logo
28 MAYIS 2026

Tarıma AB darbesi

12.09.2005 00:00:00
 " Müktesebatın yüzde 40'ı tarım... Bu alanda yasalar, tebliğler, kararlar çıkması lazım."  "Müzakerelerin çoğu içeride olacak. Birçok ülkede de öyle olmuş zaten..".  "Ben, AB'nin milli bir politika olması gerektiğini düşünüyorum".Bu sözler Başmüzakereci ve Devlet Bakanı Ali Babacan'a ait. Ve Babacan devamında şunu ifade ediyor: "Aslında müzakere dediğimiz konu içerikle ilgili değil. Müktesebat neyse Türkiye er geç uyacak."Yani müktesebatın yüzde 40'ı tarımlı ilgili ve Türkiye bu konuda AB'nin aldığı bütün kararları uygulayacak.Beyler, bunun Türkçe'si, "Türkiye tarımda bitecek ve AB'nin pazarı olacak" demektir. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar da bu gerçeği şöyle ifade etmektedir: "AB, meraları dahil edersek Türkiye'de 39 milyon hektar arazinin potansiyelinden korkuyor. AB pazar olmak istemiyor. Türkiye'yi pazar yapmak istiyor." Daha müzakereler başlamadan AB'ye uyum adı altında çıkarılan kanunlarla tarıma çok büyük darbe vuruldu. Şeker pancarı, buğday, tütün gibi en temel gıda ürünlerine kotalar konuldu. Tarım köylüsüne yeterli destek sağlanmadı ve artan maliyetlerin karşısında çiftçi hacizlik duruma düşürüldü.Ne var ki biz bu gerçekleri ifade ettiğimizde, işin çözüm mercii olanlar, "Popülist söylem kullanmayın" diyorlar. Biz de hatırlatıyoruz ki "Sırf birilerinin huzuru kaçıyor diye gerçekleri gizlemek bir basın mensubuna yakışmaz. Bizler bu vatana hizmet için varız, milletimizin derdine ortak olmak için varız. Yaklaşan tehlikeleri haber vermezsek, vatanımıza ve mesleğimize ihanet etmiş oluruz". Bu önemli parantezden sonra tarım konusuna devam edelim.Tarım sektörünün en önemli ürünü buğdaydır. Türkiye'de 3 milyon çiftçi ailesi, yani yaklaşık 15 milyon kişi ekmeğini buğdaydan kazanıyor.Hükümetin bu yıl açıkladığı buğday fiyatı 2002 yılının fiyatlarına gerilemiştir. Buğday alımına kota getirilmesi ve üreticilerde çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olma şartı aranması fiyatların oldukça düşmesine sebep olmuştur.Bu sebeple buğday fiyatları 250 bin liraya kadar, hatta bazı yerlerde 200 bin liraya kadar düşmüştür. Halbuki 2005 yılı için buğdayın çiftçiye maliyeti 404 bin liradır.Çiftinin alım gücü, geçen yıla göre mazotta yüzde 34,7, gübre'de yüzde 24,6,  ekmekte yüzde 29,4, tüpgaz'da yüzde 26,3 azalmıştır. Diyeceksiniz ki hükümet çiftçiye mazot desteği ve buğday pirimi de verdi. Fiyatlara mazot desteğini ve buğday primini dahil etsek bile, önceki yıla göre alım gücü mazotta yüzde 15.8, gübrede yüzde 17.6, traktörde, yüzde 16,7 , ekmekte yüzde 22.9, toz şekerde yüzde 10.8, tüp gazda yüzde 22.8 azaldığı görülmektedir.Yani pirim de, destek de çiftçinin zararına engel olmamaktadır.Üstelik mazot desteğinden 27 milyon hektarlık tarım arazisinin sadece 17 milyon hektarlık bir alanı faydalanabilmektedir.Tarımda kullanılan mazot miktarı 3 milyon litrenin üzerindedir. Üreticilerimiz ABD'nin 3 katı, Yunanistan'ın 2.5 katı fazla fiyattan mazot kullanmaktadır. Mazottan oldukça yüksek miktarda ÖTV  alınmaktadır ve de bu ÖTV'nin de eklendiği fiyat üzerinden tekrar KDV alınmaktadır. Yani vergiden de vergi alınmaktadır.Tarım nüfusunun diğer önemli bir gelir kaynağı da şeker pancarıdır. Bundan 8-10 sene evvel 21 milyon ton ürettiğimiz pancarı, bugün AB'nin dayattığı kotalarla 10 milyon ton civarında bir düzeye getirdik. Bunun en önemli sebebi de ithal edilen tatlandırıcılar. Batı kendi tatlandırıcısını bize satabilmek için bizim şeker pancarını bitirmek istiyor. Bu arada pancarla geçimini sağlayan çiftçilerimiz ise perişan.4 milyon dolarlık yatırımı olan tatlandırıcılara gerekli kotaları koymazsak, 4 milyar dolarlık yatırımı olan ve büyük bir nüfus için istihdam olan pancar sektörünü tamamen bitme noktasına getireceğiz. Fındık, pamuk, mısır, çay, meyve, sebze ve diğer bütün ürünlerde durum farklı mı? Hayır. Hepsi yanlış tarım politikalarının kurbanı.Özellikle gelişmiş ülkeler, tarım, hayvancılık gibi temel sektörlere ciddi yatırımlar yaparken, dünya ihracatına bir şekilde hakim olmaya çalışırken, bizim sırf AB ve IMF istiyor diye bu sektörlerde ithalatçı konuma gelmemizin hiçbir mantıklı izahı olamaz.Kendi kendine yeten bir ülke konumundan, el açıp dilenen bir ülke konumuna gelmemeliyiz. Elimizdeki hazinenin kıymetini bilmeliyiz.Bu da ancak milli bir modelle olur. Görünen o ki ülkemizin ve milletimizin imkanlarını yerli yerine oturtabilecek, gerektiği şekilde değerlendirebilecek ve bizi bölgemizde ve dünyada hakkettiğimiz yere taşıyabilecek tek model "Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in 'Milli Ekonomi Modeli'dir.İthal modellerin bizi getirdiği nokta oradadır. Daha fazla tecrübe etmek zaman kaybından başka bir şey değildir.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.