Sömürgecilik -1-
Gelişmiş ülkelerin, yani bugünün küreselleşme taraftarlarının, azgelişmiş ülkeler üzerindeki baskıları ve içişlerine müdahale ederek bu ülkelerin kaynaklarına sahip olma gayretleri, yukarıda ifade ettiğimiz gibi sömürgecilik dönemine kadar uzanmaktadır
13.06.2026 00:49:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Gelişmiş ülkelerin, yani bugünün küreselleşme taraftarlarının, azgelişmiş ülkeler üzerindeki baskıları ve içişlerine müdahale ederek bu ülkelerin kaynaklarına sahip olma gayretleri, yukarıda ifade ettiğimiz gibi sömürgecilik dönemine kadar uzanmaktadır.
Köleleştirme hareketleri eski Yunan'dan beri var olan bir uygulama idi. Zencilerin "köle" olarak kullanılması ise ilk defa, Roma İmparatorluğu'nda görülmüştür.
İnsan gücünün sömürülmesi o kadar yaygınlaşmıştı ki, 10. yüzyıldan itibaren milyonlarca zenci, Afrika'dan Akdeniz sahillerine ve hatta Hint Okyanusuna kadar uzanan geniş coğrafyadan toplanıp getirilerek köle olarak kullanılmakta idi.
15. yüzyılda Amerika'nın keşfi, insan katliamının ve sömürgeciliğin adeta dönüm noktası olmuştur.

"Kristof Kolomb, sonradan Amerika adını alacak kıtaya ayak bastığı zaman burada çok yüksek bir uygarlık seviyesine erişmiş medeniyetler vardı. Şimdiki Meksika'da, Orta Amerika ve Antiller'de, Ant dağlarının kuzey ve orta kesimlerinde yaşayan halklar, Avrupalı işgalciler tarafından yok edilmeye başlandı...
Meksika'nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Antiller'de Karaip, şimdi Kolombiya olarak anılan topraklarda Chibeha, Peru ve Bolivya adalarında da İnka uygarlıkları kurulmuştu. …
Amerika'nın işgali, Haçlı seferlerinin bir devamı niteliğindeydi. Sadece sınırlar değişmişti. 718 yılında İspanya kilisesinin Araplara karşı başlattığı din ve ırk savaşı, bundan sonra And dağlarında Dizarre, Meksika'da Cortes gibi vahşiler tarafından İnka ve Aztek imparatorluklarını yerle bir edinceye kadar hiç durmadan sürüp gidecekti.
İspanya'da geriye nasıl yalnızca Gırnata'nın El– Hamra'sı bırakıldıysa; keşfedilen Amerika kıtasında da Machupıcchu harabelerinden başka geride yapı kalmamıştı…

… Kolomb, tanrıya çok bağlıydı; ama altına, daha çok bağlıydı. Adamlarıyla birlikte Hispaniola adasının dört bir yanına haçlar diktiler. Ama aynı zamanda sayısız darağaçları da kurdular"
Psikopos Bartolome de Las Casas, "Hint Adaları Halkının Yok Edilmesi" isimli eserinde, İspanyolların yaptıkları zulüm ve katliamları şu dehşetli ayrıntılarıyla anlatmaktadır: "Eminiz ki İspanyollar, zulüm ve kötülükle akıllı insanlarla dolu toprakları, insanlarından kopardılar, yerle bir ettiler. Böylece kıta, bugünkü terk edilmiş halini aldı. 40 yıl boyunca kadın– erkek, çoluk–çocuk 12 milyondan fazla insan, Hıristiyanların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü. Bu rakam kesin ve gerçektir..."
"... Amerika kıtasını işgal eden İspanyolları, Portekizliler ve Fransızlar takip etmiş, ancak Amerika yerlilerinin kaderi hiç değişmemiştir. İncil'in kutsal öğretisini yaymak için çıkılan bu yolculukta sadece zulüm, yağma ve katliam yapılmıştır.

… 1503'ten başlayarak Portekizliler Brezilya topraklarına aktılar. 1553'te Fransızlar Kanada kıyılarını işgal ettiler. Aynı yıllarda İngilizler de, bugünkü ABD topraklarının bulunduğu bölgeye çıkartma yaptılar. Hollandalılar, Manhattan adasına geldiklerinde, Peter Minvit burayı 60 Gulden tutarında olta ve incik boncuk karşılığında satın aldı; ama aynı zamanda Kızılderilileri orada kalmaya ve değerli hayvan postlarını böylesi değersiz süs eşyalarıyla değiş– tokuşa devam etmeye teşvik etti.
… Kolomb ve onu takip eden İngiliz kolonicilerinin işgalinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra Kolomb'u dostça karşılayan Taino yerlileri tamamen ortadan kaldırılmışlardı. Onların ilkel tarım ve el sanatları kültürleri de ortadan kaldırılmış, yerine kölelerin çalıştığı geniş pamuk çiftlikleri kurulmuştu"
"Papa 2. Jean Paul 29 Haziran 1990 tarihinde, Yeni dünyanın İsa'nın öğretisine kavuşmasının 5. yüzyılı münasebetiyle, Latin Amerika dindarlarına Papalık Mektubu adlı bir beyanname yayınlamıştır.

Bu metinde 1492 yılı, bir kıtanın soykırımı ile başlayan, Avrupa'nın ilk büyük sömürgeleştirme teşebbüsünün yıldönümü olarak geçmez. Zorla çalıştırılarak ya da salgın hastalıklardan ölen yerlilerden bahsedilmez. Yerli kültür ve manevi değerler hiçe sayılır.
Başpiskopos Diego de Landa'nın, Maya kültürünün bütün yazılı eserlerini ve kutsal kitaplarını odun kümeleri üzerinde tutuşturarak yakması ve bu kültürün sanat eserlerini paramparça etmesi hatırlanmaz."
"...20. yüzyılın başlarında, artık Kızılderililer yüksek medeniyetleri ve kültürleri ile birlikte yok edilmişlerdi." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Köleleştirme hareketleri eski Yunan'dan beri var olan bir uygulama idi. Zencilerin "köle" olarak kullanılması ise ilk defa, Roma İmparatorluğu'nda görülmüştür.
İnsan gücünün sömürülmesi o kadar yaygınlaşmıştı ki, 10. yüzyıldan itibaren milyonlarca zenci, Afrika'dan Akdeniz sahillerine ve hatta Hint Okyanusuna kadar uzanan geniş coğrafyadan toplanıp getirilerek köle olarak kullanılmakta idi.
15. yüzyılda Amerika'nın keşfi, insan katliamının ve sömürgeciliğin adeta dönüm noktası olmuştur.

"Kristof Kolomb, sonradan Amerika adını alacak kıtaya ayak bastığı zaman burada çok yüksek bir uygarlık seviyesine erişmiş medeniyetler vardı. Şimdiki Meksika'da, Orta Amerika ve Antiller'de, Ant dağlarının kuzey ve orta kesimlerinde yaşayan halklar, Avrupalı işgalciler tarafından yok edilmeye başlandı...
Meksika'nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Antiller'de Karaip, şimdi Kolombiya olarak anılan topraklarda Chibeha, Peru ve Bolivya adalarında da İnka uygarlıkları kurulmuştu. …
Amerika'nın işgali, Haçlı seferlerinin bir devamı niteliğindeydi. Sadece sınırlar değişmişti. 718 yılında İspanya kilisesinin Araplara karşı başlattığı din ve ırk savaşı, bundan sonra And dağlarında Dizarre, Meksika'da Cortes gibi vahşiler tarafından İnka ve Aztek imparatorluklarını yerle bir edinceye kadar hiç durmadan sürüp gidecekti.
İspanya'da geriye nasıl yalnızca Gırnata'nın El– Hamra'sı bırakıldıysa; keşfedilen Amerika kıtasında da Machupıcchu harabelerinden başka geride yapı kalmamıştı…

… Kolomb, tanrıya çok bağlıydı; ama altına, daha çok bağlıydı. Adamlarıyla birlikte Hispaniola adasının dört bir yanına haçlar diktiler. Ama aynı zamanda sayısız darağaçları da kurdular"
Psikopos Bartolome de Las Casas, "Hint Adaları Halkının Yok Edilmesi" isimli eserinde, İspanyolların yaptıkları zulüm ve katliamları şu dehşetli ayrıntılarıyla anlatmaktadır: "Eminiz ki İspanyollar, zulüm ve kötülükle akıllı insanlarla dolu toprakları, insanlarından kopardılar, yerle bir ettiler. Böylece kıta, bugünkü terk edilmiş halini aldı. 40 yıl boyunca kadın– erkek, çoluk–çocuk 12 milyondan fazla insan, Hıristiyanların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü. Bu rakam kesin ve gerçektir..."
"... Amerika kıtasını işgal eden İspanyolları, Portekizliler ve Fransızlar takip etmiş, ancak Amerika yerlilerinin kaderi hiç değişmemiştir. İncil'in kutsal öğretisini yaymak için çıkılan bu yolculukta sadece zulüm, yağma ve katliam yapılmıştır.

… 1503'ten başlayarak Portekizliler Brezilya topraklarına aktılar. 1553'te Fransızlar Kanada kıyılarını işgal ettiler. Aynı yıllarda İngilizler de, bugünkü ABD topraklarının bulunduğu bölgeye çıkartma yaptılar. Hollandalılar, Manhattan adasına geldiklerinde, Peter Minvit burayı 60 Gulden tutarında olta ve incik boncuk karşılığında satın aldı; ama aynı zamanda Kızılderilileri orada kalmaya ve değerli hayvan postlarını böylesi değersiz süs eşyalarıyla değiş– tokuşa devam etmeye teşvik etti.
… Kolomb ve onu takip eden İngiliz kolonicilerinin işgalinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra Kolomb'u dostça karşılayan Taino yerlileri tamamen ortadan kaldırılmışlardı. Onların ilkel tarım ve el sanatları kültürleri de ortadan kaldırılmış, yerine kölelerin çalıştığı geniş pamuk çiftlikleri kurulmuştu"
"Papa 2. Jean Paul 29 Haziran 1990 tarihinde, Yeni dünyanın İsa'nın öğretisine kavuşmasının 5. yüzyılı münasebetiyle, Latin Amerika dindarlarına Papalık Mektubu adlı bir beyanname yayınlamıştır.

Bu metinde 1492 yılı, bir kıtanın soykırımı ile başlayan, Avrupa'nın ilk büyük sömürgeleştirme teşebbüsünün yıldönümü olarak geçmez. Zorla çalıştırılarak ya da salgın hastalıklardan ölen yerlilerden bahsedilmez. Yerli kültür ve manevi değerler hiçe sayılır.
Başpiskopos Diego de Landa'nın, Maya kültürünün bütün yazılı eserlerini ve kutsal kitaplarını odun kümeleri üzerinde tutuşturarak yakması ve bu kültürün sanat eserlerini paramparça etmesi hatırlanmaz."
"...20. yüzyılın başlarında, artık Kızılderililer yüksek medeniyetleri ve kültürleri ile birlikte yok edilmişlerdi." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

































































































