logo
08 AĞUSTOS 2026

Sömürgecilik -1-

Gelişmiş ülkelerin, yani bugünün küreselleşme taraftarlarının, azgelişmiş ülkeler üzerindeki baskıları ve içişlerine müdahale ederek bu ülkelerin kaynaklarına sahip olma gayretleri, yukarıda ifade ettiğimiz gibi sömürgecilik dönemine kadar uzanmaktadır

13.06.2026 00:49:00
Haber Merkezi
 
Sömürgecilik -1-
Sömürgecilik -1-
Gelişmiş ülkelerin, yani bugünün küreselleşme taraftarlarının, azgelişmiş ülkeler üzerindeki baskıları ve içişlerine müdahale ederek bu ülkelerin kaynaklarına sahip olma gayretleri, yukarıda ifade ettiğimiz gibi sömürgecilik dönemine kadar uzanmaktadır.

Köleleştirme hareketleri eski Yunan'dan beri var olan bir uygulama idi. Zencilerin "köle" olarak kullanılması ise ilk defa, Roma İmparatorluğu'nda görülmüştür.

İnsan gücünün sömürülmesi o kadar yaygınlaşmıştı ki, 10. yüzyıldan itibaren milyonlarca zenci, Afrika'dan Akdeniz sahillerine ve hatta Hint Okyanusuna kadar uzanan geniş coğrafyadan toplanıp getirilerek köle olarak kullanılmakta idi.

15. yüzyılda Amerika'nın keşfi, insan katliamının ve sömürgeciliğin adeta dönüm noktası olmuştur.







"Kristof Kolomb, sonradan Amerika adını alacak kıtaya ayak bastığı zaman burada çok yüksek bir uygarlık seviyesine erişmiş medeniyetler vardı. Şimdiki Meksika'da, Orta Amerika ve Antiller'de, Ant dağlarının kuzey ve orta kesimlerinde yaşayan halklar, Avrupalı işgalciler tarafından yok edilmeye başlandı...

Meksika'nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Antiller'de Karaip, şimdi Kolombiya olarak anılan topraklarda Chibeha, Peru ve Bolivya adalarında da İnka uygarlıkları kurulmuştu. …

Amerika'nın işgali, Haçlı seferlerinin bir devamı niteliğindeydi. Sadece sınırlar değişmişti. 718 yılında İspanya kilisesinin Araplara karşı başlattığı din ve ırk savaşı, bundan sonra And dağlarında Dizarre, Meksika'da Cortes gibi vahşiler tarafından İnka ve Aztek imparatorluklarını yerle bir edinceye kadar hiç durmadan sürüp gidecekti.

İspanya'da geriye nasıl yalnızca Gırnata'nın El– Hamra'sı bırakıldıysa; keşfedilen Amerika kıtasında da Machupıcchu harabelerinden başka geride yapı kalmamıştı…







… Kolomb, tanrıya çok bağlıydı; ama altına, daha çok bağlıydı. Adamlarıyla birlikte Hispaniola adasının dört bir yanına haçlar diktiler. Ama aynı zamanda sayısız darağaçları da kurdular"
 
Psikopos Bartolome de Las Casas, "Hint Adaları Halkının Yok Edilmesi" isimli eserinde, İspanyolların yaptıkları zulüm ve katliamları şu dehşetli ayrıntılarıyla anlatmaktadır: "Eminiz ki İspanyollar, zulüm ve kötülükle akıllı insanlarla dolu toprakları, insanlarından kopardılar, yerle bir ettiler. Böylece kıta, bugünkü terk edilmiş halini aldı. 40 yıl boyunca kadın– erkek, çoluk–çocuk 12 milyondan fazla insan, Hıristiyanların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü. Bu rakam kesin ve gerçektir..."  

"... Amerika kıtasını işgal eden İspanyolları, Portekizliler ve Fransızlar takip etmiş, ancak Amerika yerlilerinin kaderi hiç değişmemiştir. İncil'in kutsal öğretisini yaymak için çıkılan bu yolculukta sadece zulüm, yağma ve katliam yapılmıştır.







… 1503'ten başlayarak Portekizliler Brezilya topraklarına aktılar. 1553'te Fransızlar Kanada kıyılarını işgal ettiler. Aynı yıllarda İngilizler de, bugünkü ABD topraklarının bulunduğu bölgeye çıkartma yaptılar. Hollandalılar, Manhattan adasına geldiklerinde, Peter Minvit burayı 60 Gulden tutarında olta ve incik boncuk karşılığında satın aldı; ama aynı zamanda Kızılderilileri orada kalmaya ve değerli hayvan postlarını böylesi değersiz süs eşyalarıyla değiş– tokuşa devam etmeye teşvik etti.

… Kolomb ve onu takip eden İngiliz kolonicilerinin işgalinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra Kolomb'u dostça karşılayan Taino yerlileri tamamen ortadan kaldırılmışlardı. Onların ilkel tarım ve el sanatları kültürleri de ortadan kaldırılmış, yerine kölelerin çalıştığı geniş pamuk çiftlikleri kurulmuştu" 

  "Papa 2. Jean Paul 29 Haziran 1990 tarihinde, Yeni dünyanın İsa'nın öğretisine kavuşmasının 5. yüzyılı münasebetiyle, Latin Amerika dindarlarına Papalık Mektubu adlı bir beyanname yayınlamıştır.







Bu metinde 1492 yılı, bir kıtanın soykırımı ile başlayan, Avrupa'nın ilk büyük sömürgeleştirme teşebbüsünün yıldönümü olarak geçmez. Zorla çalıştırılarak ya da salgın hastalıklardan ölen yerlilerden bahsedilmez. Yerli kültür ve manevi değerler hiçe sayılır.

Başpiskopos Diego de Landa'nın, Maya kültürünün bütün yazılı eserlerini ve kutsal kitaplarını odun kümeleri üzerinde tutuşturarak yakması ve bu kültürün sanat eserlerini paramparça etmesi hatırlanmaz." 

"...20. yüzyılın başlarında, artık Kızılderililer yüksek medeniyetleri ve kültürleri ile birlikte yok edilmişlerdi." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.