logo
10 TEMMUZ 2026

Marmara'daki batık gemiler çıkarılacak

06.07.2001 00:00:00
 
Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü, Marmara Denizi ve çevresinde çeşitli nedenlerle kaza yaptıktan sonra yarı batık durumda bulunan gemileri çıkarmak için çalışma başlattı.

Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürü Ruhan Çakıroğlu, İstanbul'da yarı batık durumda 3 kuru yük gemisinin bulunduğunu, bunların Zeytinburnu açıklarındaki Sao Tome bandıralı "Robel'', Kumkapı Sahili'ndeki "Selin S'' ve Şile Limanı'ndaki Türk bandıralı "Kaptan Şahinkaya'' olduğunu kaydetti.

Çıkarılmamasının nedeni hukuki

Gemilerin çıkarılamamasının temelinde çeşitli hukuki sorunların yattığını belirten Çakıroğlu, bunların başında "kaza sonrası mal sahiplerine ulaşamama'', "geminin hacizli olması'' veya "kazayla ilgili mahkemelerin devam etmesinin'' geldiğini söyledi.

Bunun en iyi örneğinin "Selin S'' gemisi olduğunu kaydeden Çakıroğlu, bu gemi üzerinde 8 tane haciz kararının bulunduğunu, dolayısıyla gemi hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem gerçekleştiremediklerini belirtti.

Çakıroğlu, bundan sonra Milli Emlak Dairesi'nin, batık gemilerle ilgili mevzuatının işletileceğini ifade ederek, buna dayanarak yarı batık durumundaki bütün gemilerin çıkarılacağını bildirdi.

İlk çalışma Kumkapı'da

"Selin S'' gemisinin çıkarılması için Denizcilik Müsteşarlığı'na gerekli evrakın gönderildiğini, onayın alınmasının ardından çalışmalara başlanacağını ifade eden Çakıroğlu, geminin parçalanarak çıkarılacağını söyledi. Çakıroğlu, "Robel'' gemisiyle ilgili olarak da mahkeme kararını beklediklerini, mahkeme sonucuna göre, daha önce aldıkları 2 milyon 250 dolarlık teminatla bu işi yapacaklarını bildirdi.

İstanbul Boğazı'nda batan koyun yüklü Lübnan bandıralı "Rabunion 18'' dışındaki batıkların, gemilerin seyir emniyetini etkilemediğini kaydeden Çakıroğlu, bu geminin yüzeyden 17 metre derinlikte olduğunu ve büyük gemilerin geçişinde sorun yarattığını sözlerine ekledi.

27 batık gemi var

Denizcilik Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü'nün görev alanındaki bölgede, 11'i yabancı bandıralı toplam 27 batık ya da yarı batık kuru yük gemisi bulunuyor.

Bu gemilerin 3'ü Honduras, 2 tanesi Lübnan, 1'er tanesi de Rusya, ABD, Sao Tome, Belize, Hindistan ve Kamboçya bayrağı taşıyor.

CHP'de Gürsel Tekin görevine devam edecek: Mahkeme tedbir kararının devamına hükmetti

CHP'nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nin iptaline ilişkin dava ertelendi. Ara kararla Gürsel Tekin'in görevine devam etmesine hükmedildi

10.07.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
CHP'de Gürsel Tekin görevine devam edecek: Mahkeme tedbir kararının devamına hükmetti
CHP'de Gürsel Tekin görevine devam edecek: Mahkeme tedbir kararının devamına hükmetti
CHP'nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nin iptaline yönelik görülen dava 16 Ekim'e ertelendi. Ara kararla Gürsel Tekin görevine devam edecek.

Mahkeme tedbir kararının devamına hükmetti
CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen il başkanı ve il yönetim kurulunun tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmasına ve kongrede alınan kararların iptaline ilişkin açılan davada mahkeme, daha önce verilen tedbir ara kararının devamına hükmetti.

BTP, Ali Hamaney'in cenazesine katıldı

BTP Genel Başkan Yardımcısı Sabri Terzi, İran İslam Cumhuriyeti'nin daveti üzerine Genel Başkan Hüseyin Baş'ı temsilen Meşhed'deki Hamaney cenazesine katıldı. Terzi, "Türk milleti ve BTP teşkilatının başsağlığı mesajını iletiyorum. Şehit Ali Hamaney ve tüm şehitlere rahmet diliyorum" dedi

10.07.2026 13:03:00 / Güncelleme: 10.07.2026 13:09:24
Eyüp Kabil
 
BTP, Ali Hamaney'in cenazesine katıldı
BTP, Ali Hamaney'in cenazesine katıldı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Sabri Terzi, Şubat 2026'da ABD-İsrail ortak askeri operasyonunda hayatını kaybeden İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Meşhed'deki cenaze törenine katıldı. Meltem TV'nin yayınladığı görüntülerde Terzi, yas töreninin yapıldığı alanda açıklamalarda bulundu.

28 Şubat 2026'da İran'a düzenlenen saldırılarda şehit edilen Hamaney'in cenazesi, 9 Temmuz 2026 tarihinde Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde büyük bir katılım ile kaldırıldı. Törene yüz binlerce İranlı'nın katıldığı, ülke genelinde ve Irak gibi komşu bölgelerde de yas etkinlikleri düzenlendiği belirtildi.

Sabri Terzi siyah takım elbise ve kravatıyla törende yer aldı. Terzi yaptığı açıklamada, İran halkının yaşadığı acıyı paylaştığını ve Hamaney'in şehadetine saygı duyduğunu ifade etti. Tören alanında konuşan Terzi, katılımın önemine vurgu yaptı ve olayın bölgesel ve uluslararası boyutlarına değindi.

Terzi şunları söyledi: "Ben İran İslam Cumhuriyeti'nin BTP Genel Başkanı'nı davet etmesi üzerine Sayın Hüseyin Baş'ı temsilen burada bulunuyorum. İki gün önce geldim. Akşam namazına müteakip cenaze namazı kılınacak, biz de hazır bulunacağız. Genel Başkanı temsilen burada bulunuyoruz. Onun şahsında tüm BTP teşkilatının ve Türk milletinin baş sağlığı mesajını İran halkına iletiyorum. İslam milletinin başı sağolsun. Allah'tan şehit Ali Hamaney ve tüm şehitlere gani gani rahmet diliyorum."

Türkiye'nin ev sahipliğindeki 36.⁠ ⁠NATO Zirvesi, yürütülen diplomasi trafiği ve alınan kararlar kadar ikramlarıyla da iz bıraktı

Türkiye'nin ev sahipliğindeki 36.⁠ ⁠NATO Zirvesi, yürütülen diplomasi trafiği ve alınan kararlar kadar ikramlarıyla da iz bıraktı. Türk mutfağına özgü lezzetlerin ikram edildiği zirve, Türkiye'nin gastro-diplomasisine katkı sağladı

10.07.2026 12:41:00
AA
 
Türkiye'nin ev sahipliğindeki 36.⁠ ⁠NATO Zirvesi, yürütülen diplomasi trafiği ve alınan kararlar kadar ikramlarıyla da iz bıraktı
Türkiye'nin ev sahipliğindeki 36.⁠ ⁠NATO Zirvesi, yürütülen diplomasi trafiği ve alınan kararlar kadar ikramlarıyla da iz bıraktı
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de aralarında olduğu 30'un üzerinde devlet ve hükümet başkanının katıldığı NATO Zirvesi'ne Türk mutfağı damgasını vurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde liderler onuruna verdiği yemek iki Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak tarafından hazırlanırken, Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü'nde devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen yemeğe Şef Osman Sezener imza attı.

Şef Sinem Özler de zirvede uluslararası heyetlere verilen resmi yemeğin menüsünü hazırlayan şeflerden biri oldu.

Gerek zirve kapsamındaki yemeklerde gerekse de liderlerin konakladığı otellerde sofralara tandır, mantı, içli köfte, sütlü Nuriye, baklava ve Maraş dondurması gibi Türk mutfağına özgü lezzetler damga vurdu.

Türk şeflerin, konuk liderler ve eşleri için hazırladığı Türk mutfağına özgü bu lezzetler, Türkiye'nin gastro-diplomasisine katkı sağladı.

"İkramlarımızda yerel lezzetleri ve ürünleri tercih ettik"
Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) Başkanı ve Sheraton Ankara Otel'in Başaşçısı Zeki Açıköz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, NATO Zirvesi kapsamında Ankara'daki otellerde son bir hafta içerisinde yoğunluk yaşandığını belirtti. Açıköz, liderler ve heyetlerinin tercihinin marka zincir oteller olduğunu vurguladı.

Aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İngiltere Başbakanı Starmer, İtalya Başbakanı Meloni, Almanya Başbakanı Merz, İspanya Başbakanı Sanchez ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin de olduğu 10 liderin çalıştığı Sheraton Ankara Hotel'de konakladığını kaydeden Açıköz, kimi liderlerin 2, kimi liderlerin ise 3 gün konakladığını söyledi.

Konuk devlet ve hükümet başkanlarını Türk misafirperverliğine yakışacak şekilde ağırladıklarını dile getiren Açıköz, şu ifadeleri kullandı:

"Türk misafirperverliği dünyada bir numara. Aşçılar olarak bunu en güzel şekilde yapmaya çalıştık. Bu kapsamda Türk mutfağını da çok iyi tanıttık. Çünkü Türk mutfağı sadece baklava, pide, döner ve kebaptan ibaret değil. Mutfağımızda, 7 farklı bölge, 7 farklı kültür hatta daha da fazlası var. Biz de ikramlarımızda yerel lezzetleri ve ürünleri tercih ettik."

"Türk mutfağını üst düzeyde tanıtma fırsatı bulduk"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından zirve kapsamında konuk liderlere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü'nde devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen yemeklere de değinen Açıköz, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde çok muhteşem bir yemek oldu. Oraya da dışarıdan bir şefimiz geldi. Türk mutfağını inanılmaz güzel yaptılar. Şefimize ve Külliye'de çalışan bütün meslektaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Çankaya Köşkü'nde Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi gelen başkan, başbakan eşlerine güzel bir yemek verdi. Oraya da bir şefimiz geldi. O şefimize, ekibine ve orada çalışan bütün meslektaşlarıma da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Zirveyle aşçılar olarak Türk mutfağını üst düzeyde tanıtma fırsatı bulduk."

Ömer Çelik: 'TSK’ya yönelik alçakça iftira'

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosu’nun Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan Kıbrıs kararını “alçakça iftira” olarak kınadı. Kararın yok hükmünde olduğunu belirten Çelik, KKTC’nin tepkisine tam destek çağrısı yaptı

10.07.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Ömer Çelik: 'TSK’ya yönelik alçakça iftira'
Ömer Çelik: 'TSK’ya yönelik alçakça iftira'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, X hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) 8 Temmuz'da kabul edilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) hedef alan kararı "alçakça bir iftira" olarak nitelendirdi. Çelik, kararın hiçbir temele dayanmadığını belirterek kökten reddedildiğini vurguladı.

Çelik'in açıklaması şöyle: 

"Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri tarihi şan ve şereflerle dolu asil bir ocaktır. Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen sözde karar, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik alçakça bir iftiradır. Bu sözde kararı kınıyoruz. Hiçbir temele dayanmayan bu sözde kararların hangi güdümlü ilişkiler yoluyla alındığını çok iyi biliyoruz. Bu alçakça kararı kökten reddediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yaptığı açıklamaya tarihi dürüstlük adına herkes destek vermelidir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şan ve şereflerle dolu tarihi karşısında bu tip alçakça iftiraların hiçbir hükmü yoktur."

Kararın içeriği

Avrupa Parlamentosu, 8 Temmuz'da Strasbourg'da yapılan oylamada, "Türkiye'nin 1974 Kıbrıs müdahalesinin Kıbrıs'lı kadın ve kız çocukları üzerindeki etkisi" başlıklı bir kararı büyük çoğunlukla kabul etti. Karar 575 lehte, 33 aleyhte ve 43 çekimser oyla geçti.

Kararda, Türk kuvvetlerinin 1974'teki harekâtı sırasında işlendiği iddia edilen cinsel şiddet, zorla yerinden etme, aile ayrılıkları ve uzun vadeli travmalar gibi suçlamalar yer aldı. AP, bu eylemleri "savaş silahı olarak cinsel şiddet" olarak tanımlayarak Türkiye'den hesap verebilirlik, tazminat ve askerlerin adadan çekilmesini talep etti. Ayrıca Kıbrıs sorununun BM gözetiminde çözülmesi ve Türk birliklerinin çekilmesi çağrısı yapıldı.

Türkiye ve KKTC'den ortak tepki

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da 9 Temmuz'da yaptığı açıklamada kararı "yok hükmünde" ilan etti. Bakanlık, "Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik asılsız ve akıl dışı iddialar içeren karar yok hükmündedir" ifadesini kullandı ve KKTC'nin açıklamasına tam destek verdiğini belirtti.

KKTC Dışişleri Bakanlığı ise kararı şiddetle kınayarak, 1974 müdahalesinin meşru savunma ve Garanti Antlaşması'ndan kaynaklandığını hatırlattı. Açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekâtı, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamış ve toplu katliamları önlemiştir" denildi. Rum tarafının vahşet ve insanlık suçlarının görmezden gelinerek Türk ordusuna iftira atıldığı vurgulandı. KKTC, kararın Rum propagandasını desteklediğini ve AB kurumlarının tarafsızlığını yitirdiğini ifade etti.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Yunanistan destekli darbe sonrası Kıbrıs Türklerini korumak amacıyla Türkiye tarafından gerçekleştirilmişti. Türkiye ve KKTC, bu harekâtı "barış harekâtı" olarak nitelendirirken, Rum tarafı ve bazı AB çevreleri "işgal" olarak tanımlıyor. AP'nin kararı, Kıbrıs meselesindeki uzun süredir devam eden gerilimi bir kez daha alevlendirdi.

Bu gelişme, Türkiye-AB ilişkilerinde Kıbrıs konusunun hâlâ en kritik engellerden biri olduğunu gösteriyor.

Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı

Ankara'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu kullanımını özendiren paylaşımlar yaptıkları belirlenen 119 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

10.07.2026 10:17:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı
Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı
Ankara'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu kullanımını özendiren paylaşımlar yaptıkları belirlenen 119 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonda 63 şüpheli yakalanırken, çok sayıda uyuşturucu madde, silah ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Başsavcılık koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen istihbari ve teknik çalışmalar sonucunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren yayınlar yaptıkları tespit edilen 119 şüpheli hakkında gözaltı ile ikametlerinde arama ve el koyma kararı verildi.

Operasyon kapsamında 63 şüpheli gözaltına alınırken, 26 şüphelinin farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlendi. Firari durumdaki 30 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 88,20 gram metamfetamin, 57,90 gram bonzai, 12,10 gram esrar, 209 adet sentetik ecza, uyuşturucudan elde edildiği değerlendirilen 38 bin TL ile 250 euro, 1 adet hassas terazi, 2 adet esrar öğütücü aparat, 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 1 adet ruhsatsız tabanca, 2 adet şarjör, 28 adet tabanca fişeği, 1 adet kuru sıkı tabanca ile bir miktar uyuşturucu madde paketleme materyali ele geçirildi.

Soruşturmanın çok yönlü sürdüğü bildirildi.

Trafikte selektör terörüne hapis şoku

Yargıtay’dan emsal karar! Yol istemek veya uyarmak amacıyla arkadan sıkıştırıp peş peşe selektör yapanlara TCK 123 uyarınca 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek

09.07.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte sürücülerin en çok maruz kaldığı psikolojik şiddet ve taciz yöntemlerinden biri olan "ısrarlı selektör" eylemi artık sadece bir trafik kuralı ihlali sayılmayacak. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, trafikte takip mesafesini tehlikeli biçimde azaltarak öndeki araca peş peşe selektör yapmayı doğrudan adli bir suç olarak kabul etti. Alınan emsal kararla birlikte, bu davranışı sergileyen magandalar ceza mahkemelerinde yargılanarak hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya kalacak.

1 yıla kadar hapis istenebilecek

Yüksek mahkemenin kararına göre, direksiyon başında selektör kolunu adeta bir taciz silahı gibi kullananların bu eylemi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 123. maddesinde düzenlenen "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" suçu kapsamında değerlendirilecek. İlgili kanun maddesi uyarınca, trafikte diğer sürücüleri psikolojik baskı altına alıp huzurunu kaçıran kişiler hakkında 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açılabilecek.

"Tek sefer" yasal, "ısrar ve sıkıştırma" suç

Türkiye'deki trafik alışkanlıklarında selektör kolu genellikle sol şeritte yol talep etmek ya da karşı tarafı olası bir tehlikeye karşı uyarmak için kullanılıyor.

Uzmanlar, yol istemek ya da bir tehlikeyi haber vermek amacıyla anlık olarak sadece tek bir sefer selektör yapılmasının gerekli olduğunu, öndeki sürücü reaksiyon göstermediğinde takip mesafesini sıfırlamak, peş peşe ve ısrarlı şekilde selektör yağmuruna devam ederek sürücüyü taciz etmek olduğunu söylüyor.

Panik ve kazalara zemin hazırlıyor

Yargıtay'ın bu kararı almasındaki en büyük etkenlerden biri, arkadan yapılan yoğun selektör baskısının öndeki sürücüde panik ve telaşa yol açmasıdır. Özellikle acemi veya heyecanlı sürücüler bu baskı altında direksiyon hakimiyetini kaybederek ölümcül kazalara sebebiyet verebiliyor. Eylem sadece huzur bozmakla kalmayıp can güvenliğini de açıkça tehdit ettiği için ceza hukuku kapsamına alınmış durumda.

Hukukçular, trafikte bu tarz bir selektör terörüne maruz kalan sürücülerin araç kameraları veya telefon kayıtlarıyla birlikte doğrudan cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunabileceğini belirtiyor.

Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı

İstanbul Barosu seçimleri öncesinde üç güçlü avukat grubu, "Cumhuriyetçi Güç Birliği" çatısı altında birleşerek eski Baro Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı gösterdi. Basın toplantısında konuşan Kocasakal, "Bu adaylık şahsi bir tercih değil, bir zihniyet ve duruş adaylığıdır" dedi

09.07.2026 18:18:00
Haber Merkezi
 
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
İstanbul Barosu'nda Ekim ayında gerçekleştirilecek seçimler öncesinde, hukuk dünyasını hareketlendiren bir iş birliği ilan edildi. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG), güçlerini birleştirerek "Cumhuriyetçi Güç Birliği"ni kurdu. Birlik, İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı olarak kamuoyuna duyurdu.

Kocasakal'ın adaylığını kamuoyuna duyurmak için Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Kocasakal, adaylığının temelinde "müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan ve müdafaa-i Cumhuriyet" anlayışının yattığını belirtti. Kocasakal, "1923 Cumhuriyetine, kurucu değerlere, Atatürk'e fikri bağlılık ve hukuk devletine sarsılmaz inanç, İstanbul Barosu'nun tarihsel görevidir" ifadelerini kullandı.

Mevcut hukuk sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunan Kocasakal, Türkiye'de hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının ağır saldırı altında olduğunu söyledi. Hukuk devletini "adeta entübe edilmiş" şeklinde tanımlayan Kocasakal, şunları kaydetti:

"Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır. Kanunilik ilkesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas, özgürlüğün istisna olduğu bir sürek avı ortamındayız. Anayasa Mahkemesi kararlarına mahkemelerin uymadığı, yargısal süreçlere siyasetin gölge düşürdüğü bir ortamda hukuk güvenliğinden söz edilemez."  

Mevcut İstanbul Barosu yönetimini de eleştiren Kocasakal, yönetimin hukuk devletine yönelik saldırılar karşısında "kuzuların sessizliğine büründüğünü" belirtti. Kocasakal, yönetimin Anayasa'nın ilk dört maddesini tartışmaya açan zihniyete karşı takındığı tavrın bilinçli bir sessizlik olduğunu kaydetti.

Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin her türlü Cumhuriyetçi ve hukuktan yana olan meslektaşa açık olduğunu vurgulayan Kocasakal, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bölünmenin getirdiği olumsuz tablodan ders alarak oluşturduğumuz bu güç birliği, Cumhuriyet'in ve hukukun muhafazası içindir. Atatürk'ün dediği gibi; hak kuvvetten üstündür. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz; kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır."

NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı

Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen zirvede, ittifak liderlerine sunulan resmi gala yemeği Türk mutfağının köklü mirasını çağdaş gastronomi anlayışıyla buluşturdu

09.07.2026 16:25:00
İhlas Haber Ajansı
 
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, ittifak liderleri için 7 Temmuz 2026 Salı akşamı verilen resmi gala yemeği iki Michelin yıldızlı Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı.

İttifakın 32 üye ülkesinin liderleri, davetli devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin ağırlandığı zirvede; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de aralarında bulunduğu liderlere Türk mutfağının köklü mirasını yansıtan özel bir gala menüsü sunuldu.

Sunulan menü, Anadolu'nun bölgesel ürün çeşitliliğini, yerel üreticilerle kurulan iş birliklerini ve Türk mutfağının köklü hafızasını merkeze aldı. Geleneksel Türk lezzetleri, çağdaş teknikler ve zarif sunumlarla yeniden yorumlanarak konuklara takdim edildi.

Türk mutfağını liderler masasında temsil etmek

Türk mutfağını uluslararası alanda temsil etmeyi kariyerinin merkezine alan Şef Fatih Tutak, 36. NATO Liderler Zirvesi'nin resmi gala yemeğinde Türkiye'nin gastronomi mirasını dünya liderleriyle buluşturdu. Haftalar süren hazırlık sürecinin ardından oluşturulan menü, geleneksel Türk mutfağının karakterini çağdaş bir teknik anlayışla bir araya getirdi. Ürün seçiminden tabakların kurgusuna kadar her aşamayı bizzat yöneten Tutak, menüyü mevsimsellik, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırladı.

Menüde kullanılan ürünlerin önemli bir bölümü Türkiye'nin farklı bölgelerindeki üreticilerden tedarik edildi. Böylece gala yemeği, yalnızca resmî bir davet menüsü olmanın ötesine geçerek Türkiye'nin ürün çeşitliliğini, mutfak kültürünü ve üretici emeğini temsil eden bir gastronomi anlatısına dönüştü.

Gala Menüsü: Taş fırında pide, Trabzon tereyağı, Hizan kara kovan balı, zeytinyağlı sebze bayıldı, yanık Denizli yoğurdu, deniz levreği, tarama, Urla sakız enginarı, Tokat asma yaprağı, kuzu göbeği mantarlı firik bulguru, dana kaburga tandır, yanık Trabzon tereyağı, patlıcan, mantı, tütsülenmiş ayaş domates salçası, milk baklava, Antep fıstığı köpüğü, bergamot, Maraş dondurması.

Şef Fatih Tutak, gala yemeğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Böylesine özel bir sofrada Türk mutfağını temsil etmek bizim için büyük bir onurdu. Bu menüde Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen ürünleri, üretici emeğini ve mutfak hafızamızı çağdaş bir dille anlatmak istedik. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşmanın bir parçası olmak bizim için çok değerliydi."

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi. Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100’e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız" dedi.

09.07.2026 15:14:00
Haber Merkezi
 
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
Bülbül, CHP Karacasu İlçe Yönetimi tarafından düzenlenen üye ve delege toplantısına katıldı. Bülbül, CHP yönetiminin "Saray'ın iradesiyle belirlenemeyeceğini" savunarak, Genel Başkan'ın yalnızca parti örgütü ve kurultay delegelerinin iradesiyle seçilebileceğini ifade etti.

31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki başarıyı ve Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki süreci hatırlatan Bülbül, 24 Mayıs'ta yaşanan olaylara değinerek, "Polisle ve AFAD'la parti binasına girildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi mahkeme kararıyla ya da Saray'ın iradesiyle belirlenemez" dedi.

Genel Merkez'de "muhalefet ruhunun kaybolduğunu" öne süren Bülbül, mahkeme kararıyla göreve geldiğini iddia ettiği yönetimin seçimlerde adayları belirleyeceği yönündeki söylemlere tepki gösterdi. Hukukçu kimliğiyle mahkeme kararını incelediğini belirten Bülbül, kararın yalnızca 38. Kurultay öncesindeki yönetim organlarını kapsadığını, kurultayın yapılmasını engelleyen bir tedbir bulunmadığını savundu.

Parti tüzüğünün 48. maddesine göre olağanüstü kurultayın toplanmasının zorunlu olduğunu belirten Bülbül, 833'ü noter onaylı olmak üzere toplam 1003 delegenin imzasının Genel Merkez'e teslim edildiğini söyledi.

İmzaların kısa sürede incelenebileceğini ifade eden Bülbül, "Amaç kurultay yapmak değil, seçime kadar partiyi işgal etmek ve Saray'a muhalefet etmemektir" dedi.

Mevcut yönetimin 11 Temmuz'a kadar olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermesi gerektiğini dile getiren Bülbül, 26 Temmuz'dan önce kurultay yapılmaması halinde CHP'nin seçime katılma konusunda hukuki risk yaşayabileceğini öne sürdü. Kurultayın toplanmaması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne çağrı heyeti oluşturulması için başvuracaklarını belirten Bülbül, adli tatil öncesindeki sürecin kritik olduğunu söyledi.

"Özel liderliğindeki CHP yüzde 32-35 oranında destek görüyor"
Son dört günde yaptırdıklarını belirttiği üç anketin sonuçlarını da açıklayan Bülbül, Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin yüzde 32-35 bandında destek gördüğünü, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde oluşacak bir yapının ise yüzde 2-5 arasında oy alabileceğini iddia etti.

"21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak"
Yargıtay'ın "mutlak butlan" davasına ilişkin kararını adli tatil öncesinde vermesi gerektiğini söyleyen Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100'e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız. Biz kaçmıyoruz, mücadelenin şeklini değiştiriyoruz. İsmet İnönü'nün dediği gibi; 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.' Hepimiz yerimizi alacağız." diye konuştu.

Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'

7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılan NATO Liderler Zirvesi'ni değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, hükümetin Trump üzerinden diplomatik zafer algısı oluşturacağını belirterek, Türkiye'nin başkalarının masasında yer kapmak yerine, kendi bağımsız masasını kurması gerektiğini vurguladı

09.07.2026 14:40:00 / Güncelleme: 09.07.2026 14:45:26
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş NATO zirvesi üzerine değerlendirmeler yaptı.

Hükümetin Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacağını belirten BTP lideri, "Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Baş, "Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümü…"

"Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümüydü. 1833'te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzaladı.

Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı'nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.

"Günü kurtarmak için verilen tavizler, zamanla bağımsızlığı ve devletin temel çıkarlarını tehlikeye atar"

Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.  Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması'nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan'da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı. Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.

"Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?"

Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız. Hükümet muhtemelen Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi? Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur."


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.