logo
16 MART 2026


Münevver'i çok sevdiğim oğlum katletti

27.02.2010 00:00:00
Başı kesilerek öldürüldükten sonra cesedi Etiler'de bir çöp konteynerine atılan Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu ve babası hakim karşısına çıktı.

 

"Cinayete karışmış olsam, cinayeti Bahçeşehir'deki evimde işlemem. Bize ait bir sürü yer var gider oralardada işlerdim""Eğer evimde işlemiş olsam, öğleden sonrayı bu işe ayırırdım. Etrafı temizlerdim. Oğluma hadi bir taksi çağır, ceseti götür demezdim"

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cem Garipoğlu, Mehmet Nida Garipoğlu, Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı, Habib Kurt ve taraf avukatları katıldı. Duruşmaya ayrıca şikayetçi olarak Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut ve babası Süreyya Karabulut katıldı.

CEM GARİPO?LU İLE BABASI MEHMET NİDA GARİPO?LU DURUŞMADA YAN YANA OTURDU

Cem Garipoğlu siyah kazak giydiği, sakal traşı olduğu ve gri kot pantolan giyidİği görüldü. Duruşma tutuklu sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Mehmet Nida Garipoğlu 4 çocuğu olduğunu sabıkasız olduğunu ve sanayi işiyle uğraştığını söyledi. Duruşmada Cem Garipoğlu ve Mehmet Nida Garipoğlu yan yana oturdu. Emekçi hareket partili kadınlar adına durumaşmaya katılma talebinde bulunan İlke Acar'ın bu talebi mahkemece rededildi.

"ÇOK SEVDİ?İM O?LUM, KARABULUT AİLESİNİN KIZINI KATLETMİŞTİR"

 Mehmet Nida Garipoğlu, mahkemeye 8 sayfadan oluşan yazılı savunmayı sunarak, 'Ben 4 çocuk babası, hukukçu bir babanın da oğluyum. Çok sevdiğim oğlum, Karabulut ailesinin kızını katletmiştir. Bunu da kendisi itiraf etmiştir. Allahın verdiği canı Allah alır. Kimse kimseyi öldüremez. Oğlum çok büyük hata yaptı. Karabulut ailesi ne dese haklılar. Maalesef gideni geri getiremiyoruz. Keşke olmasaydı. Oğlum, Karabulut ailesine ve Garipoğlu ailesine en büyük cezayı verdi ve cezasını uzun süre hapis yatarak çekecek. 10 aydır hapisteyim. Suçsuzum. Söyleyecek tek şey Karabulut ailesine Allah sabır versin. Takdiri ilahi olarak kabul etmek gerekir. Elimizden başka bir şey gelmiyor. Basın ve kamu baskısı Garipoğlu ailesini linç etti. Tüm aile cinayet işlemiş gibi tavır alındı.

Gazetelerde yargılandık, mahküm edildik" şeklinde konuştu.

"NİDA GARİBO?LU CİNAYETİ İŞLESEM DELİL BIRAKIRMIYIM ?"

Mehmet Nida Garipoğlu, cinayete iştirak etmediğini belirterek, "Ben böyle bir cinayet işleyecek olsam 4 çocuğumla, mutlu bir şekilde yaşadığım Bahçeşehir'deki evde yapmazdım. Bizim daha tenha yerlerde evlermiz var. Oralarda yapardım. Dağda, bayırda yapardım. Tamam yaptım diyelim. Yarım saate sıkıştırmazdım. Kanlı testereyi oğlumun dolabına bırakmazdım. Cesedi taşıyacak bir bavul bulamazmıydım. Cesedi de Etiler'e değil, ormanlık bir alana atardım. Eğer Bahçeşehir'de işleseydim, bütün öğleden sonramı bu cinayete ayırırdım. İçeride delil bırakmazdım. Her yeri silerdim. Ama Cem'e "Korsan taksi çağır da cesetten kurtul' demezdim. Hatta Etiler'de dedesinin oturduğu sokağa bıraktırtmazdım. Bahçeşehir çevresindeki boşluk alanlara atardım. Bu tutarsızlıktır. Bana yöneltilen haksız suçlamaların kanıtıdır" diye konuştu.

"İDDİANAME VARSAYIMDAN İBARETTİR"

Nida Garipoğlu, "Benim böyle bir olaya karışmam mümkün değil. Oğlum Cem, bu cinayeti tek başına işlemiştir. Karşı tarafın acısını tahmin ediyorum. Allah sabır versin. 50 yaşındayım. Bu yaşıma kadar karakol yüzü görmedim. Şiddete de karşı olan biriyim. Olay günü bavul diye bahsedilen çek çekli çantasını belimden rahatsız olduğum için devamlı yanımda taşıyordum. Şirkete ait belgeleri taşıyordum çantada. İddianamede cinayete hazırlık yaptığım yönünde bir iddia var. Ben bu çantayı yıllardır yanımda taşıyorum. Hergün yanımda taşıdığım bir çantadır. Cinayet işlemek için bir sebep olması lazım. Ölen kızla hiç karşılaşmadım. Oğlumla arkadaş olduğunu bile hiç bilmiyordum. Olay günü evden çıkış saatim, Avcılara'a gidişim ve Lüleburgaz'a gidişim, telefon kayıtları çok net bellidir. İddianame varsayımdan ibarettir. Olay günü yarım saat içinde olaya karıştığım, tekrar ofise geldiğim iddia ediliyor, yarım saat içinde böyle bir şey mümkün değil. Bunları kabul etmiyorum" diye konuştu.

O GÖMLEK O GÜN ÜZERİMDE BİLE DE?İLDİ

Nida Garipoğlu'nun cinayete iştirek etmesinin en büyük delillerinden bir de gömleğine sıçrayan kandı. Bilirkişiler kanın Münevver Karabulut hayattayten gömleğe sıçrama şeklinde bulaştığına kanaat getirirken, baba Garipoğlu'da bu nedenle cinayete iştirakten suçlanmıştı. Baba Garipoğlu bu iddia ile ilgili olarak, "Ben o gün o gömleği giymedim. Eve de uğramadığım için üzerimi hiç değiştirmedim. Sabah üzerimde ne varsa akşam 22.30'da eve döndüğümde de aynı kıyafet vardı. Ayrıca iki gömleğe ve bir de panlatonun altına giyilen içliğe kan sıçradığı ileri sürülüyor. Pantalona bulaşmadan içliğe kan bulaşması tuhaf değil miö dedi.

POLİS LOJMANI BULUR DİYE CEM'İ GÖNDERDİM

Saat 22.30'da eve döndüğünde Cem'in garip davranışlar sergilediğini ve dışarı çıkmak istediğini belirtmesi üzerine bir aksilik olduğunu anladığını belirten Nida Garipoğlu, "Aldım onu şirketin lojmanına götürdüm. Oranın anahtarı olmadığı için Mehmet Karakayalı'nın kaldığı daireye bıraktım. Eve döndüm. Tekrar Cem'in yanına gelip onu aldım. O sıra bana cinayeti anlattı. Orada kalamazdı. Bilinen bir yerdi orasıö dedi. Bunun üzerine hakim baba Nida Garipoğlu'na "Cem nerede saklandıö sorusunu yöneltti. Baba Garipoğlu o konuda konuşmak istemediğini belirterek soruyu cevapsız bıraktı.

KARABULUT AİLESİNİN POLİSİ SUÇLAMASINI ELEŞTİRDİ

Cesedin bulunmasından üç saat sonra polislerin evlerine geldiğini belirten Nida Garipoğlu polislerin bu olayda düzenli çalıştığını belirtti. Polislerin eve gelir gelmez kendisine Münevver'i sorduklarını ifade eden baba, "Tanımadığımı söyledim. Elime ayağıma ve vücudumun değişik yerlerine baktılar. Ama bir iz bulamadılar. Polis detaylı bir çalışma yaptı. Bir sürü delil buldular. Evde 13 adet parmak izi vardı. Bu kadar delilde bana ait bir şey bulamadılar. Bana oğlumu teslim etmemi söylediler. En ufak bir imada da bulunmadılar" diye konuştu.

CEM 'İN İFADELERİ

"MÜNEVVERİ NİÇİN ARKA KAPIDAN ALDIN?"

Tutuklu sanık Cem Garipoğlu, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaptığım savunmayı aynen tekrar ederim. Mahkeme başkanı Cem Garipoğlu'nun mahkemede verdiği ifadeyi duruşma salonunda okudu. Mahkeme Başkanı Cem Garipoğlu'na şu soruları sordu: "Cem Garipoğlu, mahkeme başkanının testereyi almaya nasıl gittin, saat kaçta gittin?

Tartışmanız buluştuktan kaç dakika sonra başladı?, MSN yazışmlarında bir süprizden bahsediyosun, bu süprizle neyi kastedediyorsun? Olay günü sadece testere mi aldın, testereye ne kadar ödedin?, Münevveri niçin arka kapıdan aldın?

Arka bahçenin kapısı dışarıdan açılıyor muydu?"

"TESTEREYE NE KADAR PARA ÖDEDİ?İMİ HATIRLAMIYORUM"

Cem Garipoğlu ise şu cevapları verdi: 'Nalbura yaya olarak gittim, yaya olarak geldim, saatini de hatırlamıyorum

Tartışmamız ne zaman başladı bilmiyorum. Normal arkadaş gibi değişik yemek yemekti süprizden kastım.

Testereye ne kadar para ödediğimi hatırlamıyorum. Fiş de alıp almadığımı hatırlamıyorum. Arka kapıdan içeri almamı Münevver istemişti. Daha önce de bize geldiğinde hep arka kapıdan içeri giriyordu. Kapı dışarıdan açılmıyordu. Ben ön kapıdan girip, bahçe kapısını açıyordum"

"CESEDİ EVİN FARKLI KATLARINDA TAŞIDIM MI HATIRLAMIYORUM"

Nagihan Karabulut'un avukatı Rezan Epözdemir, "Bütün katlarda kan izleri var, cesedi evin farklı katlarında taşıdın mı?

Nida Garipoğlunun kendisine yazılan mektuptan haberi var mı? şeklindeki sorulara, Cem Garipoğlu, 'cesedi evin farklı katlarında taşıdım mı hatırlamıyorum. Babamın bana yazdığı iddia edilen mektubundan haberim yok" diye cevap verdi.

"TESTEREYİ NASIL KULLANDI?IMI ANLATMAK İSTEMİYORUM"

Süreyya Karabulut'un avukatı Altan Altınyurt ise 'Münevveri nereden kesmeye başladın? sorusuna Cem Garipoğlu'na, olay sırasında testereyi nasıl kullandığımı anlatmak istemiyorum. Çok kötü oluyorum' dedi.

CEM GARİPO?LU ADLİ TIP'A SEVK EDİLDİ...

Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek 3 haftayı geçmeyecek şekilde müşahadeye tabi tutulup, akıl sağlığının yerinde oluıp olmadığına konusunda karar alınmasına karar verildi.

SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cem Garipoğlu, Mehmet Nida Garipoğlu, Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı, Habib Kurt ve taraf avukatları katıldı. Duruşmaya ayrıca şikayetçi olarak Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut ve babası Süreyya Karabulut katıldı. Tutuklu 5 sanık suçlamaları reddetti.

CEM GARİPO?LU'NUN AKIL SA?LI?ININ YERİNDE OLUP OLMADI?INA KONUSUNDA KARAR ALINMASINA KARAR VERİLDİ

Mahkeme heyeti, kararında Cem Garipoğlu, Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek 3 haftayı geçmeyecek şekilde müşahadeye tabi tutulup, akıl sağlığının yerinde olup olmadığına konusunda karar alınmasına karar verildi.

HAYYAM GARİPO?LU VE TÜLAY GARİPO?LU MAHKEMEYE ZORLA GETİRİLECEK...

Ayrıca Mehmet Nİda Garipoğlu, Cem Garipoğlu, Ahmet Batur, Habip Kurt ve Mehmet Karakayalı'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahmeke heyeti, Cem Garipoğlu'nun amcası Hayyam Garipoğlu ve annesi Tülay Makbule Garipoğlu'nun ifadesinin alınması için zorla getirilmesine hükmetti. 17 tanığın duruşmada dinlenmesine karar veren mahkeme duruşmayı 30 Nisan 2010 erteledi.

 

Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi

15.03.2026 12:47:00
İhlas Haber Ajansı
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Küçükçekmece'de ortaklaşa uyuşturucu operasyonu gerçekleştirdi.

Uyuşturucu sevkiyatı yaptığı belirlenen 4 aracı eş zamanlı operasyonla durduran ekipler, yapılan aramada 527 kilo 475 gram Skunk maddesi ele geçirdi. Operasyonda 2'si yaşı küçük olmak üzere toplam 7 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Nefes kesen operasyon polis kamerasına saniye saniye yansıdı.

BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi

İran'ın, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini sosyal medya hesabından değerlendiren BTP lideri Hüseyin Baş, "4 Mart'ta Trabzon'da yaptığım konuşmada Amerika'nın bu sebepten savaşa girdiğini anlatmıştım. İran doğru yerden gidiyor" ifadelerini kullandı

14.03.2026 15:08:00 / Güncelleme: 14.03.2026 18:06:35
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi
BTP lideri Hüseyin Baş, "İran'ın Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini" değerlendirdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran'ın, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesine izin vermesini değerlendirdi.

BTP lideri, 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığı konuşmada ABD'nin bu sebepten dolayı savaşa girdiğini anlattığını hatırlattı. Hüseyin Baş, paylaşımında şunları ifade etti:

"İran, Yuan ile ödeme yapan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin vermeyi değerlendiriyor. 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığım konuşmada Amerika'nın bu sebepten savaşa girdiğini anlatmıştım. İran doğru yerden gidiyor."

BTP liderinin 4 Mart'taki o tarihi konuşması

BTP lideri Baş, 4 Mart'ta Trabzon'da yaptığı konuşmada şu tespitlerde bulunmuştu:

"Şimdi olayın mihenk taşı noktasına geliyorum; Amerika hem Venezuela'ya, hem Çin'e, hem İran'a, 'Siz aranızda ticaret yaparken kendi milli paralarınızı kullanmayacaksınız, Amerikan doları kullanacaksınız' diyor. IMF'nin para sepetinde doların yüzde 78-79 olan kullanım ağırlığının son yıllarda yüzde 40'lara kadar düşmesiyle Amerika'nın saldırganlaşması aynı döneme denk geliyor.

Yani neymiş Amerika'nın derdi? Dünyada kullanılan rezerv paranın Amerikan doları olarak kalması! Çünkü adam matbaasında parayı, kağıdı yeşile boyuyor, üzerine rakamları yazıyor ve her şeyi dünyadan satın alıyor.

Şimdi dünya uyandı ve 'Biz petrol alıp satıyoruz, altın alıp satıyoruz, alüminyum alıp satıyoruz, bırak onu eve pirinç alıyoruz, baklagil alıyoruz, ekmek alıyoruz. Bu ticaretlerin tamamından Amerika para kazanıyor, oturduğu yerden. Buna ihtiyaç yok. Biz kendi paralarımızı kullanalım ticaretlerimizde. Böylelikle daha karlı oluruz' dedi.

Bunun üzerine ABD düğmeye bastı. Bütün dünyayı olağanüstü derecede kaosa sürüklüyor...

Dünya değişiyor. Dünyanın her kıtasını etkileyen Asya'yı, Ortadoğu'yu, Avrupa'yı, Amerika kıtasını etkileyen bir para savaşından bahsediyoruz. Benim paramı kullandın, kullanmadın, kendi paranı rezerv para yaptın, yapmadın. Kavga bu.

Şimdi gelelim olayın en önemli noktasına. Bütün bu kavga nereden çıktı? Trabzon'un evladı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli'nde yazdığı, 10 farklı uluslararası kongreyle 200'den fazla akademisyene  teyit ettirdiği Milli Ekonomi Modeli'ndeki milli paralarla ticaret dediğimiz olay bugün dünyanın seyrini değiştiren olay oldu...

Bu bahsettiğimiz Milli Ekonomi Modeli bizim parti programımız. Bağımsız Türkiye Partisi iktidar olunca Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçirecek. Bağımsız Türkiye Partisi'nin programı dünyada hiçbir siyasi partide bu yok."

Tatil göçü erken başladı


 
Eğitimdeki ara tatil ile Ramazan Bayramı tatilinin birleşmesi dolayısıyla memleketlerine, tatil bölgelerine ve yurt dışına gitmek isteyenler, İstanbul'daki havalimanlarında yoğunluk oluşturdu.

14.03.2026 01:26:00
AA
Tatil göçü erken başladı
Tatil göçü erken başladı

Tatil için İstanbul'dan ayrılmak üzere öğleden sonra kentteki havalimanlarına gelmeye başlayan vatandaşlar yoğunluğa neden oldu. İstanbul Havalimanı'nda giriş nizamiyesi ve terminalin önündeki caddede zaman zaman trafik oluştu. Polis ve İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA ekipleri, gerekli uyarıları yaparak trafik yoğunluğunu azaltmaya çalıştı.

İGA ekiplerince, havalimanına girişte kuyruk oluşmasını engellemek için terminal binası girişindeki x-ray kontrol noktaları ile kapılar açık tutularak, yolcuların havalimanına girişi hızlandırıldı.
Güvenlik kontrolünün ardından terminale giren yolcular, iç ve dış hat kontuvarlarında bilet ve valiz işlemleri için sıraya girdi. Özellikle iç hat kontuvarları ve uçağa geçişteki ikinci kontrol noktasında uzun kuyruklar oluştu. Çocuklu aileler, vakit kaybetmemeleri için ailelere ayrılan özel bölümden geçirildi. Dış Hatlar Giden Yolcu Terminali'ndeki pasaport bankolarını açık tutan polisler, yoğunluğu azaltmak için bazı vatandaşları e-pasaport bankolarına yönlendirdi.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da yoğunluk yaşanıyor

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da tatil yoğunluğu başladı. Yolcular, x-ray kontrol noktalarında, bilet ve valiz işlemleri için kontuvarların önünde kısa süreli yoğunluk oluşturdu. Tatilini Roma'da geçirmek üzere havalimanına gelen Hilal Karayağız, yoğunluk olmasın diye çocuklarını okuldan biraz erken aldıklarını ve yola koyulduklarını belirterek, "Roma'ya gideceğiz. Tatil planlarını eşim yaptı, bana da sürpriz olacak" ifadesini kullandı.

Minik yolculardan Güneş Taştekin, tatil için Antalya'ya gideceğini söyledi. İyi bir ders dönemi geçirdiklerini belirten Taştekin, "Tatilde arkadaşlarımı, kuzenlerimi, dayımı göreceğim" dedi.

Yavaş yiyen kazançlı çıkar


 
Modern yaşam temposu, birçok kişinin yemeklerini hızlı ve aceleyle tüketmesine neden oluyor. Yoğun iş temposu, ekran karşısında geçirilen uzun saatler ve düzensiz öğün alışkanlıkları, yemek yeme süresini giderek kısaltıyor. Ancak uzmanlara göre hızlı yemek yemek yalnızca bir alışkanlık değil; sindirim sistemi sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli bir risk faktörü olarak görülüyor. 

14.03.2026 00:47:00
MURAT ÇORBACI
Yavaş yiyen kazançlı çıkar
Yavaş yiyen kazançlı çıkar

Modern yaşam temposu, birçok kişinin yemeklerini hızlı ve aceleyle tüketmesine neden oluyor. Yoğun iş temposu, ekran karşısında geçirilen uzun saatler ve düzensiz öğün alışkanlıkları, yemek yeme süresini giderek kısaltıyor. Ancak uzmanlara göre hızlı yemek yemek yalnızca bir alışkanlık değil; sindirim sistemi sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli bir risk faktörü olarak görülüyor.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yemeklerin kısa sürede ve yeterince çiğnenmeden tüketilmesinin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirterek, bu alışkanlığın zaman içinde çeşitli mide ve bağırsak şikayetlerine zemin hazırlayabileceğine de dikkat çekiyor. Doç. Dr. Halil Genç, "Besinlerin iyi çiğnenmeden hızlı şekilde yutulması, mideye büyük parçalar halinde ulaşmasına neden olur. Bu durum mide asidinin ve sindirim enzimlerinin daha fazla çalışmasına yol açarak hazımsızlık, şişkinlik ve mide şikayetlerinin görülme riskini artırabilir. Yemek yeme hızının artması, vücudun tokluk mekanizmasını da etkileyebilir. Beynin doygunluk sinyalini algılaması belirli bir süre alır. Araştırmalar, yemek başladıktan sonra beynin tokluk sinyalini göndermesinin yaklaşık 20 dakika sürebileceğini göstermektedir.

Bu nedenle çok hızlı yemek yiyen kişiler, vücudun doygunluk sinyalini almadan daha fazla besin tüketebilir. Yemeklerin çok kısa sürede tüketilmesi, kişinin farkında olmadan daha fazla yemek yemesine neden oluyor. Bu durum uzun vadede kilo artışı ve metabolik sorunların gelişmesine zemin hazırlayabilir" dedi.

İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı

Afganistan dönüşünde İran'ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat, memleketi Reyhanlı ilçesinde damatlığının üzerine konulduğu tabutuyla kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğunu uğurlandı. Saldırı anına tanık olan babası Coşkun Fırat, "Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı" dedi

13.03.2026 18:25:00 / Güncelleme: 13.03.2026 18:30:15
İHA
İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı
İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı
Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi'nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul'dan aldığı yükle Afganistan'a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran'ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı.



Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran'ın Zencan Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Fırat, İran'da hastanede 6 gün süren hayat mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Fırat'ın cenazesi diplomatik işlemlerin ardından İran'dan Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde baba ocağına getirilerek helallik alındı.



Genç tır şoförünün cansız bedeni Reyhanlı Mezarlık Kompleksi'nde göz yaşları içerisinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Fırat'ın tabutunun üzerinde yer alan damatlığıysa yürekleri dağladı.



"İran'da bir güvence yok, cesetler dolu ve masum insanlar rastgele öldürülüyor"

Evladının tırına şarapnel parçası isabet ettiği anları anlatan baba Coşkun Fırat, "İsrail ve Amerika'yı kınıyorum. Oğlumla peş peşe gidiyorduk, aramızda sadece 30 metre vardı. Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı. Şu an da İran'da bir güvence yok, masum insanlar rastgele öldürülüyor. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Bize İran'da hastanede güzel baktılar" dedi.



"Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde"

Evladının damatlığını ceketini bağrına basarak acı dolu anlar yaşayan Hayriye Fırat, "Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde. Mekanın cennet olsun Hüseyin'im. Kahrolsun İsrail, oğlumu aldı elimden" dedi.

İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'

İran'ın Ankara Büyükelçiliğinden Türk hava sahasında etkisiz hale getirilen balistik mühimmata ilişkin yapılan açıklamada, İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmadığı bildirildi

13.03.2026 18:16:00
İHA
İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'
İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'
İran İslam Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye'nin hava sahasına giren mühimmatların tespit edildiğine dair haberlerin yayımlanmasının ardından şu hususu vurgulmak isteriz; İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen son görüşme ve iki ülkenin dışişleri bakanları arasındaki temaslar dikkate alındığında, İran İslam Cumhuriyeti, herhangi bir belirsizliği gidermek amacıyla bu konunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için ortak bir teknik ekip oluşturulmasına hazır olduğunu bildirmiştir.

Daha önce de belirtildiği üzere, İran İslam Cumhuriyeti dost ve komşu ülke olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır" denildi.

HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti

Hakimler ve Savcılar Kurulunca (HSK), boş bulunan 8 Yargıtay üyeliğine seçim yapıldı

 

13.03.2026 12:21:00
Anadolu Ajansı
HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti
HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti

HSK Genel Kurulu'nda bugün yapılan toplantı sonucunda eski Adalet Bakan Yardımcısı Niyazi Acar, İstanbul Anadolu İlk Derece Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Kaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Bekir Altun, Büyükçekmece Aile Mahkemesi Hakimi Çimen Atacan Tuna, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kürşad Serbes, Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Acarlı, Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri Musa Kanıcı ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, Yargıtayın yeni üyeleri oldu.

Bakan Gürlek, yeni üyelere başarılar diledi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Adaletin tecellisi için büyük bir özveriyle görev yapacaklarına inandığım Yargıtay üyelerimize görevlerinde başarılar diliyorum. Seçimlerin yargı camiamız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. 

İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı

Sosyal medya kanalında canlı yayın esnasında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı

13.03.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı
İlk kez hakim karşısına çıkan Enver Aysever hakkında tahliye kararı
Sosyal medya kanalında canlı yayın esnasında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Savcılık mütalaasında 6 aydan 1 yıla kadar hapsi istenen Aysever'e mahkeme, 10 ay hapis cezasına çarptırarak, tahliyesine hükmetti.

Sosyal medya kanalında canlı yayınında yaptığı, "Cumhuriyetin ahlakını bozan Menderes'tir ilk başta. Menderes'ten bu tarafa gelen bütün sağcılardır. Sağcılık suçtur, sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz. O yüzden gelin sağcılarla mücadeleye siz de katılın" başlıklı videosu üzerine tutuklanan Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Enver Aysever ile avukatı hazır bulundu.

"Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir"

Duruşmada savunma yapan sanık Aysever, sözlerinin yanlış anlaşıldığını, sözlerinin sağ ve sol sınıfı kutuplaştırmaya yönelik olmadığını belirterek, "Dünya genelinde sağ ve sol kavramının entelektüel bir tartışma üslubuyla beyan etmeye çalıştım. Videoyu çektiğim dönemde başkaları da benzer şekilde açıklamada bulundu. Benim bu video kaydını çekmemdeki sebep, Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada açıklama yapan Hasan İmamoğlu'nun komünizme ilişkin yaptığı göndermelerdir.

Ben yapmış olduğum açıklamalarda kesinlik Türkiye'deki sağ ve sol sınıfları ayrıştırmak yada kışkırtmak amacında değilim. Sağdan kastım da emperyalizmi destekleyip onun yanında olanlara karşı bir mücadele edilmesini gerektiğini kastettim. Komünizme karşı derneklerin soğuk savaş dönemlerinde ortaya çıkmış kurumlar olup, Türkiye'deki darbeleri oluşturan, destekleyen mahiyette oluşumlardır.

Amerikancı oluşumlardır. Söz konusu videoyu çektiğim saat 11.00 sıralarıydı yakalamam ise gece 02.00 sularıdır. Yaklaşık arada 14 saat var. Şayet video kaydı halkı alenen tahrik etseydi ve somut bir tehlike meydana getirmiş olsaydı söz konusu tehlike 14 saatte olurdu. Ne var ki ben video kaydını yükledikten 14 saat geçmiş olmasına hatta şu an üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen herhangi bir tahrik yada somut tehlike vuku bulmamıştır.

Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir. Kaldı ki, benim video kaydım toplumda ve sosyal medya haber sitelerinde yalnızca bir haber sayfasında yerini bulmuş olup, söz konusu haber sayfasının taraflı haber yapma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Yapmış olduğum paylaşım sonrasında sunduğum sosyal medya paylaşımlarında toplumun önde gelen isimlerinden sağ ve sol isimlerden yargılanmamın haksız olduğuna dair paylaşımlar yapıldı. Bu husus göstermektedir ki benim toplumun sağ ve sol kesimlerini ayrıştırmak bir tarafa tam aksine ortak bir noktada buluşturdum.

Şimdiye kadar elime aldığım tek şey kalemimim daha önce daktilo şu an bilgisayardır. 3 ayı bulan tutukluluk sürem hukuksuz bir hal taşımaktadır. Suçsuzluğumda göz önüne alınarak beraatıma ve tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum. Her ne kadar muhalif bir gazeteci olsam da ülke birliğinin korunması ve yurdun savunması açısından Cumhurbaşkanımız ve muhalefetin göstermiş olduğu çabayı da takdir ederek ben de üzerime düşen görevi yapmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

Mütalaada suç unsuru değişti

İlk duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanık Enver Aysever'in, 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan dava açılmışsa da, suçun 'halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçu kapsamında kaldığını belirterek, bu suçtan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.

10 ay hapis cezası alarak tahliye edildi

Kararını açıklayan mahkeme, sanık Enver Aysever hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan 1 yıl hapis cezasına, bu cezada takdiri indirim uygulayarak 10 aya indirilmesine hükmetti. Mahkeme bu cezanın ertelenmesine hükmederek, Aysever'in tahliyesine karar verdi.

İddianameden

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Aysever'in sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın sol görüşlü vatandaşları sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği ve üzerine atılı suçu işlediği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Enver Aysever hakkında 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem

Ankara'nın Haymana ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi

12.03.2026 22:34:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem
Ankara'da 4.1 büyüklüğünde deprem
Ankara'nın Haymana ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) alınan bilgilere göre, saat 17.49'da merkez üssü Ankara'nın Haymana ilçesi olan 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Depremin derinliği ise 7.74 kilometre olarak kaydedildi.

İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu

İstanbul'da etkili olan yağışların ardından barajlarda doluluk oranı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre yüzde 45,95 oldu. Mağlova Kemeri'nin bulunduğu Alibeyköy Barajı'ndaki su seviyesi yükselirken, tarihi kemerin ayaklarının bir bölümü sular altında kaldı

12.03.2026 12:47:00 / Güncelleme: 12.03.2026 12:50:04
İHA
İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu
İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu
İSKİ'nin paylaştığı güncel verilere göre, İstanbul'a su sağlayan barajlarda doluluk oranı son haftalardaki yağışların ardından yüzde 45,96 oldu. Özellikle Alibeyköy Barajı'nda su kotunun bir miktar yükselmesiyle birlikte, 16. yüzyılda inşa edilen ve Mimar Sinan'ın önemli eserlerinden biri olan Mağlova Kemeri'nin alt kısımlarının suyla kaplandığı görüldü.



Dronla görüntülenen kemerin çevresinde su seviyesinin kıyı şeridine kadar ulaştığı dikkat çekti. Uzmanlar, kış ve ilkbahar aylarında alınan yağışların su rezervlerine olumlu yansıdığını belirterek, tasarruf bilincinin ise sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekti.



Tarihi kemer yeniden suyla buluştu

Yaklaşık 4 asırlık geçmişi bulunan Mağlova Kemeri, baraj seviyesinin yükselmesiyle birlikte yeniden suyla çevrelendi. Özellikle kemerin ayak kısımlarının su altında kalması, hem barajlardaki doluluk oranını hem de yağışların etkisini az da olsa gözler önüne serdi. Tarihi yapının suyla bütünleşen görüntüsü güzel manzaralar oluşturdu.



Barajlardaki doluluk oranları ise şöyle:

"Ömerli Barajı: yüzde 65,87
Darlık Barajı: yüzde 61,98
Elmalı Barajı: yüzde 86,87
Terkos Barajı: yüzde 29,27
Alibey Barajı: yüzde 35,94
Büyükçekmece Barajı: yüzde 34,88
Sazlıdere Barajı: yüzde 29,38
Istrancalar Barajı: yüzde 36,09
Kazandere Barajı: yüzde 56,49
Pabuçdere Barajı: yüzde 30,42"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.