Trump’tan İran'la anlaşma bahanesiyle Abraham Anlaşması dayatması!
ABD Başkanı Donald Trump, diplomasi arenasına kendine has "ya hep ya hiç" tarzıyla geri döndü.
İlk başkanlık döneminde (2020) Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan'ın İsrail ile ilişkilerini sözde normalleştirmesiyle hayata geçirilen Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords), bugün çok daha agresif ve geniş kapsamlı bir dayatmanın aracı olarak yeniden masada.
Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin geleceğini bu anlaşmalara bağlayarak, Orta Doğu'da kartları yeniden karmayı hedefliyor.
Ancak perde arkasından sızan bilgiler ve 2025 Haziran'ında Tel Aviv sokaklarındaki propaganda panoları, bu sürecin sadece bir barış arayışı değil, bölgeyi kökten dönüştürmeyi amaçlayan jeopolitik bir kuşatma operasyonu olduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Telefon diplomasisindeki "derin sessizlik" ve dayatılan normalleşme
Geçtiğimiz günlerde Trump'ın liderlerle yaptığı telefon trafiği, diplomasi tarihine geçecek cinsten bir skandala sahne oldu.
Trump; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Katar Emiri Şeyh Tamim ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir gibi isimlerin de aralarında bulunduğu geniş bir liderler grubuyla görüştü.
Trump, sosyal medya platformu Truth üzerinden yaptığı açıklamada bu görüşmeyi "oldukça verimli" olarak tanımlasa da ABD basınına (Axios) sızan detaylar durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor.
Trump'ın, İran ile olası bir barış anlaşmasının şartı olarak, İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi bulunmayan Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan gibi ülkelere "Abraham Anlaşmaları'nı derhal imzalamalısınız" dayatmasında bulunduğu belirtildi.
Bir ABD'li yetkilinin aktardığına göre, bu talep karşısında hattın diğer ucunda derin bir sessizlik oluştu ve Trump durumun absürtlüğünü örtbas etmek için şaka yollu "Orada mısınız?" diye sormak zorunda kaldı.
Bölge ülkelerinin bugüne kadar Abraham Anlaşmaları için öne sürdüğü "iki devletli Filistin çözümü" şartını görmezden gelen Trump, liderleri adeta açıkça tehdit ederek, "Eğer imzalamazlarsa, kötü niyet gösterdikleri için barış anlaşmasının parçası olmamalılar" ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşım, Trump'ın Orta Doğu'da adil bir barış değil, İsrail merkezli bir biat ittifakı kurmak istediğinin en somut kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda konuyla ilgili şu önemli tespitte bulundu:
"Trump İran'la anlaşmak için bölgedeki tüm ülkeleri İsrail'le anlaşmaya zorluyor. Uluslararası hukuku askıya alan zorba bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak şunu söylemeliyiz ki; masum insanların kanları üzerinden inşa edilen bu zalim düzen elbet yıkılacaktır."
Tel Aviv'deki gizemli pano ve hedefteki harita
Haziran 2025'te Trump ve temsilcisi Steve Witkoff'un "bölgede büyük bir normalleşme dalgası bekliyoruz" açıklamalarının arkasındaki gizem, Tel Aviv sokaklarında beliren bir reklam panosuyla aralanmıştı.
"Coalition for Regional Security" (Bölgesel Güvenlik Koalisyonu) adlı bir şirkete ait olan panoda, Trump ve Netanyahu'nun yanında Suudi Arabistan lideri Muhammed bin Selman ve Suriye'nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmed Şara gibi isimlerin resimleri yer alıyordu.
Şirketin internet sitesindeki harita ise ABD-İsrail ikilisinin Orta Doğu'ya dair gizli ajandasını ve zihin haritasını ifşa ediyordu.
Haritada ülkeler renklerine göre kategorize edilmiş durumdaydı:
* Koyu yeşil (Abraham İttifakı): Mısır, Ürdün, BAE, Fas, Sudan, Bahreyn ve dikkat çekici bir şekilde Irak'taki Barzani bölgesi.
* Açık yeşil (genişleme potansiyeli): Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Lübnan.
* Siyah (düşman bölge): İran, Yemen (Husiler) ve Barzani dışındaki Irak toprakları.
* Koyu gri (tehdit/destekçiler): Türkiye ve Katar.
Türkiye'nin bu haritada "Hamas ve Müslüman Kardeşler destekçisi" olarak koyu gri renkle kodlanması, Trump'ın iktidara yönelik kamusal övgülerinin arkasında yatan asıl niyeti ortaya koyuyor.
Bu harita, İran'la yürütülen savaşta istediklerini tam olarak alamayan ve ateşkes yapmak zorunda kalan şer odaklarının Türkiye ve Katar hakkındaki kötü niyetlerinin ispatı niteliğinde.
"Asıl hedef Türkiye'dir": Tarihsel uyarılar ve nihai hedef Anadolu
Abraham Anlaşmaları, ana akım medyada yansıtıldığı gibi sadece ticari, kültürel veya diplomatik bir normalleşme adımı değildir.
Bu anlaşmalara imza atan her İslam ülkesi, İsrail'in bugüne kadar gerçekleştirdiği işgalleri, Gazze, Lübnan ve Suriye'deki katliamları zımnen meşrulaştırmış ve İsrail yayılmacılığının potasında erimeyi kabul etmiş olmaktadır.
Dahası, Trump'ın bu ittifaka "İran'ı da dahil etme onur(suzluğu)undan" bahsetmesi, bölgedeki tüm aktörleri İsrail'in koruyucu kalkanı altına alma stratejisinin bir parçasıdır.
Bu jeopolitik kuşatma, Türkiye için yeni bir tehdit değildir.
Henüz 1991 yılında, ABD'nin Irak'a yönelik Körfez Harekatı başladığında, Prof. Dr. Haydar Baş, bölgesel göç ve kuşatma projelerine dikkat çekerek "Asıl hedef Türkiye'dir" uyarısında bulunmuştu. Bugün gelinen noktada bu öngörünün ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Benzer şekilde, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da güncel durumu özetlerken, ABD ve İsrail'in sınırlarımıza kadar dayanarak fiilen komşumuz olduğunu belirtmiş ve şu hayati uyarıyı yapmıştır:
"Bugün ABD, bugün İsrail komşumuz oluyor, bugün ABD bölgemize yerleşiyor ve nihai hedefleri ister kabul edin ister kabul etmeyin Mezopotamya'dır, Anadolu'dur, medeniyetinin doğduğu nokta yani bugünkü adıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletidir."
Tel Aviv'deki o haritada Türkiye'nin griye boyanması, diplomatik bir hata değil, bilinçli bir tehdit mesajıdır.
Orta Doğu'da Abraham Anlaşmaları adı altında kurulan bu yeni illüzyon karşısında Türkiye, hamasi söylemleri bir kenara bırakarak bölgesel güvenlik mimarisini yeniden gözden geçirmek ve Anadolu topraklarını hedef alan bu nihai plana karşı her türlü askeri, siyasi ve ekonomik tedbiri acilen almak zorundadır.
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026

























































