HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Sergi, yergi, sirke yargı

04.10.2001 00:00:00
Zübeyde ve Bağdagül Adapazarı'nın tanınmış ailelerinden bir ağabeyimizin iki kız evladı.

Yok olmaya yüz tutmuş sanat dallarımızdan biri değil bir kaçıyla uğraşıyorlar.

Ebru,

Tezhip,

Ve hat.

Aralarında yakın ilişki olan sanat dalları bunlar.

Ebru; Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer damarları gibi dalgalı şekilli süsleme.

Tezhip; Bir yazı veya yazma kitabı yaldız veya boya ile süsleme.

Hat sanatının nasıl bir güzellik olduğunu bilmeyenimiz yok.

Birilerinin envai çeşit kepazeliklere, pespayeliklere sanat dediği ve bir diğerlerinin ne o sanata ve ne o saatçıya toz kondurtmadığı bir dönemde onlar, bu aziz milletin inancıyla bütünleştirdiği sanat dallarıyla uğraşıyorlar.

Yıllarını verdikleri bu sanat dallarında oldukça başarılı olsalar da diğer sanatçılar kadar şanslı değiller maalesef.

Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin 2001-2002 öğretim yılının başlaması münasebetiyle bir sergi organize edilir.

Bu iki hanım kardeşimizin eserleri de diğer sanat eserleriyle birlikte fakültenin kafeteryasında sergilenecektir.

Bunlara ilaveten;

Resim,

Karikatür gibi değişik eserler var.

İsimler tespit edilir, davetiyeler basılır ve dağıtılır, tabi bütün bunlar yapılmadan sanatçıların özgeçmişi istenir.

Haklı olarak,

Haklı olarak, çünkü, olur ya içlerinden birinin bir terör örgütüyle bağlantısı olabilir.

Hatta birinin soyadı ne bileyim Laden olmasa da Keten olabilir.

Laden ile vezin ve kafiye uyumu bir risktir.

Bu hanım kardeşlerimiz de özgeçmişlerini üniversite sekreterliğine verirler.

Eserlerinin sergilenmesinde bir sakınca görülmediğine göre özgeçmişlerinde de bir sıkıntı yok.

Bu milletin özgeçmişi zaten tertemizdir.

Özgeçmişleri aynı oranda temiz olmayanlar yakalarını bir bıraksa.

Neyse konumuz o değil.

Toplam 14 sanatçının isminin yer aldığı davetiye şu cümle ile süslü;

"01.10. 2001 Pazartesi günü 2001-2002 Eğitim öğretim yılı nedeniyle saat 11.30'da merkez kafeteryada resim sergisini teşriflerinizi diler."

Peki kim diler?

Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burkat Alnıaçık.

Kafeteryanın sahibi dileyecek değil herhalde.

Eserler sergideki yerlerini alıyor, herkes gibi bu iki hanım sanatkar kardeşimizde de büyük bir heyecan.

El emeği göz nuru sadece yetmez, bu çalışmaya bir de gönül nakışı eklemek lazım. Çünkü farklı bir sanat.

Her şey yolunda giderken;

O da ne?

Genel Sekreter teftişte.

İyi de bugün günlerden Pazar, herkes kırda bayırda sayın Sekreter işbaşında.

Almışım iyi kurs görmüşüm iyi terbiye ne de olsa.

Bir insan genel sekreteri olduğu bir üniversiteyi teftiş etmeyecek mi?

Edecek, iyiki etti, suçu (!) tespit etti.

Genel sekreter, teftiş sırasında kafeteryada gördüğü iki örtülünün sanatçı olduğunu ve eserlerinin sergileneceğini öğrenince ağırlığını koyar ve sadece bu iki hanım kızımızın bu sergiye katılmalarını engeller.

Yanlış okumadınız, aynen okuduğunuz gibi.

Özgeçmişlerinde bir problem yok.

Aksine özgeçmişleriyle tam bir uyum halinde.

Sebep de bu.

Yani?

Hani şu Maraş'a Kahramanlık payesinin verilmesine sebep olan şey.

İşgalci iki Fransız modernistinin(!) Maraşlı hanım annemizin örtüsüne el atmasıyla gelişen olaylar bu sefer ters istikamette seyretti ve benim annem de "başörtülüdür" diye bir vatan evladı, sadece örtülü oldukları için bu kardeşlerimizin sergiye iştirak etmesini engelledi.

Fakülte öğrencisi falan değiller ha.

Birer vatandaş.

Sadece annesinin başörtülü olduğunu söylememiş genel sekreter, ilaveten, kendisinin de çok güçlü bir adam olduğunu söylemiş, biraz yüksek sesle.

Hatta "Tanrı Dağı" kadar da Türk olduğunu söyleyerek de bir şeyler ima etmiş.

"Henry Dayı kadar Müslüman" olduğunu eklemeyi unutmuş demek. O da bizden olsun.

Bir alicenaplık örneğini de göstermiş;

Kendileri burayı terk etsin, ama eserleri kalsın.

Buyurun buradan yakın.

Bir sanatçı, kıyafeti yüzünden derdest edilecek, ama ömrünü verip ortaya çıkardığı eserleri kalacak.

Eser sahibi sabıkalı, eseri değil.

Oysa her eser, sahibiyle bir bütünlük arzeder.

Siz hiç; hırsız gitsin, çalması kalsın dendiğini duydunuz mu?

Çalmak bir hırsızın şaheseridir.

Katil gitsin, öldürmesi kalsın da buna benzer.

Ama ne katilin ne de hırsızın bu ülkede fazla bir derdi yok.

Sadece icra-i sanat ederken biraz heyecanlanıyorlar, o kadar.

Ne hallere kaldık Allah'ım!

Bu nasıl bir mantıktır?

Bilen varsa söylesin.

Bu sakıncalı (!) kardeşlerimizin sakıncasız eserleri ASM (Adapazarı Sanat Merkezi)'de Cuma günü sergilenecek, bir uğrayıp bakın,

Sakıncalı kim ve ne?

İnşallah Genel Sekreter Zafer beyin yetki hudutları dışındadır ASM.
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.