logo
29 MAYIS 2026

Türk milleti sömürülüyor

18.06.2005 00:00:00


*Türk halkı faizciye çalışıyorBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, emisyon hacminin genişletilmeyerek Türk milletinin sömürüldüğüne dikkat çekerek, ülkemizin faizcilere çalıştığını, işlerin planla, programla yürütülmediğinin altını çizdi. Tarım kesiminin, esnafın dertlerinin ancak Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesiyle son bulacağını belirten Prof. Dr. Baş, talan edilmekte olan yer altı kaynaklarımızın yeniden Türk milletine mal edilmesinin yolunun da BTP iktidarından geçtiğini vurguladı.

*Minnetle iş yapılamazTürkiye'nin bittiğini, karada yüzdüğüne işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Eğer adamlar sermaye piyasasından paralarını çekerlerse görürsünüz. Türkiye dua ile de değil minnetle yürüyor. Millet bunu görmüyor, bilmiyor" dedi. BTP Lideri, "Bizim yer altı kaynaklarının değeri 3 katrilyon dolardır. Bu, Türkiye'yi on bin sene bakacak kaynak demektir." BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, kendisi ile yapılan "Haftanın Sohbeti"nin bugünkü bölümünde emisyon hacminin genişletilmeyerek Türk milletinin sömürüldüğüne dikkat çekiyor. Ülkemizin faizcilere çalıştığını, işlerin planla, programla değil minnetle yürütüldüğünün altını çiziyor. Tarım kesiminin, esnafın dertlerinin ancak Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesiyle son bulacağını belirtiyor. Talan edilmekte olan yer altı kaynaklarımızın yeniden Türk milletine mal edilmesinin yolunun da BTP iktidarından geçtiğini ifade ediyor. n Hocam, AB ortak para birimine girerek emisyon kabiliyetini kaybetti. Aynı oyun Türkiye'de de var. Türkiye ortak paraya geçmedi ama uzun yıllardan emisyon kabiliyetini kaybetmiş durumda.Prof. Dr. Haydar Baş- Unutmadan söylememde fayda var. Sayın Erbakan Hoca da "Benim Dinar düşüncemi alarak adapte ettiler" diyor. Sayın Erbakan Hoca da iyi bilsin ki o düşüncesi ekonomik kurallardan çok uzak bir düşünce. Eğer bu mantıkla onlar Türk toplumunu da ortak paraya geçirseydi Türk toplumunun da o zaman en uzun ömrü beş yıl olurdu. n Zaten Euro örneği ortada.Prof. Dr. Haydar Baş- Hastalığı teşhis ediyoruz ama hastalığı tanıyacaksın ki teşhis edebilesin. Bir de işin bu yönü var. Bunlar, şimdi hastalığı tanımıyor. Teşhis yapıyorlar. Eskiden bir evde bir hasta olursa doktor ona reçete yazar, alınırdı. Mesela adam karısını muayene ettirdi, ilacını aldı. Kendi hastalandığı zaman kendisi de aynı ilacı alır kullanırdı. Ama onun hastalığı farklı, senin hastalığın farklı. Bu da onun gibi bir şey. Türk toplumu kuşatıldın Gerçekten para konusunun Milli Ekonomi Modelinin devrim niteliğinde yorumları var. Bunu ayrı olarak değerlendirebiliriz. Yalnız şu anda Türkiye de uzun yıllardan beri emisyonunu arttırmıyor. Dolayısıyla senyoraj gelirinden istifade etmiyor. Bunun yerine ihtiyacı olan parayı da piyasalardan faiz vererek kapatmaya çalışıyor. Siz bu olayı, milletin emeği ve üretiminin ülke dışına transferi olarak yorumluyorsunuz. Ne kadar da yine adresi göstermeseler de şu andaki Merkez Bankası Başkanı, geçenlerde, "evet bir görüş vardır, doğrudur. Bu görüş GSMH'nın belli bir oranında para basılması gerektiğini söylemektedir" diyor.Prof. Dr. Haydar Baş- Merkez Bankası Başkanı ve emsali arkadaşlar da bizim dönemimizde hürriyetlerine kavuşacaklar.n Zaten bir gerçeği itiraf ediyorlar. "Bu fikir doğrudur. Zira GSMH'ya göre piyasada bulunması gereken para azdır. Emisyonla desteklenmesi lazım" diyorlar. Buna rağmen yanlışa devam ediyorlar.Prof. Dr. Haydar Baş- Ama ellerinde bir şey yok. Onlar emir kulu. Fikirlerini beyan ederler. Kabul edilmediği takdirde ne yapsınlar. Yapacakları bir şey yok. Suç onların değil, siyasetindir.n Hocam, geçenlerde, yine Merkez Bankası Başkanlığı yapmış olan Yaman Törüner'in de sizin yıllardan beri ifade ettiğiniz gerçeği ifade ettiği görülüyor. "Yıllardan beri Türkiye'de biz emisyonu Avrupa'ya ve Amerika'ya devretmişiz" diyor. Bu çerçevede senyoraj gelirinin faydası nedir? Emisyonu genişletmeye bugüne kadar niçin müsaade edilmedi? Bu noktalara bir açıklık getirebilir misiniz?Prof. Dr.  Haydar Baş- Bu husus çok basit bir husustur. Senyoraj, emisyon denilince karmaşık gibi görülüyor. Ama bunların bizim dilimizde manası şudur: Bizim yıl sonunda elde ettiğimiz bir kârımız var. Bu kâr mal olarak elimizde. Her zaman verdiğim bir misal var. Bir çuval mısır ekiyorsun, on çuval mısır alıyorsun. Bir çuvala harcadığın para piyasada mevcut. Ama elde ettiğin on çuvalın karşılığındaki para piyasada mevcut değil. Dokuz çuvalın karşılığında piyasada bunu dengeleyecek para unsurunun olması lazım. Yani alış verişin, serbest dolaşımın olması için bunun karşılığında paranın olması lazım. İşte bu yıl sonundaki kâra mukabil malın karşılığında devletlerin bastığı paranın adına emisyonu genişletmek, devletin para basma hakkını kullanması denilmektedir. Buna senyoraj hakkı, yani para basma hakkı denir. Türkiye, mal piyasada döndüğü halde, malının karşılığında basması gereken parayı 20 yıldan beri basmıyor. Türk parası konvertibl olmadan önce de basılmıyordu. Konvertibl olduktan sonra da, Özal'dan sonra da basılmadı. Para mal karşılığı değil miydi? Şimdi sen bunun karşılığında olması gereken parayı borç alıyorsun. Hem bunu ona veriyorsun. Hem bir de aldığının faizini veriyorsun. Ondan sonra "ekonomi düze çıkıyor" diyorsun. Kimi kandırıyorsun? Sen hem malı dışarıya ihraç ediyorsun. Aldığın borçla ediyorsun. Yani onun karşılığındaki parayı transfer ediyorsun. Yetmiyor. Bir de faiz yükü getiriyorsun. Ondan sonra da ekonomi düzelecek. Kimi kandırıyorsun? Bunların hepsi yanlış. Biz, bunu görüyoruz. Türk toplumu her gün sömürülüyor. Türk toplumu müstakil değil. Türk milleti bağımsız değil. Türk milleti kuşatıldı. Her yönüyle kuşatıldı. Türk parası esir edildi. Türk devleti senyoraj hakkını kullanamıyor. Yani emeğimin karşılığını koyamıyorum. Borç alıyorum. Borç da alsan faiz de vermesen bu mal bunun karşılığı olduğu için borçla birlikte bu da gidiyor. Yani biz havaya çalışıyoruz. Allah, milletimizin inşallah bu acı günlerine kendi lütfu ile son verir de bunlardan kurtuluruz. Ama milletin burada sorumluluğu var. Onu görmesi lazım. Bundan sonra "ben anlamadım, yanlış yaptım" deme hakkına da sahip değildir.Ülke faizcilere çalışıyorn Muhterem Hocam, müsaade ederseniz  biraz da tarım kesimine değinelim. Üç yıldan beri tarım ciddi bir biçimde eksi gidiyor. Türk toplumunun da yüzde 30'u direkt olarak tarımdan geçiniyor. Buğdayın kilo maliyeti 400 bin lira. Hükümet 380 bin lira fiyat verdi. 30 tonun üzerinde mal almayacak. Bu da toplam buğdayın % 10-15'ine denk geliyor. Geri kalan tüccara satılacak. O zaman buğdayda 200 bin lira fiyat bekleniyor. Çay fiyatı destekleme ile birlikte 585 bin lira. Şu anda kuru ot fiyatı bile 700 bin lira. Ege'de süt durumu belli.Prof. Dr. Haydar Baş- Yani vatandaş harcadığını alamıyor. İşin özü bu. Misalleri çoğaltabilirsiniz. Az evvel de söylediğim gibi Türkiye kuşatıldı. Bunu söylerken noksan bıraktığım bir husus var. Türkiye'ye borç veren ve verdiren gerek iç ve gerek dış mihraklar, senin senyoraj hakkını kullandırdığın güçler bir yılda ödediğimiz borç ve faiz yükü kadar gelir elde ediyor. Onlara çalışıyoruz. Onların her yerdeki adamı onu ayakta tutuyor. Siyasette adamı var. Basında adamı var. Yayında adamı var. Bu adam yağlı kaymağı kaçırır mı? Niye Haydar Hocadan basın bahsetmiyor? Onlarla olan ilişkilerini araştırsınlar. Bu kurumlarla olan yakınlıklarını araştırsınlar. Devlete olan borçlarını, vadesi geldiği halde ödenmeyen borçlarını araştırsınlar. Bu adamlar deli mi ki balı kaymağı millete yalatacaklar, kendileri mağdur olacaklar.n Hocam, tarımın durumunun tam bir iflas olduğu ortada da geçenlerde Başbakanın bir açıklaması oldu. "Biz Amerika değiliz ki tarımı destekleyelim. Tarımı desteklersek başka kesimlerden para aktarmış oluruz" dedi. Eski Tarım Bakanının da köylüye "gözünüzü toprak doyursun" gibi enteresan bir ifadesi oldu. Tarımın kaderi bu mudur?Prof. Dr. Haydar Baş- Tarımın kaderi elbette bu değildir. Ama onların böyle demekten başka da imkanları yoktur. Niye? Elinde imkan yok. Hatırlarsanız ben bu iktidarı ilk eleştirdiğim zaman şunu söyledim: "Evet, biz bu iktidarı eleştiriyoruz. Ama sayın Tayyip Bey Başbakan olmasaydı, şu sisteme göre biz Hz. Cebrail'i getirseydik, yerine Başbakan yapsaydık, onun da bunun dışında başka bir şey yapma imkanı yoktur." Ben o gün ne söylediysem bugün de onu söylüyorum. Bunların yolu yanlış. Yani istikametleri bozuk. Onun için bu kaderi yaşamak ve millete yaşatmak mecburiyetindedirler. Anlattık. Hiç  bir şey yapamazlar. Senin gelirin sende kalmıyor ki. Sen devamlı haraç veriyorsun. Ondan sonra tarıma ne verecek? Hiç bir şey veremez. Tarım kesiminin bunu görmesi lazım."Tarımda avans uygulaması şart"Tarım kesiminin yetiştirdiği ürünlere tahdit kondu. Şeker yasası çıktı. Tütün yasası çıktı. Tahkim çıktı. Dolayısıyla senin benim elimdeki arazimi zaten istediğim şekilde kullanamıyorum. Kullansam bile yetiştirdiğim ürünü faraza beş kuruşa satacağım, gümrük duvarları indirildiği için adam geliyor, üç kuruşa satıyor. Müşteri de iki malı mukayese ediyor. "Bu daha iyi" deyip seninkini almıyor, onunkini alıyor. Bütün bunlar geçerli iken tarım kesiminin iki yakasının biraraya gelmesi mümkün değil. Tarım kesimini bu halinden kurtaracak ve onu mutlak surette herkesin örnek alabileceği bir noktaya çıkartacak bir tarım politikası lazım. Bu tarım politikası da bendenizin vazettiği, ortaya koyduğu politikadır. Nedir bu politika? Bir, avans politikası. Avans nedir? Adamın henüz daha bağında, bahçesinde tohumu yok, gübresi yok, iş makinası yok, hiç birşeyi yok. Devlet babasına geliyor. "Ben, 50 ton buğday yetiştireceğim" diyor. 50 ton buğdaya mukabil bir fiyat takdir ediliyor. Bu takdir edilen fiyat da devletin, "Bunu ben bu fiyatla alırım" mantığıyla değil yetiştiren vatandaşın istediği fiyat olacak. Çiftçi yetiştireceği ürünün % 50'sini alacak. Daha tohum toprağa atılmadan alacak. Devlet budur. Aksi takdirde o benim sırtımda sülüktür. Onu ben ne yapayım? Çiftçi gidecek, o % 50 parayla tohumunu, gübresini alacak, mazotunu alacak, ekimini yapacak, biçecek. Hasat zamanı geldiğinde toplayıp devlete teslim edecek. Geri kalan %50'sini de o gün cebine indirecek. Alnının teri kurumadan parasını alacak, cebine koyacak. Çoluk çocuğu bayram edecek. Oğlu varsa evlendirecek. Kızı varsa gelin edecek. Artı, bu yetmiyor. Tarım, aynı zamanda hayvancılığı da besleyen bir koldur. Vatandaş "Benim şu kadar arazim var. Ama şu kadar baş da küçük-büyük hayvan yetiştirebilirim, bakabilirim" diyecek. Bunun için de devlet ona uzun vadeli faizsiz kredi verecek. Ve devlet ondan para tahsil etmeyecek. Malını tahsil edecek. O uzun vadeli kredi mukabili yetiştirdiği hayvanı getirecek, devlet babasına teslim edecek. "Peki devlet bunları kime satsın? Buğdayını, mısırını, arpasını, yulafını, ineğini, koyununu, hindisini aldı. Bunları nereye pazarlayacak?" denilebilir. Bu devlet nasıl bir devlet ki o iradeyle bunu yapamıyor. O vatandaş gidecek kendine pazar arayacak. Ondan sonra da sen "Amerika pazar mı buluyor?" diyeceksin. Amerika pazar bulmuyor ama 50 milyar dolar destek fonuyla tarım kesimini destekliyor. 60 milyar dolarla Avrupa destekliyor. Sen bırak onu, benim köylüme 10 milyar dolar ver, hiç yanına gitme. Kısaca bütün bu hususların halli ziyadesiyle mümkündür. Pazar dünyada istemediğin kadar vardır. Ama at sahibine göre kişner derler. Bunu yapacak irade, azim, program ve proje lazım. Biz şimdi anlattık mı hepsini alıyorlar. Ama uygulamaları mümkün değildir. Benim vazettiğim sistem bir bütündür. Yani bunun hariciye politikası ile de alakası vardır. Mesela biz Türk parasını dünyanın en kıymetli parası haline getireceğiz. Nasıl mı getireceğiz? Göreceksiniz. Para, kâğıt olmayacak. Bunların elindeki para kâğıt, bizim elimizdeki para altın mukabili olacak. Bundan kuşkunuz olmasın. Çiftçi, o günleri erken görmek için güneşin erken doğmasına dua etsin. n Bir de çiftçiler için "arazinizi asla satmayın" diyorsunuz.Prof. Dr. Haydar Baş- Tabii şimdi bu da  bir gerçek. Vatandaş malını getiriyor, satamıyor. Karnı aç. Ne yapacak? Arazisini satışa çıkartıyor. Sabretsin. Borç alsın. Ama bir santim toprağını satmasın. Orası, Allah'ın izniyle ona altın kazandıracak. Toprak gibi malımız  olsun.İşler minnetle yürüyorn Hocam, Merkez Bankası, özelleştirme adı altında IMF'ye teslim edilmiş, Merkez Bankasının kapısına kilit vurulmuş durumda. Gerekli emisyonumuzu arttıramıyoruz. İhtiyacımız olan parayı da yabancılar basıp bize gönderiyor. Dolayısıyla paraya hükmedenler ekonomimize de hükmediyor. Bu yabancı paralar da kendi ülkesinde 20 yılda kazanacağını Türkiye'de bir yılda kazanıyor. Yabancı paralar borsaya, dövize, faize geliyor. Böyle bir ülkede mevcut hükümetin bakanı "Cari açık önemli değildir. Önümüzdeki yıl 40 milyar dolar dış ticaret açığı düşünüyoruz. Ama bu önemli değil" diyorlar. Buna ne dersiniz?Prof. Dr. Haydar Baş- Kadının bir tanesi çok ciddi musibetlerle her gün boğuşuyormuş. En sonunda birisi gelmiş, demiş ki; "Kocan da öldü." "Adam sende! O tasa, bu tasa, şimdi de çocukların babası öldü. O da mı tasa yahu!" demiş. Buna dense dense bu denir. Türkiye bitmiştir. Biz şimdi karada yüzüyoruz. Durum ortada. Eğer adamlar sermaye piyasasından paralarını çekerlerse görürsünüz. Türkiye dua ile de değil minnetle yürüyor. Delikanlı gibi bir gün politika yapsınlar tepe taklak giderler. Millet bunu görmüyor, bilmiyor. Bir günde giderler. Ne bir günü, bir saniyede giderler. Sermaye piyasasından para çekildi, "güm" Maliye dibe vurdu. Ne yapacak? Hiç bir programı yok. Hiç bir projesi yok. Ülke gitti. Siz cari açıktan bahsediyorsunuz. Muhasebe, hesap kalmadı. Maliye kalmadı. Sen nereden bahsediyorsun. n

Yola çıkacaklar dikkat!

Kurban Bayramı tatilinin son günlerine yaklaşırken, memleketlerine veya tatil beldelerine giden vatandaşların erken dönüş yolculuğu ana arterlerde trafiği kilitledi

29.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Yola çıkacaklar dikkat!
Yola çıkacaklar dikkat!
Kurban Bayramı tatilini İstanbul dışında, memleketlerinde ya da tatil beldelerinde geçiren vatandaşların dönüş yolculuğu başladı.

Hafta sonu yaşanacak olası büyük yoğunluğa kalmak istemeyen binlerce sürücü, Cuma gününden itibaren yollara akın etti. İstanbul ve Ankara gibi metropollere bağlanan ana arterlerde trafik durma noktasına gelirken, yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Kilit kavşaklar alarm veriyor

Anadolu'dan batıya giden araçların en kritik geçiş noktalarından biri olan ve "kilit kavşak" olarak bilinen Kırıkkale'de dönüş trafiği zirveye ulaştı. 43 ilin kara yolu bağlantı noktasında yer alan şehir geçişinde, Kırıkkale-Ankara ve Kırıkkale-Samsun istikametlerinde kilometrelerce uzayan araç kuyrukları oluştu. Sürücüler yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çekiyor.

Benzer manzaralar Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı, Düzce ve Gerede kesimlerinde de yaşanıyor. İstanbul yönüne doğru akın eden araçlar nedeniyle otoyolun belirli noktalarında trafik adım adım ilerliyor.

Tekirdağ-İstanbul yolu durma noktasında

Tatilini Ege ve Trakya kıyılarında geçirenlerin dönüş rotası olan Tekirdağ-İstanbul kara yolunda da erken dönüş hareketliliği hakim. Özellikle Tekirdağ girişindeki kritik ışıklı kavşaklarda araç kuyrukları dikkat çekerken, trafik ekipleri akışı rahatlatmak adına bölgedeki 7 ana kavşakta konuşlanmış durumda. Yetkililer bu güzergahtaki yoğunluğun Pazar gecesine kadar artarak sürmesini bekliyor.

Ağır vasıtalara İstanbul'a giriş yasağı geldi

Bu arada İçişleri Bakanlığı, bayram dönüş trafiğindeki kaosu minimuma indirmek amacıyla kritik bir tedbir kararı aldı. Alınan karara göre; 30 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00'ten başlayarak, 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar ağır tonajlı ve ağır vasıta araçların İstanbul'a giriş yapacağı bazı ana arterlerden geçişi yasaklandı.

Kısıtlama uygulanacak yollar:

O-4 Anadolu Otoyolu: Ankara il sınırından Düzce il sınırına kadar

D-100 Devlet Karayolu: Karabük il sınırından Düzce il sınırına kadar

Bu önlemle birlikte tedarik zincirinin aksamaması sağlanırken, binek araçların dönüş yolculuğunda nefes alması hedefleniyor.

Ekipler sahada

Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri, otoyol gişeleri, kavşaklar ve bağlantı noktalarında denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. Yetkililer yola çıkacak olan sürücülere şu hayati uyarılarda bulunuyor:

• Uykusuz ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmeyin.

• Takip mesafenizi koruyun ve aşırı hızdan kaçının.

• Her 2 saatte bir mutlaka kısa molalar vererek dinlenin.

• Alternatif güzergahları ve güncel trafik yoğunluk haritalarını kontrol etmeden yola çıkmayın.

Marmaris'te gezi teknesi battı

Marmaris Körfezi'nde tura çıkan "Big Boss" isimli gezinti teknesi, Cennet Adası açıklarındaki Akvaryum Koyu' nda battı. İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik ekipleri sevk edildi

29.05.2026 18:00:00
İHA
Marmaris'te gezi teknesi battı
Marmaris'te gezi teknesi battı
Muğla'nın Marmaris ilçesinde Akvaryum Koyu'nda batan gezi teknesindeki 110 yolcu, çevredeki teknelerin müdahalesiyle kurtarılırken, olayda can kaybı ve yaralanma yaşanmadı.

Olay, Marmaris ilçesi Cennet Adası mevkii Akvaryum Koyu'nda saat 15.45 sıralarında meydana geldi. Teknede meydana gelen arızayı fark eden tekne personeli karaya yakın bir noktaya yöneldi.

Olayın ardından teknede bulunan 110 yolcu, aynı firmaya ait başka bir tur teknesi ile çevrede bulunan diğer teknelere güvenli şekilde tahliye edildi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sahil güvenlik ekipleri ve çevredeki teknelerin yardımıyla yolcular kısa sürede kurtarıldı.

Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından tekne tamamen suya gömüldü. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığı öğrenilirken, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya da olay yerine giderek incelemelerde bulundu.

Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede


 
Türkiye'de yasa dışı bahis sitelerinin tespit edilip engellenmesi için yapay zeka ile makine öğrenmesi teknolojileri aktif olarak kullanılıyor.
 

29.05.2026 16:29:00 / Güncelleme: 29.05.2026 17:07:09
HABER MERKEZİ/AA
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede
Yasa dışı bahis çeteleriyle mücadelede siber polis devrede

İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Çevrimiçi Kumar ve Yasadışı Bahis" raporunda, devletin ilgili kurumlarının siber suç ağlarına karşı yürüttüğü mücadelenin detaylarına yer verildi.
Rapora göre, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele daire başkanlıkları, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yasa dışı bahis ağlarını çökertmek için işbirliği yapıyor.
Ayrıca, bilişim sistemleri üzerinden işlenen yasa dışı bahis suçlarına karşı yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerden yararlanılıyor.







Sürekli 'alan adı' değiştiriyorlar

Alan adı değişikliği yaparak hizmet vermeye devam eden sunucuları tespit edebilmek için derin paket incelemesi (DPI), ağ analizleri ve otomasyon sistemleri kullanılıyor, aynı IP üzerinden hizmet veren yasa dışı sitelere erişim otomatik kesilebiliyor.
İnternet ortamı düzenli taranarak bahis sitelerinin sıkça kullandığı tasarım şablonları ve belirli kod blokları tespit ediliyor.
Sosyal medya platformları üzerinden bahis sitelerinin reklamını yapan içerik üreticileri ve hesap yöneticileri de sıkı takip altında tutuluyor.







Bağımlılığın hızla artmasının altında yatan nedenler

Raporda, Türkiye'de ve dünyada kumar ve bahis bağımlılığının hızla artmasının altında yatan nedenleri detaylı bir şekilde analiz edildi.
Buna göre, bu artışın en temel sebebi, çevrim içi kumara cep telefonları üzerinden 7/24 erişilebilmesi.
Bu kolay ulaşım, kullanıcıları fiziksel ortamdan bağımsız kılarak günün her saati kumar oynamaya itiyor.







Kullanıcıya tuzak kuruyorlar

Söz konusu platformlar, kullanıcıları adeta bir tuzağa çekmek için 'karanlık/aldatıcı desenler' olarak tanımlanan arayüz tasarımlarını ve yoğun pazarlama stratejilerini kullanıyor.
Tüketicilerin bilişsel önyargılarını hedef alarak onları kendi çıkarlarına aykırı seçimler yapmaya yönlendiren bu desenler, beynin kısa döngülerle hızlı ve tekrar oynamasını teşvik ediyor.







Tuzak içinde tuzak

Sistem, sık açılan davet pencereleri, oturumu kapatırken daha fazlasını sunan teklifler, tekrarlanan bahisler veya oturum bittikten sonra kumar oynamaya devam etme uyarıları gibi araçlarla kişiyi sürekli içeride tutuyor. Kullanıcı algısını şekillendirmek amacıyla kayıplar küçük puntolarla, kazançlar ise büyük ve renkli şekilde gösteriliyor.
Rapora göre, kaybetme ekranları hızlıca geçilirken kazanma sekanslarının görsel olarak abartıldığı 'kaybetmenin üstünü örten arayüz tasarımları' devreye sokuluyor.
Dönen çarklar, efektler ve animasyonlar aracılığıyla kişide sürekli kazanılıyor algısı uyandırılarak derin bir bilişsel çarpıtma oluşturuluyor.







Oyun bağımlılığının sonu kumar bağımlılığı!

Platformların ürünlerini oyunlaştırması (gamification), oyun bağımlılığından kumar bağımlılığına geçişe de zemin hazırlıyor.
Çevrim içi oyunların içerisine kumar unsurlarının dahil edilmesi, yasa dışı bu platformları birer çekim merkezi haline getirirken kumar oynamayı da normalleştiriyor. Türkiye'de spor bahisleri yasal platformlar üzerinden yürütülmesine rağmen, yasa dışı sitelerin yasal bahis sitelerine göre daha yüksek oranlarda kazanç vadetmesi bu platformlara yönelimi artırıyor.

Türk gemisi İHA ile vuruldu!

Karadeniz’de Türk sahipli yük gemisi İHA ile vuruldu. İki Türk denizcinin yaralandığı saldırı sonrası açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, sivil seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın kontrolsüz tırmanmasından kaçınılması uyarısında bulundu

29.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Karadeniz'de Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Türkiye'ye doğru seyir halinde olan Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı bir kuru yük gemisi, gece saatlerinde düzenlenen bir İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu.

Ukrayna makamlarının Rusya'ya ait kamikaze İHA'larla gerçekleştirildiğini iddia ettiği saldırıda gemide hasar meydana gelirken, mürettebattan iki Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı sert bir kınama ve uyarı mesajı yayımladı.

Odessa açıklarında İHA saldırısı: 2 yaralı

Resmî kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sivil deniz ticaret koridorunu kullanan Vanuatu bandıralı ve Türk işletmesindeki yük gemisi, Karadeniz üzerinde seyir halindeyken İHA infiltrasyonuna maruz kaldı.

Hedef Alınan Gemi: Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan kalkış yapan, Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı kuru yük gemisi.

Saldırı Zamanı: 28 Mayıs gecesi.

Mürettebatın Durumu: Saldırıda isabet alan gemide görevli iki Türk denizci hafif yaralandı. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi.

Maddi Hasar: İsabet sonrası gemide yangın çıktığı, ancak mürettebatın teknik müdahalesiyle durumun kontrol altına alındığı öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı: "Savaşın kontrolsüzce tırmanmasından kaçınılmalı"

Saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, sivil taşımacılığı hedef alan bu asimetrik eyleme karşı net uyarılarda bulundu.  Dışişleri açıklamasına göre öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

• Yaralı Türk vatandaşlarının ve geminin genel durumunun Türkiye'nin Odessa Başkonsolosluğu tarafından çok yakından takip edildiği vurgulandı.

• Karadeniz'deki savaş bağlantılı tırmanmanın bölgesel riskleri büyüttüğü; Türkiye'nin bu konudaki net uyarılarını muhataplarına her düzeyde yinelediği belirtildi.

• Sivil gemilerin güvenli seyrüsefer hakkının mutlaka korunması gerektiği hatırlatılarak, savaşın kontrolsüz biçimde tırmanmasına yol açacak adımlardan kesinlikle kaçınılması istendi.

• Türkiye'nin Karadeniz'de tırmanmayı önleyecek bölgesel aidiyet temelli, müzakere odaklı önlemler geliştirmeye hazır olduğu taraflara yeniden hatırlatıldı.

Karadeniz'de gerilim sürüyor

Bölgesel deniz taşımacılığı ajanslarının raporlarına göre, aynı gece Karadeniz'in farklı noktalarında (Sinop açıkları dahil) yabancı yaptırım listelerinde yer alan ticari gemilere yönelik de benzer dron hareketlilikleri rapor edildi. Uzmanlar, Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz'deki sivil lojistik hatlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelişmeleri anlık olarak takip etmek için sayfamızı yenileyebilirsiniz.

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

Bayram ziyareti felakete dönüştü

Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde bayram ziyaretinden dönen anne ve oğlu, aşırı yağış nedeniyle çöken yoldan ATV araçla dere yatağına düştü. Bölgede başlatılan arama çalışmalarında, Mustafa Yeni'nin 6 saat, annesinin ise 10 saat sonra cansız bedenine ulaşıldı

29.05.2026 14:46:00 / Güncelleme: 29.05.2026 14:55:42
İhlas Haber Ajansı
Bayram ziyareti felakete dönüştü
Bayram ziyareti felakete dönüştü
Olay, dün saat 22.00 sıralarında Gölcük ilçesi Şevketiye Mahallesi Yatakderesi mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İrşadiye köyünde yaşayan Emine Yeni (51), oğlu Mustafa Yeni (32) ile Şevketiye köyünde yaşayan ablasına bayram ziyaretine gitti. Ardından Mecidiye köyüne giden ve orada da kız kardeşinin bayramını kutlayan Emine Yeni, saat 22.00 sıralarında oğlu ile dönüş yoluna girdi. Şiddetli yağışa yakalanan Emine Yeni ile oğlu, Şevketiye Mahallesi Yatakderesi mevkisinde yolun çökmesi sonucu bindikleri ATV ile dere yatağına düştü.

Anne ve oğlundan uzun süre haber alamayan yakınları, durumu yetkililere bildirerek köylülerle birlikte arama çalışması başlattı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık, AFAD, UMKE ve Gölcük Arama Kurtarma Derneği (GESOTİM) ekipleri sevk edildi. Ekiplerin ve köylülerin derede gece boyunca sürdürdüğü arama çalışmalarında ilk olarak suya kapılan ATV bulundu. Çalışmalarını aralıksız sürdüren ekipler, saat 04.00 sıralarında Mustafa Yeni'nin cansız bedenine ATV'den yaklaşık 700 metre uzaklıkta ulaştı. Anne Emine Yeni'nin cenazesi ise saat 08.00 sıralarında oğlunun bulunduğu noktanın 100 metre ilerisinde bulundu.



Anne ve oğlunun cenazeleri, olay yerindeki incelemelerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Olaya ilişkin başlatılan inceleme sürüyor.

Şevketiye Mahalle Muhtarı Hamdi Uzuner, yaşanan acı olaya ilişkin yaptığı açıklamada, gece etkili olan şiddetli yağış nedeniyle derenin taştığını belirtti. Anne ve oğlunun bayram ziyareti dönüşü kazayı yaşadığını aktaran Uzuner, şunları kaydetti:

"Dün gece yağan şiddetli yağmur nedeniyle dere coşmuş. İrşadiye köyünde yaşayan Emine Yeni, dün oğlu Mustafa ile Şevketiye'de yaşayan ablasına bayram ziyaretine gitmiş. Saat 22.00- 23.00 sıralarında dönüş yaptıklarında aşırı yağan yağmurla olayın olduğu yere kadar ATV ile gelmişler. Dere üzerinde yağış sebebiyle çöken yolda ATV devrilmiş. Gece saatlerinde aileleri kendilerinden haber alamayınca köylülerle aramak için çıktılar. Daha sonra ATV'yi derenin içinde ağaçların arasında saplanmış şekilde görüyorlar. Dereye düştükleri ihtimali üzerinde durup arama başlanıyor. İlk etapta gece 03.30-04.00 sıralarında Mustafa Yeni 600-700 metre ilerde bulunuyor. Gün ağarmasıyla beraber saat 08.00 sıralarında da Emine, oğlunun 100-150 metre aşağısında bulunuyor. Allah rahmet eylesin. Halk dilinde 'Yatakdere' olarak bilinen bu dere, aşırı yağmurlarda coşuyor."

Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı, sopalı kavgada ölü sayısı 2'ye yükseldi. Olay anına ait cep telefonu görüntüleri de ortaya çıktı

28.05.2026 18:41:00
İhlas Haber Ajansı
Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü
Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü
Olay, Kızıltepe ilçesi Atatürk Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, iki aile arasında henüz bilinmeyen nedenle çıkan tartışma kısa sürede silahlı, sopalı kavgaya dönüştü. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekibi sevk edildi. Kavgada Doğan Baday (35) olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan bir kişinin daha yaşamını yitirmesiyle ölü sayısı 2'ye yükseldi.

Olayda 7 kişi de yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Öte yandan kavga anına ilişkin cep telefonu görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde tarafların birbirine sopalarla vurduğu, ateş açtığı ve çevrede büyük panik yaşandığı görüldü.

Jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı.

Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü

Kastamonu'nun Araç ilçesinde otomobilin istinat duvarına çarpması neticesinde meydana gelen kazada 3 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi ağır yaralandı

28.05.2026 17:53:00 / Güncelleme: 28.05.2026 18:46:33
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kaza, Araç ilçesi Kastamonu-Karabük kara yolu Müslimler köyü yol ayrımında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bilal Sarıkülçe (71) idaresindeki 54 AGG 037 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol kenarındaki istinat duvarına çarptı. Kazada sürücü ile eşi Melahat Sarıkülçe (66) ve Mustafa Külte (63) olay yerinde hayatını kaybederken, Nezahat Külte (62) yaralandı.

Kazayı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan yaralı, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralının hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.

Kazada hayatını kaybeden vatandaşların cenazesi ise cumhuriyet savcısı ve jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemelerin ardından araçtan çıkartılarak cenaze aracıyla Araç Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı


 
Prof. Dr. Cengiz Köksal’dan yaz tatili öncesi kritik uyarı... Sıcak havuz, sauna ve hamam özellikle risk grubundakiler için ölümcül olabilir.

28.05.2026 14:44:00
MURAT ÇORBACI
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, "Özellikle 50 yaş üstü, tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıyan kişiler sıcak havuz, sauna ve hamam kullanımında hayati risk altında olabilir. Uzun süre yüksek ısıya maruz kalmak kalp krizinden ani tansiyon düşmesine, nefes darlığından bayılmalara kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte termal havuzlar, spa merkezleri, hamam ve saunalar yeniden yoğun ilgi görmeye başladı. Ancak uzmanlar, özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan bireyler için yüksek ısılı ortamların ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.







Risk yaşla birlikte artıyor

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmanın kalbin çalışma yükünü dramatik biçimde artırdığını belirterek, özellikle ileri yaş grubunda kalp krizi riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Dr. Köksal, şunları söyledi: "Hamam, sauna ve yüksek sıcaklıktaki termal havuzlarda tüm vücuttaki damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyon düşüyor. Terleme ile kaybedilen sıvı da tabloyu daha riskli hale getiriyor." Düşen tansiyonu dengelemek için kalbin çok daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kaldığını belirten Köksal, bu durumu 'aşırı eforla koşmaya' benzetiyor. Özellikle, 50 yaş üstü kişiler, yüksek tansiyon hastaları, aşırı kilolu bireyler, kolesterol ve kan yağları yüksek olanlar, ailesinde kalp krizi öyküsü bulunanlar, sigara ve tütün kullananlar için sauna ve hamam kullanımının ciddi risk taşıdığını vurguluyor.







Aşırı yük uzun süre tolere edilmeyebilir

Prof. Dr. Köksal, kalp hastalığı açısından risk grubunda yer alan kişilere yüksek ısıdaki sauna, hamam ve banyoları kesinlikle önermediklerini ifade ederek, şu uyarıda bulundu: "Kalp, hayati organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Eğer kişi yaşlıysa ve kalp hastalığı riski taşıyorsa bu aşırı yük uzun süre tolere edilemeyebilir ve kalp krizi kaçınılmaz hale gelebilir."
Uzmanlara göre risk grubunda olmayan bireylerin bile sauna ve hamamda 10-20 dakikadan fazla kalmaması gerekiyor. Ayrıca terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin bol su tüketilerek yerine konması büyük önem taşıyor.







Termal havuzlardaki gizli tehlike: Astım ve akciğer ödemi

Yüksek sıcaklığın yalnızca kalbi değil solunum sistemini de tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Köksal, özellikle klorlu havuzlar ve yoğun su buharının astım hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Termal havuzlarda oluşan yoğun buharın akciğerlerdeki hava keseciklerinde birikerek nefes almayı zorlaştırabileceğini ifade eden Köksal, bu durumun ani astım ataklarını ve akciğer ödemini tetikleyebileceğini belirtti.
Özellikle; astım hastaları, KOAH hastaları ve kalp yetmezliği bulunan kişiler ani nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaşayabiliyor. Dr. Köksal, bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde ölümcül sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.

Havuz ve saunada kalp krizini tetikleyen 3 kritik risk

Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaz aylarında özellikle dikkat edilmesi gereken risk faktörlerini şöyle sıraladı:

* 39-40 dereceyi aşan sıcak sularda uzun süre kalmak
* Kalp hastalığı bulunan veya risk grubunda yer alan ileri yaş bireylerin sıcak havuz kullanması
* Terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yeterince yerine konmaması

Yaz aylarında sauna, hamam ve termal havuz kullanacak kişilere öneriler ise şöyle:

• Sauna ve hamam süresini 10-15 dakikayla sınırlayın
• İşlem öncesi ve sonrası bol su tüketin
• Aç ya da aşırı tok şekilde sıcak ortama girmeyin
• Kalp, tansiyon ve solunum hastalığınız varsa doktora danışmadan termal havuz kullanmayın
• Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı hissederseniz ortamı hemen terk edin.

Prof. Dr. Cengiz Köksal, özellikle sıcak havaların etkisini artırdığı yaz döneminde kontrolsüz sauna ve termal havuz kullanımının "masum bir rahatlama yöntemi" değil, ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilecek önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor.

İzmir'de TOMA'ya zarar veren okul müdür yardımcısı görevden uzaklaştırıldı

İstanbul Valiliği, İzmir'de düzenlenen izinsiz gösteri sırasında emniyete ait TOMA'ya çıkarak zarar verdiği gerekçesiyle tutuklanan şüphelinin, Fatih'te bir okulda müdür yardımcısı olarak görev yaptığının belirlendiğini ve görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi

28.05.2026 08:00:00
AA
İzmir'de TOMA'ya zarar veren okul müdür yardımcısı görevden uzaklaştırıldı
İzmir'de TOMA'ya zarar veren okul müdür yardımcısı görevden uzaklaştırıldı

Valilikten yapılan açıklamada, 26 Mayıs'ta İzmir'de düzenlenen izinsiz gösteri sırasında emniyete ait TOMA'ya çıkarak zarar vermeye çalışan D.Y'nin çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı belirtildi.

Açıklamada, "Şahsın, Fatih ilçesinde bulunan bir okulumuzda müdür yardımcısı olarak görev yaptığı tespit edilmiştir. Şahıs, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 140. maddesi gereğince görevden uzaklaştırılırken konu ile ilgili idari yönden soruşturma süreci başlatılmıştır." bilgisi verildi. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.