Batı Şeria’da 9 çocuk daha evsiz kaldı
İsrail ordusu, Filistin'in işgal altındaki bölgesi Batı Şeria'da dokuz çocuklu bir ailenin evini, yapı ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle yıktı
İhlas Haber Ajansı





İsrail, Filistin'in işgal altındaki bölgesi Batı Şeria'daki yıkım uygulamaları devam ediyor. İsrail ordusu, El Halil kentinin güneyindeki Kalqas köyünde dokuz çocuklu bir ailenin evini yıktı. İsrail, yaklaşık 600 metrekare büyüklüğündeki iki katlı binanın yapı ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle yıkıldığını öne sürdü.

Yerel kaynaklara göre, yıkım sırasında İsrail askerleri ev sahibi ve çevredeki komşulara müdahalede bulunarak, göz yaşartıcı gaz kullandı. Olayda onlarca Filistinlinin gazdan etkilendiği aktarıldı.
Ev sahibi Mahmud el-Atraş, İsrail güçlerinin herhangi bir uyarı yapmadan evlerini yıktığını belirterek, arazinin yüzyıllardır ailesine ait olduğunu söyledi. El-Atraş, yıkımın Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmayı hedeflediğini savundu.
Mahmud el-Atraş'ın kardeşi Muhammed el-Atraş ise evin büyük zorluklarla, yıllar süren emek ve maddi çabayla inşa edildiğini, ancak saatler içinde yıkıldığını belirtti. El-Atraş, evlerinin yıkılmasının onların topraklarında kalma kararlılığını daha da güçlendirdiğini ifade etti.
İslam Dünyasının Derin Sessizliği ve "Kınama" Tiyatrosu

Batı Şeria'da yükselen her iş makinesi sesi, sadece Filistinlilerin evlerini değil, İslam dünyasının iddia ettiği birlik, beraberlik ve kardeşlik söylemlerini de yerle bir ediyor. Dokuz çocuklu bir aile, kendi topraklarında "ruhsatsız" ilan edilip sokağa atılırken, nüfusu iki milyara yaklaşan İslam aleminin bu barbarlığa karşı sergilediği tutum, derin bir acziyetten ve diplomatik tiyatrodan öteye geçemiyor.
1. Bildiri Yayınlamaktan Öteye Geçmeyen Liderler
İslam ülkelerinin yönetimleri, Filistin'de yaşanan her dramın ardından ezberlenmiş kınama mesajları yayınlamayı kurumsal bir refleks haline getirdi. "Şiddetle kınıyoruz", "Endişeyle takip ediyoruz" gibi içi boşaltılmış diplomatik kalıplar, ne bir buldozeri durdurabiliyor ne de sokakta kalan dokuz çocuğun üstünü örtebiliyor. Pratik hiçbir yaptırımı olmayan bu açıklamalar, işgalci yönetime cesaret vermekten başka bir işe yaramıyor.
2. Siyasi Parçalanmışlık ve Çıkar İlişkileri

İslam dünyası, kendi içindeki yapay mezhepsel, siyasi ve ekonomik çekişmeler yüzünden tek bir ses olmaktan çok uzaktır. Bir yanda normalleşme kuyruğuna giren, diğer yanda ticari bağlarını kesintisiz sürdüren başkentler, Filistin davasını yalnızca iç politikada halkın gazını almak için bir malzeme olarak kullanıyor. Gazze ve Batı Şeria'da her gün insanlık suçu işlenirken, İslam ülkelerinin bu devasa ekonomik ve askeri gücü neden hiçbir caydırıcı unsura dönüşmüyor?
3. Toplumsal Duyarsızlaşma ve Sosyal Medya Müslümanlığı
Eleştiri oklarını sadece liderlere değil, İslam toplumlarının kendisine de çevirmek gerekiyor. Sokaktaki Müslüman için Filistin, artık sadece sosyal medyada bir görsel paylaşmaktan ya da cuma hutbelerinde edilen dualardan ibaret bir "rutin" haline geldi. Birkaç gün süren boykot dalgaları ve cılız protestoların ardından gelen derin kanıksama hali, İslam dünyasının vicdanının da ne denli uyuştuğunu gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak; dokuz çocuklu bir ailenin evi yıkılırken sessiz kalan, tepkisini sadece lafta bırakan İslam dünyası, bu zulmün sessiz bir ortağı konumundadır. Kendi kutsallarına ve kardeşlerine sahip çıkamayan bir coğrafya, uluslararası arenada saygınlık ve adalet talep etme hakkını da kendi elleriyle toprağa gömmektedir.
















































































