTP ilçe kongrelerinin Türkiye'nin her tarafında coşkulu bir şekilde devam ettiğini, il kongrelerine Şubat ayı itibariyle başlanacağını ve Mayıs ayı içinde de BTP Olağan Büyük Kongresi'nin planlandığını söyledi. Kaplan, kendisinin de dinleyiciler arasında olduğu, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in 27 Şubat 2013'te Rusya Duma Meclisi'ndeki 4.5 saatlik konuşması ve bu konuşmanın ekonomik, siyasi ve askeri konularda Rusya başta olmak üzere dünya çapındaki etkileri hakkında bilgi verdi. Daha sonra söz alan BTP MYK üyesi İzzet Yaşar, gündemdeki başkanlık tartışmalarına değindi, söylenen ve söylenmeyen yönleriyle başkanlık sisteminin ne olduğunu katılımcılara anlattı. Yaşar konuşmasının sonunda, başkanlık siteminin ülkeyi parçalanma noktasına götüreceğini, Kurtuluş Savaşı'nda ve sonrasında kan kardeş olan Türk milletini başkanlık siteminin bölük pörçük hale getireceğini vurguladı.

Nihai amaç; Büyük İsrail'in kurulması
Son olarak söz alan Divan Başkanı Prof. Dr. Ata Selçuk, Güneydoğu'da yaşanan olayları analiz etti. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında Güneydoğu'da yaşanan göç olaylarını değerlendiren Selçuk, bölgede yaşanan hadiseler konusunda onlarca yıl öncesinden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın uyarıları olduğunu ve o uyarıların bir bir gerçekleştiğini söyledi. Selçuk, "BOP, haçlı seferi olarak başlayan bir projedir. Amacı İslam coğrafyasındaki ülkeleri bölme, parçalama ve İslam ülkelerinin sınırlarını yeniden çizme projesidir. Maalesef bu ülkelerin içinde Türkiye de bulunmaktadır. 
Bu sebeple, BOP kapsamında Güneydoğu'nun çok önemli bir konumu bulunmaktadır. O bölgede yaşanan göçlerin amacı bölge coğrafyasının boşaltılması ve ardından haçlı destekli kukla örgütler ve kişiler ile o bölgenin doldurulmasıdır. Ve en nihayetinde amaçlanan ise Büyük İsrail devletinin kurulmasıdır. Ülke olarak çok dikkatli olmak ve bu badireden çıkmak zorundayız. Çıkış yolu ise Ehl-i Beyt nefesiyle bir ve beraber olmaktır diyen, Türkü Kürdü Lazı Çerkezi vs. ile hepimiz kardeşiz diyen, Milli Ekonomi Modeli ile herkese insanca yaşama hakkı sunacağım diyen, "Bu vatan bizimdir, bizim kalacaktır" diyerek göğsünü her türlü hayasızca akına karşı siper eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ta ve BTP kadrolarındadır" dedi.
Konuşmaların ardından BTP Akyurt İlçe Yönetimi için seçime geçildi. Tek liste olarak gidilen seçimde oyların tamamını alan Zeki Mercan ve ekibi Akyurt İlçe Teşkilatı'nın yeni yönetimine seçildiler. Yönetim Kurulu asil ve yedek üyelikleri şu şekilde oluştu. Yönetim kurulu asil üyeliklerine Nazım Tuğ, Hayri Şahin, Yunus Doğan, Faruk Demir ve Kimya Mercan, yedek üyeliğine de Saniye Tuğ seçildi. BTP Akyurt İlçe Kongresi, fotoğraf çekimi, dilek ve temennilerin ardından sona erdi.

Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi

Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk durumuna ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı. Savcı, 3 tutuklu sanığın tahliyesini talep etti. Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor

22.04.2026 13:51:00
İHA
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar'ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16'sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan salonda görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk durumu ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı.

Duruşma savcısı, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi'nin tutuklulukla geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmesini talep etti.

Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara ve Oya Tekin'in aralarında bulunduğu diğer tutuklu sanıkların ise kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ile üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep edildi.

Tanık dinletilmesi, tefrik ve mal varlığı tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak reddine karar verilmesi talep edildi.

Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor.

Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı

Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ile Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı bir panel gerçekleşti. Panele, bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkı katıldı. Panelin sonuç bildirgesinde, "Kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır" uyarısı yapıldı

22.04.2026 12:57:00 / Güncelleme: 22.04.2026 13:00:38
Haber Merkezi
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" panelinin sonuç bildirgesinde şunlar ifade edildi:

"Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ve farklı disiplinlerden bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkının katılımıyla 18 Nisan 2026 tarihinde Vize'de gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı panel sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılmaktadır.

Panel süresince ortaya konulan bilimsel, hukuki ve toplumsal veriler birlikte değerlendirildiğinde ve panele katılım dikkate alındığında, nükleer santralin istenmediği açıkça görülmektedir. Trakya'da planlanan yaklaşık 14 bin dönümlük nükleer santral projesinin kamu yararı, çevre hakkı ve yaşam hakkı ilkeleriyle bağdaşmadığı ortaya konmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti yalnızca bir hukuk devleti değil, aynı zamanda bir çevre devletidir. Başta Anayasa'nın 56. maddesi olmak üzere, kıyıların, ormanların ve tarım alanlarının korunmasına ilişkin hükümler, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu çerçevede, yaşam hakkını riske atan bir projenin kamu yararı ile gerekçelendirilmesi mümkün değildir.

Planlanan proje alanı; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman alanı, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlanmakta olup, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemleri gibi yüksek ekolojik değere sahip hassas alanlarla doğrudan ilişkilidir. Bu alan yalnızca bir arazi değil; yeraltı ve yerüstü su sistemleri, gölleri, dereleri ve kıyı ekosistemleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yaşam alanıdır. Nitekim 15.04.2026 tarihinde Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alan Panayır İskelesi ve çevresi, Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescillenmiştir.



Bu alana kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Istrancaların kalbine yapılacak böyle bir müdahale, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini geri dönüşü zor bir risk alanına dönüştürmek anlamına gelmektedir.

Nükleer santrallerde risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olayları gibi öngörülemeyen süreçler, teknik güvenlik önlemlerini aşabilmektedir. Geçmişte yaşanan kazalar bu durumu açıkça göstermiştir. Radyasyon il sınırlarını tanımaz; etkisi yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmaz, Marmara ve Karadeniz havzasını kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Nükleer riskin etkileri, gıda zinciri ve su sistemleri aracılığıyla farklı bölgelere taşınabilir.

Bilimsel çalışmalar, iyonize radyasyonun insan sağlığı üzerinde kanserojen etkiler oluşturduğunu ve düşük doz maruziyetlerin dahi uzun vadede genetik sonuçlar doğurabildiğini ortaya koymaktadır. Bu etkiler özellikle çocuklar açısından daha yüksek riskler barındırmaktadır. Nükleer risk yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla da toplum üzerinde kalıcı etkiler yaratmaktadır.

Enerji politikaları açısından yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin mevcut kurulu gücünün talebin üzerinde olduğu, dolayısıyla kısa ve orta vadede nükleer enerjiye zorunlu bir ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Nükleer enerji yüksek maliyetli ve dışa bağımlı bir model oluştururken, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar daha ekonomik ve güvenli alternatifler sunmaktadır.

Öte yandan sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği görülmektedir. Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez.

Trakya yalnızca bir bölge değil; başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposudur. Bu nedenle kısa vadeli enerji tercihleri uğruna uzun vadeli ekolojik ve toplumsal risklerin göze alınması kabul edilemez. Bölgenin sahip olduğu doğal değerler dikkate alındığında, Istranca Ormanları'nın UNESCO koruma statüsüne kavuşturulması ve bugüne kadar verilen zararlar da göz önüne alınarak Trakya'nın daha güçlü koruma statüleriyle güvence altına alınması gerekmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Trakya'da planlanan nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin şeffaf, katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alınması, bölgenin ekolojik ve tarımsal değerlerine sahip çıkılması ve enerji politikalarında yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmesi gerektiği açıkça ortaya konmaktadır.

Bizler, yaşam hakkını ve doğayı savunan tüm paydaşlar olarak, hukuki ve demokratik haklarımız çerçevesinde bu sürece karşı durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir.

Trakya Platformu – Trakya Kent Konseyleri Birliği – Trakya Belediyeler Birliği"

CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı.



Jandarma Genel Komutanlığından yapılan açıklamada, "Kara Havacılık Komutanlığımıza ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopterimiz, eğitim uçuşu icra ettiği Ankara/Temelli bölgesinde henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğramıştır. Personelimizde herhangi bir olumsuz durum yoktur. Kaza kırım nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucunda belirlenecektir" denildi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı

Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan daha sonra karayoluyla Erzurum'a getirilen Tuncay Sonel, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'nde yapılan 3 günlük sorgusu sonrası Erzurum Adliyesi'ne getirildi. Adliyeye geniş güvenlik önlemleri arasında getirilen Tuncay Sonel'e Gülistan Doku soruşturması ile ilgili hakkındaki iddialar yönetildi.

Savcılık ifadesi



Tuncay Sonel'in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadeden ilginç detaylar ortaya çıktı. Soruşturmanın en dikkat çeken detaylarından biri olan Gülistan Doku'ya ait sim kartın neden adli birimlere teslim edilmediği sorusuna Sonel, "hız kazanmak" savunmasıyla cevap verdi.

Sonel, ifadesinde, "Valilik binasından çıkarken Aygül Doku'yu ağlarken gördüm. Bana 'Sayın Valim bir sim kart var, savcıya ulaşamıyorum, almıyorlar' dedi. Ben de insani mülahazalarla aldım. Arama kurtarma yoğun devam ettiği için konum bilgisine hızlıca bakılması amacıyla, Ankara'da teknik bilgisine güvendiğim Gökhan komisere gönderdim" dedi.

Bilirkişi raporlarında olay günü viyadüğü gören kameraların aktif olduğunu ancak emniyet görevlilerinin "kameralar çalışmıyordu" şeklinde tutanak tuttuğuyla ilgili sorusuna ise Sonel, şöyle cevap verdi:

"Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını ben vermedim. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa oraya sorulmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli Emniyeti'nin 'arıza yoktu' şeklindeki cevaplarından haberim yoktur. Muhatabı İl Emniyet Müdürüdür."

Yaklaşık 8 saat süren savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçlarından tutuklanması istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi.

Yapılan duruşma sonrası mahkeme heyeti, Tuncay Sonel'in tutuklanmasına karar verdi. Tuncay Sonel daha sonra Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderildi.

Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı

Tokat'ın Niksar ilçesinde bir öğrenci, arkadaşlarına attığı, "Okula gelmeyin, tarayacağım" mesajı üzerine gözaltına alındı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı
Niksar'da "Okulu tarayacağım" diyen çocuk gözaltına alındı
Tokat'ın Niksar ilçesinde bir öğrenci, arkadaşlarına attığı, "Okula gelmeyin, tarayacağım" mesajı üzerine gözaltına alındı.

Edinilen bilgilere göre, 20 Nisan 2026 günü saat 15.30 sıralarında Kaya İsmet Özden Ortaokulu'nda 7'nci sınıf öğrencisi Y.K.'nın aynı sınıfta öğrenim gören arkadaşlarına, "Okula gelmeyin, okulu tarayacağım" şeklinde tehditte bulunduğu öğrenildi.



İhbar üzerine harekete geçen ekipler, olayla ilgili çalışma başlattı. Yapılan incelemeler sonucunda ikameti belirlenen 14 yaşındaki çocuk, Niksar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheli çocuk emniyetteki işlemlerinin ardından Niksar Adliyesi'ne sevk edildi.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi

 

21.04.2026 17:29:00 / Güncelleme: 21.04.2026 17:36:02
Anadolu Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.

Savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, Sonel hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu" belirtilmişti.

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı.

Sonel, 2017-2020 yılları arasında Tunceli'de görev yapmış ve 17 Nisan'da Elazığ'da gözaltına alınmıştı.

11 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 



Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı

İstanbul Fatih'te, 4 kişilik Böcek ailesinin 'zehirlenme' iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı

21.04.2026 12:36:00 / Güncelleme: 21.04.2026 12:48:57
İHA
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu.



Tutuksuz bir sanık ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duruşma, otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak'ın savunması ile devam ediyor.



Oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden baba Yılmaz Böcek: "Göz göre göre ölüme gittiler"



Duruşma öncesi açıklamalarda bulunan acılı baba Yılmaz Böcek, "Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. Acılı anne, "Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum" diye konuştu.

Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan duruşma öncesi ailenin avukatı Yaşar Balcı, baba Yılmaz Böcek ve Cemile Yılmaz Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'nda açıklamalarda bulundu.


"Göz göre göre ölüme gittiler"



Oğlunu, gelinin ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor' Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler" dedi.



"Benim dört tane yavrum gitti"



Adalet istediğini belirten anne Cemile Yılmaz, "Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum" diye konuştu.


"Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler"



Ailenin avukatı Yaşar Balcı, sanıkların adalet karşında hesap vereceklerini söyleyerek, "Hepimizin beklemiş olduğu Böcek ailesinin bugün ilk duruşması görülecek. Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler. Sanıkların savunması alınacak. Olay yeriyle ilgili olayı gören tanıkların ifadeleri alınacak. Sanıklar tabii ki ilk etapta tutukluluk süreciyle ilgili birtakım itirazlarda bulunacaklar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede taksirle adam öldürme, bilinçli taksir ve taksirle adam öldürmeden iddianame düzenlendi. Bununla ilgili bir yargılama başlayacak. Tabii biz bu konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaptık. Özellikle bu ilaçlama firmasının 2022 yılından beri süregelen birtakım olaylarını da inceledik. Bunlarla ilgili bir Kur'an kursunda zehirlenme vakası var. Tedavi sürecinde doktorun birtakım tespitleri var. Hatta bununla ilgili başhekimliğe bir dilekçe gönderiyor. Bu ilaçlama firmasının alüminyum fosfit kullandığını, oldukça zehirli bir gaz niteliğinde olduğunu ve insanların ölümüne sebep olduğunu, hatta bu olaydan önce yine aynı hastaneye birtakım başvurular yapıldığını ve burada iki çocuktan bir tanesinin de bu şekilde öldüğünü belirtiyor. Bununla ilgili gerekli şeylerin yapılmasını talep etmiş. Başhekimliğe bir dilekçe yazmış. Bu olay sonrasında yine hepimizin bildiği bir Karan bebek olayı var. O da aynı şekilde. Orada da bir çocuk ölüyor. Buna ilişkin de soruşturma süreci devam ediyor. Yine bu olaydan sonra bir ailenin evinde bir ilaçlama var. Orada oturanlardan bir tanesi doktor, eşi de sanırım kimyager. Onlar bu durumu fark ediyorlar. Bununla ilgili havalandırma yapılmasını istiyorlar, polisi aramışlar, şirkete ulaşmışlar. Hani bu şekilde isyanları var, çok sayıda şikayetleri olmuş. Fakat söz konusu firma faaliyete devam ettiği için en son hepimizin bilmiş olduğu böyle bir acı vaka meydana geliyor. Bir aile tamamen bu şekilde katledildi" dedi.


"Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu"



Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumunun söz konusu olduğunu ifade eden Balcı, "Servet benim hem çocukluk arkadaşım ve hemşehrimdi. Servet'le ilgili de hem bir hukukçu olarak hem de onun hemşehrisi, aynı zamanda arkadaşı olarak benim de üstümdeki yük oldukça ağır. Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz. Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Bu manada kendimizi ifade edeceğiz. Yani taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar sanıklar için bir ceza öngörüldü. Fakat olası kast olarak değerlendirildiğinde her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu. Burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor. Çünkü ısrarlı bir şekilde bu eylemlerine devam ediyor" diye konuştu.


"Hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek"



Balcı, cezaların azaldığında vicdanların sesinin kısıldığını belirterek, "Aynı zamanda söz konusu otelde de ciddi manada eksiklikler var. Firmanın herhangi bir sertifikası yok, firma dışında uygulayıcı şahsın da herhangi bir sertifikası yok. Otelle ilgili de sadece bir oda ilaçlanmış tahtakurusu şikayetine ilişkin. Odada şaft boşluklarında hava geçişleri var, bunlara ilişkin kapamalar yapılmamış. Zaten firmanın sertifikası olmadığı için kullanmış olduğu malzeme de tamamen biyosidel olmayan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın iznine tabi insanların yaşam alanında kullanılması tamamen yasak olan bir ürün. Bununla ilgili bu ürünü de kaçak yollarla bir şekilde ele geçirmişler. Etkili netice doğuruyor diye bunu uyguluyorlar. Bununla ilgili de biz gerekli başvurularda bulunduk. Burada hem otel sahibi, aynı zamanda uygulayan şahıs ve ilaçlama firmasının sahibi yargılanıyor. Aynı zamanda otelde çalışan resepsiyon görevlileri de sanık olarak yargılanmaktalar. Cezalar azaldığında vicdanların sesi kısılıyor. Biz burada öncelikle bu ailenin vicdanının sesini yükseltmek için buradayız ve tüm Türk toplumu için; yani hepimizi derinden etkileyen bir olay, hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek. Öncelikli olarak mahkeme tarafından sadece bu dosyaya bir gün verildi. Bizim dosyamızın yargılaması yapılacak. Bu dosyada sanıklar tabii öncelikli olarak suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyanlarını tekrar edecekler. Özellikle dosyadaki yapılan tetkiklerde alüminyum fosfit zaten tespit edildi. Bunu onlar kesinlikle kabul etmiyorlar, tamamen biyosidel ürün kullandıklarını iddia ediyorlar. Fakat hem firmanın hem de uygulayıcının zaten sertifikası yok, usule uygun olarak alınmış bir sertifikası yok. Tamamen yasak bir ürünü kullanıyorlar, bu da tam olarak tespit edildi" ifadelerini kullandı.

Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!


 
Gece saat 2’de uyanıyor ve yeniden uykuya geçmekte zorlanıyor musunuz? Sizce bu yaşadığınız sadece tesadüf mü yoksa tabağınızın bir yansıması mı? Gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan yanlış beslenme tercihleri sirkadiyen ritmi bozarak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabiliyor.
 

21.04.2026 11:24:00
MURAT ÇORBACI
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!
Uykunuzu yediklerinizle sabote etmeyin!

Uyku kalitesinin beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, uyku kalitesini düşüren en önemli ancak çoğu zaman fark edilmeyen 5 temel beslenme hatasını paylaştı. Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten Ardal, "Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir. Uyku sırasında protein sentezi artar, gün içinde hasar gören dokular tamir edilir, öğrenilen bilgiler hafızaya kaydedilerek kalıcı hale gelir ve bağışıklık sistemi yeniden düzenlenir. Aynı zamanda büyüme hormonu salgılanır, iştahı düzenleyen hormonların dengesi sağlanır ve metabolik sistemin sağlıklı işleyişi desteklenir. Ancak pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı uykuya dalamama, gece sık uyanma ya da sabah yorgun kalkma gibi sorunlarının ardında yalnızca stres veya yoğun yaşam temposu değil, fark edilmeden sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatalı besin seçimleri de yer alabilir. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen bazı besinler, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek uykuya dalış süresini uzatabilir, uyku kalitesini düşürebilir ve gece boyunca gerçekleşmesi gereken onarım süreçlerini sekteye uğratabilir" dedi.

Uykuyu iyileştiren hayatını iyileştiriyor!

Uyku kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca daha iyi bir uyku anlamına gelmediğini belirten Ardal, "Kaliteli uykunun sağlanmasıyla birlikte kronik ağrıların azalabildiği, depresyon ve kaygı belirtilerinin gerileyebildiği, migren ataklarının daha seyrek görülebildiği ve metabolik sağlığın olumlu yönde etkilenebildiği gösteriliyor. Özellikle insülin direnci olan bireylerde uyku düzeninin iyileşmesiyle insülin duyarlılığının artabildiği, iştah kontrolünün dengelenebildiği ve uzun vadede tip 2 diyabet ile obezite riskinin azaltılabildiği belirtiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları kritik bir rol üstleniyor. Tüketilen besinlerin içerdiği biyoaktif bileşenler, melatonin üretiminin düzenlenmesinden gece boyunca kan şekeri dengesinin korunmasına ve beyin aktivitesinin desteklenmesine kadar pek çok mekanizma üzerinden uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor" ifadelerini kullandı.

Uyku kalitesini bozan hatalar

"Uyku kalitesini etkileyen en önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen faktörlerden biri, gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan beslenme tercihleridir" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı, uyku kalitesini doğrudan etkileyen en yaygın beslenme hatalarını sıralıyor:
1. Geç saatlerde kafein tüketmek: Kahve, çay ve diğer kafein içeren içecekler sinir sistemini uyararak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabilir.
2. Akşam saatlerinde ağır ve geç yemek yemek.
3. Rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek: Yapılan çalışmalarda hem gün içinde, hem uyku öncesinde basit şeker ve rafine karbonhidrat, glikoz, fruktoz tüketen bireylerin daha yüzeysel uykuya sahip oldukları, sabah yorgun uyandıkları görülmüştür.
4. Uyku kalitesini destekleyen mikro besinleri yetersiz almak: Magnezyum, triptofan ve B vitaminleri gibi besin öğelerinin eksikliği, uyku düzenini sağlayan hormonların üretimini olumsuz etkileyebilir.
5. Düzensiz ve biyolojik ritme uygun olmayan beslenme alışkanlıkları: Gün içinde düzensiz öğün saatleri ve geç saatlerde beslenme, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozarak uyku kalitesini düşürebilir.


Uyku kaynağı besinler

Melatonin ve serotonin kaynakları: Et, balık, yumurta, kemik suyu, nohut ve susam gibi protein kaynakları, bu süreci destekleyerek uyku kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çilek, nar, kivi, badem, ceviz, brokoli ve mantar gibi melatonin içeriği yüksek besinler, antioksidan etkileri ve biyolojik ritim üzerindeki düzenleyici rolleri sayesinde uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir.
Vitamin kaynakları: Serotonin ve melatonin metabolizmasının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için folik asit ile B3 ve B6 vitaminlerinin de kritik rol oynadığını ifade eden Ardal, "Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, balık, kabak çekirdeği, kuruyemişler ve muz gibi besinler, sinir sistemi ve hormon dengesi üzerinden uyku kalitesini destekleyen önemli mikro besin öğeleri içerir. Aynı şekilde magnezyum eksikliği, melatonin üretimini olumsuz etkileyerek uyku bölünmelerine neden olabilir. Yeşillikler, tohumlar, balık, meyveler ve aromatik bitkiler magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alır" dedi.
Amino asit kaynakları: Bazı amino asitlerin uyku kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Ardal, "Arjinin, büyüme hormonunun salgılanmasını destekleyerek gece boyunca gerçekleşen onarım süreçlerine katkı sağlarken; kırmızı et, balık, yumurta ve baklagiller bu amino asidin önemli kaynaklarıdır. Glisin ise sinir sistemini sakinleştirici etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve daha derin bir uyku sürecini destekleyebilir. Bunların yanı sıra mor ve koyu renkli meyve ve sebzelerde bulunan antosiyanin gibi güçlü antioksidanlar ile maydanoz, kereviz, nane ve turunçgillerde bulunan apigenin gibi flavonoidler, hücresel düzeyde koruyucu etkiler göstererek uyku kalitesini artırmaya katkı sağlayabilir" dedi.

Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak


 
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Sercan Karav, iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların tarımsal üretim üzerinde etkiler oluşturduğunu belirterek, yerli ve ata tohumlara yönelik çalışmaların önem kazandığını söyledi.

21.04.2026 11:14:00
AA
Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak
Türkiye'yi iklim krizinden Ata tohumları kurtaracak

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Sercan  Karav, "5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi" için geldiği Antalya'da, değişen iklim koşulları nedeniyle yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesine yönelik adımların öne çıktığını ifade etti. Artan sıcaklık ve su stresinin ürünlerin yetişme koşullarını doğrudan etkilediğine dikkati çeken Karav, "Bir ürünün geliştirilmesi sırasındaki optimum değerlerin de değiştiğini görüyoruz. Bir bölgede bir ürünü yetiştirebilirken artık o bölge o ürün için optimum bir bölge olmaktan çıkabiliyor. Bu da farklı ürünlere yönelimi beraberinde getiriyor" dedi. Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkan Yardımcısı da olan Karav, bu değişimin üreticileri daha dayanıklı türlere yönelttiğini, özellikle suya daha dirençli ürünlerin tercih edildiğini vurguladı.



Yerli tohum projeleri çok kıymetli

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine karşı yürütülen çalışmalara değinen Karav, Türkiye'nin sahip olduğu yerli ve ata tohum varlığının bu süreçte önemli potansiyel oluşturduğunu dile getirdi. Geleceğin koşulları dikkate alınarak üretim planlaması yapılmasının önemine işaret eden Karav, "Özellikle yerli tohum ve ata tohum projelerimiz çok kıymetli. Bu alanda kendi teknolojimizle geleceği dikkate alarak ürünlerimizi yönlendirmemiz gerekiyor" diye konuştu. Protein kaynaklarının da değişmeye başladığını belirten Karav, bilim insanlarının artık alternatif protein kaynakları aramak zorunda olduğunu ifade etti. Karav, üretim süreçlerinden elde edilen atıklardan protein izole edilerek gıda zincirine kazandırılması gerektiğini vurgulayarak, daha önce protein kaynağı olarak düşünülmeyen yosun kökenli ve farklı bitkisel proteinler üzerine bilim camiasında yoğun çalışmalar yürütüldüğünü, bunların klasik ürünlere entegrasyonuna yönelik araştırmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir tutuklandı

20.04.2026 19:34:00 / Güncelleme: 20.04.2026 19:45:14
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 10 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Öte yandan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir, savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

Bursa'dan Tunceli'ye getirilen ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınan Özdemir, bugün adliyeye sevk edildi.

Mahkeme karşısına çıkartılan Özdemir, tutuklandı.

Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında firari şüpheli Umut Altaş'ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranması için resmi süreç başladı.

Adalet Bakanlığı, Amerika'da bulunan firari şüpheli Umut Altaş'ın iade dosyasını hem ABD makamlarına iletilmek hem de INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak amacıyla ilgili bakanlıklara gönderdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.