Bakın Atatürk ne diyor:
"Ulusumuzun suçu baylar, merkez hükümetin işleri ile Avrupa'nın namusuna aşırı güven göstermiş olmasıdır. İşte bu suçtan dolayı kendi değerini, niteliğini, erdemlerini unutturmak kertesine düşmüştür". (Söylev-Belgeler. Cilt III. Sayfa 1733)
"Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için; mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi, bir takım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir şeyi kaydetmemiştir. (TBMM 6 Mart 1922 konuşması.)
Bu sözler Atatürk'ün Avrupa ve batı hakkında düşündüklerini yeterince açık ifade etmiyor mu? Bu sözler Atatürk'ün "batıcı değil ama batılı" olduğunu anlatmıyor mu? Atatürk batı ile, onun kucağına oturarak değil, boğazına çöküp kanırtarak işbirliğine gitmemiş midir?
Fakat bakın "Altan ve Şürekâsı" şirketinin en küçük ortağı Profesör Mehmet Altan "Atatürkçü Genelkurmay AB'ye karşı mı ?" başlıklı yazısında ne diyor: (07.06.2002)
"Kısacası Genelkurmay, demokratikleşmeden ve AB kriterlerinden yana olan TÜSİAD ile hem fikir değil.Halbuki Genelkurmay en şampiyon Atatürkçü kurum değil mi? Sittin senedir bize Atatürkçülük modernleşme, batılılaşma olarak takdim edilmedi mi? Madem ki iman olarak benimsedikleri ideoloji, Batı'yı Kâbe olarak kabul ediyor, o halde neden 'muassır medeniyet' ilkelerine karşı tavır alıyorlar? Ayrıca neden seksen yıllık Atatürkçü Cumhuriyet, AB standartlarından dört bin noktada geri kaldı? Burada ciddi sorgulanması gereken bir çarpıklık var. Halka başöğretmenlik yaparak ülkenin patronluğuna soyununca batılı; ama gerçek batı standartları gündeme gelince alabildiğine şarklı olunması doğal mı? Bu gerçek demokratik bir ülkede görülmeyecek kadar militarist bir zihniyetle yönetilen ülkede kazanılan pozisyonların kaybedilme korkusu mu?Yıllardır bize batılılık ve modernleşme konusunda yalan mı söylendi? Bu halka tepeden bakma için bir bahane miydi? Atatürkçülük şimdi AB'ye tavır almak ve on yıl önceki kriterlere muhalefet etmek anlamına geliyorsa, bize niye başka türlü takdim edildi? Biz gerçekten batılı ve modern bir ülke miyiz, yoksa silahlı bürokrasinin egemenliğinde kavrulan talihsiz bir toplum muyuz? Bu soruların cevapları açıkça ortaya çıkmalı. Genelkurmay Avrupa karşıtı mı değil mi? Sekiz günde bir değişen tavır yerine bunu net ve kesin olarak, bir kereliğine açıklamalı. Şimdiki son pozisyonunda, MHP yanında tavır almış görünmekte. Bunun Atatürkçülük ile bağlantısının izahını da bilmek hepimizin hakkı.
Sözü yine Atatürk'e bırakmaya ne dersiniz?
"Seyrek olmakla birlikte üzüntüyle işitiyoruz ki, ulusunun tarihini okumamış ya da ulusal duygudan yoksun kalmış olması gereken kimi kişiler, yabancıların bize karşı ortaya attıkları suçlamaları reddetmedikten başka, bir de ülkelerini, uluslarını özürlü göstermekten çekinmiyorlar... Bu gibilere lânet." ( Nutuk-Belgeler. Cilt III Sayfa 220)
"Bizi amacımıza ulaşmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf vardır. O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir." (17.3.1923 Mersin. Söylev ve Demeçler. II. Sayfa 129)
Ve Atatürk'ün ordu, Türk Ordusu ve onun komuta heyeti hakkında söyledikleri:
"Bütün tarih bize gösteriyor ki milletler yüksek hedeflerine erişmek istediği zaman bu coşkuları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir ayrılık bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk milleti ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek millî ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür. Bunun içindir ki Türk Milleti, tehlikelere karşı elinde kılıç yürümeğe hazır bulunan kahraman çocuklarına derin güven beslemiştir. Ve bu güveni daima besleyecektir. Bundan sonra da Türk milletinin yüce idealinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlâtları hep önde gidecektir. Bu gün Türk milleti, başardığı her hayati şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusuna kumanda eden öz evlâtlarından kurulu subaylar topluluğunu, yüksek kumanda kurulunu görmektedir. Millet ve kahraman çocuklarından meydana gelen ordu, o derece birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örneği pek seyrektir. Bu millî görüş ile daima övünebiliriz." (Ayın Tarihi.1931 Sayı 84-85. Sayfa 7291)
Bu yazıda Atatürk, batı, asker ve "aydın" Altan'ların ayrı ayrı koordinatlarını tespit ettik. Bizce askerin AB'ye karşı olan bu günkü tavrı ve konumuyla, Altan biraderler ve benzerlerinin konumları tam da Atatürk'ün tarif ettiği noktada.. Fazla söze hâcet mi var?
Atatürk bir şey daha söylüyor: "Memleketimizin ellide bir değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız. " (1920. Söylev ve Demeçler II: Sayfa 435)
Evet ben ise, işte tam bu noktadayım. Son tepenin en son zirvesine çıkmayı göze almış durumdayım. Bu memleketi ne sokakta bulduk, nede 30 kupona "çok satılan basın"ın promosyonlarından aldık.
Ferman Avrupa Birliği'nin ise dağlar bizimdir.
"Ulusumuzun suçu baylar, merkez hükümetin işleri ile Avrupa'nın namusuna aşırı güven göstermiş olmasıdır. İşte bu suçtan dolayı kendi değerini, niteliğini, erdemlerini unutturmak kertesine düşmüştür". (Söylev-Belgeler. Cilt III. Sayfa 1733)
"Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için; mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi, bir takım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir şeyi kaydetmemiştir. (TBMM 6 Mart 1922 konuşması.)
Bu sözler Atatürk'ün Avrupa ve batı hakkında düşündüklerini yeterince açık ifade etmiyor mu? Bu sözler Atatürk'ün "batıcı değil ama batılı" olduğunu anlatmıyor mu? Atatürk batı ile, onun kucağına oturarak değil, boğazına çöküp kanırtarak işbirliğine gitmemiş midir?
Fakat bakın "Altan ve Şürekâsı" şirketinin en küçük ortağı Profesör Mehmet Altan "Atatürkçü Genelkurmay AB'ye karşı mı ?" başlıklı yazısında ne diyor: (07.06.2002)
"Kısacası Genelkurmay, demokratikleşmeden ve AB kriterlerinden yana olan TÜSİAD ile hem fikir değil.Halbuki Genelkurmay en şampiyon Atatürkçü kurum değil mi? Sittin senedir bize Atatürkçülük modernleşme, batılılaşma olarak takdim edilmedi mi? Madem ki iman olarak benimsedikleri ideoloji, Batı'yı Kâbe olarak kabul ediyor, o halde neden 'muassır medeniyet' ilkelerine karşı tavır alıyorlar? Ayrıca neden seksen yıllık Atatürkçü Cumhuriyet, AB standartlarından dört bin noktada geri kaldı? Burada ciddi sorgulanması gereken bir çarpıklık var. Halka başöğretmenlik yaparak ülkenin patronluğuna soyununca batılı; ama gerçek batı standartları gündeme gelince alabildiğine şarklı olunması doğal mı? Bu gerçek demokratik bir ülkede görülmeyecek kadar militarist bir zihniyetle yönetilen ülkede kazanılan pozisyonların kaybedilme korkusu mu?Yıllardır bize batılılık ve modernleşme konusunda yalan mı söylendi? Bu halka tepeden bakma için bir bahane miydi? Atatürkçülük şimdi AB'ye tavır almak ve on yıl önceki kriterlere muhalefet etmek anlamına geliyorsa, bize niye başka türlü takdim edildi? Biz gerçekten batılı ve modern bir ülke miyiz, yoksa silahlı bürokrasinin egemenliğinde kavrulan talihsiz bir toplum muyuz? Bu soruların cevapları açıkça ortaya çıkmalı. Genelkurmay Avrupa karşıtı mı değil mi? Sekiz günde bir değişen tavır yerine bunu net ve kesin olarak, bir kereliğine açıklamalı. Şimdiki son pozisyonunda, MHP yanında tavır almış görünmekte. Bunun Atatürkçülük ile bağlantısının izahını da bilmek hepimizin hakkı.
Sözü yine Atatürk'e bırakmaya ne dersiniz?
"Seyrek olmakla birlikte üzüntüyle işitiyoruz ki, ulusunun tarihini okumamış ya da ulusal duygudan yoksun kalmış olması gereken kimi kişiler, yabancıların bize karşı ortaya attıkları suçlamaları reddetmedikten başka, bir de ülkelerini, uluslarını özürlü göstermekten çekinmiyorlar... Bu gibilere lânet." ( Nutuk-Belgeler. Cilt III Sayfa 220)
"Bizi amacımıza ulaşmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf vardır. O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir." (17.3.1923 Mersin. Söylev ve Demeçler. II. Sayfa 129)
Ve Atatürk'ün ordu, Türk Ordusu ve onun komuta heyeti hakkında söyledikleri:
"Bütün tarih bize gösteriyor ki milletler yüksek hedeflerine erişmek istediği zaman bu coşkuları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir ayrılık bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk milleti ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek millî ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür. Bunun içindir ki Türk Milleti, tehlikelere karşı elinde kılıç yürümeğe hazır bulunan kahraman çocuklarına derin güven beslemiştir. Ve bu güveni daima besleyecektir. Bundan sonra da Türk milletinin yüce idealinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlâtları hep önde gidecektir. Bu gün Türk milleti, başardığı her hayati şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusuna kumanda eden öz evlâtlarından kurulu subaylar topluluğunu, yüksek kumanda kurulunu görmektedir. Millet ve kahraman çocuklarından meydana gelen ordu, o derece birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örneği pek seyrektir. Bu millî görüş ile daima övünebiliriz." (Ayın Tarihi.1931 Sayı 84-85. Sayfa 7291)
Bu yazıda Atatürk, batı, asker ve "aydın" Altan'ların ayrı ayrı koordinatlarını tespit ettik. Bizce askerin AB'ye karşı olan bu günkü tavrı ve konumuyla, Altan biraderler ve benzerlerinin konumları tam da Atatürk'ün tarif ettiği noktada.. Fazla söze hâcet mi var?
Atatürk bir şey daha söylüyor: "Memleketimizin ellide bir değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız. " (1920. Söylev ve Demeçler II: Sayfa 435)
Evet ben ise, işte tam bu noktadayım. Son tepenin en son zirvesine çıkmayı göze almış durumdayım. Bu memleketi ne sokakta bulduk, nede 30 kupona "çok satılan basın"ın promosyonlarından aldık.
Ferman Avrupa Birliği'nin ise dağlar bizimdir.
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
- Ekonomi, İslam ve Rusya / 01.04.2006
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
- Küresel aktörler, bölgesel piyonlar / 20.12.2005
- 'Namkör' kedi / 16.07.2002
- Cılkı çıkan siyaset / 15.07.2002
- İsmail Cem'in sakladıkları / 14.07.2002
- Cem fotoğrafları / 13.07.2002
- Vitesten atan siyaset / 12.07.2002
- Freni patlayan siyaset / 11.07.2002
- "Nankör kedi" / 10.07.2002
- "Bindir bir alamete" politikası / 09.07.2002
























































