Kapıların yüzüne kapanmasına darılma
Aile fertlerinizden biri vefat ettiğinde veya malınız elden gittiğinde ya da namusunuza dil uzatıldığında ve insanlardan eziyet gördüğünüzde sabra sarılın
Haber Merkezi





Az bir şey elde ettiğinde şükreder, sıkıntıyla karşılaştığında sabredersen iman kanadın tüylenip güçlenir ve kalbin ile sırrın şükür ve sabrını Mevla'nın kapısına uçurur…
Kapıların yüzüne kapanmasına darılma. Hak Teâlâ sana yakınlık kapısını açmak için bunu yapar. O'nun kapısında devamlı kalman için maddi yönleri örter. Sevenler O'nun kapısını daima açık olarak bulurlar. Yabancılar oradan içeri giremez. Bir ana, evladı için hazırladığı şefkat kucağını başkasına açar mı? Bu da ona benzer…
Hak Teâlâ sevdikleri için hazırladıklarını başkalarına vermez. Yavrusuna tutkun ana, komşulara tembih eder. Yavrusunu içeri almamalarını tembih eder. Çünkü kendine dönmesini arzular. O yavru bu halde evden kaçsa cümle kapıları kapalı bulur. Ağlar sızlar yine anasına dönmek zorunda kalır.

Hak Teâlâ, bazen kulunu dara atar. Bundan maksadı, kulun kalbi yaratılmışlara bağlanmasın ve Zâtına dönsün.
Peygamberimiz (s.a.v.) sabredince göğe yükseltilmiş, Rabb'ine yaklaşıp O'nu görmüştür. O, ancak sabrın temelini sağlam bir şekilde inşa ettikten sonra bu binayı onun üzerine kurabilmiştir. Bütün hayırlar sabrın ayakları altındadır.
Hiçbir nimet yoktur ki onun yanı sıra mutlaka bir ceza bulunmasın. Hiçbir sevinç yoktur ki, muhakkak onunla birlikte bir tasa bulunmasın. Hiç bir genişlik yoktur ki, onunla beraber mutlaka bir darlık mevcud olmasın…
Günahlar derttir, taat ve ibadetler ise devadır. Zulüm bir derttir, adalet ise devadır. Hata-yanlışlık bir derttir, doğru ise bir devadır. İzzet ve Celal sahibi Allah'a karşı gelmek bir derttir, hastalıktır. Günahların sarhoşluğundan tevbe etmek ise bir devadır, ilaçtır." Büyük bir hayat ölçüsü verir sabır için:

Ey Cahil! Sen dilediğini değiştirmek istiyorsun. Sen ikinci bir ilah mısın ki, İzzet ve Celal sahibi Allah'ın sana uymasını istiyorsun? Bu kuruntu, hakikatin tam tersidir.
Allah sana değil, sen Allah'a uyacaksın. Bu kuruntunun aksini düşündüğün, yani Allah'ın sana değil, senin Allah'a uyman gerektiğini kabul ettiğin an, doğru yolu bulmuş olursun.
Bela imtihan için gelir
Kalbi kuvvetlendirir. Vicdani kanaati arttırır. İmanı hakikate erdirir, Hak yolda sabrı çoğaltır. Nefsi, kötü arzuları zayıflatır.
Her bela geldikçe, mü'minde sabır ve Hakk'ın hikmetli işlerine karşı teslim ve rıza olur. Ona her işinde yardım eder; bol nimet gönderir…

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Hiç şüphe yok ki, Allah sevdiğine azap etmez. Fakat bazen onu imtihan eder."
Mü'minin nazarında katiyetle sabittir ki, İzzet ve Celal sahibi Allah, peşinde ya dünyevi veya ahiretle ilgili bir maslahat bulunmayan hiçbir şeyle mü'mini imtihan etmez.
Mü'min maruz kaldığı belaya razıdır, ona karşı sabreder, tahammül gösterir. Başına gelen beladan ötürü, İzzet ve Celal sahibi Rabb'ini asla itham etmez. İzzet ve Celal sahibi Rabb'i ile olan meşgalesi ona belayı unutturur.
O, nice zaman engellenmiş ve ihtiyaçları göğsünde kırılmış, isteklerinin kırılmasına katlanmış ve bütün hallerinde reddedilmişlerdir. Davet ederdi de davetine icabet edilmezdi. İsterdi de verilmezdi. Şikayet ederdi de şikayet ettiği şeyin şiddeti iyice artardı. Bir kurtuluş kapısı arardı da bulamazdı. Sakınır takvalı olurdu da çıkış kapısı bulamazdı.

Allah'ı tevhid eder ve amellerinde ihlaslı olurdu da amel ettiği Zata bir yakınlık göremezdi. İmanlı ve tevhid ehli değil gibiydi.
Bildi ki sabır kalbi için devadır, seçkinliğine ve Allah'a yaklaştırılmasına sebeptir ve iyilik, bu imtihandan sonra gelecektir. Bu imtihan iman sahibi ile münafıkı; tevhid ehli ile müşriki birbirinden ayırmak içindir…
Ey cemaat! Allah'ın rahatlık ve kurtuluş vereceğinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü O size çok yakındır. Ümidini kesme; çünkü her şeyi yapan Allah'tır. Bilemezsin belki de Allah bu sıkıntıdan sonra sana bir çıkış kapısı açacaktır.

Beladan da kaçma; çünkü bela sabırla birlikte bütün iyiliklerin temelidir. Nübüvvet ve risaletin, velilik ve marifetin ve sevginin temeli beladır. Belaya sabretmezsen senin temelin yok demektir. Kalbinle, sırrınla, ruhunla Allah'a yakınlık kapısından geçinceye dek sabret ve çalışmaya devam et…
Yusuf Peygamber evinden alınmaya, kuyuya atılmaya, köle olarak satılmaya, ayrıca bir sürü harekete tahammül edip, sabır göstermeseydi, o büyük devlete sahip olabilir miydi?
O, Rabb'inin işlerine boyun eğdi, razı oldu. Bu yüzden zilleti, izzete tebdil oldu. İyi niyeti meydana çıktı. Sarsılmaz bir mülk sahibi oldu.
Sen de İslam dininin emirlerine uyar, yasaklarını bırakırsan, her işinde ilahi fiillerin tecellisini sezerek sabra devam edersen, nefsine ve şeytana uymazsan bulunduğun şimdiki kötü halden kurtulursun." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)


















































































