HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 MAYIS 2021, CUMA

Siyaset ve vesayet-2

15.06.2001 00:00:00
Alman Der Spiegel Dergisi bir süre önce gerçekleştirilen Bush-Schröder görüşmesinin tutanaklarını yayınladı.

Görüşmenin Türkiye ile ilgili bölümü şöyle:

"Başbakan, Türkiye'deki mali krize ve bunun dünya ekonomisindeki etkilerine değindi. Türkiye'nin mutlaka âcil olarak bir askerî rejim veya köktendinci sistem alternatiflerine karşı korunması gerektiği belirtildi. Uluslar arası mâli örgütler şimdiye kadar yaptıklarından daha çok şey yapmalı fakat ek her yardımı da somut isteklere bağlamalıdırlar.... Türkiye bir reform sürecini başlatmalıdır. Özellikle banka sistemini yeniden yapılandırmalıdır."

Peki Bush-Schröder görüşmesinde sözü edilen uluslar arası mâli örgütler Türkiye'den "miatlı olarak" , somut yaptırımlara bağladıkları acaba neler istemişlerdi, söz edilen reform sürecinde neler vardı?

Bir süre önce başbakan yardımcılarının "üç imzalı" olarak IMF Başkanı Horst Köhler'e gönderdikleri ve Derviş'le tartışmalarına neden olan "kapak yazısını imzaladıydım, ekini hatırlamıyorum" dedikleri belgede şunlar yer almaktadır:

"Kamu ve özel kuruluşların uyması gereken raporlama usulleri geliştirilecek. Vergi kanunlarında değişiklikler yapılacak. Özel ticari mahkemelerin kurulması sağlanacak. BDDK ve TMSF yönetim ve çalışanlarına resmi görevlerinden dolayı karşı karşıya kalabilecekleri adli davalara karşı korunması, "şüpheli alacak karşılıklarının tam olarak vergiden düşürülebilmesi"ne imkan veren değişiklik yapılacak. Kredi riski tanımlamasının türev ürünlerini de içerecek şekilde değiştirilmesi gerçekleşecek. Bankalar için olan muhasebe standartlarının uluslararası standartlar düzeyine getirilmesi, icra ve iflas kanunlarında düzenlemeler, borçların etkin ve hızlı tahsili ve yeniden yapılandırılması için gerçekleşecek. Orta seviyede bölgesel danışma mahkemelerinin kurulması, hakim ve avukatların ihtisas konularında eğitimini iyileştirecek "Adalet Akademisi" kurulması sağlanacak. 15 adet bütçe içi fon ile 2 adet bütçe dışı fonun HAZiRAN 2001'e kadar kaldırılması, 2650 adet özel hesap ve döner sermayenin yarıya indirilmesi, kamu finansmanı ve borç yönetimi kanununun 2001 HAZiRAN sonuna kadar çıkarılması sağlanacak. Birleşmiş Milletler standartları ile uyumlu bir "kamu ihale kanunu" 15 Ekim 2001'e kadar parlamentoya sunulacak. Kamu görevlilerinin görev ve uygulama esaslarının geliştirilmesi ile ilgili yasal değişiklikler yaz tatilinden önce parlamentoya sunulacak. Tütün sektörünü serbestleştiren, tütün destekleme alımını tedricen kaldıran, Tekel'in varlıklarının satışına izin veren Tekel Kanunu, mayıs içinde çıkacak, tahkim ile ilgili kanun yaz tatilinden önce çıkarılacak. Yabancı sermaye yatırımlarının bürokratik işlemlerini kolaylaştıracak yasa değişiklikleri, sosyal güvenlik reformunun tamamlayıcısı olarak sağlık primlerinin ve katkı ödemelerinin araştırılmasını sağlayacak yasa yaz tatiline girmeden çıkarılacak. Ek bütçe çıkartılacak, yaz tatilinden önce "Para Politikası Komitesi"nin kurulması yasası 2001 Kasımından önce çıkarılacak. Merkez Bakansı başkan yardımcılarının görevlerinin de süreye bağlanmasına ilişkin düzenleme yapılacak."

Meclis Bush ile Schröder'in kararlaştırdığı, IMF'nin öngördüğü bu hazırlıkları yaparken o kadar hızlı çalışıyor ki süratten vekiller hangi yasaları çıkardıklarının farkına bile varmıyorlar.

"Kemal Derviş iki tarafı kesen bıçak gibi bir o yandan, bir buyandan doğrayıp duruyor. Kanunlar değişiyor, yeni düzenlemeler yapılıyor. Bunların ne olduğu ne Meclis'te ne de hükümette tam olarak tartışılıyor. Değişiklikleri hazırlayan bürokratlar bile IMF ne derse yazıp yasa olarak getiriyor. Öyle bir hal aldı ki Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk bile bir konuşmamızda yakındı: 'Artık ayıp oluyor. Meclis'e yasa geliyor ama yürürlük maddesini yollayıp içeriğini tamamlamaya çalışıyorlar. Bu yanlış. Yasa metni bile tam olarak Meclis'e gelmemeye başladı.'" (Tuncay Özkan. 13 Haziran 2001)

Yasa metni meclise gelmiyor, vekiller parmak kaldırıp indiriyorlar.

İspanya'yı ziyaret etmekte olan Bush, Madrid'de düzenlediği basın toplantısında, "Ülkemizdeki idam cezasını onaylamayanlar var. Bu bizler için de kolay bir konu değil" dedi."Demokrasilerde sorunlar tartışılır. Demokrasiler halkın iradesini yansıtır. İdam cezası da Amerikan halkının iradesini yansıtıyor" diyor.

Yâni şimdi bağımsız yargı "Türk milleti adına" karar verdiği halde Öcalan'ı asamayan Türkiye'de halkın iradesi mi yok, yoksa asılmama kararı halkın iradesini mi yansıtmıyor?

Bu telepatik sempatilere antipati duyuyorum.

Uysa da uymasa da, nereden bakarsanız bakın kafiye güzel oldu.

EV ÖDEVİ: Bu Cuma yazısını, hafta sonu düşünmesi amacıyla meraklı okuyucuya ufak bir ev ödevi vererek bitireceğim.

Bush-Schröder görüşmesindeki şu cümleye ben takıldım, siz fark ettiniz mi? "Türkiye'nin mutlaka âcil olarak bir askerî rejim veya köktendinci sistem alternatiflerine karşı korunması gerektiği belirtildi". Yâni batı, askerî rejimi ve köktendinci sistemi Türkiye için tehlike olarak görüyor.

O zaman akıllara, kaçınılmaz olarak şu sorular geliyor

1.Bazı "köktendinci" gruplar neden askerî rejime karşı ve fakat aynı zamanda batıdan yana tavır içinde?

2.Sömürgeci batının düşüncesine göre, madem "bazı köktendinci gruplar" Türkiye için tehlikeli; o zaman batı neden o gruplara kucak açıyor, destekliyor?

3.O halde tam bağımsızlık yanlısı Asker ve onunla aynı fikirde olan, bazı "köktendinci" grupların dışında kalan "sâde dindarlar", sömürgeci batıya karşı tabiî müttefik olarak işbirliği içinde olmamalı mı?

4. Ve en can alıcı baraj sorusu; dahası asker, ülkenin sömürgeleştirilmesi karşısındaki mücadelesinde tek müttefikinin bu "bazı köktendinci" grupların dışında kalan "sâde müslümanlar" olduğunun farkında mı?

Düşünün, sonra tartışırız.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.