logo
08 MAYIS 2026

Transferlerimiz devam edecek

16.07.2003 00:00:00
Fenerbahçe teknik direktörü Daum, transfer çalışmalarının Ocak ayı sonuna kadar devam edeceğini söyleyerek, "Öncelikle iyi bir kaleci alacağız" dediFenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum, Almanya'daki hazırlık çalışmalarının ikinci gününde antrenman öncesinde basın mensuplarıyla biraraya geldi. Daum, Ocak ayı sonuna kadar transfer imkanları olduğunu belirterek, "Transferlerimiz devam ediyor" dedi. Kontenjanı doldurmak şart değilYabancı futbolcu transferi konusunda da yönetimle herhangi bir sorunu olmadığını ve 8 yabancı kontenjanını doldurmalarının şart olmadığını belirten Daum, "Yönetimle 5, 6 veya 7 olup olmaması konusunda görüşmeler yapıyoruz. Bu konuya daha sonra karar vereceğiz" şeklinde konuştu.

İyi bir kaleci şartYabancı ve üçüncü bir kalecinin transfer edilip edilmeyeceği şeklindeki soruya da Daum, şu karşılığı verdi: "Volkan ve Recep Türkiye'nin en iyi kalecileri. Önümüzde zor bir sezon ve büyük bir hedef var. Bu hedefe ulaşmak için üçüncü kaleciye ihtiyacımız var. Bu nedenle yurtdışından kaleci arayışımız sürüyor."

Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, 2 ilçede polis ekiplerince narkotik operasyonu düzenlendi. Operasyonda, 6 şahıs gözaltına alındı. 200 milyon değerinde uyuşturucu hap ele geçirildi

08.05.2026 09:31:00
İHA
Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu
Bayrampaşa ve Güngören'de uyuşturucu operasyonu
İstanbul'un Bayrampaşa ve Güngören ilçelerinde, uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı.








Bu kapsamda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Tespit edilen 2 adres ve bir araca operasyon düzenlendi. 6 şüpheli gözaltına alındı.









200 milyon değerinde uyuşturucu hap ele geçirildi

Ekiplerce şahısların adreslerinde aramalarda, 200 milyon lira değerinde 1 milyon adet uyuşturucu hap, 5 adet hap üretiminde kullanılan makine, 84 adet kolinin içerisinde 21 bin adet kaçak kozmetik ürün ele geçirildi. Öte yandan gözaltına alınan şüphelilerin, ilerleyen saatlerde Bakırköy Adalet Sarayına sevk edileceği öğrenildi.İHA

Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş

Burdur'da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı'nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra'nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram'ında giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi

08.05.2026 07:00:00
İHA
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Kübra'yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş
Antalya'da yaşayan ve 30 Nisan'dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı'nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı'nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur'un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı'nın cesedinin bir bölümü ise Antalya'nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu.






Zanlılar tutuklandı

Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.









Anne ve baba DNA örneği verdi

Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu'na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı'nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu.
 
 







"Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum"

Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi.
 
"







"Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum"

Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu.
 







"Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?"

Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde' Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli."
 
 







"İnstagram'ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık"

Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram'ına giriş ve beğeni gördük. Biz 'yaşıyor' deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60'ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN'ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı.
 

Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz." dedi

07.05.2026 21:00:00
AA
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen ikili görüşme ve Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi Toplantısı'nın ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Cezayir-Türkiye ilişkilerinin ortak kültürel mirasa dayandığına işaret eden Tebbun, ilişkilerdeki artan dinamizmden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Tebbun, bu düzeye ulaşmak için özellikle son 5 yılda büyük atılımlara imza attıklarının altını çizerek, "Bu ziyaretimiz sırasında da ilişkilerimizi ekonomik alanda çeşitlendirmeyi, ortaklığımızın sektörler bazında, özellikle yenilenebilir enerji, sanayi, tarım, madencilik, kültürel ve insani alanlarda ikili işbirliğinin desteklenmesini, ortak tarihi mirasımıza sahip çıkmayı hedefliyoruz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki gelişmelerin yanı sıra krizlerin çözüm yollarını ve güvenliğin tesisi konularını ele aldıklarını belirten Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz" dedi.

Tebbun, İsrail'in ihlallerine son verilmesi ve bölgede barışın inşası için çabaların yoğunlaşması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan başta Filistin halkının bağımsız devletini kurma hakkı olmak üzere meşru haklarını garanti altına alan adil ve kalıcı çözümü sağlaması konusunda uluslararası toplumun sorumluluğunu vurgulamak istiyorum" diye konuştu.

'Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma kararlılığını ortaya koyduk'

Ankara'da çok sıcak ve kardeşçe karşılandıklarının altını çizen Tebbun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Tebbun, çok verimli görüşmelerin anlaşmalarla taçlandırıldığını belirterek, Türkiye-Cezayir İş Forumu'nun canlandırılmasını ve forumun ticaret ve yatırım hareketliliğinde rol üstlenmesini takdirle karşıladığını vurguladı.

"Belirli bir mal listesi üzerinden Tercihli Ticaret Anlaşması müzakerelerinin de başlamış olmasından dolayı çok memnunum." ifadesini kullanan Tebbun, 2021'de ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını kararlaştırdıklarını hatırlattı.

Tebbun, "İsrail'in Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etme kararını da infialle karşıladığımızı belirttik. Bu, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarı da tehdit etmektedir." dedi.

Libya ve Sahel bölgesindeki durumun yanı sıra Batı Sahra meselesine değindiklerini aktaran Tebbun, bu konulara ilişkin analizlerini samimi şekilde dile getirdiğini kaydetti.

Cezayir Cumhurbaşkanı, "Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma ve uluslararası meşruiyete riayet etme konusunda kararlılığını bir kez daha ortaya koyduk." diye konuştu.

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünde kritik gelişme. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Van Valiliği’nin yurt yönetimi hakkında soruşturma izni vermeme kararını iptal etti. Böylece yurt yetkililerinin ihmalleri resmen soruşturulacak

07.05.2026 19:00:00
Haber Merkezi
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada önemli bir engel aşıldı. Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, yurt yönetiminin kusur ve ihmalleri bulunduğu iddiasına rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararının Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldığını duyurdu.

Özaraz'ın açıklamasına göre, Van Barosu'nun ve savcılığın itirazı üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Valilik kararını iptal etti. Böylece Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne bağlı KYK yurdu yönetimi hakkında soruşturma başlatılmasının hukuki yolu açılmış oldu. Baro Başkanı, kararın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Olayın geçmişi

Rojin Kabaiş, Van'da kaldığı yurttan 27 Eylül 2024 akşamı ayrılmış ve bir daha haber alınamamıştı. 19 gün sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan genç kızın ölümü, şüpheli bulunmuştu. Soruşturma kapsamında yurt yönetiminin geç bildirim, güvenlik zafiyetleri ve ihmalleri olduğu öne sürülüyordu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebine rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu, Ocak 2026'da yurt yetkilileri hakkında soruşturma izni vermemişti. Van Barosu ve savcılık bu karara itiraz etmişti.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin son kararıyla yurt yönetimi ve ilgili görevliler artık soruşturmanın bir parçası haline gelecek. Bu gelişme, dosyanın daha etkin yürütülmesi ve olası ihmallerin aydınlatılması beklentisini artırdı.

Soruşturma kapsamında cep telefonu incelemeleri, kamera kayıtları ve diğer delillerin değerlendirildiği biliniyor. Aile ve baro, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini belirtiyor.

'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında, İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı. Sanık Mustafa Keleş, "Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir" dedi

07.05.2026 18:55:00 / Güncelleme: 07.05.2026 19:00:50
İhlas Haber Ajansı
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 34. oturumunun görülmesine devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada, iddianamede 'rüşvet alma' suçunu işlediği öne sürülen ve İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı.

"Benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok"

Sanık Keleş savunmasında, babasının 13 aydır, amcasının ise 12 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "11 ay sonra burada konuşabilme fırsatı bulabildim. Bana savcılıkta rüşvet alıp almadığım soruldu. Ben de rüşvet almadığımı söyledim. Bana, örgütle ilgili bir soru sorulmadı. Kuzenimle beraber hakimlik sorgusuna girdik ve beraber tutuklandık. Kuzenimle ben aynı anda gözaltına alındık. Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Savcılık beni, 'örgütü denetleyen örgüt üyesi' olarak betimliyor.

Bir örgüt yok ve ben bu örgütün üyesi değilim. Babamın tanıdığı olan Murat Gülibrahimoğlu'nun firmasında alma personeli olarak çalıştım. Bu işe başladığımda 23 yaşındaydım. İşten çıkarıldığım 2025 yılına kadar bu firmada kaldım. Bu durum, HTS kayıtlarından bakılabilir. Benim işim, hırdavat malzemeleri, ofis mobilyaları gibi şirkete gerekli ürünleri şirkete satın almaktı. Cebeci Maden firmasında çalışmadığım açıktır. Bu husus yapılan tespitlerle ortadadır. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu duruşmada söz aldı

Mustafa Keleş'in savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. Sanık İmamoğlu ağlayarak Mustafa Keleş'e, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık 'Okulun nasıl gidiyor'' diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu' Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın" diyerek soru yöneltti. Keleş ise bu soruya, "Hayır" yanıtını verdi.

Duruşma, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilebilmesi için 11 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.

Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin oy birliği ile Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu

07.05.2026 18:24:00
İhlas Haber Ajansı
Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi
Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin oy birliği ile Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Almanya'nın Leipzig kentinde düzenlenen Uluslararası Ulaştırma Forumu'na (ITF) katıldı. Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin küresel ulaştırma politikasının en önemli etkinliği kabul edilen ITF'nin 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu.
Bakan Uraloğlu, forumda yaptığı açıklamada, ilk olarak geçtiğimiz pazartesi günü Almanya'nın Leipzig kentinde araçla yapılan saldırıda hayatını kaybedenler için taziyelerini iletti. Uraloğlu, Türkiye'nin ulaştırma vizyonuna değinerek, Türkiye'nin 1953 yılında ITF'in kurucu üyeleri arasında yer aldığını ve 2009 yılında da başkanlık görevini başarıyla yürüttüğünü hatırlattı.

"Türkiye, sadece bir transit ülke değil, bölgeleri, pazarları ve insanları birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir"
Türkiye'nin jeopolitik önemine dikkati çeken Uraloğlu, "Türkiye; Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında sadece bir transit ülke değil, bölgeleri, pazarları ve insanları birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir. Bu konum, bize kıtalar arasında dayanıklı ve kesintisiz ulaştırma bağlantıları sağlama sorumluluğu yüklemektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; jeopolitik riskler, iklim değişikliği ve dijital dönüşüm ulaştırma politikalarını yeniden tanımlıyor" dedi.

"Türkiye dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alacak"
Türkiye'nin otoyollardan yüksek hızlı demiryollarına, limanlardan lojistik merkezlere kadar devasa yatırımlar gerçekleştirdiğini belirten Uraloğlu, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin küresel ticaret için önemini vurguladı. Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin Dönem Başkanlığı süresince dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alacaklarını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, konuşmasının sonunda ITF üyeliğine kabul edilen Gana, Panama ve Peru'yu tebrik ederek, tüm meslektaşlarını kasım ayında Türkiye'de gerçekleştirilecek olan COP31 ulaştırma gündemi etkinliklerine davet etti.

"Türkiye; artık sadece koridorların merkezinde değil, küresel ulaştırma politikalarının da karar masasında yer almaktadır"
Bakan Uraloğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada ise, "Uluslararası Ulaştırma Forumu (ITF) 2026 Zirvesi Ulaştırma Bakanları Konseyi'nde, ülkemiz adına tarihi bir sorumluluğu üstlenmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye, ulaştırma dünyasının en güçlü ve en saygın platformlarından biri olan Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027 Dönem Başkanlığına oy birliği ile seçildi. Bu görev; yalnızca ülkemize duyulan güvenin değil, son yıllarda hayata geçirdiğimiz dev ulaştırma yatırımlarının, küresel ölçekte kurduğumuz güçlü lojistik ağların ve vizyoner projelerimizin de uluslararası düzeyde tescilidir. Asya ile Avrupa'yı buluşturan Türkiye; artık sadece koridorların merkezinde değil, küresel ulaştırma politikalarının da karar masasında yer almaktadır. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla; ulaştırmada yön çizen, standart belirleyen ve geleceğin mobilite ekosistemine liderlik eden ülkelerden biri olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.İHA

ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı

ODTÜ, 37. Uluslararası Bahar Şenliği sırasında öğrenciler arasında yaşanan olaylara ilişkin üniversite yönetiminden açıklama geldi. Yönetim, olaylarla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı

07.05.2026 16:19:00
Haber Merkezi
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, üniversite kampüsünde düzenlenen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında yaşanan olaylara ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Üniversiteden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugün üniversitemizde gerçekleştirilen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında, bir grup öğrenci arasında yaşanan şiddet unsuru içeren olayları derin bir üzüntüyle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi; köklü geçmişi boyunca ifade özgürlüğünü, çoğulculuğu, karşılıklı saygıyı ve birlikte yaşam kültürünü merkeze alan bir üniversite olmuştur.

Üniversitemizin huzur ve dayanışma ortamıyla bağdaşmayan hiçbir şiddet eyleminin kabul edilmesi mümkün değildir. Bahar Şenlikleri, ODTÜ'nün farklılıkları bir araya getiren, dostluk ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren en önemli geleneklerinden biridir. Yaşanan bu üzücü olayların, üniversitemizin temsil ettiği ortak değerleri gölgelemesine izin verilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

"OLAYLA İLGİLİ İNCELEME SÜRECİ BAŞLATILDI"
Türk bayrağı, bu toprakların ortak hafızasını, fedakarlıklarını ve milletçe paylaştığımız en kıymetli değerleri temsil etmektedir. Bayrağımıza yönelik saygısızlık oluşturan hiçbir davranışın kabul edilemeyeceğini önemle vurguluyor; bu konudaki hassasiyetimizi kamuoyuyla içtenlikle paylaşıyoruz. Olayla ilgili inceleme süreci başlatılmış olup, şiddet olaylarına karıştığı tespit edilen kişiler hakkında gerekli süreçler ivedilikle yürütülecektir.

Tüm öğrencilerimizi ve paydaşlarımızı; sağduyulu, saygılı ve yapıcı bir İletişim dili benimsemeye, ODTÜ'nün köklü kültürüne ve ortak yaşam anlayışına birlikte sahip çıkmaya davet ediyoruz. Üniversitemizin huzur ve güven ortamının korunması konusundaki kararlılığımızı kamuoyu ile saygıyla paylaşırız."

Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi

Türkiye, SAHA 2026 Fuarı’nda ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan’ı tanıttı. 6 bin km menzilli, hipersonik hızdaki yerli füze, savunma sanayisinde stratejik bir dönüm noktası olarak tarihe geçti

07.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin savunma, havacılık ve uzay sanayiindeki iddiası bir kez daha dünya gündemine damga vurdu. İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın ilk gününde Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge birimi, Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) Yıldırımhan'ı kamuoyuna tanıttı. 6 bin kilometre menzili, hipersonik hızı ve yerli teknolojisiyle dikkat çeken füze, Türkiye'yi stratejik caydırıcılıkta yeni bir lige taşıyor.






SAHA 2026

Bu yıl rekor katılımıyla dikkat çeken SAHA 2026, 1700'den fazla firma ve 120'den fazla ülkeden delegasyonları ağırlıyor. Fuar, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını artırma ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme platformu olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da ziyaret ettiği fuarda, deniz, hava ve uzay platformlarından insansız sistemlere kadar pek çok yenilik sergilenirken, Yıldırımhan fuarın tartışmasız yıldızı haline geldi.

Fuarın halka açık olacağı 9 Mayıs'a kadar ziyaretçiler, Türkiye'nin yerli ve milli savunma hamlelerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Yetkililer, fuarın milyarlarca dolarlık iş hacmi yaratacağını ve Türkiye'yi küresel savunma tedarik zincirinde daha da güçlü kılacağını belirtiyor.






Yıldırımhan'ın teknik özellikleri

Yıldırımhan, Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük ve en uzun menzilli füze olarak kayıtlara geçti. MSB Ar-Ge tarafından geliştirilen füze, 6 bin kilometre menzil kapasitesine sahip. Bu mesafe, kıtalararası bir vuruş kabiliyeti anlamına geliyor ve Türkiye'yi nükleer başlık taşıma potansiyeliyle stratejik bir aktör konumuna getiriyor.

Füzenin en dikkat çekici yanı, sıvı yakıtlı roket motoru. N2O4-UDMH (nitrojen tetroksit ve asimetrik dimetilhidrazin) bazlı yakıt sistemi, füzenin hipersonik hızlara (Mach 9 ila Mach 25 arası) ulaşmasını sağlıyor. 3 bin kilogramlık faydalı yük kapasitesiyle hem konvansiyonel hem de ileri teknolojili başlıkları taşıyabiliyor. Fuarda füzenin maketiyle birlikte roket motoru da sergilenerek, yerli mühendisliğin somut bir örneği olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Uzmanlar, sıvı yakıtlı sistemin Yıldırımhan'ı daha esnek ve yeniden doldurulabilir kıldığını, bu sayede operasyonel üstünlük sağladığını vurguluyor. Füzenin test atışının ise Somali'de inşası devam eden uzay fırlatma tesisinden yapılacağı belirtiliyor.






Tamamen milli ve gizli bir proje

Yıldırımhan projesi, MSB Ar-Ge'nin öncülüğünde yıllardır süren sessiz bir çalışmanın ürünü. Daha önce Tayfun gibi orta menzilli balistik füzelerle adını duyuran Türkiye, bu proje ile "kıtalararası" ligine yükseldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, fuarda yaptığı açıklamada, "Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli Yıldırımhan füzemiz var" diyerek projenin önemini vurguladı.

Proje, yerli sanayinin yüzde 100'e yakın katkısıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme, Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltma ve savunma teknolojilerinde tam bağımsızlığa ulaşma hedefiyle örtüşüyor. Yetkililer, füzenin sadece askeri değil, uzay çalışmalarına da katkı sağlayacağını ifade ediyor.






Dünya medyasında geniş yankı buldu

Yıldırımhan'ın tanıtımı, uluslararası medyada geniş yer buldu. Batı basını, Türkiye'nin bu hamlesini "savunma sanayisinde kırılma noktası" olarak nitelendirirken, bazı çevreler bölgedeki güç dengelerini değiştirebileceğini tartışıyor. Özellikle hipersonik teknolojinin zor engellenir niteliği, füzenin caydırıcılığını artırıyor.

Komşu ülkeler ve müttefikler arasında ise temkinli bir takip söz konusu. Türkiye'nin NATO üyesi olarak bu tür bir kapasiteye sahip olması, ittifak içindeki tartışmaları da beraberinde getirebilir. Ancak Ankara, projenin savunma amaçlı ve bölgesel istikrara katkı sağlayıcı olduğunu savunuyor.






Türkiye savunma sanayiinde yeni bir çağ

Yıldırımhan'ın SAHA 2026'da tanıtılması, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişinin yeni bir halkası. İnsansız hava araçlarından denizaltılara, elektronik harp sistemlerinden balistik füzelere kadar uzanan yerli üretim yelpazesi, Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getiriyor. İhracat rakamlarının her geçen yıl rekor kırması ve fuar gibi etkinliklerin artan uluslararası ilgisi, bu ivmenin devam edeceğinin işareti.






Gelecekte Yıldırımhan'ın seri üretimine geçilmesi ve testlerin başarıyla tamamlanması bekleniyor. Bu gelişme, genç mühendisler ve savunma sektörü için de ilham kaynağı olacak. Türkiye, artık sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir savunma devi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı iki yıl art arda geriledi. İlkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısı düştü. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62’si ortaöğretim kademesinde. 2021'de toplam 567 bin öğrenci olan imam hatip liselerinde ise üçte bir oranında düşüş görüldü.
 

07.05.2026 13:45:00
Haber Merkezi
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Eğitim-Bir-Sen, 2025 yılı 'Eğitime Bakış: İzleme ve Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Rapora göre, 2024 ve 2025 yıllarında 14 yaşında ortaokulu bitiren on çocuktan biri okulu bıraktı, liseye devam etmedi. 18-21 yaş grubunda 'en az lise mezunu' erkeklerin sayısı da düşüşe geçti. Raporda ayrıca, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) oranında Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığı vurgulandı.

On yılda 754 bin azaldı
2016 yılında okul öncesi kademesinden ortaöğretime kadar toplam öğrenci sayısı 17 milyon 588 bin 958 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bir önceki yıla göre 753 bin 742 azalarak 17 milyon 956 bin 523'e düştü.

Raporda, ilkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısının düştüğü vurgulandı. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62 ile büyük bir çoğunluğu ortaöğretim kademesinde.

Her 100 çocuktan 14'ü zorunlu eğitimin dışında
Yalnızca okul terk etme değil, okullaşma oranında da düşüş var!

Ortaöğretim kademesindeki toplam öğrenci sayısı 2016 yılında 5 milyon 807 bin 643 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 5 milyon 328 bin 812'ye geriledi. Son iki yıllık dönemde, 6-13 yaş grubu dışındaki tüm yaş gruplarında okullaşma oranlarında düşüş görüldü.

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı 2023 yılında yüzde 94,5 iken, 2024 yılında yüzde 91,3'e, 2025'te ise yüzde 86,4'e düştü. 14-17 yaş grubunda erkeklerin net okullaşma oranı yüzde 86,3, kızların yüzde 86,5 oldu.

Ortaöğretim kademesinin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen 2024 yılında 14-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 8,7'si eğitimin dışındayken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bu oran yüzde 13,6'ya yükseldi.

İllere göre değişiyor
2025 yılı okullaşma oranı ortalamasının altında yer alan iller incelendiğinde Ağrı'da erkeklerin, Gümüşhane ve Şanlıurfa'da kızların, Muş'ta ise hem erkeklerin hem de kızların 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranlarının yüzde 69 bandında olduğu saptandı.

Cinsiyete göre bakıldığında erkeklerde Ağrı yüzde 44,7 ile en düşük, Karabük yüzde 90,1 ile en yüksek okullaşma oranına sahip iller oldu. Kızlarda Siirt yüzde 42,7 ile son sırada, Tunceli yüzde 96,6 ile ilk sırada yer aldı.

Raporda, ortaöğretim düzeyinde okullaşma oranlarındaki düşme nedenlerinin araştırılması, eğitime erişimleri sağlamak için yeni politikalar geliştirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önerildi.

Lise terk de artıyor
18-21 yaş grubunu erkeklerin lise mezuniyet oranları da düşüyor. Düşüş, liseyi terk edenlerin veya mezun olamayanların sayısındaki artışa işaret etti. Raporda yer alan 2024 yılı verilerine göre, 2023'e göre 'en az lise mezunu' olanların oranı kadınlarda sabit kaldı, erkeklerde ise düşüşe geçti.

Ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasından itibaren en az lise mezunu olma oranı her yıl düzenli olarak artış eğilimi göstermişti. 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranı 2015 yılında yüzde 54,9 iken 2023 yılında yüzde 76,9 oldu. 2024'te bu oran yüzde 75,8.

Son 10 yılın verileri incelendiğinde 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu oranında kadınların erkeklere kıyasla daha yüksek düzeyde artış gösterdiği ortaya konuldu. Cinsiyetler arasındaki fark, en fazla 2024 yılında açılarak yüzde 8,4 oldu. Aynı yıl en az lise mezunu erkeklerin oranı yüzde 71,7, kızların oranı yüzde 80,1.

'Açık öğretim yeniden yapılandırılsın'
Açık öğretim lisesine kayıtlı öğrenci sayısı da son iki yılda 1 milyon 54 bin 703 azaldı; 2025 yılında 954 bin 777 oldu. Bu gerilemeyle birlikte açık öğretimin ortaöğretim içindeki payı yüzde 17,9 oranı ile son 10 yılın en düşük düzeyine indi.

Raporda, başarılı öğrencilerin açık öğretim lisesine geçişinin kısa vadeli politikalarla çözüme kavuşturulamayacağına işaret edildi. Kalıcı politikalara ihtiyaç olduğu belirtilen Raporda ortaöğretimde öğretim süresinin yeniden yapılandırılması gerektiği savunuldu.

Öğretmen açığı derinleşecek
Raporda, 2026 yılında yeni öğretmen ataması yapılmayacak olmasının öğretmen ihtiyacını derinleştireceği vurgulandı. Türkiye'de özel okul ücretlerinin OECD ortalamasına göre çok yüksek düzeyde olduğu belirtildi.

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık da ne eğitimde ne de istihdamda (NEED) olan gençler. 18-24 yaş grubundaki NEED gençlerin oranı OECD ülkelerinde yaklaşık yüzde 14, Türkiye'de ise bu oran yüzde 31 olarak kayıtlara geçti. Türkiye, yüzde 30 barajını aşan tek ülke konumunda.

İmam Hatipler üçte bir eridi
2016 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 555 bin 870 iken 2020 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2021 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 567 bin 12 ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sonrasında 2025 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi görüldü, 2024/25 eğitim-öğretim yılı itibarıyla öğrenci sayısı 404 bin 95'e geriledi. İmam hatip liselerindeki kız öğrencilerin sayısı erkek öğrencilerin sayısından hep fazla oldu, fark kızlar lehine sürekli artış eğiliminde oldu. 2024/25 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayıları erkeklerde 162 bin 774'e, kızlarda ise 241 bin 321'e geriledi.

Endişe veren tablo... Öğrenciler okulu terk ediyor... İmam hatipler de üçte bir eridi - Resim : 1

Ortaöğretim: 4,5 milyondan 3 milyona
2016 yılında genel ortaöğretimde 3 milyon 47 bin 503 olan öğrenci sayısı 2023 yılına kadar artış eğilimi gösterdi ve 4 milyon 437 bin 748 oldu. Son iki yılki düşüşlerle birlikte 2025 yılında 3 milyon 160 bin 449 öğrenciye geriledi.

Mesleki ve teknik ortaöğretimde 2016 yılında 2 milyon 82 bin 935 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş trendine girdi, ardından 2022 yılına kadar artış ve 2025 yılına kadar da düşüş eğilimi gösterdi ve 1 milyon 681 bin 100 oldu.

Din öğretiminde de 2016 yılında 677 bin 205 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş gösterdi. 2021 yılında ciddi bir artışla öğrenci sayısı 666 bin 963 oldu, sonrasında sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2024/25 eğitim-öğretim yılında ortaöğretim din öğretiminde toplam öğrenci sayısı son on yılın en düşük seviyesine, 487 bin 263'e geriledi.

İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'la iltisaklı faaliyet yürüttüğü ve sosyal medya kanalları aracılığıyla propaganda yaptığı belirlenen 11 şüpheli gözaltına alındı

07.05.2026 09:50:00
AA
İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonunda 11 zanlı yakalandı

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat şubeleri ekipleri, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyetlerinin engellenmesi ve deşifre edilmesine yönelik çalışma yürüttü.

Bu kapsamda terör örgütüyle iltisaklı faaliyet yürüten ve sosyal medya kanalları aracılığıyla propaganda yapan şüphelilerin kimlik ve adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 11 şüpheli gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.