logo
24 MART 2026


Karzai destek bekliyor

12.12.2001 00:00:00
Afganistan'da 22 Aralık'ta göreve gelmesi öngörülen geçici hükümetin başbakanı Hamid Karzai, Türkiye ile Afganistan arasında tarihten gelen dostluğun, siyasi ve kültürel bağların olduğunu ve bunu devam ettirmek istediklerini söyledi. 

Türkiye'nin her konuda Afganistan'a yardımcı olmasını isteyen Karzai, "Türkiye'nin isteğinin bize destek ve yardımcı olmalarıdır" dedi.

Karzai, Afgan subaylarının çoğunun Türkiye'de tahsil gördüklerini hatırlattı. 'Biz Afgan milleti olarak Türk halkını seviyoruz ve onlardan gelecek her türlü desteğe ihtiyacımız olduğunu biliyoruz' diye konuşan Karzai, bugünlerde Kabil'e gideceğini ve yeni hükümet çalışmalarına başlayacağını da kaydetti.

'Artık Afganistan'da savaşın sona ermesi lazım. Barış, huzur ve emniyetin sağlanması lazım. Artık ülkeye hizmet etmek zamanıdır. Hepimiz bunu anlamış olanlara saygılıyız. Bana verilen bu vazifeyi götürebileceğim nisbette yapmaya çalışacağım' diyen Karzai, ayrıca yeni hükümette kadın haklarının gözetileceğini ifade etti.

Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması


 
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak bugün İngiltere'yi ziyaret ederek, Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedarikine ilişkin görüşmede bulunacak.
 

24.03.2026 16:25:00
AA
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması
 Güler'den İngiltere'ye Eurofighter Typhonn çıkarması

Milli Savunma Bakanlığından (MSB) yapılan açıklamaya göre Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İngiltere Savunma Bakanı John Healey'in resmi davetlisi olarak İngiltere'yi ziyaret edecek. Ziyaret kapsamında her iki Bakan tarafından ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik ve savunma sanayisinde işbirliği konuları değerlendirilecek.

Türkiye ve İngiltere arasında devam eden ve geçen yıl ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer arasında ilk imzaların atıldığı "Eurofighter Typhonn savaş uçağı tedariki" konusu da gündemde olacak.

Milli Savunma Bakanı Güler, Eurofighter Typhonn savaş uçağının üretim tesislerini de ziyaret edecek.

Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın görülmesine devam ediliyor. 8'inci duruşmada, tutuksuz bir sanığın hayatını kaybettiği öğrenildi. Savcılık bu sanığın dosyasının ayrılmasını istedi

24.03.2026 13:01:00
İHA
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme: Duruşmada bir sanığın hayatını kaybettiği açıklandı
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'inci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı.

Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti.

Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'inci duruşmada aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Bir sanık hayatını kaybetti

Duruşmada, görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, tutuksuz sanıklardan Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi Cafer Akdur'un hayatını kaybettiğini, bu nedenle dosyasının ayrılmasını talep etti. Savcılık, dosyadaki tutuklu sanıkların da mevcut hallerinin ayrı ayrı devamını istedi. Duruşma, talebe ilişkin sanık avukatlarının savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi

Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binaların bulunduğu alanlar, adeta birer harabeye dönüştü. Aradan geçen yıllara rağmen bir türlü yapılamayan inşaatlar nedeniyle araziler moloz ve çöp yığınlarıyla doldu. Bölge madde bağımlıların meskeni haline gelirken, mahalle sakinleri duruma tepki gösterdi

24.03.2026 12:17:00 / Güncelleme: 24.03.2026 12:29:28
İHA
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören'de 'Kentsel çöküntü' tepkisi
Güngören Sanayi Mahallesi'nde kentsel dönüşüm vaadiyle yaklaşık 3 yıl önce yıkılan binaların yerini modern yapılar yerine çöp ve moloz dağları aldı. Belediye ekipleri tarafından temizlenmediği iddia edilen bu alanlar, hem çevre kirliliği hem de ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Mahalle sakinleri, belediyeye defalarca başvurduklarını ancak alanın bakımsız bırakılması nedeniyle tepkilerinin her geçen gün arttığını dile getiriyor.



Bölgedeki güvenlik sorununa dikkat çeken mahalle sakini Aydın Algün, durumun vahametini belirterek "Buraya akşam saat 10'dan sonra çıkamıyoruz, korkuyoruz; her türlü insan var. Kağıt toplayıcıları sürekli kamyonlarla geliyorlar, her sokaktalar. Tedirginlikten sokağa adım atamaz olduk. Ben çocuğumu bu bölgeden okula tek başına yollayamam, illa eşlik etmem gerekiyor. Burası tam 5 senedir kentsel dönüşüm adı altında bu şekilde terk edildi" şeklinde konuştu.



Kentsel dönüşüm sürecinin yanlış yönetildiğini savunan bir diğer vatandaş Halis Karakulak ise plansız yıkımlara tepki gösterdi. Karakulak, "Kentsel dönüşüm yapıyorsan ada bazlı yapacaksın. Komple yıkıp tek seferde inşaata başlayacaksın ki hem devlet hem de vatandaş kurtulsun. Burada tek bir bina yıkılıyor, bir yıl sonra yanındaki yıkılıyor. Ortaya çıkan manzara berbat. Görüldüğü gibi çevre kirlilik içinde ve burada her türlü asayiş olayı yaşanabilir" dedi.

İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

24.03.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı
İstanbul ve Yalova'da küresel terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten teröristlerin ailelerine para aktarmakla suçlanan 9 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu sabah erken saatlerde İstanbul ve Yalova'daki belirlenen adreslere baskınlar düzenledi.



Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve para transferlerini belgeleyen kayıtlara el konuldu.
Gözaltına alınan 9 zanlı, ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgelerinde örgüt adına faaliyet yürüten kişilerin ailelerine para aktardığı tespit edildi.

Şekerin vücuda 6 ciddi zararı


Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

24.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük enerji gereksiniminin ortalama yaklaşık 10'unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamakta. Örneğin enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama bir küçük porsiyon tatlıya eşit. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

Kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor

Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir.

İnsülin direnci ve Tip-2 diyabet riskini artırır

Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği cevap bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.

Karaciğer yağlanmasına neden olur

Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir.

Obeziteye zemin hazırlar

Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin-minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar.

Diş çürüklerini artırır

Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Şekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir.

Bağımlılık yaratır

Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

Horlamaya çare yok mu?


 
 
Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Peki ya çaresi?

23.03.2026 23:28:00
MURAT ÇORBACI
Horlamaya çare yok mu?
Horlamaya çare yok mu?

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, "Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir" dedi.

Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20'li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, "Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40'ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60'a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye'de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın başlıca nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:
Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm'nin ve  erkeklerde 43,18 cm'nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.
Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.
Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.
Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.
Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir" diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir" diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: "Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97'ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır."

Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü


 
 
Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan hemşire Eda Kerim Tekin (47) yaşamını yitirdi.

23.03.2026 23:19:00 / Güncelleme: 23.03.2026 23:22:32
Haber Merkezi/AA
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü

Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan kadın yaşamını yitirdi. Türk Kızılay Zonguldak Şubesinde görevli hemşire Eda Kerim Tekin (47), Bahçelievler Mahallesi'ndeki bir spor salonunda antrenman yaptığı sırada fenalaştı.
İhbar üzerine salona gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Tekin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesine kaldırıldı.
Tekin, burada yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Türk Kızılay Zonguldak Şube Başkanı Kürşat Yağız, Tekin'in 21 yıldır Türk Kızılayına hizmet ettiğini belirterek, "Çok sevdiğimiz, iyi bir insandı. Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum" dedi.

Hemşire Tekin'in Bartın AK Tıp Merkezinde Fizik Tedav Uzmanı olarak görev yapan Dr. Yasin Tekin'in eşi olduğu öğrenildi.

Katar şehitlerine hüzünlü tören

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can, Ankara'da son yolculuklarına uğurlandı

23.03.2026 15:30:00 / Güncelleme: 23.03.2026 15:32:59
AA
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar'da düşen helikopterde şehit olan Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için Çankaya'daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi.

Şehitlerin ailesi ve yakınları taziye dileklerini kabul ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileleri yanlarında bulunarak teselli etti.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, bazı kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Kürşad Zorlu ve Ömer İleri, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, bazı milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, Katar'dan askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği çelenk de Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nin avlusunda yer aldı.

Şehitlerin cenazesi, cenaze namazının ardından tekbirler eşliğinde cenaze arabasına konuldu.

Polislerden oluşan bando eşliğinde cenaze arabasına taşınan şehitlerden Kahraman'ın cenazesi toprağa verilmek üzere Cebeci Şehitliğine, Can'ın cenazesi ise Güdül'e götürüldü.

Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı

Fatih'te doğalgaz patlamasıyla çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı

23.03.2026 13:46:00 / Güncelleme: 23.03.2026 13:49:11
İHA
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te dün Ayvansaray Mahallesi'nde dün doğalgaz patlamasında bitişik olan iki bina çökmüştü. Enkaz altından 10 kişi yaralı olarak kurtarılırken, mahalleli tarafından pamuk teyze olarak tanınan 65 yaşındaki Semra Urunca ise hayatını kaybetmişti.



Fatih Belediyesi Arama Kurtarma (FARK) ekipleri, bugün çevrede hasar tespit çalışması başlattı.



Hasar gören binalarda detaylı inceleme yapılıyor. Evlerine giremeyen vatandaşların barınma ihtiyaçlarının karşılanması için destek sağlandığı öğrenildi.



Mahalle sakini Erkan Karabiga "Yatıyorduk, gürültü sesine kalktık. Baktık bina yıkılmış. Enkaz altında kalan insanlar da oldu. Allah yardımcısı olsun. İçerde tanıdık vardı. Bir tanesi kötü halde, yaşam mücadelesine bağlıymış. Kendisini tanırım mahalle insanıydı. İyi insandı Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun" dedi.



Yetkililer, olayın kesin nedeninin yapılacak teknik incelemelerin ardından netlik kazanacağını belirtti.

Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi

Bursa'da tarihi çarşıda iki grup arasında çıkan kavga, adeta meydan muharebesine döndü. Yumrukların havada uçuştuğu anlar saniye saniye kameraya yansırken, panik yaşayan vatandaşlar olay yerinden uzaklaşmaya çalıştı

23.03.2026 10:46:00
İhlas Haber Ajansı
Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi
Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Kapalı Çarşı'da meydana geldi. Çarşı içerisinde henüz bilinmeyen bir nedenle iki grup arasında başlayan sözlü tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Bir anda onlarca kişinin dahil olduğu olayda taraflar birbirine yumruk ve tekmelerle saldırdı.

Yaşanan arbede sırasında çevrede alışveriş yapan vatandaşlar büyük korku yaşadı. Bazı vatandaşlar kavgayı ayırmak için araya girerken, bazıları ise o anları cep telefonu kameralarıyla kaydetti.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Kavgayı ayırmakta güçlük çeken vatandaşların ardından bölgeye ulaşan ekipler, tarafları ayırarak ortamı sakinleştirdi. Polis ekiplerinin müdahalesiyle kavga sonlandırılırken, tarafların bir süre sonra dağıldığı öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.