HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 EYLÜL 2021, CUMA

Üzerimizde menfî/değişmez emeller

19.05.2001 00:00:00
Delikanlılığa ilk adım attığım senelerde duyduğum şu sözü ömrüm boyunca unutmadım.

Bir Avrupalı ile bir Türk, kendi devlet adamları hakkında konuşuyorlarken, Avrupalı demiş ki,

- Sizin milletvekillerinizle bizimkiler arasında ne fark var söyleyeyim mi? Sizinkiler, öğrendiklerini gazeteden öğrenirler, bizimkilerse kitap okuyarak...

Şimdi düşünüyorum da yerden göğe kadar doğru ve haklı bir tespit...

Elbette gazete de okunmalı. Okunmamalı demek, zaten bizim açımızdan yazılarımızı da okumayın demek olur.

Okunmalı, çünkü gazete insanı günlük hadise ve taze yorumlardan haberdar eder.

O tamam da, bir de meseleyi enine boyuna öğrenmek var.

İşte bu, gazete değil kitap okumakla olur.

Gerçi, gazetelerde bazı meseleler hakkında seri yazılar çıkmıyor değil. Fakat o yeterli olamaz. Çünkü gazetelerde ona ayrılan yerler sınırlıdır.

Ayrıca, öğrenmemiz/bilmemiz icap eden her konu hakkında da seri yazılar yayınlanmıyor.

Yayınlansa bile, ömrü ancak bir gündür.

Kitap ise kalıcıdır.

Konular, kitaplarda enine boyuna sınırsız olarak işlenebilir.

Gazetelerde bu imkan tabii ki yoktur. Kitaplar, gazetelerin zıddına daha sonra müracaat etmek için saklanmaya müsaittir. Gazeteler için bu da zordur.

Bütün gazeteleri saklamak, arşivlemek herkes için mümkün olamıyor.

O halde...

Gelin değerli okuyucular, bir kötü huyumuzu, şu kötü alışkanlığımızı, şu kitap okumama hastalığımızı bırakalım.

Kendi meselelerimizi öğrenmek için TV seyretmek ve gazete okumak kolaylığına kaçmayalım...

TV ve gazeteden aldığımız bilgilerimizi, kitap okuyarak takviye edelim.

İstisnalar haricinde, koskoca bir millet olarak beyin açlığı içindeyiz. Yeni yapılan evlerde, villalarda, duvarlardaki yapma süs çiçeklerine varıncaya kadar her şey düşünülüyor da, bir kütüphane maalesef düşünülmüyor.

Bu ne demektir?

Başkaları okusun; biz de TV ve gazete vasıtasıyla onlardan öğrenelim demek mi?...

Bize ya yanlış bilgi aktarılıyorsa...

Kendimiz okuyup öğrenmez ve başkalarının verdiği bilgiyle kalırsak, onların yanlışlarını da kabule mecbur olmaz mıyız?

İnsan topluluklarının karnı ne kadar tok, sırtı ne kadar pek olursa olsun, eğer beyni aç ve boş ise, o kimselerin, istiklallerini muhafaza etmeleri de mümkün olamaz.

Biz bu topraklara Kars/Ani'den 1064'de girdik. 1071'de Malazgirt'te unutulmaz zaferimizi kazanarak, Anadolu'nun kapılarını açtık ve bunu tarih sahifelerine kazıdık. 4 sene sonra, yani 1064'te de Hıristiyanlığın en mukaddes merkezlerinden biri olan İznik'te atlarımızdan indik.

Hiç unutmayalım kiiii....

O günlerin acısı, Hıristiyan aleminin içinden hiç bir zaman çıkmamıştır.

Unutmuyorlar... Unutamıyorlar...

Şaşmaz gayeleri, bizi bu topraklardan çıkarıp, geldiğimiz yerlere yani Asya'ya geri göndermektir.

Göndermek değil sürmektir.

Süremezlerse öldürmektir.

Öldüremezlerse kendilerinden yapmaktır.

Kendilerinden yapamazlarsa, kendileri gibi düşündürmektir.

Piyer Lermit ile başlayan ve bazen 100.000 bazen 500.000 kişilik ordularla üzerimize saldırdıkları 8 haçlı seferlerinin tek hedefi bu, yani bizi topyekün Anadolu'dan atmaktı.

Haçlı seferleriyle, öldürebildiklerini öldürmüşlerdi...

Öldürdüklerinin torunları ve torunlarının torunları olan bizleri tamamen kazıyamadılar ama üzerimizdeki emelleri, hiç sarsılmadan durmaktadır.

"Şark meselesi" de "Milenyum" da Türkün/Müslüman Türkün ocağına incir ağacı dikmek istemenin başka adlarıdır...

Gayeleri bu olduğu ve bizi kendilerinden görmedikleri için Avrupa Birliği'ne almamakta kararlı oldukları halde, (AB'ye girmek bizim için faydalı da değil ya) kapılarında yalvartmaktan büyük zevk duymaktadırlar...

Anadolu'ya ayak basan biz Türkler hakkında, "Bunlar burada durmaz ilerlerler" diyorlardı, öyle de yaptık; İznik önlerine geldik.

"Bunlar Avrupa'ya da geçerler" diyorlardı, nitekim Süleyman Paşa komutasında geçtik...

"Bunlar Avrupa içlerine kadar da ilerlerler" diyorlardı, ilerledik de...

Bu ilerleyişlerimizin acısını taa içlerinde hissedenler, asırlardır bunun rövanşını almak için, daha doğrusu bu toprakları bizden geri almak için uğraşıp duruyorlar.

Osmanlının yıkılması, paylaşılması ve bugün Trakya, Ege, Doğu/Kars ve Güneydoğu'dan Türkiye'nin budanmak istenmesinin arkasında hep bu emeller, yani halledemezlerse Orta Asya'ya sürmek ideali yatmaktadır.

Yunan gazetelerinin bizden bahsederken, hep "Moğollar" dediğini biliyor musunuz?

Ey aziz okuyucu!

Eğer kitap okumazsan, okumaya devam etmezsen, bunları nereden bilip de tedbirini alacaksın!!!

Bundan sonra, faydalı kitapları okumaya devam edecek misin? Söz mü?
 
Ali Eren / diğer yazıları
- Alın size Avrupa'dan taze cevap / 16.03.2002
- Derviş'e ODTÜ'yü dar etmek / 02.03.2002
- Bayram sonrası düşünceleri / 26.02.2002
- Artık açıkça "ha kilese ha câmi" diyebiliyorlar / 16.02.2002
- Müfsidi Kebir (Büyük Fesatçı) / 13.02.2002
- Bir maskara / 12.02.2002
- Tarihe ve zihinlere bir-iki hatıra kaydı / 09.02.2002
- Başbakanlığı al, neyi ver? / 02.02.2002
- Papa'nın davet etmemesine üzülünür (!) / 26.01.2002
- Bizi, onlarca sene dinsiz tanıtmışlar / 19.01.2002
- Bu işe Amerika ne diyor? / 12.01.2002
- AB=Elma şekeri içindeki zehir / 05.01.2002
- Hedef, yılbaşını 2000 yılından itibaren kutlamaktı / 01.01.2002
- İşte işin boyutu / 29.12.2001
- Damad-ı Şehriyârîden inciler / 22.12.2001
- Bayramda hangi vazifeler var? / 15.12.2001
- Kadir Gecesinde ibâdete hazır mıyız? / 08.12.2001
- "Küreselleşme, İslam Dünyası ve Türkiye" / 01.12.2001
- Cennette âile hayatı var mı? / 24.11.2001
- Ramazan, iftar ve Sahur / 17.11.2001
- İngilizleri de memnun eden parti / 10.11.2001
- Cennet nerede kurulacak? / 03.11.2001
- "İnşallah ... akıllanmıştır" / 27.10.2001
- Bir saldırıyla açığa çıkan gerçekler / 20.10.2001
- Mirac Kandili ve vazifelerimiz / 13.10.2001
- Ramazan'a daha vardı halbuki / 06.10.2001
- Tavırlarına bak dinlerini anla / 29.09.2001
- ABD-Üsâme bin Ladin savaşı / 22.09.2001
- Amerika'nın geleceği / 15.09.2001
- Okullar açılıyor ya / 08.09.2001
- Mossad ajanları ve TL hutbesi / 01.09.2001
- Düşmanlarımızın bize bakışı ve planları / 26.08.2001
- İkaamet ve yarım / 18.08.2001
- Yahudiler ve İğneli Fıçı / 11.08.2001
- Su hatırlatması / 05.08.2001
- Hükümetçilik mi oynuyoruz? / 28.07.2001
- Bunlarla olmuyor vesselam / 21.07.2001
- Adı konulmamış savaş / 14.07.2001
- Laf değil hizmetse, işte bu... / 30.06.2001
- Kökü mâzide olan âtî olmak / 23.06.2001
- Dinlerarası diyalog ve hoşgörü histerisi / 16.06.2001
- Müslüman kadınlar kimlerle evlenebilirler? / 09.06.2001
- 29 Mayıs hüznü / 26.05.2001
- Üzerimizde menfî/değişmez emeller / 19.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

19.05.2000, 19.05.1999, 19.05.1998, 19.05.1997, 19.05.1996, 19.05.1995, 19.05.1994, 19.05.1993, 19.05.1992, 19.05.1991, 19.05.1990, 19.05.1989, 19.05.1988, 19.05.1987, 19.05.1986, 19.05.1985, 19.05.1984, 19.05.1983, 19.05.1982


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.