Kalbin gıdası ilim ve hikmettir
Bedenin gıdası yemek, içmek olduğu gibi; kalbin gıdası da ilimdir, hikmettir; kalbin yaşaması onlarla devam eder. Bir kimse ilimden mahrum olursa, onun kalbi hastadır. Ölümün eşiğine gelmiştir
Hakan Akkuş





"İlim sahibi, yeryüzünde Allah'ın eminidir."
"Kıyamet günü, şefaat hakkı önce peygamberlere, sonra âlimlere, daha sonra şehitlere tanınır."
Fethü'l-Musüî bir gün arkadaşlarına şöyle konuştu ve sordu: "Bir hasta yemekten, içmekten ve ilâçtan men olunduğu takdirde ölür değil mi?"
Hep birden, "evet" dediler.
Bunun üzerine şöyle buyurdu: "İşte bunun gibi, bir kalp, üç gün ilimden, hikmetten mahrum bırakılırsa ölür."
Doğru buyurmuş. Bu bedenin gıdası yemek, içmek olduğu gibi; kalbin gıdası da ilimdir, hikmettir; kalbin yaşaması onlarla devam eder.
Bir kimse ilimden mahrum olursa, onun kalbi hastadır. Ölümün eşiğine gelmiştir ama o bunun farkına varamaz. Çünkü dünya işleri, onun duygusunu iptal etmiştir. Ölüm, o dünyalık işleri elinden aldığı gün, büyük, sonsuz bir hasret çeker. Derinden bir acı duyar. O acının ve hasretin sonu yoktur. Anlatmak istediğimiz durum, Peygamberimizin şu hadis-i şerifinde daha açık anlatılır: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar."
Bilgi edinmenin faziletine de değinmek isteriz. Bunu da aşağıda zikredeceğimiz hadis-i şeriflerin delâleti ile anlatmaya çalışacağız.
"Melekler, ilim tahsiline gidenin geçtiği yollara kanat serer; bu halleri ile ondan hoşnut olduklarını belirtmek isterler."
"Erken kalkıp, ilim dalından bir bölüm öğrenmen, -nafile olarak- kılınan yüz rekât namazdan hayırlıdır."
Ashabdan Ebû Derdâ (r.a.) ilim öğrenmenin değerini anlatmak için şöyle buyurur: "Her kim, erken kalkıp, ilim tahsiline koşmanın bir cihat olmadığı görüşünü savunursa, onun görüşü kısa, aklı kısırdır."
Biraz da bildiğini belletenlerin faziletini anlatalım.
İlk başta şu ayet-i kerimeyi zikredelim: "Allah Teâlâ, kendilerine kitap verilen kimselerden ahd aldı. Tâ ki, bildiklerini insanlara öğreteler ve ondan bir şey gizlemeyeler." (Âl-i İmran, 187).
Peygamberimiz (s.a.v.) yukarıda arz edilen ayet-i kerimeyi okuyunca, şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ ilmi verdiği âlimden bir ahd almadan vermedi. O ahd tıpkı peygamberlerinkine benzer. Ki o, bildiğini saklamayacak, insanlara açıklayacak."
Peygamberimiz (s.a.v.), Muaz'ı (r.a.) Yemen'e saldığı zaman şöyle buyurdu: "Allah, senin elinle bir kimseyi hidayete erdirirse; bu senin için dünya ve içindekilerin hepsinden hayırlıdır."
(El-Mürşidü'l-Emîn ilâ Mev'izeti'l-Mü'minîn'den...)

























































































