Başbakan Recep Tayyip Erdoğan birkaç gün evvel Antalya'da bir kilise ziyareti yaptı. Başbakan'ın ziyaret ettiği restorasyonu devam eden ve sıradan bir kilise olan Kaleiçi İncil Kilisesinin papazı sıradan bir papaz değil. Antalya'da din değiştirip Hıristiyanlığı seçtikten sonra kısa zamanda papaz yapılan bir kişi bu kilisenin Protestan papazlığını yürütüyor. İşte bu açıdan kilise ziyareti sıradan olmaktan çıkıyor.Papa da cami ziyareti yapmıştı ne var bunda diyebilirsiniz. Ama Papa cami ziyareti sonrası "Müslümanların kutsal saydığı" bir yeri ziyaret ettiğini söylemişti. Papa bu sözüyle caminin Hıristiyanlar için kutsal bir yer olmadığını çok teknik bir şekilde ifade etmiştir. Ama AKP hükümetinin üst düzey yetkilileri sık sık kilise ziyaretleri ve açılışları yapmakta oldukları halde konuşmalarında kendi medeniyetlerinin farkını ve üstünlüğünü ortaya koydukları görülmemektedir. Hatta sanki İslam medeniyetiyle Batı medeniyetinin farkı yokmuş gibi abuk sabuk mesajlar bile zaman zaman verilebilmektedir. Başbakan Erdoğan, Danimarka 2005 yılı Kasım ayında düzenlenen "Medeniyetler arası ittifak: Türkiye'nin rolü" konulu toplantıda yaptığı bir konuşmada, "iyi ve kötü medeniyet yoktur, iyi ve kötü insan vardır" ifadesini kullanmıştı. Ben Müslüman bir Başbakanın böyle ifadeler kullanmasına, kilise açılışları yapmasına ve sık sık kilise ziyaretleri yapmasına anlam veremiyorum. Bu ziyaretlerle hükümet birtakım yerlere bazı mesajlar vermeye çalışıyor sanırım. Bu mesajların ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ama şundan eminim ki, Başbakan Erdoğan'ın kilise açılışları yapması ve kilise ziyaretlerinde bulunması Türk milletine özellikle de Türk gençliğine menfi pek çok mesaj vermektedir.Hıristiyanların yahut Yahudilerin ibadet mekânlarına ve inançlarına saygımız elbette ki var. Bizim asıl tedirginliğimiz, kendi insanlarımız ve gençliğimiz açısından.Türkiye'yi yönetme noktasında bulunanların böyle mekânları ziyaret etmekle, kilise açılışları yapmakla verdikleri mesajlar ve açtıkları çığırlar, ülkemizde cirit atan misyonerlerin ekmeğine yağ sürmekte ve AKP hükümetinin imar yasasında yaptığı değişiklikle mantar gibi çoğalan ve sayıları 40 binleri bulan ev-kiliselerin Müslüman Türk gençliği tarafından dolup taşmasını sağlamaktadır. Bu tehlikeleri milletimizin fark ettiğini gören Vatikan projesi olan dinlerarası diyalog savunucusu Zaman gazetesi 2005 yılı Mart ayında yayınladığı bir haberde "İslamiyet'ten Hıristiyanlığa geçen insanların zaten Ermeni, Süryani, Rum ya da Yahudi kökenli olduğunu" ifade etmişti.Türk gençliğinin din değiştirmesi için uygun ortam ve zemin siyasiler tarafından sağlanmışken ve bazı diyalogcu gazeteler de buna çanak tutuyorken Başbakan Erdoğan'ın bir kiliseyi ziyaret etmesinin ne anlama geldiği izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Hem de bu ziyaret edilen kilisenin papazı Hıristiyanlığa geçmiş olan birisiyse bu anlam iyice belirginleşmektedir.Hatırlayacak olursanız 2004 yılının Kasım ayında yine Antalya'da içinde kilise, havra ve bir mescit bulunan 1,5 trilyon liraya mal olmuş "dinler bahçesi" adlı bir merkezin açılışı bizzat Başbakan Erdoğan tarafından yapılmıştı. Bu paraların nerelerden bulunduğu bir tarafa bu açılışlardan ve bahsi geçen söylemlerden sonra Türkiye'de misyonerlerin tuzağına düşen gençlerimizde adeta patlama yaşandığı görüldü.Yaşanan ve büyümekte olan tehlikenin farkında mıyız?
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024

























































