HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 23 EYLÜL 2021, PERŞEMBE

Laf değil hizmetse, işte bu...

30.06.2001 00:00:00
Herkesin, kendi inanç ve düşüncesi uğrunda mücadele vermesi tabiidir.

İnanç ve düşünceler değişik olduğu için, dünyadaki insanlar var olduğu müddetçe dünyadaki kavga da bitmeyecektir.

Bu kavga, bazan mal-mülk için, bazan iktidar için, bazan da iman ve inanç uğrunda olur.

Hadis-i şeriften öğrendiğimize göre, dünyada kıyamet sabahına kadar imanlı insanlar bulunacaktır. Demek ki iman uğrundaki mücâdele de kıyamet sabahına kadar devam edecektir.

Nitekim Peygamberimiz (as)

"Cihad kıyamete kadar devam edecektir" buyuruyorlar.

Cihad nedir?

İmanın yok edilmesi için uğraşanlara karşı verilen mücâdeledir.

***

Uydurma inanç olmaz. İnancın nasıl olması gerektiğini, yaratıcı kudret semâvî kitaplarda açıklamıştır.

İman ve inanca düşman olanlar, onun kaynağı olan Zebur, Tevrat ve İncil'i bozup kendi kafalarına göre değişik bir şekil vermişlerdir.

Arkasından, Allah'ın koruması altında Kur'an-ı Kerim indirilmiştir.

Kur'an, manevî koruma altında bulunduğu için yeryüzünden kaldırılması mümkün değildir.

Bazı memleketlerde rahat rahat okunup tatbik edilirken, zaman zaman bazı memleketlerde unutulur gibi olmuşsa da hiç bir zaman unutulmamış ve unutturulamamıştır.

Memleketimizde de Kur'an okunmasının iyice azaldığı zamanlar olmuştur.

Toroslar üzerinde yaşayan bir amca, şöyle diyordu:

- Bir neler gördük evlat... Bir cenazemiz olurdu da onu kaldırmak için köy köy imam arardık. Bir defasında tam 9 köy gezdik. 9. köyde bulduğumuz hocayı getirdik de cenazemizi kaldırdı.

Bunu konuşan kişiye amca dediğime göre, bahsettiği devirler uzak değildi.

Şükürler olsun ki, kısa zamanda o hallerden bu vaziyete geldik.

Ne var ki, o zaman bir imam bulmak için 9 köy gezilirken, bugün "12 yaşından küçüklere niçin Kur'an okumak yasak!" diyenler 9 köyden kovulmak istenmektedir.

***

Olsun... Buna rağmen bugün daha ümitvarız.

Bir taraftan TV kanalında (maalesef sadece Meltem TV'de) yıl boyu Kur'an dersleri verilirken, diğer taraftan da okulların yaz tatilleri elden geldiğince değerlendirilmekte, küçücük eller Kur'an Elifbâsı tutmaktadırlar.

Bugün Elifbâ tutan eller, öbür âlemde de ana-babalarının ellerinden tutup onları cennete götüreceklerdir.

O ana-babalar öyle bir saltanata kavuşacaklar ki, bütün mahşer halkı onlara imrenecek, keşke biz de evlatlarımıza Kur'an okutsaydık diyecekler.

Bize bu müjdeyi veren zât, söylediklerinin hiç biri yalan olmayan muhbir-i sâdık/doğru haberci olan Hz. Muhammed Mustafa'dır (sav).

İnsanı Allah'a yaklaştıran nâfile ibâdetlerin en üstünü Kur'an okumaktır.

Öyleyse, buyrun Kur'an okuma ve okutma seferberliğine...

Genciyle-yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle... haydi Kur'an öğrenmeye...

Bilmeyenler öğrensin; bilenler daha da ilerletsin...

***

Düne kadar komünizmin esareti altında olanlar, Kur'an'a sahip çıkmakta bugün bizden daha gayretliler.

Hatırlarsınız; daha yakın zamana kadar "Komünistler Moskova'ya!" sloganını duyardık.

Moskova'ya artık komünistler değil, imamlar gidiyor çok şükür.

Moskova müftüsü, "Aman bize imam gönderin" diyor.

Ve ilave ediyor:

- Buralara önce Arabistan'dan geldiler. Vehhâbîlik diye bir şey getirmek istediler. Devlet onları kovdu. Sonra Türkiye'den gelenler oldu. Onlar da dünyaya daldılar. Bazı şeyler öğretiyorlar; ama Kur'an öğretmiyorlar. Bize Kur'an öğretecek kimseler lâzım.

Değerli okuyucular,

Dün komünizmle idare edilenler, bugün dinlerini öğrenmek isterlerken, kalkıp da onlara İslam yerine başka bilgiler öğretmeye kalkışmanın bir manası olur mu?

Susuzluktan dudakları çatlamış olanlara bal bile versen neye yarar?...

Yurtdışında şu kadar müessese açtık diye reklam yapanlar, İslam'a susayanlara besmele bile çektirmediklerini açıkça söylemelidirler.

Lütfen dikkat!

Bu gerçeği, ağzı kapalı bir mektupta değil, herkese açık bir gazetede yazıyorum. Diyorum ki;

- Yurtdışında, şu şu memleketlerde şu kadar okul açtık diyenler, elleri altındaki talebelere Kur'an öğretmek, İslamî bir şeyler anlatmak şöyle dursun, bir besmele bile çektirmemektedirler.

Bu bir iftira mıdır?

Hayır! Aslâ!

İftiradır diyorlarsa, buyursunlar cevap versinler...

Desinler ki, biz falan yerlerde şöyle şöyle İslami hizmetler veriyoruz.

Evet... O memleketlerde verilen İslâmî hizmetler var. Ama bunu gerçekleştirenler, bilmem şu kadar okul açtık diyenler değil, başkaları...

Meselâ Kazakistan'da, 40-50 dereceye kadar çıkan sıcaklık altında, 7 kilometre yolu hergün yaya gidip gelerek, küçüklere Kur'an dersi veren cefâkarlar var. Var ama, bunu yapanlar yine o övünenler değil...

Peki onlar ne yapıyorlar?

Ne yapacaklar, aman bizi mimlerler diye namaz bile kılmıyorlar.

Evet, evet... Namaz bile kılmıyorlar, namaz!

Kendileri bilirler... Hesabını âhirette kendileri verecekler...
 
Ali Eren / diğer yazıları
- Alın size Avrupa'dan taze cevap / 16.03.2002
- Derviş'e ODTÜ'yü dar etmek / 02.03.2002
- Bayram sonrası düşünceleri / 26.02.2002
- Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar / 16.02.2002
- Müfsidi Kebir (Büyük Fesatçı) / 13.02.2002
- Bir maskara / 12.02.2002
- Tarihe ve zihinlere bir-iki hatıra kaydı / 09.02.2002
- Başbakanlığı al, neyi ver? / 02.02.2002
- Papa'nın davet etmemesine üzülünür (!) / 26.01.2002
- Bizi, onlarca sene dinsiz tanıtmışlar / 19.01.2002
- Bu işe Amerika ne diyor? / 12.01.2002
- AB=Elma şekeri içindeki zehir / 05.01.2002
- Hedef, yılbaşını 2000 yılından itibaren kutlamaktı / 01.01.2002
- İşte işin boyutu / 29.12.2001
- Damad-ı Şehriyârîden inciler / 22.12.2001
- Bayramda hangi vazifeler var? / 15.12.2001
- Kadir Gecesinde ibâdete hazır mıyız? / 08.12.2001
- "Küreselleşme, İslam Dünyası ve Türkiye" / 01.12.2001
- Cennette âile hayatı var mı? / 24.11.2001
- Ramazan, iftar ve Sahur / 17.11.2001
- İngilizleri de memnun eden parti / 10.11.2001
- Cennet nerede kurulacak? / 03.11.2001
- "İnşallah ... akıllanmıştır" / 27.10.2001
- Bir saldırıyla açığa çıkan gerçekler / 20.10.2001
- Mirac Kandili ve vazifelerimiz / 13.10.2001
- Ramazan'a daha vardı halbuki / 06.10.2001
- Tavırlarına bak dinlerini anla / 29.09.2001
- ABD-Üsâme bin Ladin savaşı / 22.09.2001
- Amerika'nın geleceği / 15.09.2001
- Okullar açılıyor ya / 08.09.2001
- Mossad ajanları ve TL hutbesi / 01.09.2001
- Düşmanlarımızın bize bakışı ve planları / 26.08.2001
- İkaamet ve yarım / 18.08.2001
- Yahudiler ve İğneli Fıçı / 11.08.2001
- Su hatırlatması / 05.08.2001
- Hükümetçilik mi oynuyoruz? / 28.07.2001
- Bunlarla olmuyor vesselam / 21.07.2001
- Adı konulmamış savaş / 14.07.2001
- Laf değil hizmetse, işte bu... / 30.06.2001
- Kökü mâzide olan âtî olmak / 23.06.2001
- Dinlerarası diyalog ve hoşgörü histerisi / 16.06.2001
- Müslüman kadınlar kimlerle evlenebilirler? / 09.06.2001
- 29 Mayıs hüznü / 26.05.2001
- Üzerimizde menfî/değişmez emeller / 19.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

30.06.2000, 30.06.1999, 30.06.1998, 30.06.1997, 30.06.1996, 30.06.1995, 30.06.1994, 30.06.1993, 30.06.1992, 30.06.1991, 30.06.1990, 30.06.1989, 30.06.1988, 30.06.1987, 30.06.1986, 30.06.1985, 30.06.1984, 30.06.1983, 30.06.1982


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.