Şimdi gelelim, Fethullah Gülen'in teklifine... Yani Kelime-i Tevhid'in ikinci kısmının, yani "Muhammed Allah'ın Resulüdür" cümlesinin es geçilmesi, üzerinin örtülmesi meselesine ve bu bölümü söylemeyenlere de merhamet ve rahmet bakışıyla bakma konusuna:
Kur'an-ı Kerim'de şu mealde bir ayete rastlayan var mı: (Haşa) "Ey insanlar! Beni bilmeniz, Bana inanmanız kafidir. Son elçi olarak gönderdiğim ismi Ahmed, Muhammed olan Peygamberi tanımasanız da olur." Kitabımızda böyle bir beyan, böyle bir ruhsat yok. Zaten insanlar tek Allah inancını kaybettiği, şirke saplandığı için son peygamber gönderilmiş ve Allah'ı esma ve sıfatları ile insanlığa tanıtmıştır. Yani "Muhammed Allah'ın Resulüdür" demeden insanlığın doğru Allah inancına varması mümkün değildir.
İkinci olarak, mü'minlere Müslümanlara hitaben şu mealde bir ruhsat yoktur herhalde: "Ey Mü'minler! Peygamberinizi tanımayan, kabul etmeyenlere de merhamet nazarı ile bakın, onlarla dost olun!"
Aksine, herkesin bildiği bir ölçü var ki; Allah'ın sevgisini kazanmak Hz. Muhammed'e (sav) tâbi olma şartına bağlanmıştır:
"(Resulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız Bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
De ki: Allah ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez" (Al-i İmran: 31-32).
"Kim Resule itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, Seni onların başına bekçi göndermedik" (Nisa: 80).
"Biz Seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur" (Fatır: 24).
"Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin kısıntıya uğramanız O'na çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir" (Tevbe: 128).
Rahmetin, merhametin bizatihi kaynağı olan, ümmetine karşı rauf ve rahim olan bir peygamberden insanları uzak tutmak, Kelime-i Tevhid'in "Muhammedenresulüllah" kısmını söylemeyene de merhamet bakışıyla bakın demek gerçekten insanlığa merhamet etmek midir? Yoksa rahmetin, merhametin merkezinden uzaklaştırmak mıdır?
Fethullah Gülen'in söz konusu paragrafını çoğaltıp Müslüman dostlarına dağıtan Katolik papaz, şunu demiş olmuyor mu: "Sizin peygamberinizi kabul etmesek bile, bize dost ve merhamet nazarıyla bakacaksınız, işte falan hocanın fermanı..."
Böylesine yalancı bir rahatlama ile Son Peygamberi inkara devam eden ve öylece ölen bir papaza sizin şeyle ya da böyle bakışınızın ne faydası olabilir?
"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra kim Peygambere karşı çıkar ve mü'minlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir" (Nisa: 115).
Rahmeti ve merhameti sonsuz olan yüce Rabbimiz bu rahmetinden istifade etmeyi iman şartına bağlamış, imanın sahih olması için de Kelime-i Tevhidi bölmeden-parçalamadan bir bütün olarak inanmayı şart koşmuştur.
"Sen olmasaydın, Sen olmasaydın bu alemleri yaratmazdım" kudsi hadisinin muhatabı ve alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed Aleyhisselam neden tartışma alanına çekiliyor? Buraya bir "mim" koymak lazım. Tarih boyunca müsteşrikler son peygamberin şahsiyeti ile ilgili, aile çevresi ile ilgili bir çok iftiralar uydurmuşlar ve tabii, gereken cevapları da almışlardır. Fakat şimdi karşımıza çıkan durum oldukça farklı.
Dinlerarası diyalog konusunda en aktif rol oynayan Fethullah Gülen hareketinin çıkış noktasının özeti sayılması, bu tesbiti yapan makale sahibine söz konusu kitapta on sayfa yer ayrılmış olması da ayrı bir soru işareti.
Haddi aşmaktan Allah'a sığınırız. Allah'ın rahmetinin, mağfiretinin dağıtımına (haşa) müdahale etmekten de Allah'a sığınırız. Ayrıca ve kasten Allah ile Resulünü birbirinden ayırma gayretlerinden de Allah'a sığınırız.
Kesinlikle ve elbette:
Lailahe İllallah Muhammedenresulüllah
Kur'an-ı Kerim'de şu mealde bir ayete rastlayan var mı: (Haşa) "Ey insanlar! Beni bilmeniz, Bana inanmanız kafidir. Son elçi olarak gönderdiğim ismi Ahmed, Muhammed olan Peygamberi tanımasanız da olur." Kitabımızda böyle bir beyan, böyle bir ruhsat yok. Zaten insanlar tek Allah inancını kaybettiği, şirke saplandığı için son peygamber gönderilmiş ve Allah'ı esma ve sıfatları ile insanlığa tanıtmıştır. Yani "Muhammed Allah'ın Resulüdür" demeden insanlığın doğru Allah inancına varması mümkün değildir.
İkinci olarak, mü'minlere Müslümanlara hitaben şu mealde bir ruhsat yoktur herhalde: "Ey Mü'minler! Peygamberinizi tanımayan, kabul etmeyenlere de merhamet nazarı ile bakın, onlarla dost olun!"
Aksine, herkesin bildiği bir ölçü var ki; Allah'ın sevgisini kazanmak Hz. Muhammed'e (sav) tâbi olma şartına bağlanmıştır:
"(Resulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız Bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
De ki: Allah ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez" (Al-i İmran: 31-32).
"Kim Resule itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, Seni onların başına bekçi göndermedik" (Nisa: 80).
"Biz Seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur" (Fatır: 24).
"Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin kısıntıya uğramanız O'na çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir" (Tevbe: 128).
Rahmetin, merhametin bizatihi kaynağı olan, ümmetine karşı rauf ve rahim olan bir peygamberden insanları uzak tutmak, Kelime-i Tevhid'in "Muhammedenresulüllah" kısmını söylemeyene de merhamet bakışıyla bakın demek gerçekten insanlığa merhamet etmek midir? Yoksa rahmetin, merhametin merkezinden uzaklaştırmak mıdır?
Fethullah Gülen'in söz konusu paragrafını çoğaltıp Müslüman dostlarına dağıtan Katolik papaz, şunu demiş olmuyor mu: "Sizin peygamberinizi kabul etmesek bile, bize dost ve merhamet nazarıyla bakacaksınız, işte falan hocanın fermanı..."
Böylesine yalancı bir rahatlama ile Son Peygamberi inkara devam eden ve öylece ölen bir papaza sizin şeyle ya da böyle bakışınızın ne faydası olabilir?
"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra kim Peygambere karşı çıkar ve mü'minlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir" (Nisa: 115).
Rahmeti ve merhameti sonsuz olan yüce Rabbimiz bu rahmetinden istifade etmeyi iman şartına bağlamış, imanın sahih olması için de Kelime-i Tevhidi bölmeden-parçalamadan bir bütün olarak inanmayı şart koşmuştur.
"Sen olmasaydın, Sen olmasaydın bu alemleri yaratmazdım" kudsi hadisinin muhatabı ve alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed Aleyhisselam neden tartışma alanına çekiliyor? Buraya bir "mim" koymak lazım. Tarih boyunca müsteşrikler son peygamberin şahsiyeti ile ilgili, aile çevresi ile ilgili bir çok iftiralar uydurmuşlar ve tabii, gereken cevapları da almışlardır. Fakat şimdi karşımıza çıkan durum oldukça farklı.
Dinlerarası diyalog konusunda en aktif rol oynayan Fethullah Gülen hareketinin çıkış noktasının özeti sayılması, bu tesbiti yapan makale sahibine söz konusu kitapta on sayfa yer ayrılmış olması da ayrı bir soru işareti.
Haddi aşmaktan Allah'a sığınırız. Allah'ın rahmetinin, mağfiretinin dağıtımına (haşa) müdahale etmekten de Allah'a sığınırız. Ayrıca ve kasten Allah ile Resulünü birbirinden ayırma gayretlerinden de Allah'a sığınırız.
Kesinlikle ve elbette:
Lailahe İllallah Muhammedenresulüllah
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026


























































































