logo
16 TEMMUZ 2026

Lübnan'da tehlikenin yeni adı; Patlamamış bombalar

04.09.2006 00:00:00
 
 Lübnan'da 100 bin civarında patlamamış misket bombası var, bu bombalar nedeniyle her gün birçok kişi yaralanıyor yada hayatını kaybediyor.

İsrail, Hizbullah ile savaş sırasında atılan ancak patlamamış bombaların yerlerini gösteren haritaları BM Barış Gücü UNIFIL ile paylaşıyor. BM İnsani Yardım Koordinatörü Jan Egeland, New York'ta düzenlediği basın toplantısında, güney Lübnan'da 100 bin civarında patlamamış misket bombası bulunduğunu, bu bombalar nedeniyle her gün birçok kişinin yaralandığını veya öldüğünü söylemişti.BM'nin Lübnan'daki insani yardım koordinatörü David Shearer da, İsrail'in Lübnan savaşı sırasında bu ülkeye attığı yüzlerce Cluster (salkım el bombası) bombasının temizlenmesinin en az 1 ay alacağını söyledi. Shearer, bomba temizleme uzmanlarının 1 hafta içinde bombaların yerlerini saptamakya başlayacağını ve halkın buralara yaklaşmasının engelleneceğini belirtti.BM, şimdiye dek 405 söz konusu bombanın atıldığı yeri belirledi. BM ekipleri şimdiye dek 2 haftada 3.000 kadar bombayı imha etti. Patlamamış Cluster bombalarının kurbanları, bombaların renkli olmasından dolayı bunları oyuncak sanan çocuklar.Uluslararası Af Örgütü de, İsrail'den, savaşta kullanılan misket bombaları hakkında soruşturma yapılmasını kabul etmesini ve bu bombaların nerelerde bulunduğunu açıklamasını istemişti. İsrail hükümeti ise Hizbullah'a karşı savaşta misket bombaları kullanmasının tamamen yasal olduğunu savunmuştu.

 

FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı

Adalet Bakanlığı, bu zamana kadar FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını açıkladı.

15.07.2026 20:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı
FETÖ/PDY soruşturmalarında 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı
Adalet Bakanlığı, bu zamana kadar FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını açıkladı.

FETÖ'nün hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Adalet Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada bu süre zarfında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldığını, bu kişilerden 127 bin 102'si hakkında mahkumiyet kararı verildiğini belirtti. Ayrıca bakanlık, 124 bin 861 kişi hakkında ise beraat kararı verildiğini kaydetti.

"FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapıldı"



Açıklamada, darbe teşebbüsünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen yargılanmaların hala devam ettiği belirtilerek, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalarda 720 bin 580 kişiye adli işlem yapılmıştır. Soruşturma ve yargılamalarda 83 bin 836 kişi hakkında dava ve soruşturmalar derdesttir. Bu kişilerden 54 bin 27'si hakkında soruşturma; 29 bin 809'u hakkında ise yargılamalar ilk derece mahkemeleri nezdinde devam etmektedir. Soruşturma ve yargılamalarda 636 bin 744 kişi hakkında karar verilmiştir: 127 bin 102 kişi hakkında mahkumiyet, 124 bin 861 kişi hakkında beraat, 11 bin 107 kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 373 bin 642 kişi hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, 32 kişi hakkında ise diğer karar türlerinden verilmiştir" denildi.

"Şüpheli ve sanıklardan 193 bin 82'si hakkında adli kontrol kararı verilmiştir"



"Şüpheli ve sanıklardan 193 bin 82'si hakkında adli kontrol kararı, 33 bin 837'si hakkında ise yakalama kararı verilmiştir" denilen açıklamada, "119 bin 407 sanık hakkında verilen hükümler kesinleşmiş olup bu kararlardan; 34 bin 408'i mahkumiyet, 84 bin 999'u beraat kararlarından oluşturmaktadır. Uygulanan Tedbir Durumları 482'si tutuklu, 368'i hükümözlü, 9 bin 634'ü hükümlü olmak üzere toplam 10 bin 484 kişi ceza infaz kurumlarında bulunmaktadır. Ceza İnfaz Kurumlarındaki 10 bin 884 kişinin bin 242'sini kadın, 9 bin 242'sini erkekler oluşturmaktadır. Bu kişilerin meslek dağılımlarına bakıldığında; 20'si Danıştay ve Yargıtay Üyesi, 153'ü Hakim ve Savcı, 57'si Avukat, 21'i CTE Personeli (İ.K.M ve Kurum Müdürü), 106'sı Tuğgeneral ve üst rütbeliler, 3 bin 27'si albay ve alt rütbeliler, 17'si Kaymakam/Vali Yardımcısı, 366'sı Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri, bin 406'sı öğretmen, 671'i Polis, 83'ü Doktor, 70'si er/erbaş, 310'u askeri öğrenci, 4 bin 177'sinin diğer meslek gruplarında oldukları belirtilmiştir" ifadeleri kullanıldı.

"1 buçuk milyonun üzerinde vatandaşımız devlet eliyle korunmuştur"



10 yıl boyunca savcılıklara intikal eden 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından 1 milyon 561 bin 489'unda "Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı" verildiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"289 Fiili Darbe Davasının tamamı ilk derece mahkemeleri nezdinde karara bağlanmış olup bu davalarda verilen kararlara bakıldığında, bin 634 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet, bin 366 kişi hakkında müebbet, bin 891 kişi hakkında süreli hapis cezası olmak üzere toplamda 4 bin 891 kişi hakkında mahkumiyet; 2 bin 870 kişi hakkında ise beraat kararı, 964 kişi hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. 4 bin 891 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarında sanıkların meslek dağılımına bakıldığında; 85 general, bin 116 subay, 266 astsubay, 56 uzman çavuş, 6 polis memuru, 12 er, 61 askeri öğrenci ve 32 sivil kişi olmak üzere toplamda bin 634 kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiştir.

24 general, 536 subay, 181 astsubay, 170 uzman çavuş, 9 polis memuru, 92 er, 352 askeri öğrenci ve 2 sivil olmak üzere toplamda bin 366 kişiye müebbet hapis cezası verilmiştir. 26 general, 776 subay, 323 astsubay, 427 uzman çavuş, 156 polis memuru, 45 er, 106 askeri öğrenci, 31 sivil kişi ve 1 mülki amir olmak üzere toplamda bin 891 kişiye süreli hapis cezası verilmiştir. Karar verilen 289 Fiili Darbe davasından 273'ü temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmiş, 241'i Yargıtay tarafından onanmış, 16'sı bozulmuş, 16'sının Yargıtay'da incelenmesi devam etmektedir. Davaların 2'si istinaf incelemesinde olduğu, diğerler 14 dava ilk derece mahkemesi nezdinde verilen çeşitli kararlar ile kesinleşmiştir.

Lekelenmeme Hakkı kapsamında; 25 Ağustos 2017 tarihinde kanunlarımızda çok önemli bir reform yapılarak 'Lekelenmeme Hakkı' yasal bir güvence haline getirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunumuza eklenen bu koruyucu mekanizma sayesinde; kişisel husumetlerle, soyut ya da ihbar sistemini kötüye kullanmayı amaçlayan art niyetli iddiaların önüne set çekilmiştir. Dürüst vatandaşlarımızın haksız yere 'şüpheli' sıfatı alması ve toplum nezdinde haksız yere yıpratılmasının önüne geçilmiş olup kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği günden bu yana 30 Haziran 2026 tarihi itibariyle Savcılıklarımıza intikal eden 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından, yapılan son derece titiz ön incelemeler neticesinde 1 milyon 561 bin 489'unda 'Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı' (SYOK) verilmiştir. Yani, 1 buçuk milyonun üzerinde vatandaşımız, asılsız ithamlarla adli sisteme dahil edilmeden, adliyelerde şüpheli olarak kaydedilmeden ve isimlerine en küçük bir leke sürülmeden devlet eliyle korunmuştur."

Ama siyasi ayağı bulunamadı!

FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) üst düzey yöneticilerinin ve 15 Temmuz darbe girişiminde rol alan bazı isimlerin ailelerinin ABD'de örgütün finansmanıyla yaşamlarını sürdürdüğü, örgütün buradaki yöneticilerine aylık 2 bin 500 ile 10 bin dolar arasında değişen miktarlarda maaş ödediği belirtildi

15.07.2026 13:53:00
İHA
 
FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında
FETÖ yöneticilerinin ABD'deki lüks yaşamı mercek altında
FETÖ, 2014 yılından itibaren üst düzey yöneticilerini kademeli olarak yurt dışına kaçırırken, örgüt yöneticilerinin rahat yaşamları için öncelikli tercihleri Batılı ülkeler oldu. Örgütün yönetici kadroları ve ailelerinin kısa sürede aldıkları daimi oturum izinleri, konforlu yaşam tarzları, gösterişli düğünleri ve villaları birçok kez gündeme geldi. Bazı örgüt mensuplarının ise farklı ülkelere seyahat ederken isim değişikliği yaptığı öğrenildi.

Örgütün üst düzey yöneticileri, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de kalan mensuplarının geçirdiği hukuki süreçleri, aldıkları hapis cezalarını ve "gaybubet evleri"nde saklanmalarını "imtihan" olarak lanse etti. Türkiye'de kalan veya kaçak hayatı yaşayan örgüt mensupları, üst düzey yöneticiler ile kendi yaşamları arasındaki farklılık nedeniyle örgüte bağlılıklarını kaybetmeye başladı.

FETÖ'cüler ABD'de rahat yaşamına devam ediyor

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, ABD'de yaşayan örgüt yöneticileri, mahrem yapılanmaların sorumluları, 15 Temmuz darbe girişimine karışan sözde sivil imamların aileleri ve bazı rütbeli eski askerler örgütün finansmanıyla yüksek yaşam standartlarına ulaştı. FETÖ çatı iddianamesinde yargılanan ve örgütün sözde "icra heyeti"nde yer alan firari Barbaros Kocakurt ile aynı davada yargılanan firari İsmail Büyükçelebi'nin aileleriyle birlikte ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşadığı öğrenildi.

Güvenlik kaynakları, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden firari Adil Öksüz'ün ailesinin yaşadığı New Jersey'deki evin de örgütün parasıyla FETÖ yönetimi tarafından satın alındığını belirtti. Tapu işlemlerinin ise Öksüz'ün ABD'de yaşayan kayınbiraderi Abdülhadi Yıldırım tarafından gerçekleştirildiği aktarıldı. 15 Temmuz darbe girişiminin sözde sivil imamlarından Hakan Çiçek'in ailesinin de ABD'deki yaşamının örgüt tarafından finanse edildiği, çocuklarının okul ve eğitim masraflarına kadar çeşitli giderlerinin FETÖ tarafından karşılandığı ifade edildi.

FETÖ mensuplarının gönderdiği paralarla ticaret yapıyorlar

Güvenlik kaynakları, FETÖ'nün sözde "mahrem yöneticilerinin" ABD'de örgütün finansmanıyla bilişim, mobilya ve gıda sektörleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda ticari faaliyetler yürüttüğünü belirtti. ABD'de yaşayan üst düzey sözde mahrem imamlar Temel Alsancak, Osman Hilmi Özdil, Hamza Sevinç, Özcan Aytuluner ve İsmail Kokuroğlu'nun kurdukları şirketler üzerinden yüksek yaşam standartlarını sürdürdükleri ifade edildi. Söz konusu isimlerin örgütün finansmanıyla kurdukları şirketleri gizledikleri ve refah içindeki yaşamlarına devam ettikleri aktarıldı.

Üst düzey yöneticilere aylık 10 bin dolara kadar maaş

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, FETÖ'nün ABD'de yaşayan yöneticileri örgütten düzenli olarak maaş da alıyor. Örgüt tarafından verilen maaşların kademeye göre değiştiği, en düşük aylık maaşın 2 bin 500 dolar, en yüksek maaşın ise 10 bin dolar olduğu belirtildi. En yüksek maaşı alanlar arasında örgütün "sekreterya" olarak adlandırdığı sözde icra heyetinde yer alan 12 isim ile 40 kişilik sözde istişare heyetinin bazı üyelerinin bulunduğu kaydedildi.

Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar

Güzelbahçe Belediyesinde yürütülen "rüşvet" ve "irtikap" soruşturması kapsamında gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonda gözaltına alınan, tutuklu Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın oğlu, gelini ve kardeşi serbest bırakıldı

15.07.2026 12:30:00 / Güncelleme: 15.07.2026 12:36:02
AA
 
Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar
Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın 26 Mayıs'taki ilk dalgasında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine neden olma" suçlamalarıyla Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ile İmar ve Şehircilik Müdürü Özgür Bayraktar gözaltına alınmış ve çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. İçişleri Bakanlığı, 27 Mayıs'ta yaptığı açıklama ile tutuklanan Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın "geçici bir tedbir olarak" görevden uzaklaştırıldığını duyurmuştu. Aynı operasyonda gözaltına alınan Günay'ın eşi Nermin Günay ile eski Güzelbahçe Belediye Başkanı Özden Mustafa İnce'nin de aralarında bulunduğu diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Güzelbahçe Belediyesinde "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 26 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen ilk operasyonun ardından derinleştirilen soruşturmada, MASAK verileri üzerinde analiz ve incelemeler yapıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda örgütlü şekilde rüşvet ve irtikap suçlarına karıştığı değerlendirilen toplam 7 şüpheli daha belirlendi. Şüphelilerden birinin hâlihazırda tutuklu olduğu tespit edildi. Savcılığın talimatıyla 14 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, tutuklu Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın oğlu Ahmet Günay, gelini İmran Kübra Günay ve kardeşi Hüseyin Günay ile bir şüpheli daha gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan başkanın 3 yakını ve diğer şüphelinin serbest bırakıldığı öğrenildi.

Dosya kapsamında firari durumda olan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise emniyet güçlerince aralıksız sürdürüldüğü bildirildi.

Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek

Giresun'da dini nikâh sırasında taahhüt edilen 150 gram altın mehir, boşanmanın ardından mahkemeye taşındı

15.07.2026 12:08:00
Haber Merkezi
 
Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek
Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek
Giresun'da dini nikâh sırasında taahhüt edilen 150 gram altın mehir, boşanmanın ardından mahkemeye taşındı. Eşinin vaat ettiği altınların ödenmediğini öne süren kadın, imzalı mehir senedini delil olarak mahkemeye sundu. Mahkeme, belgeyi geçerli kabul ederek kadına 150 gram altın ödenmesine hükmetti.
Giresun'da boşanan bir kadın, dini nikâh sırasında kendisine verilmesi taahhüt edilen 150 gram altının ödenmediği gerekçesiyle yargıya başvurdu.
Yaklaşık beş yıl önce resmi nikâhın ardından dini nikâh kıyan çift, mehir konusunda yazılı bir belge düzenledi. Tarafların imzasını taşıyan belgede, kadına 150 gram altın verileceği taahhüt edildi.

Mahkemede delil olarak kabul edildi
İddiaya göre, evlilik süresince vaat edilen altınlar kadına teslim edilmedi.
Boşanmanın ardından kadın, mehir senedinden doğan alacağının tahsili için dava açtı.
Davacı, üzerinde her iki tarafın da imzasının bulunduğu mehir senedini mahkemeye delil olarak sundu.
Mahkeme, imzalı belgeyi geçerli delil kabul ederek, davalı erkeğin 150 gram altını kadına ödemesine karar verdi.
Davacı kadının avukatı, kararın en önemli dayanağının mehir vaadinin yazılı ve imza altına alınmış olması olduğunu belirtti.
Avukat, Türk Medeni Kanunu'na göre kadınların evlilikten doğan haklarını elde edebilmesi için resmi nikâhın şart olduğunu hatırlatarak, "Eğer bir mehir alacağı olarak vaatte bulunulduysa bunun mutlaka imza altına alınmış olması ve bu imzanın orada tanıklar tarafından yapılmış olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı

Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent'in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Levent, "Haluk Levent olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz. Ben bu yılın sonuna kadar usulsüzlük görünen her şeyi zaten Ahbap defterlerine kaydederek düzeltme yolundaydım ama buna izin verilmedi. Bu saatten sonra söyleyeceğiniz ya da soracağınız hiçbir sorunun aşağıda belirteceğim açıklamalar dışında bir anlamı kalmayacaktır" ifadelerini kullandı

15.07.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı
Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı
Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent'in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Haluk Levent emniyet ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini söyleyerek "Üzerime kayıtlı hiçbir şey yoktur. Üzerime kayıtlı olmadığı halde sahibi olduğum yada kullanımımda olan gayrimenkul, araç ve diğer mal varlığı yoktur. Üzerime kayıtlı olan telefon numaralarının şu anda hiçbirini hatırlamıyorum. Benim adıma kayıtlı olup da bir başkasının kullandığı telefon numarası yoktur. 1988 yılında Adana'da birkaç yıl maaşlı olarak çalıştım ancak sonrasında müzisyenliğe başladığım için maaşlı olarak bir yerde çalışmadım. Risus Organizasyon Ltd. Şti. ünvanlı firmada gayri resmi olarak ortağıyım. Resmiyette sahibi Z.Y. isimli şahıstır. Henüz kar etmediği için bir kazancım olmadı. Bu firma organizasyon ve müzik alanında faaliyet göstermektedir. Başkaca sahibi, ortağı olduğum müdürlüğünü yaptığım, gayri resmi olarak sahibi/ortağı olduğum firma veya işyeri yoktur. Y.K. isimli şahsın üzerine kayıtlı olan iki bankadaki hesapları ben yönetmekteyim. Konserler sonucunda kazandığım paralar bu hesaplara yatmaktadır ve paraları ben kullanmaktayım. Kendi adıma banka hesabı kullanmamaktayım" dedi.

Levent ifadesinin devamında "Z.Y. isimli şahıs üzerine kayıtlı olan borsa aracı kurumlarında hesabım vardır. Geçmişte adıma kayıtlı olan Halkbankasına ait bir adet kredi kartım vardı ancak şu anda kapalı durumdadır ve kredi kartı kullanmamaktayım. Ahbap Derneği bir yardımlaşma ağıdır. Yardım faaliyetleri yapar. Derneği 2016 yada 2017 yılında ben kurdum. Ahbap Derneği kurulduğu ilk iki yıl bütün finansmanı ben sağladım. Tüm yardımları kendi cebimden yaptım. Elazığ depremi sonrasında bağışlar gelmeye başladı. Bu bağışlarla vatandaşımıza yardımlar yapmaya başladım. Yönetim kurulu ara ara değişti. Para çekme yetkisi bankalarda tarafıma aittir. Parasal anlamda derneği tek yetkilisi benim. Aracı kuruluşta paramız yoktur. Ahbap derneğinin kurulduğundan itibaren başkanıyım. Başka bir görevim olmamıştır. Çek düzenleme yetkisi bana aittir. Ahbap Derneği dışında yapacağımız lojistik faaliyetleri için çek kullandım ama kişisel olarak teminat çeki olarak da kullandığım da olmuştur" şeklinde konuştu.

Ahbap Derneği çalışanlara adına herhangi bir çek düzenlenmediğini öne süren Levent, "Diğer kuruluşlara 2026 yılında mülk alımları karşılığı senetler verilmiştir. Mülkler için 2026 Kasım ayında aktarımlar yapılacaktı. Detaylarını mahkemede açıklayacağım" dedi.

"2023 yılı deprem dönemi için 4 milyar 300 milyon civarında bir para geldiğini hatırlıyorum"

Kendisine "AHBAP derneği tarafından yürütülen yardım kampanyalarından yurtiçi ve yurtdışı olarak dernek hesaplarına ne kadar yardım toplandığını, bu yardım paralarının nerelere harcandığını detaylı olarak açıklayınız" sorusu sorulması üzerine Levent, "Detayları twitter ve instagramda bulunan şahsi hesaplarımdan canlı olarak açıkladım ama tahmin ediyorum ki 2023 yılı deprem dönemi için 4 milyar 300 milyon civarında bir para geldiğini hatırlıyorum. Bu paranın 4 milyarlık kısmının o yıl harcandığını belgeleriyle açıklamıştık. Tüm faturalar 2023 mali denetimi içerisinde İçişleri Bakanlığı Dernekler Masasında mevcuttur. Ayrıca 2024 ve 2025 mali raporların denetimi yine İçişleri Bakanlığı Dernekler Masasında mevcuttur. Gelen yardım paralarının neredeyse tamamı 2 yıl içerisinde deprem bölgesine yaptığımız çalışmalarda kullanılmıştır. Özellikle kaçak-göçek olmasın diye hepsinin faturası ve teslim-tesellüm belgeleri Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Adana Valiliklerinde kayıtlıdır. Benim burada olmamın sebebi 2026 yılında başlayan bir durum ile alakalıdır" dedi.

"Ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim"

Haluk Levent "Ben Ahbap derneğine kazanç sağlamak amacıyla şu an ki fiyatıyla 150 milyon TL tutarında olan 20 adet taşınmazı 80 milyon TL karşılığında Ahbap derneğine vermek istedim ve bununla ilgili Ahbap derneği karar defterine yönetim kurulu kararı aldırttım. 80 Milyon benim paramdır. Karşılığında 20 adet Ahbap'ın dairesi vardır. 20 adet daire 3 ay kadar önce Çerkezköy Tapu Dairesinden Ahbap Derneği adına başvurumuz yapıldığı halde alınamamıştır. Bunun sebebi bizlere 'Ahbap Genel Kurulu yapılarak ardından il dernekler müdürlüğüne başvuruda bulunarak hemen akabinde tapu işlemlerinin yapılacağı' söylendi. Bizlerde genel kurulu toparladık. Genel Kuruldan taşınmazlar için karar aldık ve 20 dairenin teslimi için gözaltına alınmamdan 2 gün önce başvuruda bulunduk. Söz konusu taşınmazların ada parsel bilgilerinin yer aldığı dernek yönetim kurulu kararı mevcuttur. Bu karar emniyet müdürlüğünün el koyduğu dernek karar defterinde bulunmaktadır. İşte buna istinaden yönetim kurulu üyemiz Çerkezköy Tapu Müdür Yardımcısının yanında daireleri almak için bekliyordu. Cuma günü yetişmedi. 10 Temmuz 2026 Cuma günü yetişseydi bugün Y.K.'ye bir yıldır gelen 80 Milyon TL yasal bir şekilde faiziyle birlikte kapanmış olacaktı. Fakat yetişmediği için Y. K'ye gelen 80 Milyon TL yani benim param aylar içerisinde nerelerde kullanılmışsa onlarla ilgili şu anda örgüt üyesi muamelesi yapılıyor. Ben bugün yani 14 Temmuz 2026 Salı günü gözaltına alınsaydım şu anda Ahbap Derneğinden hiçbir şekilde para çıkışı olmayacaktı. Ama operasyon sırf herkes örgüt üyesi olsun ve herkes alınsın diye eşyanın tabiatına uygun olmayarak 12 Temmuz 2026 günü yani Pazar günü öğlene alındı. Eğer 1 gün daha beklenseydi Ahbap Derneğinden Y.K.'ya çıkan paralar şu anki yapılacak operasyonu boşa düşürecekti ve insanlar gözaltına alınmayacaktı. Bu bilinçli, kasıtlı yapılan bir operasyondur. Haluk Levent olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım.

Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz. Ben bu yılın sonuna kadar usulsüzlük görünen her şeyi zaten Ahbap defterlerine kaydederek düzeltme yolundaydım ama buna izin verilmedi. Bu saatten sonra söyleyeceğiniz ya da soracağınız hiçbir sorunun aşağıda belirteceğim açıklamalar dışında bir anlamı kalmayacaktır. Peki neden bu çek ve senetler yazılmaya başlandı. Sorgu tutanağında nedeni olmadan sonuç açıklanamaz. Her şey art arda büyüdü. Deprem döneminde yaşadığımız olaylar beni içinden çıkılmaz bir duruma sürükledi. Zaten borsada işlem yapmak gibi pis bir zaafım var. Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsada işlem yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Bu paraları hep borçlandım. Hiçbir zaman Ahbap derneğinden para alıp oynamadım. Eğer böyle bir şey iddia ediyorlarsa en başta İçişleri Bakanlığının Başmüfettişlerinin istifa etmesi gerekiyor. Çünkü 2023, 2024 ve 2025 yıllarında vatandaşlarımızın alın teriyle, küçücük çocuklarımızın harçlarıyla yardımda bulunduğu Ahbap derneğinin tüm faaliyet raporları denetlenmiş ve herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmamıştır. Bunu ben değil İçişleri Bakanlığı müfettişleri raporları ile ilettiler" dedi.

"Ahbap'da eksiklikler vardır hangi dernek veya vakıfta yok ki"

Levent "Benim sorunum 2026 yılı içindir. Ahbap'da eksiklikler vardır. Hangi dernek veya vakıfta yok ki. Ama ben yeni denetime gelene kadar eksiklikleri zaten tamamlayacaktım. Bu 80 Milyon TL'lik borç karşılığı vereceğim 20 daire her ne hikmetse (bunu detaylarıyla sosyal medya da açıklayacağım) bir el tarafından tapu devrine bir gün kala engelleniyor ve ben ile birlikte onlarca kişinin gözaltına alınması sağlanıyor. Öncelikle kendimin sonrasında ise Ahbap derneğinin ekonomik krizi nasıl gelişti onu anlatacağım; 2023 yılının Şubat ayında meydana gelen deprem sonrasında ülkede çok büyük tartışma konusu oldu" dedi.

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin 23 şüpheli adliyede

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 23 şüpheli adliyeye sevk edildi

15.07.2026 08:50:00
AA
 
"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin 23 şüpheli adliyede
"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin 23 şüpheli adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen, aralarında derneğin kurucusu olan şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 24 şüphelinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki işlemleri tamamlandı.

Şüphelilerden 23'ü Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilirken, 1'i işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Öte yandan, jandarma ekiplerince gözaltına alınan 17 şüphelinin ise işlemleri sürüyor.

Operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarının önlenmesi ile şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürütülmüştü.

Bu kapsamda, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.

Yürütülen soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği üyesi ve dernek çalışanlarıyla bağlantılı olduğu belirlenen aralarında derneğin kurucusu olan şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 17 şüpheli, 12 Temmuz'da düzenlenen operasyonla gözaltına alınmıştı. Çalışmaların devamında 7 zanlı daha yakalanmıştı.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda ise 17 şüpheli daha gözaltına alınmıştı. 

Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!


 
 
15 Temmuz ihanetinin darbe planı ABD'de şekillenmişti. Darbeye giden yolda çoğu ABD'de olmak üzere 23 toplantı yapılmıştı. Ancak bu yıl 15 Temmuz eksenli toplantılarda ABD'nin darbedeki rolüne hiç yer verilmemesi dikkat çekti. Oysa kilit FETÖ'cüler hala daha ABD'de bulunuyor, ABD makamları tarafından korunuyor, bu ülkede ekonomik faaliyetlerini sürdürüyor!

15.07.2026 01:29:00 / Güncelleme: 15.07.2026 01:38:40
Haber Merkezi/AA
 
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine giden karanlık planı, 1 Kasım 2015 seçimlerinde sandıkta umduğunu bulamayan elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla başlayan ve sivil imamlar ile cuntacı askerlerin Ankara, İstanbul ve Pensilvanya üçgeninde 8 ay boyunca yürüttüğü gizli toplantı trafiğiyle şekillendirdiği belirlendi.

Örgütün bürokrasideki gücünü siyasete tahvil etme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, elebaşı Gülen "darbe" talimatını verdi. 14-15 Kasım 2015'te Pensilvanya'da gerçekleştirilen ilk planlama toplantısının ardından ihanet şebekesinin çekirdek kadrosu oluşturuldu. FETÖ'nün "sivil imamları" Adil Öksüz ve Kemal Batmaz öncülüğündeki cunta heyeti, Ankara, İstanbul ve ABD'nin Pensilvanya eyaletindeki örgüt karargahı arasında mekik dokuyarak darbe planına son şeklini verdi.

Adil Öksüz'ün ABD ziyareti sonrası şekillenen cuntacı heyette, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç, Harun Biniş ve Özcan Aytuluner yer aldı. Bu heyet, askeri kanattaki örgüt mensuplarıyla koordinasyonu sağlamak üzere ilk temasları 27-31 Aralık 2015'te Ankara'da gerçekleştirdi. Toplantının raporu vakit kaybetmeksizin Öksüz ve Batmaz tarafından Pensilvanya'ya götürülerek elebaşının onayına sunuldu. Darbe hazırlığı, 2016'nın ilk aylarında hızlandı. Ocak ve Martta Ankara'da belirlenen hücre evlerinde rütbeli askerlerin katılımıyla seri toplantılar düzenlendi.

MİT bu toplantılardan haberdar değil miydi?

Ankara'da gizlilik kurallarına riayet edilerek sürdürülen toplantılar, 30 Mart, 5 Mayıs, 27 Mayıs, 4 Haziran ve 15 Haziran'da da devam etti. Planlamanın son haline yaklaşılırken Adil Öksüz, Kemal Batmaz ve Nurettin Oruç, 20-25 Haziran 2016'da yeniden Pensilvanya'ya uçarak nihai harekat planına ilişkin son talimatları alıp Türkiye'ye döndü. Temmuz ayına girildiğinde hazırlıklar artık tamamlanma aşamasına geldi. Adil Öksüz başkanlığında, 6-7-8-9 Temmuz 2016'da Ankara'daki kiralık bir villada dört gün boyunca aralıksız toplantılar yapıldı. Hava ve kara kuvvetlerinden katılan rütbeli hainlerle gerçekleştirilen bu toplantılarda, Ankara ve İstanbul'da hangi stratejik noktaların işgal edileceği, hangi kamu görevlilerinin derdest edileceği, kullanılacak askeri araç, helikopter ve jetlerin planlaması gibi son rötuşlar yapıldı.

İhanet girişimine günler kala, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz 12 Temmuz'da son kez Pensilvanya'ya giderek elebaşı Gülen ile "Darbe Hazırlıkları Son Değerlendirme" toplantısını gerçekleştirdi. 13 Temmuz'da İstanbul'a dönen "sivil imamlar", sahada son kontrolleri başlattı. Bu kapsamda 12-15 Temmuz'da İstanbul Maltepe Kışlası, Hava Harp Okulu ve Hava Harp Akademisi'nde darbeci subaylarla son koordinasyon toplantıları yapıldı. Görev yeri olmamasına rağmen çok sayıda general ve rütbeli asker o günlerde Hava Harp Okulu'nda hazır bulundu.

ABD neden sorgulanmıyor?

15 Temmuz darbe girişiminde ABD'nin rolü açık... 
1. O tarihten bu yana ABD, elebaşı Gülen dahil tek bir FETÖ'cüyü Türkiye'ye iade etmedi.
2. FETÖ, ABD'de istediği gibi faaliyette bulundu. Okulları faal, ticari işletmeleri halen aktif...
3. ABD İstihbaratı, kilit konumdaki FETÖ'cüleri korumaya devam ediyor. 
4. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık "dostum" diye hitap ettiği ABD Başkanı Trump da sıra FETÖ'ye gelince Türkiye'nin taleplerini kulak ardı ediyor! 
5. FETÖ Türkiye'de ve bazı ülkelerde güç kaybetse de, ABD sayesinde hem ABD'de hem de pek çok ülkede capcanlı!


FETÖ davalarının bilançosu


 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edildi.

15.07.2026 01:26:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 FETÖ davalarının bilançosu
 FETÖ davalarının bilançosu

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Soruşturmaların tamamlanmasının ardından darbe girişimini planlayan ve organize eden FETÖ'nün sivil imamları ve sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de arasında olduğu sanıklar hakkında 289 dava açıldı. Davaların tamamı yerel mahkemelerce karara bağlandı. Sanıklardan 4 bin 891'i ceza aldı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edilirken, 1891 sanığa da süreli hapis cezaları verildi.

Mahkemeler 2 bin 870 sanık hakkında beraat kararı verirken, 964 sanık hakkında ise 'ceza verilmesine yer olmadığına' hükmetti. İlk derece mahkemelerince verilen kararlar temyiz üzerine Yargıtay'a geldi. 241 davayı onayan Yargıtay'ın, diğer dosyalardaki temyiz incelemesi sürüyor.

85 eski general ve amirale ağırlaştırılmış müebbet

Darbe girişiminde bulundukları gerekçesiyle yargılanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 1634 sanıktan 85'i general ve amiral, 1116'sı subay, 6'sı polis, 32'si sivil, 395'i ise çeşitli rütbelerdeki askerler olarak kayıtlara geçti. Aynı suçlamayla müebbet hapis cezasına çarptırılan 1366 sanıktan 24'ü general ve amiral, 536'sı subay, 9'u polis, 2'si sivil, 795'i de astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki askerlerdi.

Darbe davalarında yargılanarak "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "anayasal düzeni ihlale yardım" suçundan süreli hapse mahkum edilen 1891 kişiden 26'sı general ve amiral, 776'sı subay, 323'ü astsubay, 156'sı polis, 31'i sivil, 579'u ise diğer rütbelerdeki askeri personel oldu.

İşlem yapılan 720 binden fazla kişiden 373 bini KYOK aldı

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından ülke genelinde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla 720 bin 580 kişi hakkında işlem yapıldı. İşlem yapılanlardan 54 bin 27'si hakkındaki soruşturma, 29 bin 909'u hakkında da yargılama devam ediyor.

Tamamlanan soruşturma ve yargılamalarda ise yargı makamlarınca 636 bin 744 kişi hakkında karar verildi. Bu kişilerden 127 bin 102 kişi hakkında mahkumiyet, 124 bin 861 kişi hakkında beraat, 11 bin 107 kişi hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildi. Yargı makamlarınca 373 bin 642 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK), 32 kişi hakkında ise diğer kararlara hükmedildi.

Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?

Yargıtay, boş taahhütname ve eş imzası konularında görüşünü değiştirerek bu unsurları geçerli kabul ederken, kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saymaya devam ediyor. Taahhütnamenin en erken kira sözleşmesinden bir gün sonra imzalanması gerekiyor. Avukat Büşra Kiraz, Meltem TV’de konuyu tüm detaylarıyla anlattı

14.07.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Kira ilişkilerinde ev sahiplerinin en sık başvurduğu yöntemlerden biri olan tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte konutu boşaltacağına dair yazılı taahhütte bulunmasıdır. Bu belge sayesinde ev sahibi, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kiracıyı tahliye etmek için icra yoluyla daha hızlı ve kolay işlem yapabilmektedir. Ancak Yargıtay'ın içtihatları, bu belgenin geçerliliğini sıkı şartlara bağlıyor.

Meltem TV'nin Gayrimenkul Pusulası programında Avukat Büşra Kiraz, Yargıtay'ın tahliye taahhütnamesi konusundaki güncel yaklaşımını değerlendirdi. Kiraz'ın açıklamasına göre Yargıtay, son dönemde "boş taahhütname" (imzalanmadan önce doldurulmamış form) ve evli kiracılarda eşin imzasının bulunması gibi konularda görüş değiştirdi. Bu unsurlar artık geçerli kabul ediliyor.

Ancak Yargıtay'ın tavrında değişmeyen en kritik nokta, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanmasıdır. Avukat Kiraz, Yargıtay'ın bu durumda tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saydığını vurguladı. Kiraz'a göre taahhütname, kira sözleşmesinin imzalanmasından en erken bir gün sonra imzalanmalıdır.

Bu kuralın temel gerekçesi, taahhütnamenin kiracının özgür iradesiyle verilmiş olmasını sağlamaktır. Kira sözleşmesiyle aynı anda imzalanan bir taahhütname, kiracının konutu kiralama şartı olarak algılanabilir ve bu durum belgenin hukuki niteliğini zedeler. Yargıtay, bu tür taahhütnamelerin "sözleşmenin eki veya koşulu" niteliğinde görülebileceği gerekçesiyle geçersizliğine hükmetmektedir.

Avukat Büşra Kiraz, programda kiracıların ve ev sahiplerinin bu ayrımı dikkatle gözetmesi gerektiğini belirtti. Aynı gün imzalanan taahhütnamelerin ileride tahliye işlemlerinde sorun yaratabileceğini, ev sahibinin icra takibi başlatamayabileceğini ve konuyu mahkemeye taşımak zorunda kalabileceğini ifade etti. Kiraz, taahhütnamenin ayrı bir belge olarak, sözleşmeden sonraki bir tarihte, tercihen kiracının kendi el yazısıyla ve tarih atılarak hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Bu Yargıtay yaklaşımı, hem kiracıları olası baskılardan korumayı hem de ev sahiplerinin usulüne uygun hazırladığı taahhütnamelerle haklarını güvence altına almayı amaçlıyor. Uzmanlar, kira sözleşmesi imzalanırken tahliye taahhütnamesinin hemen aynı anda alınmamasının, ileride yaşanabilecek hukuki ihtilafları önleyeceğini belirtiyor.

Meltem TV'de Av. Büşra Kiraz'ın açıklamalarıyla gündeme gelen bu konu, özellikle yoğun kira uyuşmazlıklarının yaşandığı dönemde kiracı-ev sahibi ilişkilerinde önemli bir hukuki uyarı niteliği taşıyor.

Yenidoğan Çetesi davası ertelendi

İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan ‘Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerininin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 12 Ekim tarihine erteledi

14.07.2026 19:00:00
İHA
 
Yenidoğan Çetesi davası ertelendi
Yenidoğan Çetesi davası ertelendi
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'yenidoğan çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti.

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce adliyenin konferans salonunda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Fırat Sarı ile bir kısım tutuksuz sanıklar ve tarafların avukatları katıldı. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Cuma günü görülen duruşmada, sanıklar savunmalarını tamamlamış, dün yapılan oturumda ise sanıkların avukatları savunmalarını yapmışlardı.

"Eylemlerden müvekkilimin sorumlu tutulması, kabul edilebilir bir husus değildir"

Konuya ilişkin bugün görülen duruşmada, tutuklu sanık Hakan Doğukan Taşçı'nın avukatı Hande Yücedağ savunma yaptı. Avukat Yücedağ savunmasında, "Serdarova bebek bakımından raporda çelişki vardır. Dosyada hala tutukluluk devam kararları verilmesi hukuki olarak kabul edilebilir değildir. Müvekkilin beraatını talep ediyoruz" diye konuştu.

Tutuklu sanık Rıza Keykubat'in avukatı Simay Maraşlı, "Eylemlerden müvekkilimin sorumlu tutulması, kabul edilebilir bir husus değildir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak, sanığın beraatını talep ediyoruz" dedi.

Duruşma12 Ekim'e ertelendi

Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerininin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 12 Ekim tarihine erteledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.