"İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah'ın azabı çetindir." (Mâide Sûresi, 2)
İnsan, farkında olmadan çevresini etkileyen bir varlıktır. Bir tebessümüyle umut olur, bir sözüyle gönül yapar, bir davranışıyla örnek olur. Tıpkı kötülüğün yayıldığı gibi, iyilik de yayılır. Ancak aralarında önemli bir fark vardır: Kötülük korku üretir, iyilik ise güven üretir. Kötülük insanları birbirinden uzaklaştırır, iyilik ise gönülleri birbirine yaklaştırır.
Ne yazık ki çağımız, kötülüğün daha görünür hâle geldiği bir dönemden geçiyor. Televizyon ekranlarında şiddet, sosyal medyada hakaret, günlük hayatta tahammülsüzlük ve bencillik sıradanlaştırılıyor. Böyle bir ortamda bazı insanlar, "Bir kişinin iyiliği neyi değiştirebilir ki?" diye düşünebilir. Oysa tarih bunun tam tersini söylüyor. Büyük değişimler, çoğu zaman tek bir güzel yürekle başlamıştır.
Yüce Allah, Mâide Sûresi'nde bizlere yalnızca iyilik yapmayı değil, iyilik üzerinde yardımlaşmayı emrediyor. Demek ki iyilik, tek başına yapılan bir davranış değil; toplumun birlikte inşa edeceği bir hayat anlayışıdır. Bir insanın attığı küçük bir hayır tohumu, başka gönüllerde filiz verir ve zamanla koca bir çınara dönüşebilir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyuruyor:
"Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa hem onun sevabını hem de kendisinden sonra onunla amel edenlerin sevabını alır." (Müslim)
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur:
"Hayra vesile olan, onu yapan gibidir." (Tirmizî)
Ne büyük müjde... Bir iyiliğe vesile olmak bile Allah katında büyük ecir sebebidir. Bir öğrencinin eğitimine destek olmak, bir genci kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak, iki dargını barıştırmak veya bir ihtiyaç sahibine el uzatılmasına öncülük etmek... Bütün bunlar iyiliğin çoğalmasına vesile olmaktır.
İslam medeniyetinin yükselişine baktığımızda bunun en güzel örneklerini görürüz. Vakıflar bunun en canlı şahididir. Kimsesiz çocuklar için kurulan vakıflar, yolcular için yapılan hanlar, kuşlar için inşa edilen kuş evleri, yoksullar için kaynayan aşevleri... Bunların hiçbiri zorunluluktan doğmadı; iyiliğin bulaşıcı hâle gelmesinden doğdu. Bir hayır sahibi yaptı, ardından başkaları da aynı yolu takip etti. Böylece iyilik, medeniyetin harcına dönüştü.
Prof. Dr. Haydar Baş da yıllarca insanı merkeze alan bir anlayışı savundu. Onun sıkça dile getirdiği "Önce İnsan" yaklaşımı, ekonomik veya siyasî hedeflerin ancak insanın huzuruna ve mutluluğuna hizmet ettiği ölçüde anlamlı olacağını ortaya koyuyordu. Çünkü insanı ihmal eden hiçbir sistem, uzun ömürlü olamaz. İnsana değer vermenin ilk şartı ise iyiliği hayatın merkezine yerleştirmektir.
Bugün mahallemizde, iş yerimizde, okulumuzda veya ailemizde iyiliği başlatacak olan belki de biziz. Bir selam vermek, yaşlı bir komşunun hâlini sormak, bir öğrencinin kitabını almak, kırgın bir gönlü onarmak... Bunlar küçük gibi görünen ama toplumun mayasını değiştiren davranışlardır. Unutmayalım ki büyük yangınlar bir kıvılcımla başladığı gibi, büyük iyilik hareketleri de samimi bir adımla başlar.
İnsanlar çoğu zaman kötülüğün hızla yayıldığını söyler. Doğrudur; kötülük gürültü çıkarır. Fakat iyilik sessiz çalışır. Tıpkı toprağın altında sessizce filizlenen bir tohum gibi... Gün gelir o filiz, gölgesinde binlerce insanın dinlendiği bir ağaca dönüşür.
Bugün dünyamızın ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni iyilik hareketleridir. Daha çok öfkelenen insanlar değil; daha çok merhamet eden insanlardır. Daha çok konuşan değil, daha çok el uzatan insanlardır. Çünkü iyilik, sadece bir davranış değildir; Allah'ın kulları arasındaki rahmetinin tecellisidir.
Öyleyse beklemeyelim. "Birileri başlasın." demeyelim. İyilik hareketini bugün, bulunduğumuz yerden başlatalım. Bir çocuğun yüzünü güldürelim, bir yoksulun sofrasına katkı olalım, bir gönlü onaralım. Belki yaptığımız iyiliğin nereye kadar ulaşacağını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama şunu bileceğiz ki Allah katında hiçbir hayır karşılıksız kalmaz.
İyilik Çağrısı
Bugün en az bir iyiliğe vesile olun. Bir ihtiyaç sahibini sevindirin, bir kırgınlığı bitirmek için ilk adımı siz atın veya uzun zamandır aramadığınız bir büyüğünüzü arayın. Unutmayın; iyilik, paylaşıldıkça çoğalan tek sermayedir.
"İyilik, Allah'ın yeryüzündeki rahmetinin insan eliyle görünmesidir." (Nazarî)
İnsan, farkında olmadan çevresini etkileyen bir varlıktır. Bir tebessümüyle umut olur, bir sözüyle gönül yapar, bir davranışıyla örnek olur. Tıpkı kötülüğün yayıldığı gibi, iyilik de yayılır. Ancak aralarında önemli bir fark vardır: Kötülük korku üretir, iyilik ise güven üretir. Kötülük insanları birbirinden uzaklaştırır, iyilik ise gönülleri birbirine yaklaştırır.
Ne yazık ki çağımız, kötülüğün daha görünür hâle geldiği bir dönemden geçiyor. Televizyon ekranlarında şiddet, sosyal medyada hakaret, günlük hayatta tahammülsüzlük ve bencillik sıradanlaştırılıyor. Böyle bir ortamda bazı insanlar, "Bir kişinin iyiliği neyi değiştirebilir ki?" diye düşünebilir. Oysa tarih bunun tam tersini söylüyor. Büyük değişimler, çoğu zaman tek bir güzel yürekle başlamıştır.
Yüce Allah, Mâide Sûresi'nde bizlere yalnızca iyilik yapmayı değil, iyilik üzerinde yardımlaşmayı emrediyor. Demek ki iyilik, tek başına yapılan bir davranış değil; toplumun birlikte inşa edeceği bir hayat anlayışıdır. Bir insanın attığı küçük bir hayır tohumu, başka gönüllerde filiz verir ve zamanla koca bir çınara dönüşebilir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyuruyor:
"Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa hem onun sevabını hem de kendisinden sonra onunla amel edenlerin sevabını alır." (Müslim)
Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur:
"Hayra vesile olan, onu yapan gibidir." (Tirmizî)
Ne büyük müjde... Bir iyiliğe vesile olmak bile Allah katında büyük ecir sebebidir. Bir öğrencinin eğitimine destek olmak, bir genci kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak, iki dargını barıştırmak veya bir ihtiyaç sahibine el uzatılmasına öncülük etmek... Bütün bunlar iyiliğin çoğalmasına vesile olmaktır.
İslam medeniyetinin yükselişine baktığımızda bunun en güzel örneklerini görürüz. Vakıflar bunun en canlı şahididir. Kimsesiz çocuklar için kurulan vakıflar, yolcular için yapılan hanlar, kuşlar için inşa edilen kuş evleri, yoksullar için kaynayan aşevleri... Bunların hiçbiri zorunluluktan doğmadı; iyiliğin bulaşıcı hâle gelmesinden doğdu. Bir hayır sahibi yaptı, ardından başkaları da aynı yolu takip etti. Böylece iyilik, medeniyetin harcına dönüştü.
Prof. Dr. Haydar Baş da yıllarca insanı merkeze alan bir anlayışı savundu. Onun sıkça dile getirdiği "Önce İnsan" yaklaşımı, ekonomik veya siyasî hedeflerin ancak insanın huzuruna ve mutluluğuna hizmet ettiği ölçüde anlamlı olacağını ortaya koyuyordu. Çünkü insanı ihmal eden hiçbir sistem, uzun ömürlü olamaz. İnsana değer vermenin ilk şartı ise iyiliği hayatın merkezine yerleştirmektir.
Bugün mahallemizde, iş yerimizde, okulumuzda veya ailemizde iyiliği başlatacak olan belki de biziz. Bir selam vermek, yaşlı bir komşunun hâlini sormak, bir öğrencinin kitabını almak, kırgın bir gönlü onarmak... Bunlar küçük gibi görünen ama toplumun mayasını değiştiren davranışlardır. Unutmayalım ki büyük yangınlar bir kıvılcımla başladığı gibi, büyük iyilik hareketleri de samimi bir adımla başlar.
İnsanlar çoğu zaman kötülüğün hızla yayıldığını söyler. Doğrudur; kötülük gürültü çıkarır. Fakat iyilik sessiz çalışır. Tıpkı toprağın altında sessizce filizlenen bir tohum gibi... Gün gelir o filiz, gölgesinde binlerce insanın dinlendiği bir ağaca dönüşür.
Bugün dünyamızın ihtiyacı yeni tartışmalar değil; yeni iyilik hareketleridir. Daha çok öfkelenen insanlar değil; daha çok merhamet eden insanlardır. Daha çok konuşan değil, daha çok el uzatan insanlardır. Çünkü iyilik, sadece bir davranış değildir; Allah'ın kulları arasındaki rahmetinin tecellisidir.
Öyleyse beklemeyelim. "Birileri başlasın." demeyelim. İyilik hareketini bugün, bulunduğumuz yerden başlatalım. Bir çocuğun yüzünü güldürelim, bir yoksulun sofrasına katkı olalım, bir gönlü onaralım. Belki yaptığımız iyiliğin nereye kadar ulaşacağını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama şunu bileceğiz ki Allah katında hiçbir hayır karşılıksız kalmaz.
İyilik Çağrısı
Bugün en az bir iyiliğe vesile olun. Bir ihtiyaç sahibini sevindirin, bir kırgınlığı bitirmek için ilk adımı siz atın veya uzun zamandır aramadığınız bir büyüğünüzü arayın. Unutmayın; iyilik, paylaşıldıkça çoğalan tek sermayedir.
"İyilik, Allah'ın yeryüzündeki rahmetinin insan eliyle görünmesidir." (Nazarî)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- İyilik bulaşıcıdır / İyilik Medeniyeti -3- / 29.07.2026
- İyilerle beraber olun / İyilik Medeniyeti -2- / 28.07.2026
- İyilikle çıkın yola / İyilik Medeniyeti -1- / 27.07.2026
- İyiliğe neden bu kadar muhtacız? / 26.07.2026
- Sessizliğin suça dönüştüğü yer: Gazze / 25.07.2026
- Hak edilmeyen makamın bedeli / 24.07.2026
- O gün sokaklara yansıyan Milli Ruh / 23.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
- Güç dengesinin değiştiği dünya / 20.07.2026
- İyilerle beraber olun / İyilik Medeniyeti -2- / 28.07.2026
- İyilikle çıkın yola / İyilik Medeniyeti -1- / 27.07.2026
- İyiliğe neden bu kadar muhtacız? / 26.07.2026
- Sessizliğin suça dönüştüğü yer: Gazze / 25.07.2026
- Hak edilmeyen makamın bedeli / 24.07.2026
- O gün sokaklara yansıyan Milli Ruh / 23.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
- Güç dengesinin değiştiği dünya / 20.07.2026






















































