logo
17 MAYIS 2026

Türk milleti sömürülüyor

18.06.2005 00:00:00


*Türk halkı faizciye çalışıyorBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, emisyon hacminin genişletilmeyerek Türk milletinin sömürüldüğüne dikkat çekerek, ülkemizin faizcilere çalıştığını, işlerin planla, programla yürütülmediğinin altını çizdi. Tarım kesiminin, esnafın dertlerinin ancak Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesiyle son bulacağını belirten Prof. Dr. Baş, talan edilmekte olan yer altı kaynaklarımızın yeniden Türk milletine mal edilmesinin yolunun da BTP iktidarından geçtiğini vurguladı.

*Minnetle iş yapılamazTürkiye'nin bittiğini, karada yüzdüğüne işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Eğer adamlar sermaye piyasasından paralarını çekerlerse görürsünüz. Türkiye dua ile de değil minnetle yürüyor. Millet bunu görmüyor, bilmiyor" dedi. BTP Lideri, "Bizim yer altı kaynaklarının değeri 3 katrilyon dolardır. Bu, Türkiye'yi on bin sene bakacak kaynak demektir." BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, kendisi ile yapılan "Haftanın Sohbeti"nin bugünkü bölümünde emisyon hacminin genişletilmeyerek Türk milletinin sömürüldüğüne dikkat çekiyor. Ülkemizin faizcilere çalıştığını, işlerin planla, programla değil minnetle yürütüldüğünün altını çiziyor. Tarım kesiminin, esnafın dertlerinin ancak Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesiyle son bulacağını belirtiyor. Talan edilmekte olan yer altı kaynaklarımızın yeniden Türk milletine mal edilmesinin yolunun da BTP iktidarından geçtiğini ifade ediyor. n Hocam, AB ortak para birimine girerek emisyon kabiliyetini kaybetti. Aynı oyun Türkiye'de de var. Türkiye ortak paraya geçmedi ama uzun yıllardan emisyon kabiliyetini kaybetmiş durumda.Prof. Dr. Haydar Baş- Unutmadan söylememde fayda var. Sayın Erbakan Hoca da "Benim Dinar düşüncemi alarak adapte ettiler" diyor. Sayın Erbakan Hoca da iyi bilsin ki o düşüncesi ekonomik kurallardan çok uzak bir düşünce. Eğer bu mantıkla onlar Türk toplumunu da ortak paraya geçirseydi Türk toplumunun da o zaman en uzun ömrü beş yıl olurdu. n Zaten Euro örneği ortada.Prof. Dr. Haydar Baş- Hastalığı teşhis ediyoruz ama hastalığı tanıyacaksın ki teşhis edebilesin. Bir de işin bu yönü var. Bunlar, şimdi hastalığı tanımıyor. Teşhis yapıyorlar. Eskiden bir evde bir hasta olursa doktor ona reçete yazar, alınırdı. Mesela adam karısını muayene ettirdi, ilacını aldı. Kendi hastalandığı zaman kendisi de aynı ilacı alır kullanırdı. Ama onun hastalığı farklı, senin hastalığın farklı. Bu da onun gibi bir şey. Türk toplumu kuşatıldın Gerçekten para konusunun Milli Ekonomi Modelinin devrim niteliğinde yorumları var. Bunu ayrı olarak değerlendirebiliriz. Yalnız şu anda Türkiye de uzun yıllardan beri emisyonunu arttırmıyor. Dolayısıyla senyoraj gelirinden istifade etmiyor. Bunun yerine ihtiyacı olan parayı da piyasalardan faiz vererek kapatmaya çalışıyor. Siz bu olayı, milletin emeği ve üretiminin ülke dışına transferi olarak yorumluyorsunuz. Ne kadar da yine adresi göstermeseler de şu andaki Merkez Bankası Başkanı, geçenlerde, "evet bir görüş vardır, doğrudur. Bu görüş GSMH'nın belli bir oranında para basılması gerektiğini söylemektedir" diyor.Prof. Dr. Haydar Baş- Merkez Bankası Başkanı ve emsali arkadaşlar da bizim dönemimizde hürriyetlerine kavuşacaklar.n Zaten bir gerçeği itiraf ediyorlar. "Bu fikir doğrudur. Zira GSMH'ya göre piyasada bulunması gereken para azdır. Emisyonla desteklenmesi lazım" diyorlar. Buna rağmen yanlışa devam ediyorlar.Prof. Dr. Haydar Baş- Ama ellerinde bir şey yok. Onlar emir kulu. Fikirlerini beyan ederler. Kabul edilmediği takdirde ne yapsınlar. Yapacakları bir şey yok. Suç onların değil, siyasetindir.n Hocam, geçenlerde, yine Merkez Bankası Başkanlığı yapmış olan Yaman Törüner'in de sizin yıllardan beri ifade ettiğiniz gerçeği ifade ettiği görülüyor. "Yıllardan beri Türkiye'de biz emisyonu Avrupa'ya ve Amerika'ya devretmişiz" diyor. Bu çerçevede senyoraj gelirinin faydası nedir? Emisyonu genişletmeye bugüne kadar niçin müsaade edilmedi? Bu noktalara bir açıklık getirebilir misiniz?Prof. Dr.  Haydar Baş- Bu husus çok basit bir husustur. Senyoraj, emisyon denilince karmaşık gibi görülüyor. Ama bunların bizim dilimizde manası şudur: Bizim yıl sonunda elde ettiğimiz bir kârımız var. Bu kâr mal olarak elimizde. Her zaman verdiğim bir misal var. Bir çuval mısır ekiyorsun, on çuval mısır alıyorsun. Bir çuvala harcadığın para piyasada mevcut. Ama elde ettiğin on çuvalın karşılığındaki para piyasada mevcut değil. Dokuz çuvalın karşılığında piyasada bunu dengeleyecek para unsurunun olması lazım. Yani alış verişin, serbest dolaşımın olması için bunun karşılığında paranın olması lazım. İşte bu yıl sonundaki kâra mukabil malın karşılığında devletlerin bastığı paranın adına emisyonu genişletmek, devletin para basma hakkını kullanması denilmektedir. Buna senyoraj hakkı, yani para basma hakkı denir. Türkiye, mal piyasada döndüğü halde, malının karşılığında basması gereken parayı 20 yıldan beri basmıyor. Türk parası konvertibl olmadan önce de basılmıyordu. Konvertibl olduktan sonra da, Özal'dan sonra da basılmadı. Para mal karşılığı değil miydi? Şimdi sen bunun karşılığında olması gereken parayı borç alıyorsun. Hem bunu ona veriyorsun. Hem bir de aldığının faizini veriyorsun. Ondan sonra "ekonomi düze çıkıyor" diyorsun. Kimi kandırıyorsun? Sen hem malı dışarıya ihraç ediyorsun. Aldığın borçla ediyorsun. Yani onun karşılığındaki parayı transfer ediyorsun. Yetmiyor. Bir de faiz yükü getiriyorsun. Ondan sonra da ekonomi düzelecek. Kimi kandırıyorsun? Bunların hepsi yanlış. Biz, bunu görüyoruz. Türk toplumu her gün sömürülüyor. Türk toplumu müstakil değil. Türk milleti bağımsız değil. Türk milleti kuşatıldı. Her yönüyle kuşatıldı. Türk parası esir edildi. Türk devleti senyoraj hakkını kullanamıyor. Yani emeğimin karşılığını koyamıyorum. Borç alıyorum. Borç da alsan faiz de vermesen bu mal bunun karşılığı olduğu için borçla birlikte bu da gidiyor. Yani biz havaya çalışıyoruz. Allah, milletimizin inşallah bu acı günlerine kendi lütfu ile son verir de bunlardan kurtuluruz. Ama milletin burada sorumluluğu var. Onu görmesi lazım. Bundan sonra "ben anlamadım, yanlış yaptım" deme hakkına da sahip değildir.Ülke faizcilere çalışıyorn Muhterem Hocam, müsaade ederseniz  biraz da tarım kesimine değinelim. Üç yıldan beri tarım ciddi bir biçimde eksi gidiyor. Türk toplumunun da yüzde 30'u direkt olarak tarımdan geçiniyor. Buğdayın kilo maliyeti 400 bin lira. Hükümet 380 bin lira fiyat verdi. 30 tonun üzerinde mal almayacak. Bu da toplam buğdayın % 10-15'ine denk geliyor. Geri kalan tüccara satılacak. O zaman buğdayda 200 bin lira fiyat bekleniyor. Çay fiyatı destekleme ile birlikte 585 bin lira. Şu anda kuru ot fiyatı bile 700 bin lira. Ege'de süt durumu belli.Prof. Dr. Haydar Baş- Yani vatandaş harcadığını alamıyor. İşin özü bu. Misalleri çoğaltabilirsiniz. Az evvel de söylediğim gibi Türkiye kuşatıldı. Bunu söylerken noksan bıraktığım bir husus var. Türkiye'ye borç veren ve verdiren gerek iç ve gerek dış mihraklar, senin senyoraj hakkını kullandırdığın güçler bir yılda ödediğimiz borç ve faiz yükü kadar gelir elde ediyor. Onlara çalışıyoruz. Onların her yerdeki adamı onu ayakta tutuyor. Siyasette adamı var. Basında adamı var. Yayında adamı var. Bu adam yağlı kaymağı kaçırır mı? Niye Haydar Hocadan basın bahsetmiyor? Onlarla olan ilişkilerini araştırsınlar. Bu kurumlarla olan yakınlıklarını araştırsınlar. Devlete olan borçlarını, vadesi geldiği halde ödenmeyen borçlarını araştırsınlar. Bu adamlar deli mi ki balı kaymağı millete yalatacaklar, kendileri mağdur olacaklar.n Hocam, tarımın durumunun tam bir iflas olduğu ortada da geçenlerde Başbakanın bir açıklaması oldu. "Biz Amerika değiliz ki tarımı destekleyelim. Tarımı desteklersek başka kesimlerden para aktarmış oluruz" dedi. Eski Tarım Bakanının da köylüye "gözünüzü toprak doyursun" gibi enteresan bir ifadesi oldu. Tarımın kaderi bu mudur?Prof. Dr. Haydar Baş- Tarımın kaderi elbette bu değildir. Ama onların böyle demekten başka da imkanları yoktur. Niye? Elinde imkan yok. Hatırlarsanız ben bu iktidarı ilk eleştirdiğim zaman şunu söyledim: "Evet, biz bu iktidarı eleştiriyoruz. Ama sayın Tayyip Bey Başbakan olmasaydı, şu sisteme göre biz Hz. Cebrail'i getirseydik, yerine Başbakan yapsaydık, onun da bunun dışında başka bir şey yapma imkanı yoktur." Ben o gün ne söylediysem bugün de onu söylüyorum. Bunların yolu yanlış. Yani istikametleri bozuk. Onun için bu kaderi yaşamak ve millete yaşatmak mecburiyetindedirler. Anlattık. Hiç  bir şey yapamazlar. Senin gelirin sende kalmıyor ki. Sen devamlı haraç veriyorsun. Ondan sonra tarıma ne verecek? Hiç bir şey veremez. Tarım kesiminin bunu görmesi lazım."Tarımda avans uygulaması şart"Tarım kesiminin yetiştirdiği ürünlere tahdit kondu. Şeker yasası çıktı. Tütün yasası çıktı. Tahkim çıktı. Dolayısıyla senin benim elimdeki arazimi zaten istediğim şekilde kullanamıyorum. Kullansam bile yetiştirdiğim ürünü faraza beş kuruşa satacağım, gümrük duvarları indirildiği için adam geliyor, üç kuruşa satıyor. Müşteri de iki malı mukayese ediyor. "Bu daha iyi" deyip seninkini almıyor, onunkini alıyor. Bütün bunlar geçerli iken tarım kesiminin iki yakasının biraraya gelmesi mümkün değil. Tarım kesimini bu halinden kurtaracak ve onu mutlak surette herkesin örnek alabileceği bir noktaya çıkartacak bir tarım politikası lazım. Bu tarım politikası da bendenizin vazettiği, ortaya koyduğu politikadır. Nedir bu politika? Bir, avans politikası. Avans nedir? Adamın henüz daha bağında, bahçesinde tohumu yok, gübresi yok, iş makinası yok, hiç birşeyi yok. Devlet babasına geliyor. "Ben, 50 ton buğday yetiştireceğim" diyor. 50 ton buğdaya mukabil bir fiyat takdir ediliyor. Bu takdir edilen fiyat da devletin, "Bunu ben bu fiyatla alırım" mantığıyla değil yetiştiren vatandaşın istediği fiyat olacak. Çiftçi yetiştireceği ürünün % 50'sini alacak. Daha tohum toprağa atılmadan alacak. Devlet budur. Aksi takdirde o benim sırtımda sülüktür. Onu ben ne yapayım? Çiftçi gidecek, o % 50 parayla tohumunu, gübresini alacak, mazotunu alacak, ekimini yapacak, biçecek. Hasat zamanı geldiğinde toplayıp devlete teslim edecek. Geri kalan %50'sini de o gün cebine indirecek. Alnının teri kurumadan parasını alacak, cebine koyacak. Çoluk çocuğu bayram edecek. Oğlu varsa evlendirecek. Kızı varsa gelin edecek. Artı, bu yetmiyor. Tarım, aynı zamanda hayvancılığı da besleyen bir koldur. Vatandaş "Benim şu kadar arazim var. Ama şu kadar baş da küçük-büyük hayvan yetiştirebilirim, bakabilirim" diyecek. Bunun için de devlet ona uzun vadeli faizsiz kredi verecek. Ve devlet ondan para tahsil etmeyecek. Malını tahsil edecek. O uzun vadeli kredi mukabili yetiştirdiği hayvanı getirecek, devlet babasına teslim edecek. "Peki devlet bunları kime satsın? Buğdayını, mısırını, arpasını, yulafını, ineğini, koyununu, hindisini aldı. Bunları nereye pazarlayacak?" denilebilir. Bu devlet nasıl bir devlet ki o iradeyle bunu yapamıyor. O vatandaş gidecek kendine pazar arayacak. Ondan sonra da sen "Amerika pazar mı buluyor?" diyeceksin. Amerika pazar bulmuyor ama 50 milyar dolar destek fonuyla tarım kesimini destekliyor. 60 milyar dolarla Avrupa destekliyor. Sen bırak onu, benim köylüme 10 milyar dolar ver, hiç yanına gitme. Kısaca bütün bu hususların halli ziyadesiyle mümkündür. Pazar dünyada istemediğin kadar vardır. Ama at sahibine göre kişner derler. Bunu yapacak irade, azim, program ve proje lazım. Biz şimdi anlattık mı hepsini alıyorlar. Ama uygulamaları mümkün değildir. Benim vazettiğim sistem bir bütündür. Yani bunun hariciye politikası ile de alakası vardır. Mesela biz Türk parasını dünyanın en kıymetli parası haline getireceğiz. Nasıl mı getireceğiz? Göreceksiniz. Para, kâğıt olmayacak. Bunların elindeki para kâğıt, bizim elimizdeki para altın mukabili olacak. Bundan kuşkunuz olmasın. Çiftçi, o günleri erken görmek için güneşin erken doğmasına dua etsin. n Bir de çiftçiler için "arazinizi asla satmayın" diyorsunuz.Prof. Dr. Haydar Baş- Tabii şimdi bu da  bir gerçek. Vatandaş malını getiriyor, satamıyor. Karnı aç. Ne yapacak? Arazisini satışa çıkartıyor. Sabretsin. Borç alsın. Ama bir santim toprağını satmasın. Orası, Allah'ın izniyle ona altın kazandıracak. Toprak gibi malımız  olsun.İşler minnetle yürüyorn Hocam, Merkez Bankası, özelleştirme adı altında IMF'ye teslim edilmiş, Merkez Bankasının kapısına kilit vurulmuş durumda. Gerekli emisyonumuzu arttıramıyoruz. İhtiyacımız olan parayı da yabancılar basıp bize gönderiyor. Dolayısıyla paraya hükmedenler ekonomimize de hükmediyor. Bu yabancı paralar da kendi ülkesinde 20 yılda kazanacağını Türkiye'de bir yılda kazanıyor. Yabancı paralar borsaya, dövize, faize geliyor. Böyle bir ülkede mevcut hükümetin bakanı "Cari açık önemli değildir. Önümüzdeki yıl 40 milyar dolar dış ticaret açığı düşünüyoruz. Ama bu önemli değil" diyorlar. Buna ne dersiniz?Prof. Dr. Haydar Baş- Kadının bir tanesi çok ciddi musibetlerle her gün boğuşuyormuş. En sonunda birisi gelmiş, demiş ki; "Kocan da öldü." "Adam sende! O tasa, bu tasa, şimdi de çocukların babası öldü. O da mı tasa yahu!" demiş. Buna dense dense bu denir. Türkiye bitmiştir. Biz şimdi karada yüzüyoruz. Durum ortada. Eğer adamlar sermaye piyasasından paralarını çekerlerse görürsünüz. Türkiye dua ile de değil minnetle yürüyor. Delikanlı gibi bir gün politika yapsınlar tepe taklak giderler. Millet bunu görmüyor, bilmiyor. Bir günde giderler. Ne bir günü, bir saniyede giderler. Sermaye piyasasından para çekildi, "güm" Maliye dibe vurdu. Ne yapacak? Hiç bir programı yok. Hiç bir projesi yok. Ülke gitti. Siz cari açıktan bahsediyorsunuz. Muhasebe, hesap kalmadı. Maliye kalmadı. Sen nereden bahsediyorsun. n

Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplanacak. Toplantının ana gündem maddesi ekonomi. Ortadoğu'daki gelişmeler ve terörsüz Türkiye süreci de masada olacak

17.05.2026 17:02:00
Haber Merkezi
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yarın Beştepe'de yapılacak kabine toplantısında, iç ve dış politikadaki önemli başlıklar masaya yatırılacak.

Toplantının ana gündem maddelerinden birinin ekonomi olması öngörülüyor.

Toplantıda, enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar, piyasalardaki son durum ve fiyat denetimleri değerlendirilecek.

Sosyal destek paketleri ve vatandaşın alım gücüne yönelik olası düzenlemelerin ele alınabileceği belirtiliyor.

Dış politikada ise gözler Ortadoğu'daki gelişmelere çevrilmiş durumda.

Gazze, İsrail'in bölgedeki operasyonları ve İran eksenli gerilimlerin toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.

ABD-İran Savaşı'nda kalıcı barış için atılabilecek adımlar ve Hürmüz Boğazı'ndaki son durum da kabinenin gündeminde olacak.

Kamuoyunun yakından takip ettiği bir diğer önemli başlık terörsüz Türkiye süreci.

Terör örgütünün silah bırakma süreci ve hukuki adım beklentisi de kabinede değerlendirilmesi beklenen başlıklar arasında.

Ve Kurban Bayramı tedbirleri... Bayram haftasında yüz binlerce araç yollara çıkacak.

Kabinede yollardaki bayram tedbirleri de ele alınacak.

Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede

Adana merkezli 21 ilde "yasa dışı bahis" suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan 161 şüpheliden 154'ü adliyeye sevk edildi. Rasim Ozan Kütahyalı, sorgusunda, “Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok” dedi

17.05.2026 16:30:00
Haber Merkezi
Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede
Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede
Adana merkezli yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 154 zanlı adliyedeki işlemleri sürüyor.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında 14 Mayıs'ta 128 şüphelinin gözaltına alınmasının ardından 33 zanlı daha yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 7'si savcılık talimatıyla serbest bırakıldı, Rasim Ozan Kütahyalı ile suç örgütü elebaşısı olduğu öne sürülen Selahattin Akın Uzun'un da aralarında olduğu 154'ü adliyeye sevk edildi.
Polis ekipleri, zanlıların sevki sırasında adliye güzergahında geniş güvenlik önlemi aldı.
Haklarında gözaltı kararı bulunan 37 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Rasim Ozan Kütahyalı ifadesinde ne dedi?
Emniyette sorguya alınan şüphelilerden Kütahyalı'nın suç örgütüyle ilgisinin olmadığını öne sürerek, "Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok" dediği bildirildi.

Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı

Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. 

17.05.2026 11:10:00
İhlas Haber Ajansı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. Leijdekkers, Hollanda yetkili makamlarınca, "Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama" suçu kapsamında, ülkesine iadesi isteniyor.

Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi

Yasa dışı bahis operasyonunda gazeteci Kütahyalı ile birlikte 154 şüpheli adliyeye sevk edildi

17.05.2026 11:05:00
İhlas Haber Ajansı
Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi
Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi
Adana merkezli 21 ilde yapılan 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Yasa dışı bahis', 'Bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'Rüşvet' ve 'Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik yapılan operasyonda aralarında gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da olduğu 154 şüpheli adliyeye sevk edildi.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Yasa dışı bahis', 'Bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'Rüşvet' ve 'Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.



Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) raporları, teknik ve fiziki takip çalışmaları, banka hareketleri, dijital materyal incelemeleri, kripto varlık analizleri, HTS kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; şüphelilerin Selahattin A.U. liderliğinde organize suç örgütü niteliğinde hareket ederek yasa dışı bahis ve phishing yöntemiyle gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerini elektronik para kuruluşları, banka hesapları, sanal POS sistemleri, döviz büroları, kuyumcular, paravan şirketler ve kripto varlık sistemleri üzerinden dolaştırarak akladıkları tespit edildi. Soruşturma kapsamında suç örgütünün, özel yazılım altyapıları ve panel sistemleri kurduğu, yasa dışı bahis sitelerine finansal altyapı sağladığı, elektronik para kuruluşları ve sanal POS ağları üzerinden para transfer organizasyonları yürüttüğü, suç gelirlerini çok katmanlı finansal sistem içerisinde dolaştırdığı, kripto varlık sistemlerini aktif şekilde kullandığı, kuyumcu ve döviz büroları üzerinden nakit dönüşüm ve katmanlandırma işlemleri yaptığı belirlendi.

2 milyara dolar para hareketliliği tespit edildi



MASAK analizleri ve soruşturma dosyası kapsamındaki mali incelemelerde yaklaşık 100 milyar Türk lirası ve yaklaşık 2 milyar Amerikan doları seviyesinde şüpheli para hareketi ve aklama faaliyetinin tespit edildiği, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren profesyonel bir finansal suç organizasyonu niteliğinde olduğu değerlendirildi. Soruşturma kapsamında ayrıca bazı özel bankalarda görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerin suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi içerisindeki katmanlandırma işlemlerinde görev aldıkları, şüpheli para hareketlerine yönelik bloke ve güvenlik süreçlerinin etkisiz hale getirilmesine yardımcı oldukları yönünde kuvvetli deliller elde edildi. Bunun yanında bazı emniyet personelinin, şüpheli şahıslar hakkında adli makamlarca verilmiş yakalama, gözaltı ve arama kararlarına ilişkin sorgulamaları rüşvet karşılığında yaptıkları ve operasyonel süreçlere ilişkin bilgi temin ettikleri yönünde tespitler yapıldı.

Kütahyalı'nın hesabında 37.7 milyon liralık hareketlilik



Savcılık dosyasında sadece para alan pasif bir hesap olmadığı belirlenen Kütahyalı'nın banka hesabından, katmanlama amacıyla kullanıldığı değerlendirilen hesaplara yaklaşık 37,7 milyon lira transfer yapıldığı belirtildi. Aynı yapı içerisindeki hesaplardan ise Kütahyalı'nın hesabına yaklaşık 15,7 milyon lira para girişi gerçekleştirildiği kaydedildi. Ayrıca e-para ve ödeme kuruluşları analizinde 6 farklı kuruluştan 2022-2024 yılları arasında Kütahyalı'nın hesaplarına toplam 35 milyon 201 bin 344 lira para girişi olduğu tespit edildi. Söz konusu para hareketliliği, örgütün genel çalışma sistemiyle birlikte değerlendirildiğinde olağan bireysel para trafiği olarak görülmedi.

Soruşturma kapsamında aralarında 3 banka yöneticisi, 8 emniyet personeli, 4 avukat ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 198 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 21 ilde 228 ayrı adrese 14 Mayıs'ta şafak vakti yapılan baskında, Kütahyalı'nın da arasında olduğu 161 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerinde bulunamayan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Ayrıca soruşturma kapsamında 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu, 1 döviz bürosu hakkında mahkeme kararları doğrultusunda kayyım ve el koyma tedbirleri uygulandı. Şüphelilere ve şirketlere ait olduğu değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 araç ve 3 tekneye el konuldu.

Suçtan elde edilen gelirlerin finansal sistem içerisinde dolaştırılmasında kullanıldığı değerlendirilen toplam 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar içerikli internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi kararı uygulandı.

"Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi"

Örgütün elebaşı olduğu belirtilen Selehattin A.U. ile gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı, operasyon kapsamında İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra Adana'ya götürüldü. Adli tıp biriminde sağlık kontrolünden geçirilen Kütahyalı, gazetecilere, "İyiyiz baba. Bende öyle bir para hareketliliği yok. Bir yanlış anlaşılma var. Öğreneceğiz" dedi.

Kütahyalı: "Borç karşılığı gönderildi, çeteyle alakam yok"

Emniyette sorguya alınan şüphelilerden Kütahyalı, suç örgütüyle ilgisinin olmadığını öne sürerek, "Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok" dedi.

Adana Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgu ve gözaltı işlemleri tamamlanan, aralarında Kütahyalı'nın da bulunduğu 154 şüpheli, adliyeye sevk edildi.

Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...


 
15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi’nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır’ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı. 

16.05.2026 15:07:00
Haber Merkezi
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...

15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi'nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır'ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı.

Görgen, şunları söyledi: "15 Mayıs'ta hastanemize başvuran hastamız Kadir İnanır; yapılan tıbbi değerlendirme sonrası; pnömoniye (zatürre) bağlı gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakım servisine alınmıştır. Tedavisi, yoğun bakım koşullarında sürdürülmekte ve entübasyon gerektirmeden uygulanan non-invaziv solunum desteği verilmektedir. Genel durumu yakından izlenen hastamızın klinik durumunda dünden bu yana kısmi iyileşme gözlenmiştir. Hastamız, bir süre daha yoğun bakım servisinde takip edilecektir."

Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor


 
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

16.05.2026 09:26:00
HABER MERKEZİ
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Oyun sırasında yaşanan kayıplar, başarısızlık hissi veya engellenme gibi durumlar öfke tepkilerini tetikleyebilirken, aşırı oyun oynama bu duyguların yoğunluğunu artırabiliyor. Duygusal düzenleme becerilerinin zayıflaması ise bu sürecin saldırgan davranışlara dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
13-17 yaş arası ergenlerle yürütülen araştırmalar, şiddet içerikli video oyunlarının sözel ve fiziksel saldırganlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu gösteriyor.

Aynı çalışmalarda, empati kurma becerisi ile şiddet içerikli oyun tercihleri arasında bağlantılar bulunurken, duygusal empati düzeyi arttıkça bu tür oyunlara yönelimin azaldığı tespit ediliyor. Ayrıca, yaş küçüldükçe şiddet içerikli oyunlar ile fiziksel saldırganlık arasındaki ilişkinin güçlendiği görülüyor. Çin'de lise öğrencileriyle yapılan araştırmalar ise yüksek saldırganlık düzeyine sahip bireylerin daha fazla psikolojik sıkıntı yaşadığını, oyun bağımlılığı belirtileri gösterdiğini ve şiddet içerikli oyunlara daha fazla maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi ve dengeli denetim, çocukların ihtiyaçlarını karşılayarak oyun bağımlılığı riskini azaltırken; zayıf iletişim, aile içi sorunlar ve olumsuz akran ilişkileri riski artırabilir.

Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!


 
Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor.

16.05.2026 00:58:00
MURAT ÇORBACI
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!

Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyim olarak tanımlanıyor. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan 'aktif olma' baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı.







1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?

Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.

2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz?

Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.







3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?

Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.

4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?

Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.

5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?

Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.







6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?

Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin 'şimdi ve burada' kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir.

7. Uyku düzeniniz değişti mi?

Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder.

8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?

İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır.







9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?

İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.

10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?

Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir.







Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri

Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulundu:

1. Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın. Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz.

2. Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın. Bahar ayları toplumda genellikle 'canlanma' ve 'mutluluk' ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. 'Böyle hissetmemeliyim' düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir.

3. Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin. Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.

4. Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün. Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir.

5. Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün.
6. Profesyonel desteği geciktirmeyin.

Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'

Samsun'un Havza ilçesi, son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından taşan dere yatakları nedeniyle sel sularına teslim oldu. Altyapının yetersiz kalması ve plansız kentleşme iddiaları bölgede tansiyonu yükseltirken, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi'den sert bir çıkış geldi

16.05.2026 00:13:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:58:44
Hasan Gündoğdu
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kepekçi, "Havza'da 1988 ve 1998'de ne yaşandıysa bugün de aynı ihmaller devam ediyor. Vatandaş yapay gündemlerle oyalanırken gerçek sorunlar sümen altı ediliyor" dedi.






Tarihi İlçe Sular Altında: Kronikleşen İhmal
 
Samsun genelinde etkili olan olumsuz hava şartları, Havza ilçesinde hayatı durma noktasına getirdi. Şiddetli yağışlar sonrası ilçe merkezinden geçen dere yataklarının taşması sonucu çok sayıda ev, iş yeri ve tarım arazisi sular altında kaldı. Araçların sürüklendiği, altyapının tamamen çöktüğü ilçede vatandaşlar büyük maddi zarara uğradı.
 
Afetin hemen ardından sahaya inen BTP teşkilatları, yaşanan felaketin sadece "doğal bir olay" olarak geçiştirilemeyeceğini vurguladı. 







BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi Havza'nın Milli Mücadele tarihindeki önemini hatırlatan şu ifadeleri kullandı:
 
"Havza sıradan bir Anadolu ilçesi değildir; Havza Genelgesi ile Milli Mücadele'nin ilk örgütlü çağrısının yapıldığı, Mustafa Kemal Paşa'nın millet iradesini ayağa kaldırdığı yerdir. Buranın tarihi bize, 'Tedbir almayan milletler, krizlerin peşinden sürüklenir' mesajını verir. Ancak biz gerçekten ders alıyor muyuz? Havza'da 1988'de büyük taşkın yaşandı, 1998'de yeniden afet oldu, bugün yine aynı manzaraları izliyoruz. Aynı dere yatakları, aynı plansızlık... Asıl mesele yağmur değil; risk yönetimi oluşturmamak ve afet gelmeden tedbir almamaktır."







"Somali'ye Milyarlar, Havza'ya 50 Milyon TL"
 
Türkiye'de vatandaşların sel, geçim derdi, borç ve üretim kriziyle boğuştuğu bir dönemde toplumun sürekli yapay gündemlerle meşgul edildiğini savunan Doç. Dr. Kepekçi, bütçe ve yardım politikalarındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Hükümetin dış yardımları ile yerel afet bütçelerini kıyaslayan Kepekçi, çarpıcı veriler paylaştı:
 
Somali'ye açıklanan yardım: Yaklaşık 30 milyon dolar
 
Havza'ya taahhüt edilen ilk destek: Yaklaşık 50 milyon TL.







Salgın hastalık riski kapıda!
 
Afet sonrasındaki sürecin sadece maddi hasarlarla bitmediğini, ikinci bir kriz dalgasının kapıda olduğunu belirten Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, kanalizasyon taşmaları ve içme suyu kontaminasyonu (kirlenmesi) nedeniyle özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi enfeksiyon riski bulunduğunu hatırlattı.

BTP teşkilatlarının ilk andan itibaren sahada vatandaşların mağduriyetlerini takip ettiğini belirten Kepekçi, kalıcı çözümün merhum Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli'nde olduğunu ifade etti.







BTP'den Havza İçin 5 Acil Eylem Planı
 
Klasik sistemde sigortanın bile artık sadece yüksek gelirlilerin erişebildiği bir "lüks güvenlik" haline geldiğini söyleyen Kepekçi, Milli Ekonomi Modeli perspektifiyle acilen atılması gereken adımları şu şekilde özetledi:
 
1. Afet Bölgesi İlanı: Havza ilçesi vakit kaybetmeksizin resmi olarak afet bölgesi ilan edilmelidir.
 
2. Faizsiz Esnaf Desteği: Mağdur olan küçük esnafa faizsiz ve geri ödemesiz nakdi destek sağlanmalıdır.
 
3. Temel Afet Güvence Sistemi: Sosyal güvenliği piyasa şartlarına terk etmeyen, devlet destekli bir güvence sistemi kurulmalıdır.
 
4. Merkezi Altyapı ve Islah: Dere ıslahı ve altyapı çalışmaları yerel idarelerin bütçesine bırakılmamalı, merkezi planlamayla çözülmelidir.
 
5. Mobil Sağlık Ekipleri: Salgın ve kontaminasyon riskine karşı ilçede acilen mobil sağlık tarama ekipleri oluşturulmalıdır.
 
BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Havza halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek açıklamasını şu soruyla noktaladı: "Havza bugün aslında tüm Türkiye'ye soruyor: Biz hâlâ sorunların arkasından mı koşacağız, yoksa artık önceden tedbir alan bir devlet aklı mı inşa edeceğiz?"

ROK soruşturmasında yeni gelişme

Adana merkezli yürütülen ve 100 milyar TL'lik hacme ulaşan dev yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturması kapsamında İstanbul'da gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı hakkında ek gözaltı süresi verildi

15.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
ROK soruşturmasında yeni gelişme
ROK soruşturmasında yeni gelişme
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal suç operasyonlarından birinde sıcak bir gelişme yaşandı.

İstanbul'daki evinde yakalandıktan sonra soruşturmanın merkezi olan Adana'ya sevk edilen televizyon yorumcusu ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın gözaltı süresi adli makamlarca uzatıldı. Şüphelilerin emniyetteki sorgu süreçlerinin derinleştirilmesi ve devasa finansal verilerin incelenmesi amacıyla alınan bu karar doğrultusunda, Kütahyalı ve beraberindeki zanlıların adliyeye sevk edilmeden önce ek süre boyunca emniyette tutulacağı kesinleşti.

Toplu suç kapsamında ek süre kararı

Soruşturmayı yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında kamu görevlileri ve finans sektörü temsilcilerinin de bulunduğu organizasyonun "toplu suç" kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle yasal ek gözaltı süresi hakkını devreye soktu.

21 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısının yaklaşık 200 kişiyi bulması, ifade işlemlerinin ve çapraz sorguların tamamlanmasını geciktirdi. Hukukçular, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca toplu olarak işlenen suçlarda delillerin tam olarak toplanabilmesi amacıyla gözaltı süresinin en fazla 4 güne kadar uzatılabileceğini belirtmektedir.

MASAK kıskacında 100 milyar liralık trafik

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarıyla desteklenen soruşturma dosyası, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte profesyonel bir finansal suç mekanizması kurduğunu ortaya çıkardı. İncelemelerde, sistem üzerinden yaklaşık 100 milyar Türk Lirası ve 2 milyar dolar seviyesinde şüpheli para hareketinin yürütüldüğü tespit edildi.

Operasyonun odağındaki isimlerden biri olan Rasim Ozan Kütahyalı'nın ise elektronik para kuruluşları üzerinden şahsi hesaplarına 2022-2024 yılları arasında 35 milyon 201 bin 344 TL seviyesinde para girişi olduğu iddialar arasında yer alıyor.

"Bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz"

Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince sağlık kontrolü için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirilen Rasim Ozan Kütahyalı, burada kendisini görüntüleyen basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kütahyalı, hakkındaki iddialarla ilgili olarak "Bende öyle bir para hareketliliği yok, bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz" diyerek suçlamaları reddetti.

Dev şirketlere kayyum, milyonluk varlıklara el koyma

Soruşturmanın sadece şüphelileri değil, suç gelirlerinin aklandığı ticari yapıları da kapsadığı öğrenildi. Adli mercilerce alınan kararlar doğrultusunda:

• Suç gelirlerinin dolaşımında aracı olarak kullanılan 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu ve 1 döviz bürosuna kayyum atandı.

• Örgüt faaliyetleri kapsamında elde edildiği değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 lüks araç ve 3 tekneye el konuldu.

• Suçun finansal katmanlaştırma işlemlerine yardım ettiği gerekçesiyle 3 banka yöneticisi, 8 polis memuru ve 4 avukat gözaltına alınanlar arasında yer buldu.

• Finansal sistem içerisindeki hareketleri gizlemek amacıyla kurulan 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar sitesi erişime engellendi.

Gözaltı süresi uzatılan Rasim Ozan Kütahyalı ve diğer şüphelilerin, Adana Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerinin bitmesinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında Adana Adliyesi'ne sevk edilmeleri bekleniyor.

Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü

Öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı

15.05.2026 18:29:00
İhlas Haber Ajansı
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ın Saraykent ilçesinde öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı.






Kaza, Saraykent ilçesi Söğütlü köyü yakınlarında yaşandı. Şeref Şahin idaresindeki 66 ADL 198 plakalı öğrenci servisi henüz bilinmeyen nedenle yoldan çıkarak şarampole devrildi. İlk belirlemelere göre kazada sürücü, 2. sınıf öğrencisi Çınar Şahin ile 4. sınıf öğrencisi Zennure Özdemir olay yerinde hayatını kaybetti, 7 öğrenci ise yaralandı. Yaralı öğrenciler çevredeki hastanelere kaldırıldı.








Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan olay yerine giderek incelemede bulundu. Özkan yaptığı açıklamada, "Arkadaşlar, maalesef kazada iki öğrencimiz ve servis şoförümüz vefat etti. Servis aracı, okulumuzdan aldığı öğrencileri Söğütlü köyüne bıraktıktan sonra yukarı Çiçekli köyüne geri kalan öğrencilerimizi götürürken kaza yapıyor. Kazada 7 öğrencimiz yaralandı. Öğrencilerimizin genel durumları iyi. Bir öğrencimiz de kalça kırığı tespit edildi, arkadaşlar ona müdahale ediyorlar. İnşallah onlar için de geçmiş olsun diyelim. Vefat eden çocuklarımıza ve arkadaşımızın ailesine sabır diliyoruz. Allah rahmet eylesin, böyle kazaları bir daha göstermesin" ifadelerine yer verdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.