logo
22 NİSAN 2026


Milli devlet olmalıyız

16.12.2012 00:00:00
Arap baharının adının geçmeye başladığı günlerden itibaren, Batının İslam âlemine yönelik faaliyetlerini kaleme alıyoruz.
Müslüman dünya tarafından maalesef her zaman inanılan bu senaryolar 2000 senesinden itibaren kılıf değiştirmişti.
Daha sonra CIA eli ile yapıldığının ortaya çıkmasına rağmen ikiz kulelerin vurulması bir milat olmuş ve Müslüman teröristler ile mücadele farklı bir meşruiyet kazanmıştı.
Aynı tarihler ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) de ilerlediği süreçti. BOP’un çok fazla ifşa olmasının ardından yeni bir yüz, ‘Arap Baharı’ aynı gaye ile Ortadoğu’da esmeye başladı.
Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleri ile yola çıkılmış, halk hareketleri ile başlayan karışıklıklar, liderlerin değişimine kadar gitmiştir.
Ancak ‘Arap Baharı’ esen hiçbir coğrafya huzur ve saadete ulaşamamıştır.
Çünkü Birleşik Devletler’in bölge üzerindeki asıl maksadı, kaynaklara ve suyollarına erişimdir. Yoksa Müslüman coğrafyaları düşünen zaten yoktur.
Liderleri değişen ülkelere ABD yanlısı kişiler getirilmiş, dışarıdan destekle başlatılan iç karışıklıklar bu sefer, lidere isyan eden gerçek halk hareketlerine dönüşmüştür.
Bu ülkelerden önce Fas Kralı Muhammed, Ürdün Kralı Abdullah, Suudi Kralı Abdullah ve Katar Emiri el Tani ABD toprağına dönüşen ülkeleri yönetmeye ses çıkarmayan kişilerdir.
Arap Baharı ile de Libya parçalanmış, Mısır’da ise ABD’ci Mursi’nin katı yönetimine karşı halk isyan etmiştir.
Tunus’ta bölgesel ayrımlardan bahsedilmektedir.
Parçalanma, bölünme ve küçülme kaçınılmazdır.    
Bu tablo milli devlet anlayışının önemini ortaya koyuyor.
Batıya ram olmak veya olmamak; varlığını devam ettirebilmek veya yok olmak arasındaki çizgi, milli devlet sırrıdır.
İnsanı ve kaynakları ile var olabilen, dışarıdan gelen tehditlere bölünmez bir bütünlük ile karşı durabilecek, kenetlenmeyi sağlamış devletler tarih sahnesinde devam edebilirler.
Atatürk’ün, Lozan görüşmeleri sırasında Müslüman ve gayri Müslim dışında bir ayrımı kabul etmemesi de aynı gerekçe iledir.
O gün, etnik tüm ayrılıklar  “İslam” şemsiyesi ile bertaraf edilmiştir.
Bugün ise farklı inançlara özgürlük adı altında getirilen açılımlar, özünde kendi inancımızı baltalamaktadır.
İnancına, değerlerine, tarihine, diline, bayrağına, gelenek ve göreneklerine bağlı kalan ve batıyı örnek almak değil, kendi değerleri içinde var olarak batıyla yarışan bir devlet olmak zorundayız.
Arap Baharına her şeyi ile karışan bir Türkiye’nin bu esintiden etkilenmemesinin tek yolu bu olacaktır. 
 
Sinem Baş / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.