logo
05 ARALIK 2025


Yönünü kaybeden siyaset

11.11.2025 00:00:00
Siyasette karşılıklı restleşmelerle giden süreç, siyasi ortamı her geçen gün daha da geriyor.

Kamplaşmalar belirginleşiyor; herkes kendi tarafına daha da bağlanıyor, adeta kendi söylemini irdelemeden kabul edip o yönde mücadele veriyor. Fanatik bir tutum.

Zaten ne kaybettiysek bu fanatiklikten kaybettik.

Ne oldu bize?

Eskiden olsa yer yerinden oynatacak meseleler bugün neredeyse sıradanlaştı.

Artık Türkiye'de hiçbir şey gerçekten "büyük bir olay" haline gelmiyor.

Üstelik ortada gizli ya da erişilmez bir bilgi de yok; devlet kayıtlarından kolayca ulaşılabilecek belgelerden söz ediyoruz.

Böyle bir dönemde böylesine açık bir hata gerçekten yapılabilir mi, yoksa bilinçli bir rahatlık mı söz konusu?

Ne olursa olsun, net olan şu: Türkiye'de artık hiçbir gelişme toplumsal bir yankı uyandırmıyor.

Oysa geçmişte çok daha ciddi olaylar yaşanır, kamuoyu ayağa kalkar, sonuç alınırdı;

bugünse sessizlik, neredeyse alışkanlığa dönüştü.

Burada önemli olan ne biliyor musunuz?

Bu tartışmalar devlet kurumlarına aidiyeti ve güveni sarsıyor.

Başta adalet kurumları olmak üzere güven ciddi şekilde zedelenmiş durumda.

Bugün geldiğimiz noktada yalnızca siyasi davalarda değil, insanların kendi özel davalarında bile artık yargıya güven azaldı.

Devlet kurumlarına duyulan güven de zayıflıyor.

Ve bu durum yalnızca bugünün sorunu değil; ülkenin geleceğini tehdit eden bir tablo.

Çünkü toplum, devlete olan güvenini kaybetmeye başladığında, geçmişini de geleceğini de kaybeder.

Bu güven kaybı, uzun süredir biriken kurumsal erozyonla birleşiyor.

ASAL Araştırma Şirketi'nin Haziran 2025'te yaptığı ankete göre, katılımcıların %24,9'u "hiçbir kuruma güvenmiyorum" yanıtını verdi.

Belediyelere güven oranı %1,6; TBMM'ye %8,1; Cumhurbaşkanlığı'na ise yalnızca %8,3.

Benzer şekilde Türkiye Raporu'nun 2022 çalışması da yargı, medya ve yerel yönetimlere güven oranlarının belirgin biçimde gerilediğini ortaya koymuştu.

Bu tablo yalnızca kurumlara değil, sistemin bütününe yönelik bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.

MEŞRUİYETİN KAYNAĞI NEREDE?

Bir de olaya başka bir açıdan bakalım. Ben artık hükümetin derdinin "muhalefet şöyle dedi, böyle dedi" olmadığını düşünüyorum.

Vatandaştan gelecek tepkilere de kulak tıkandığı kanaatindeyim.

Kısa bir süre önce ABD'de verilen mesajlar, Mısır'da yayılan fotoğraflar ortada.

Artık yöneticilerimiz için meşruiyetin kaynağı millet değil.

Meşruiyet arayışı başka merkezlerde.

Örneğin Tom Barrack'ın açıklamasını hatırlayalım:

"Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi'nden Akdeniz'e kadar bir iş birliği göreceksiniz."

Bu cümledeki Hazar ve Akdeniz vurgusu, aslında yeni küresel dizaynın haritasıdır.

Millet ne dertte, Barrack ne dertte.

Ama belli ki öncelikler değişti.

Bugün dünyada elit bir kesim yönetiminde tek merkezli bir düzen kuruluyor.

Ne yazık ki idarecilerimiz de bu düzene "evet" diyenler arasında.

Üstelik Cumhur İttifakı'nın tüm bileşenleriyle birlikte bu rotaya girmiş durumda.

Bu nedenle, Barrack'ın sözleri gibi açıklamalar artık yalnızca diplomatik mesajlar değil; meşruiyetin kimden alındığını gösteren işaretlerdir.

KÜRESEL VATANDAŞLIK: YENİ DÜZENİN PAROLASI MI?

Daha önceki "Küresel Vatandaşlık" başlıklı yazımda da vurgulamıştım:

Dünya, "uluslararası göç" ve "kimlik erozyonu" üzerinden yeniden tanımlanıyor.

Castles ve Miller'ın (2003) ifadesiyle, "Uluslararası göç, dünyanın her yerinde siyaseti ve toplumları yeniden şekillendiren ulus-aşırı bir devrimin parçasıdır."
(Kepekçi Ali Bestami, Küresel Vatandaşlık)

Bugün yaşadığımız dönüşüm, sadece sınırların değil, aidiyetin de silinmesiyle ilgilidir.

Küresel sistem artık "devlet" değil, "ağ" mantığıyla işliyor.

Devletler, birer ruhsuz organizasyona, bir başka ifadeyle "Dünya Birleşik Devletleri"nin taşeron şubelerine dönüşüyor.

Siyaset kurumu ve bürokrasi bu süreçte sadece verilen görevleri yerine getiriyor; gerisi boş laflardan ibaret kalıyor.

Türkiye'nin de bu düzenin bir parçası hâline gelmesi, egemenlik kavramını tartışmalı kılıyor.

Eğer siyaset, meşruiyetini milletten değil merkezlerden alırsa, o zaman "küresel vatandaşlık" söylemi, "ulusal kimliğin son perdesi" haline gelir.

AHKÂM-I HATİME

Bugün Türkiye'nin önündeki soru artık nettir:

Ulusal egemenlik mi, küresel uyum mu?

Kurumlara güvenin zayıfladığı, siyasetin yönünü kaybettiği bir dönemde bu soruya verilecek cevap, sadece bugünü değil, geleceği de belirleyecek.

Unutmayalım:

"Küresel vatandaşlık" kulağa modern gelebilir,

ama içinde milletsiz bir insan, egemensiz bir devlet, ruhsuz bir dünya barındırır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
Pembe tablo çizdi
'Enflasyon düşüyor, düşmeye devam edecek'
Büyük kongre Pazar günü
'İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz'
Bürokratlara zam kararına tepki
'Dar gelirli sürünüyor böyle olmaz'
Bahis ve şike soruşturması
Futbolcular, hakemler, başkanlar, yorumcular..!
Futbolda bahis skandalında yeni dalga operasyon
Ahmet Çakar, çok sayıda profesyonel futbolcu ve yönetici gözaltında
Mersin'de maaşlarını alamayan işçiler, adliye önünde toplandı
Bazı çalışanları müstehcen fotoğraflarla tehdit etmişler
11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi
Kovid 19 düzenlemesi onaylandı
İsrail hükümetinin Gazze'de kirli planları
Suç örgütü lideri Ebu Şebab'ı desteklemiş
BM'den 'Ukrayna savaşı' açıklaması
"Ateşkese yakın olduğumuzu hissetmiyoruz"
Suriye ile SDG çatıştı
Entegrasyon olacaksa çatışma niye?
Yeni vergi düzenlemeleri TBMM'de kabul edildi
Tapuda eksik harç ödeyen yandı!
Adliyedeki skandal soygununun görüntüleri ortaya çıktı
Emanetteki altınları market arabasıyla götürmüş
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Emanete riayet
Teröristbaşıyla ne konuştular?
Tutanak özeti komisyonda okundu
Samsun'da akaryakıt istasyonu faciası davası başladı
Baba ve 2 kızı hayatını kaybetmişti
Pembe tablo çizdi
'Enflasyon düşüyor, düşmeye devam edecek'
Büyük kongre Pazar günü
'İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz'
Bürokratlara zam kararına tepki
'Dar gelirli sürünüyor böyle olmaz'
Bahis ve şike soruşturması
Futbolcular, hakemler, başkanlar, yorumcular..!
Futbolda bahis skandalında yeni dalga operasyon
Ahmet Çakar, çok sayıda profesyonel futbolcu ve yönetici gözaltında
Mersin'de maaşlarını alamayan işçiler, adliye önünde toplandı
Bazı çalışanları müstehcen fotoğraflarla tehdit etmişler
11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi
Kovid 19 düzenlemesi onaylandı
İsrail hükümetinin Gazze'de kirli planları
Suç örgütü lideri Ebu Şebab'ı desteklemiş
BM'den 'Ukrayna savaşı' açıklaması
"Ateşkese yakın olduğumuzu hissetmiyoruz"
Suriye ile SDG çatıştı
Entegrasyon olacaksa çatışma niye?
Yeni vergi düzenlemeleri TBMM'de kabul edildi
Tapuda eksik harç ödeyen yandı!
Adliyedeki skandal soygununun görüntüleri ortaya çıktı
Emanetteki altınları market arabasıyla götürmüş
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Emanete riayet
Teröristbaşıyla ne konuştular?
Tutanak özeti komisyonda okundu
Samsun'da akaryakıt istasyonu faciası davası başladı
Baba ve 2 kızı hayatını kaybetmişti
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.