Batı ülkelerinin bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda hazırladıkları raporda; Gulf Stream sıcak su akıntıları, küresel ısınmanın ve sera etkileri sayesinde iklimsel değişikliklerin, Avrupa devletleri ve Amerika'nın büyük kısmı yükselen okyanus ve deniz seviyesinin altında kalacak ve kuzey ülkelerinin bir kısmı 'Sibirya' iklimine teslim olacaktır. Bu rapordan dolayı BOP projesi ile Türkiye'nin de içinde olduğu 22 ülke güvenli topraklarıyla çeşitli bahanelerle savaşlar açılarak bu topraklara yerleşmek istemektedirler.
2003 yılında Amerika ulusal güvenlik danışmanı Condoleezza Rice (2005-2009 yılları arasında dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı); BOP projesi adı altıda Fas'tan Basra körfezine kadar 22 ülkenin sınırlarının değişim vakti gelmiştir diye açıklama yapmıştı.
BOP, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslar'da yer alan 22 Müslüman ülkesinin rejimlerini, sınırlarını ve kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek; bütün bunları gerçekleştirebilmek için de bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından koparılarak işgale karşı tepkisiz-ılımlı hale getirmektir. Misyonerlik ile maksat da, içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelerde hâkim kılabilmektir. İşgale karşı çıkmayan, bilakis söz konusu küreselci işgali destekleyen ve İslam ile hiç alakası olmayan bu yeni inancın adı, ılımlı İslam'dır. (Prof. Dr. Haydar BAŞ- Milli Ekonomi Modeli s, 746)
Küreselleşme olgusu varlığını siyasal, ekonomik ve kültürel alanda hissettirir. Ancak çoğu bilim adamı ve araştırmacı ekonomik ve siyasal boyutu ön plâna çıkararak küreselleşmenin bir kapitalist yapılanma şekli olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Böylece küreselleşmenin millî kültürler üzerindeki etkisi ya göz ardı edilmekte, ya da göz ardı edilmesi istenmektedir. Dikkatli bakacak olursak, küreselleşmenin ekonomik boyutuyla kültürel boyutu arasında da çok yakın bir temas vardır. Küreselleşmeyle ortaya çıkan uluslararası sermayenin egemen anlayışı marka cazibesini körükleyerek toplumu tüketim toplumu haline dönüştürür. Marka tüketen toplumun fertleri ise kültürleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan ürünlerle kültürel değişimi yaşamaya başlar.
Küreselleşme, dünyaya hakim olmak isteyen sanayileşmiş devletlerin ve onlar üzerinden küresel firmaların, az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için, 2. Dünya Savaşından sonra ortaya attıkları bir kavramdır. 2. Dünya Savaşından sonra güçlenen Amerika küreselleşme kavramını ortaya atarak, az gelişmiş ülkelerin kaynaklarını, insan gücünü ve zenginliklerini daha ucuza ve zahmetsiz olarak transfer etme metodu olarak kullanmıştır.
Kapitalizm, insanlara kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar ise sınırsız yalanını inandırarak tüm dünya ülkelerinin kaynaklarını dünya zenginlerinin kullanımına sunmaktadır. Sen kaynaklarını istersen kullanma, sömürü ülkelerin zengin şirketleri, sınırlı zannettiğin kaynakları sürekli kullanarak zenginliğini sürekli artırmaktadır.
Oysa Milli Ekonomi Modeli'nde ise kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlı tezini savunarak kapitalizmin yalanını ortaya koymuştur. Ülkeler arasında ticarette kendi milli paralarını kullanıma koyarak hem kendi paranın değerlenmesini hem de dünya ticaretinde alışverişte kullanılan Amerikan dolarının hâkimiyetine son vermiştir.
Üstadım Prof. Dr. Haydar BAŞ 2013 yılında ; ''Ama artık ABD' nin işi bitti. Çünkü onun tılsımını bozdum. Artık Milli Ekonomi Modeli ile dünyada dolar yerine milli paralar kullanılacak'' diye söylemişti.
Bugün Amerikalı yöneticilerin delirmesinin sebebi, başta BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ülkeleri olmak üzere diğer dünya ülkeleri dolar yerine ticarette kendi paralarını kullanmaya başlaması sonucudur.
Günümüzde Filistin'de, Lübnan'da, İran'da akan Müslüman kanlarına sebep olan kana doymak bilmeyen Amerika ve İsrail küreselleşme oyunu adı altında kendi senaryolarını yazıp kendileri sahneye koyuyorlar. Kâfirler kana doymak bilmez. Küfür tek millettir. Fakat Müslümanlar birlik ve beraberlik çatısı altında hareket etmezse daha çok çocuk, kadın, yaşlı demeden kan akıtacaklardır.
Batı Ülkeleri BOP projesi adı altında Müslüman Ülkelerde mezhep ayrılığını körüklüyorlar. Sünni'si, Şia'sı, Alevi'si Müslümandır ve kardeştirler. Sevdiğim manidar bir söz var; ''Müslüman olana mezhep sorulmaz, mazluma dini sorulmaz.''
Müslüman Ülkeler uyanık olmalı, bir ve beraber hareket etmeli, bir gün bu olaylar bizi de bulacağı elzemdir.
Unutmayalım ki, BOP 'ta asıl hedef ülkemizdir. Bu oyunu boşa çıkarmak için güçlü devlet, güçlü asker, güçlü millet birlikteliği ile Türk milleti olmalıdır.
- Berat Kandilimiz birlik ve beraberliğimize vesile olsun / 31.01.2026
- Vatandaşlık Maaşı ve Milli Ekonomi Modeli / 13.12.2025
- Halkın hür iradesi Cumhuriyet / 29.10.2025
- Suyun hasret kaldığı İmam-ı Hüseyin / 04.07.2025
- İmamı Ali’nin vasi ve halife seçildiği Gadir-i Hum günü / 13.06.2025
- Bayramın manasına göre davranmak / 04.06.2025
- 23 Nisan’ın anlam ve önemi / 22.04.2025
- 14 Nisan- ∞ / 14.04.2025
- Örnek toplum modeli nasıl olmalı / 03.04.2025

























































