logo
29 TEMMUZ 2026

Hikmet yumağı Hayber

11.02.2004 00:00:00
 
Bu kapıda rüşvet işlemez

Hayber ganimeti, Hayber'de bulunsun bulunmasın Hudeybiye'ye katılanlar arasında bölüştürüldü. Çünkü Cenab-ı Hak, Feth sûresinde mü'minlere böyle va'd etmişti. Resûlullah, mülkleri bölüştürdükten sonra Hayber yakınlarında bulunan Hals vadisindeki buğday, arpa ve hurma çekirdeği gibi mahsulleri de; akrabaları, zevceleri ve ashabı arasında bölüştürdü. Pay alanlar arasında Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Aişe, Hz. Ebubekir (ra) de vardı.

Bu arada Yahudiler, hanımlarının ziynet eşyalarını toplayarak Abdullah b. Revaha'ya getirdiler ve bu bölüştürme sırasında kendilerini kayırmasını istediler. Abdullah b. Revaha ise rüşvetin haram olduğunu, onu aciz ağzına koymayacağını söyledi. Bunun üzerine Yahudiler, rüşvetin kendilerinde de haram olduğunu itiraf ettiler.

Allah Elçisi şehidliğe ilk adımını atıyor

Hz. Ali'nin öldürdüğü Merhab'ın kızkardeşi olan, Zeyneb isminde bir Yahudi kadın, diğer Yahudilerle anlaştı ve kendine ait keçisini kesti. Etin tamamını zehirledi. Resûlullah'ın, kol ve kürek etini daha fazla sevdiğini haber aldığından etin o kısımlarına daha çok zehir kattı.

Peygamberin, akşam namazından sonra, dinlenmekte olduğu bir sırada gelip kendisine; "Ey Ebe'l-Kâsım! Bu eti sana hediye ediyorum", dedi. Resûlullah, sadaka olarak verileni yemezdi. Ancak, hediye edileni yerdi. O sırada Resûlullah'ın etrafında sahabeleri de vardı. Peygamber, etin kol kısmından bir parçayı ağzına attı. Ancak, yutmadan çıkardı. Sahabelerine de; "Ellerinizi etten çekin", buyurdu. Ancak, ağzına aldığı et parçasını yutan Bişr b. Bera, orada can verdi.

Resûlullah, zehirli eti toprağa gömdürdü. Cebrail (as), kendisine zehrin tesirinden kurtulması için hacamat yaptırmasını, yani iki kürek kemiği arasından kan aldırmasını emretti. Ebu Hind isimli azad edilmiş bir köle, büyük bir bıçak ve kılıçla Peygamber'i hacamat etti. Resûlullah, bu olaydan sonra üç yıl yaşadı. Vefatına sebep olan hastalığa tutulmasının nedeninin bu zehrin etkisi olduğu ve Cenâbı Hakk'ın, kendisine şehitlik mertebesini bahşettiği rivayet edilir.

Hayber Kalesinin ardındaki hikmetler

Hayber'in fethi, İslâm'ın zuhuru ve yayılışında Yahudilerle Müslümanlar arasındaki münasebeti, en anlamlı bir şekilde ortaya koyan büyük bir tarihî olaydır. Bu fetihle Müslümanlar, ilk olarak bir ülkeyi İslâm hakimiyetine katmış oldular. Hayber'in fethi ile, Resûlü Ekrem devrine ait Yahudi meselesi kapanmış oluyordu.

* Yahudi fitnesi, İslâm düşmanları içerisinde en başta gelir. Her ne kadar Resûlü Ekrem, İslâm'ın zuhuru ve yayılışında Mekke müşrikleri ile uğraşmışsa da; fitne çıkarmak, küfür güçleri bir araya toplamak, hile kurmak ve plân yapmak konusunda İslâm'ın en şedid düşmanı Yahudiler olmuşlardır. Bu gerçek, Kur'ân-ı Kerîm'in beyanatı ile de sabittir. Yahudiler, İslâm'la başlıca üç şekilde savaşmışlardır:

a. Ehl-i küfürle işbirliği yaparak... Bunu Hendek Harbinin hazırlanmasında, Hrıstiyan Romalılar'ın, Müslümanlar üzerine kışkırtılmasında ve bazı gayr-i müslim (Hıristiyan) Arap kabilelerinin İslâm'la mücadele etmek için tahrik edilmesinde açıkça görüyoruz.

b. Müslümanların içinde fitne ve karışıklık çıkararak... Bu durumu Uhud, Hendek, Tebük ve Mûte gibi savaşlarda çok açık olarak görüyoruz. Yahudiler, iç fitneyi oluşturmakta daha ziyade münafıkları kullanmışlardır.

c. Bizzat fiili olarak Müslümanlarla savaşa kalkarak... Bunun misali Hendek Harbinde görülmüş, Benî Kurayza Yahudilerinin İslâm ordusunu arkadan vuruşu ibretle müşahede edilmiştir. Kezâ; Medine'de çıkardıkları fitne sonucu sürülen Benî Kaynuka ve Benî Nâdir gibi Yahudi kabileleri Hayber şehrini merkezî üs olarak kabul etmişler ve Müslümanlara karşı fiili bir savaş hazırlığı başlatmışlardı. Bu kötü düşüncenin gereği olarak Bedevî Araplardan oluşan Gatafan kabilesi ile birleşip bir ordu tertip etmeyi ve bu ordu ile Medine üzerine yürümeyi planlıyorlardı. İşte Hayber Savaşı, bu tehlikeli planı engellemek için düzenlenmişti.

Yahudiler, bir yandan bazı kabilelerle birleşerek ordu kurmayı düşünürken öte yandan gizli gizli münafıkların reisi ile buluşarak Müslümanları içten parçalamaya çalışıyorlardı. Bunun yanında, Hıristiyan Bizans'ın desteğini temin ederek bütün küfrü, İslâm'ın karşısında birleştirmeye çalışıyorlardı. Zaten; "Küfür, tek bir millettir". Burada önemli olan, Yahudilerin küfür ittifakının başını çekmiş olmalarıdır.

Bu gerçek, günümüzde de aynen böyledir. Günümüzde belki yer, zaman ve şahıslar değişmiş; ancak senaryolar, art niyetler, menfur plânlar, hakkı boğmak için yapılan gizli hesaplar değişmemiştir. Maalesef bugün dünya beynelmilel Yahudiliğin (Siyonizmin), bu insanlık celladı ideolojinin aleti yahut tahakküm vasıtası durumundadır. Bugün insanlığı rahatsız eden birçok savaş yahut girişim mutlaka kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar sonucu oluşturulan ideolojik hesapların veya menfaat hesaplarının birer tezahürleri gibidir. Dünyadaki güç dengeleri, bu dengelerin dünyayı nasıl parselledikleri, hususiyetle Ortadoğu'daki kargaşalıklar incelendiğinde; Yahudi unsurunun fitnenin başını çektiği apaçık görülecektir. Kur'ân-ı Kerimin lanetlemiş olduğu Yahudi kavminin kıyamete kadar fitne çıkaracağı beyan edilmiştir. Bu lanetleniş olayı, Kur'an'ın, Allah katından gönderilen bir mucize vahiy olduğuna delildir. O halde, mü'minler günümüzde siyasî, ekonomik, sosyal vs. olayları tahlil ederken, bu hakikatı hesaba katmak, buna göre tedbir almak zorundadırlar. Ayrıca Resûlü Ekremin, düşmanlarına, hususiyle o zamanki Yahudilere karşı nasıl tedbirli ve uyanık bulunduğu ibretle incelenmeye değerdir.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden RAHMETEN-LİL ALEMİN

Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir iş yerinin çatısı uçtu, savrulan çatı parçaları yola ve tramvay hattına düştü

29.07.2026 05:34:00 / Güncelleme: 29.07.2026 05:37:51
AA
 
Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu
Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu

Altınova Mahallesi İstanbul Caddesi'nde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir iş yerinin demir çatısı yerinden söküldü.

Rüzgarın etkisiyle savrulan çatı parçaları yola ve tramvay hattına düştü.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve belediye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerce çatı parçalarının bulunduğu yerden kaldırılmasının ardından yol yeniden trafiğe açıldı.
 

Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!

Hafta sonundaki serinlemenin ardından sıcaklıklar yeniden tırmanışa geçti. Termometrelerin 43 dereceyi göreceği batı ve güney illeri için "orman yangını" uyarısı yapılırken, Marmara ve Ege'de saatte 65 kilometreyi bulacak poyraz fırtınası bekleniyor

28.07.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelini etkisi altına alacak yeni hava dalgasına ilişkin güncel tahmin raporunu yayımladı. Hafta başından itibaren kademeli olarak artan hava sıcaklıklarının, özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde mevsim normallerinin üzerine çıkacağı belirtildi. Yüksek sıcaklıklara eşlik edecek kuvvetli rüzgarlar ise afet riskini beraberinde getiriyor.


Ege ve Akdeniz kavrulacak: 43 derece sınırı!


Hava tahmin uzmanlarının paylaştığı verilere göre, bu hafta Antalya, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerde sıcaklıklar 41 dereceyi aşacak. Ege ve Akdeniz'in iç kesimlerinde ise lokal olarak termometrelerin 43 dereceye kadar tırmanması bekleniyor. Uzmanlar, özellikle kronik rahatsızlığı olanların, yaşlıların ve çocukların günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkmaması gerektiğinin altını çiziyor.


Poyrazın hızı 65 kilometreye çıkacak


Sıcak hava dalgasıyla birlikte Marmara ve Ege kıyılarında rüzgar da vites yükseltiyor. Çarşamba gününden itibaren etkisini artıracak olan poyrazın, İstanbul'da saatte 55 kilometre, İzmir ve Manisa çevrelerinde ise 65 kilometre hıza ulaşacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın sıcaklık hissini bir miktar azaltacağı ancak nem oranını düşürerek yangın riskini maksimum seviyeye çıkaracağı bildirildi.


Kritik yangın uyarısı geldi


Meteoroloji uzmanları, kuvvetli rüzgar ve aşırı sıcakların birleştiği Akdeniz ve Güney Ege şeridi için kritik bir çağrıda bulundu. Ormanlık alanların yakınlarında ateş yakılmaması, sigara izmariti atılmaması ve cam atıkların doğada bırakılmaması konusunda yerel yönetimler ve vatandaşlar teyakkuza çağrıldı.


Bugünkü güncel sıcaklıklar


• İstanbul: 32°C (Az bulutlu ve poyraz etkili)

• Ankara: 31°C (Açık ve güneşli)

• İzmir: 37°C (Kuvvetli rüzgarlı ve sıcak)

• Antalya: 41°C (Aşırı sıcak ve kuru hava)

Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti


Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi toplantısı bu yıl 19-29 Temmuz'da Güney Kore'nin Busan kentinde düzenleniyor. Toplantıda 26 tarihi eser ya da doğal güzellik Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Türkiye'den tek eser bile giremedi. Oysa Türkiye, Geçici Liste'de 79 eserle dünyada ilk sırada. Bunlardan en azından biri Kalıcı Liste'ye dahil edilebilirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yıl aday eser göstermediği belirtiliyor. 

28.07.2026 11:00:00 / Güncelleme: 28.07.2026 11:12:13
HASAN GÜNDOĞDU
 
Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti
Türkiye, bu yıl Dünya Mirası Listesi'nde 'sıfır' çekti

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi toplantısı bu yıl 19-29 Temmuz'da Güney Kore'nin Busan kentinde düzenleniyor. Toplantıda 26 tarihi eser ya da doğal güzellik Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Fransa, listeye iki eser dahil etmeyi başardı.

Fransa'dan iki eser daha

Fransa'nın İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çıkarma yaptığı Normandiya Çıkarma alanı ile savunma amaçlı inşa edilen Languedoc Kraliyet Kaleleri'ni Dünya Mirası Listesi'ne alındı.

İran'dan savaşa rağmen kültürel atak

Haşhaşilerin merkezi UNESCO'da

İran'dan Alamut Kalesi, bu yıl Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Alamut Kalesi, 11. yüzyılda Hasan Sabbah'ın İran'daki Elbruz Dağları üzerinde bulunan bu zorlu kaleyi ele geçirmesi, burayı terörle iç içe Haşhaşilerin (Bâtınîler) merkezi yapması ve sonrasında 1256 yılında Moğollar tarafından yıkılmasıyla son bulan tarihi ve efsanevi bir sürece konu olmuştu. "Kartal Yuvası" anlamına gelen kale, mutlak itaat eden fedaileri ve gizemli suikastlarıyla tanınıyordu. Alamut Kalesi çok sayıda romana da konu oldu.

Diğer önemli eserler

Ürdün'den Akabe Deniz Rezerv Alanı, Lübnan'dan Amil Dağı Kalesi, Filistin'den Sebastia, Özbekistan'dan Taşkent Modernist Mimarisi, Tunus'un Bodrum'a benzeyen ilçesi Sidi Bu Said, BAE'den Vureya Vadisi listeye dahil edildi. Böylece Dünya Mirası Listesi'ndeki tarihi eser ve doğal güzellik alanı sayısı 1273'e çıktı.

Lider İtalya

Türkiye'den 22 eser ya da doğal güzellik listede yer alıyor. Listede İtalya 62, Çin 61, Fransa 56, Almanya 55, İspanya 50, Hindistan 45, İran 30, Yunanistan 21 eserle temsil ediliyor.

Beş adımda hormon dostu hayat


 
Sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, kilo vermekte zorlanmak, gün içinde enerjinin hızla düşmesi, uyku problemleri, stres karşısında eskisi kadar dayanıklı hissedememek… Pek çok kişi bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu olarak kabul ediyor olsa da bu belirtilerin arkasında bedenin görünmez yöneticileri olan hormonlar yer alabilir. 

28.07.2026 10:54:00
MURAT ÇORBACI
 
Beş adımda hormon dostu hayat
Beş adımda hormon dostu hayat

Sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, kilo vermekte zorlanmak, gün içinde enerjinin hızla düşmesi, uyku problemleri, stres karşısında eskisi kadar dayanıklı hissedememek… Pek çok kişi bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu olarak kabul ediyor olsa da bu belirtilerin arkasında bedenin görünmez yöneticileri olan hormonlar yer alabilir. Hormon dengesinin sağlıklı yaşlanmanın görünmeyen sırrı olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, "Uzun ve sağlıklı yaşamın temelinde bedenimizin kimyasını anlamak yatıyor. Hormonlarımızı tanımak, yalnızca bir hastalığı tedavi etmek değil, önümüzdeki sağlıklı on yılları bilinçli şekilde inşa edebilmek anlamına geliyor" diyor ve hormonları destekleyen 5 öneride bulundu.

Hangi hormon, ne işe yarıyor?

İnsulinin kan şekerimizi düzenlediğini ve enerji metabolizmamızın anahtarı olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, "Yıllar içinde gelişen insülin direnci, yaşlanma sürecinin en sinsi başlangıçlarından biridir" ifadesini kullandı.
Kortizol, stres hormonu olarak kısa süreli yararlı etkileri olsa da kronik hale geldiğinde ve hep yüksek kaldığında bedeni yavaş yavaş yıpratıyor.
Tiroid hormonları metabolizmanın hızını ayarlıyor ve ne kadar enerji ürettiğimizi belirliyor.
Östrojen ve progesteron kadın sağlığının yanı sıra kemikleri ve kalbi koruyor.
Testosteronun yalnızca erkeklerde değil, kadın bedeninde de salgılandığını belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, "Testosteron kasları, ruh halini ve canlılığı destekler" dedi.
Melatonin hormonu uykunun ve biyolojik saatin bekçisi olarak görev yapıyor.
Büyüme hormonu ise dokuların onarımından sorumlu.

Hormonlar nasıl desteklenir?

• Kaliteli uykuya öncelik verin: Melatonin ve büyüme hormonu başta olmak üzere birçok hormon gece uykusu sırasında düzenlenir. Yetersiz uyku hormonal dengeyi bozabilir.
• Düzenli egzersiz yapın: Kas kütlesini koruyan direnç egzersizleri ve aerobik aktiviteler, insülin duyarlılığını artırırken testosteron ve büyüme hormonu gibi sistemlerin sağlıklı çalışmasına da katkı sağlar.
• Kas dostu ve dengeli beslenin: Yeterli protein, sağlıklı yağlar ve liften zengin beslenme; insülin, tiroid hormonları ve metabolik sağlığın korunmasında önemli rol oynar.
• Stresi yönetmeyi öğrenin: Kronik stres nedeniyle sürekli yüksek seyreden kortizol, zaman içinde hem hormonal dengeyi hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir.
• Sağlıklı kiloyu koruyun ve düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin: Hormonal değişimler yaşla birlikte kaçınılmaz olsa da düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları bu sürecin daha dengeli geçirilmesine yardımcı olur.

Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


 
Yaz aylarında gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülüyor. Boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor.

28.07.2026 10:45:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, boğaz enfeksiyonlarına virüsler ve bakterilerin yanı sıra yanlış alışkanlıkların da yol açtığını belirtirken, yazın vazgeçilmez lezzeti dondurmayı tüketirken de bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Klimayı aşırı soğuk ayarda çalıştırmak

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.

Yeterince su içmemek

Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek

Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.

Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek

KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık, "Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır" dedi.

Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek

Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.

Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek

Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Sigara dumanına maruz kalmak

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, "Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor" şeklinde konuştu.

Kaş'taki orman yangını büyüyor


 
Antalya'nın Kaş ilçesinde gece saatlerinde orman yangını başladı. Yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

28.07.2026 10:39:00 / Güncelleme: 28.07.2026 10:50:47
HABER MERKEZİ/AA
 
Kaş'taki orman yangını büyüyor
Kaş'taki orman yangını büyüyor

Antalya'nın Kaş ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor. Üzümlü Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri yönlendirildi.

Yangına ilk etapta 6 helikopter, 3 uçak, 14 arazöz, 5 su ikmal aracı, 2 ilk müdahale aracı ve 135 orman işçisiyle müdahale ediliyor. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangını kontrol altına almak için ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Enerjisi düşürüldü
 
Orman Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, yangının enerjisinin düşürüldüğü belirtilerek, "Kaş'ta devam eden yangının enerjisini düşürdük. Yangını tamamen kontrol altına almak için havadan ve karadan mücadelemiz devam ediyor" ifadeleri kullanıldı.

Motosiklet sürücüleri başa bela oldu


 
Edirne'de kazaların yarısından fazlasına karışan motosiklet sürücülerine eğitim veriliyor. İstanbul'da da özellikle trafik sıkışıklığında kaldırımları kullanan kuryeler vatandaşların korkulu rüyası haline geldi.

28.07.2026 09:50:00
AA
 
Motosiklet sürücüleri başa bela oldu
Motosiklet sürücüleri başa bela oldu

Edirne Valisi Yunus Sezer, trafikte sayıları her geçen gün artan motosikletliler için eğitim kampanyası başlattıklarını belirtti. Sezer, İl Emniyet Müdürlüğünce Sarayiçi'nde motosiklet sürücülerine yönelik düzenlenen sürüş eğitimi ve motosiklet anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada, kentteki trafik kazalarının yüzde 60'ına motosikletlilerin karıştığını söyledi.

Sadece denetim yetmiyor

Bunun büyük bir oran olduğunu belirten Sezer, kazaların yüzde 10'unun da tek taraflı motosiklet kazalarından oluştuğunu dile getirdi. Rakamların önemli ve dikkati çekici olduğunu ifade eden Sezer, "Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan konunun sadece denetimle değil eğitimle de ilgili olduğunu belirterek motosiklet sürücülerimize güvenli sürüş tekniklerinin öğretilmesiyle ilgili bir kampanya başlattı ve bunu devam ettiriyorlar" dedi.

Yayaları umursamıyorlar

Sezer, tüm sürücülerin güvenli araç kullanarak hem kendi güvenliklerini hem de diğer sürücülerin ve yayaların güvenliğini öncelemesi gerektiğini dile getirdi.
Trafikte güvenli sürüşün önemli olduğunu vurgulayan Sezer, "Motosikletlerin karıştığı yüzde 60'lara varan trafik kazası sayısının daha aşağılara indiği, hem sürücülerin hem yayaların daha dikkatli olduğu bir trafik dönemini inşallah önümüzdeki zamanlarda yaşarız. Bugün teslim edeceğimiz motosikletlerin de hem asayiş hem trafik hizmetlerinde Edirne'mize çok güzel katkıları olacak" diye konuştu.

Vatandaşın başına bela oldular

İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da motosikletlerin her yıl yaklaşık yüzde 25 arttığını belirterek bu konuda tedbir almak için harekete geçtiklerini belirtti.
Edirne'de 2026'nın ilk 6 ayında meydana gelen 648 kazanın 393'üne motosikletlerin karıştığını vurgulayan Ayhan, "Yine bu kazaların 121'i ise motosikletlerin tek başına karıştığı, başka bir aracın karışmadığı trafik kazaları. Bu da denetimin yanında özellikle eğitimin çok önemli olduğu, motosiklet sürücülerinin güvenli sürüş konusunda eğitime ihtiyaçları olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Ardından Vali Sezer ve beraberindekiler, motosiklet eğitim parkurunu gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra motosiklet sürücülerinin bir kısmına bölgede eğitim verildi, eğitimlerin devam edeceği belirtildi.

Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı


 
Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla fiyat listesinde yer almayan ilave ücret talep edilemez, Açıkta satılan ürünlerde, ürünün konulduğu kap veya ambalajın ağırlığı (dara) fiyatlandırmaya dahil edilemez" denildi.

28.07.2026 09:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı
Ticaret Bakanlığı'ndan tüketicilere uyarı

Ticaret Bakanlığı, vatandaşların alışveriş ve hizmet alma süreçlerinde sık karşılaşabilecekleri uygulamalara ilişkin temel hususlara yönelik hatırlatmada bulunarak, restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla, fiyat listesinde yer almayan ilave ücretin talep edilemeyeceğini bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların alışveriş süreçlerinde doğru bilgilendirilmesini sağlamak, haksız uygulamaların önüne geçmek ve şeffaf ticaret ortamını güçlendirmek amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü bildirildi.

Masa ve kuver ücreti almak yasak

Vatandaşların, alışveriş ve hizmet alma süreçlerinde karşılaşabilecekleri uygulamalara ilişkin temel hususlara yönelik bilgi verilen açıklamada, "Restoran, kafe ve benzeri işletmelerde servis, masa, kuver ücreti veya benzeri adlarla, fiyat listesinde yer almayan ilave ücret talep edilemez. Bahşiş ise tamamen tüketicinin kendi iradesine bağlı olup, gönüllülük esasına dayalıdır" ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, menülerin "yalnızca" karekod (QR kod) ile sunulamayacağına işaret edilen açıklamada, işletmelerin, dijital erişimin yanında tüketicilerin görebileceği basılı fiyat listelerini de bulundurmakla yükümlü olduğu bildirildi.

Etiket fiyatı geçerli

Etiket fiyatıyla kasa fiyatının farklı olduğu durumlarda tüketici lehine olan, yani daha düşük fiyatın uygulandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Açıkta satılan ürünlerde, ürünün konulduğu kap veya ambalajın ağırlığı (dara) fiyatlandırmaya dahil edilemez. Tüketici yalnızca satın aldığı ürünün net ağırlığı üzerinden ödeme yapar. Haklarını bilen tüketici, adil ticaretin en güçlü destekçisidir. Bakanlık olarak piyasalarda şeffaflığı, dürüst ticareti ve tüketici memnuniyetini esas alan denetim ve düzenlemelerimizle vatandaşlarımızın haklarını korumaya, tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerini güvence altına almaya ve güvenilir ticaret ortamını güçlendirmeye devam ediyoruz."

Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde en kritik aşamaya girildi. PKK'nın tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak 10-12 maddelik "çerçeve yasa" teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen düzenlemenin sınırları netleşirken, siyasi kulisler hareketlendi

27.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, Temmuz 2025'te örgüt üyelerinin Kuzey Irak'ta sembolik olarak silah yakması ve Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporunun kabul edilmesiyle ilerleyen süreçte, hukuki zemin nihayet şekilleniyor.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin ortaklaşa hazırladığı taslak metinde yasanın sınırları ana hatlarıyla belirlendi.

Yasa, PKK'nın silah bıraktığının ve kendisini resmen feshettiğinin teyit edilmesiyle yürürlüğe girecek.

İlk aşamada suça karışmamış örgüt mensuplarının eve dönüşü kolaylaştırılacak ve denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak.

Çerçeve Yasa kapsamında dönüş yapan bu kişilere, topluma entegrasyon sürecinde beş yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesi öngörülüyor.

Kandil'deki örgüt yöneticilerine ve lider kadrosuna ilk etapta dönüş yolu açılmayacak.

Yasanın uygulama süresinin 3 yıl olması ve ihtiyaç halinde 6 aylık periyotlarla uzatılması planlanıyor.


DEM Parti ve PKK kanadından açıklamalar


Yasa teklifi öncesinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti, MHP, CHP ve DEM Parti gruplarını ziyaret ederek temas trafiğini yürüttü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın muhtemelen bu hafta geleceğini belirterek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Kategorik ayrımlar yapmamalı, tam bir yasa olmalıdır" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise yasanın "yeni bir başlangıcın ilk adımı" olduğunu, siyasete katılım ile dönüşleri hukuki güvenceye bağlaması gerektiğini vurguladı ve yasa sonrasında Meclis'te bir "barış izleme ve takip kurulu" kurulmasını talep ettiklerini açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da taslağı beklediklerini ifade ederek, "Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz. Yeni adımların ön adımı olacaksa teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz" açıklamasıyla taslağı görmeyi beklediklerini dile getirdi.


Ankara kulisi


Ankara kulislerinde en çok tartışılan konuların başında Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu geliyor. Edinilen bilgilere göre, MHP lideri Bahçeli'nin daha önce değindiği statü adımlarına AK Parti mesafeli yaklaşıyor.

Yasada Öcalan'a özel bir hukuki statü yer almayacak, mevcut hükümlü durumu korunacak. Ancak fiili bir esneklik sağlanarak İmralı'ya gazeteci, yazar ve akademisyenlerin gitmesinin önünün açılması planlanıyor. Kulislere yansıyan bir diğer bilgiye göre ise terörist başı Öcalan'ın bu taslağa olumlu baktığı, eksiklerin sonraki süreçlerde tamamlanabileceğini ilettiği belirtiliyor.


Ne zaman yasalaşacak?


Takvim konusunda DEM Parti yöneticileri, teklifin Meclis yaz tatile girmeden Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarından geçerek yasalaşacağına dair bilgileri teyit etti.

Siyasi partiler arasında büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ve yasanın en geç Ağustos ayı ortasına kadar yasalaşmasının hedeflendiği aktarılıyor. Kulislere düşen "B Planı" senaryosuna göre, takvim sıkışırsa Meclis tatile girse dahi Adalet Komisyonu çalışmaya devam edecek ve Genel Kurul olağanüstü çağrılarak süreç tamamlanacak.

Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”

Lüks restoran anlayışı radikal bir kabuk değişiminden geçiyor; Michelin ve Gault&Millau listelerini altüst eden yeni trend, şatafatlı sunumlar yerine "samimiyet", "atıksızlık" ve "hikâyesi olan yerel malzeme" üzerine kuruluyor

27.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Küresel gastronomi dünyası, uzun yıllardır hakimiyetini sürdüren ağır, gösterişli ve aşırı teknik odaklı "fine dining" konseptine veda ediyor. Michelin Rehberi ve Gault&Millau Türkiye gibi prestijli oluşumların 2026 değerlendirmelerinde de ağırlığını hissettiren yeni akım, odağına "cozy dining" (konforlu ve samimi yemek) kültürünü aldı.

Kristal kadehler, kusursuz beyaz örtüler ve garsonların mesafeli tavırları yerini; ahşap masalara, şefle doğrudan diyalog kurulabilen açık mutfaklara ve her bir malzemenin topraktan tabağa uzanan şeffaf hikâyesine bırakıyor.


Gösteriş bitti, "duyusal maksimalizm" başladı


Yeni dönemde restoran tasarımları ve servis süreçleri ne kadar sadeleşiyorsa, damakta bırakılan tatlar da bir o kadar katmanlı ve cesur hale geliyor. Gastronomi analistlerinin "duyusal maksimalizm" olarak tanımladığı bu akım, şekere ya da yapay aromalara sığınmadan; doğru asidite, fermantasyon teknikleri ve dumanlı ocakbaşı dokunuşlarıyla tabağın özünü parlatmayı hedefliyor.

Mutfak Dostları Derneği ve Le Cordon Bleu Türkiye temsilcilerinin ortak öngörülerine göre önümüzdeki dönemin vazgeçilmez mutfak enstrümanları şunlar olacak:

• Sabır Gerektiren Teknikler: Haftalarca olgunlaştırılmış (aged) ürünler, ev yapımı misolar, kombuchalar ve koji bazlı soslar.

• Ateş ve Duman: Geleneksel ocakbaşı ve odun ateşi tekniklerinin, batı mutfak disiplinleriyle harmanlanması.

• Mutfak Odaklı Mocktail'ler: Yemeğin aromasını tamamlayan botanik özlü ve fermente içecek eşleşmeleri.


Tabaktaki lüksün yeni ölçüsü: İzlenebilirlik ve atıksızlık


Tüketiciler artık sadece tabağın lezzetine değil, o tabağın gezegene olan maliyetine de bakıyor. Restoranların menülerine entegre etmeye başladığı yeni nesil QR kod sistemleri, sipariş edilen bir balığın hangi denizden, ne zaman ve hangi sürdürülebilir yöntemle avlandığını; zeytinyağının ise hangi yerel üreticinin bahçesinden sıkıldığını müşteriye saniyeler içinde kanıtlıyor.

Bununla birlikte, mutfakta sıfır atık felsefesi artık bir halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkıp zorunlu bir işletme ahlakına dönüştü. Sebze kabuklarından hazırlanan imza soslar, bayat ekmeklerin fermente edilerek yeni reçetelere dahil edilmesi ve IQF (bireysel hızlı dondurma) gibi hücresel yapıyı koruyan teknolojilerin mutfağa girmesi, gün sonu gıda firesini neredeyse sıfıra indiriyor. Michelin'in sürdürülebilirliğe verdiği "Yeşil Yıldız" ödülleri, şeflerin yaratıcılık yarışında artık en az geleneksel yıldızlar kadar büyük bir prestij unsuru.


Solo dining: Yalnız yemek yemek artık bir ritüel


Yeme-içme alışkanlıklarındaki bir diğer çarpıcı kırılma ise tek kişilik masalarda yaşanıyor. Geçmişte "aceleyle geçiştirilen bir durum" olarak kodlanan yalnız yemek yemek (solo dining), modern şehir insanı için bilinçli ve odaklanmış bir kişisel terapi ritüeline dönüştü.

Yeni nesil restoranlar, sadece tekil misafirlerin ağırlanabileceği şef tezgahı (chef's table) konseptlerini büyüterek, yemeği bir sosyal zorunluluktan çıkarıp tamamen duyusal bir deneyim haline getiriyor.


İstanbul dünya gastronomi radarında devleşiyor


Uluslararası seyahat ve lezzet endekslerinin yayımladığı küresel raporlara göre, İstanbul, sokak lezzetleri ile yüksek mutfak kültürünü harmanlama kabiliyeti sayesinde dünyanın en iyi 10 gastronomi şehri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün zenginliğinin ve Anadolu mutfağı köklerinin modern tekniklerle dünyaya anlatılmasının, gastronomi turizmini önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir konuma taşıyacağını vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.