HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 HAZİRAN 2021, CUMA

Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar

16.02.2002 00:00:00
Cumhuriyet'ten beri 1924, 1961 ve 1982'de olmak üzere üç Anayasa yapıldı. Her biri çıkınca da bir öncekinin hükmü tabiî ki kaldırıldı. Yürürlükten kaldırılan Anayasaların metinleri şimdi elimizdedir ama geçerliliği yoktur. Artık geçersiz olan Anayasa kitapçıkları, ancak kütüphanelerde bulunduruluyor; o kadar...

Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an gibi, Allah tarafından biz insanlara uymamız için gönderilen ilâhî kitaplar hakkındaki hüküm de aynen anayasalarınki gibidir. Yani, Allah gönderdiği her bir ilâhî kitapla bir öncekinin hükmünü kaldırmıştır. Ancak, anayasa misaliyle bunların arasında çok önemli bir fark vardır:

Önceki Anayasaların metinleri elde olduğu halde, Kur'an'dan önceki kitapların Allah tarafından gönderilen metinleri bugün ortada yoktur.

Kaldı ki, orjinalleri elde olsa bile, hükmü Allah tarafından kaldırıldığı için, sadece yenisinin hükmü geçerli olup, eskisi hükümsüz kalır.

Bu hususu Hıristiyanların da bilmelerine hiç bir engel yoktur. Ama hem bilip hem de yanlışta ısrar etmeleri, onları manevî sorumluluktan kurtarmaz.

Şu tutarsızlığa bakınız: Onlara göre İncil'in içindekiler ayettir ama, insanların yorumlarından ibarettir. Yani hem insan yorumu hem âyet!

Yani, tutarsızlıkları apaçık ortadadır...

Ne dersiniz, insan yorumundan meydana gelen ve çeşit çeşit kitaplara dayalı olan bir inanca din diyelim mi?

Kitabı bozuk olan dinin kendisi ve ibâdethânesi sağlam olabilir mi?

* * *

Siz "Hayır! Böyle din olmaz" deseniz de, bazıları "Olur" demekte ısrarlı.

"Katedral", "Baş kilise" demek. Bunu hatırımızda tutalım...

Israrla vurgulanan bazı yanlışlara göre, -hâşâ- Sultanahmet Câmîi ile Hram Hrista Spasitelia yani Kurtarıcı İsa Katedrali'nin fonksiyonları aynıymış.

(Müslümanların bir, Hıristiyanların üç ilah kabul ettiklerini düşünmezseniz.)

Olara göre, ha St. Basil Katedrali, ha Konya Mevlevîhanesi... İkisinde de dönmek aynıymış. Kubbeler kardeş olup adeta sizinle dönermiş.

(Mevlânâ ile papazları aynı kefeye koyarsanız tabiî.)

Hıristiyanlarla -dini manada- söylediğimiz hep aynı türküymüş. Mekânlar değişir ama insanoğlunun türküsü değişmezmiş.

(Hazret-i İsa'ya Peygamber demekle, -hâşâ- Allah'ın oğlu demeyi aynı manaya almanız şartıyla.)

Moskova'ya yakın Sergiyev Posat diye bir yer varmış. Bu külliyenin içinde bir de kilise varmış. Orada manevî bir atmosfer yaşanır, dünya meşgalesi ve karmaşası unutulurmuş.

(Biz, kiliselerde hiç manevî atmosfer yakalayamadık. Oralardaki manevi hava bize tesir etmiyor demek ki.)

Sergiyev Posat, manevî olarak Ankara'daki Hacı Bayram Camiî'nin benzeriymiş. Birinde Müslümanlar, diğerinde Hıristiyanlar manevi bir iklim yaşarlarmış. Her iki yer de fonksiyon açısından benzeşirmiş.

(Ezanla çan sesini bir tutmadan, bu cümleleri yazmak mümkün müdür?)

Tek Allah'a iman, iki kültürün ortak noktalarını bir mekânın sembolünde birleştirirmiş.

(İki kültür dediği Hıristiyanlıkla İslam... Peki, Hz. İsa'ya Allah'ın oğlu diyen Hıristiyanları, tek Allah'a inanan kimseler olarak göstererek Müslümanları kandırmaya çalışmak ne oluyor?)

Değerli okuyucular, bakın bakın, yazarımızın kurnazlığına bakın:

"Budapeşte'de Gül Baba türbesi, Urfa'daki Balıklı göl, Ankara'da Hacı Bayram Külliyesi ve Moskova'da Sergiyev Posat... yüce mekânlardır."

Yazarımız, kubbelerinde Hıristiyan haçı dikili Sergiyev Posat kilisenin yüce bir mekân olarak takdim edebilmek ve okuyucusuna yutturabilmek için, onun yanına Gül Baba, Balıklı göl ve Hacı Bayram'ı koymayı da ihmal etmiyor.

Öyleyse siz de yutuverin gitsin...

Yazarımız çok cüretkâr. Hiç çekinmeden, Moskova'daki Sergiyev Posat kilisesini, Ankara'daki Hacı Bayram Camiî'ne benzeterek diyor ki: "Tek kanatla uçulmaz. Bir kanadım 'da' der öbür kanadım 'evet'.

(Rusça, "da" evet demek)

Hıristiyanlığı, İslam'ın eşi ve onun gibi meşrû göstermek için adeta çırpınıyor: "Ağızdan çıkan telaffuz farklı olsa da, zikrullah her beldede aynı."

(Kiliselerin de zikir mahalli olduğunu sayesinde öğrenmiş olduk.)

Ve yazarımız "Hacı Bayram Veli Külliyesindeki dokuyu Sergiyev Posat'ta duymamak mümkün mü?" diye soruyor.

Her halde mümkün ki, câmilerdeki manevî havayı, biz hiç bir kilisede duymuyoruz. Siz, Hacı Bayram'daki dokuyu Sergiyev Posat veya diğer kiliselerde duyuyorsanız, hayırını görün. Dünyada da âhirette de doya doya yaşarsınız..

Gazeticiler ve Yazarlar Vakfı çevresinin çıkardığı "da" dergisindeki yazının sayın yazarını ve dergiyi çıkaranları, biraz daha iyi tanımış olduk...
 
Ali Eren / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.