logo
05 ŞUBAT 2026

2026 daha zor bir yıl mı olacak? Küresel tablo ne söylüyor, Türkiye nerede duruyor?

29.12.2025 00:00:00
İtalya Başbakanı'nın 2026 yılına dair yaptığı ve kamuoyuna "daha zor bir dönem" beklentisi olarak yansıyan değerlendirme, yalnızca İtalya'nın iç gündemine sıkıştırılabilecek bir açıklama değil. Bu sözler, son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde giderek daha sık dile getirilen ortak bir kaygının özeti gibi duruyor. Küresel sistem, uzun süredir alışık olduğumuz dengelerden uzaklaşıyor ve bu durum, ülkeleri geleceğe dair daha temkinli konuşmaya zorluyor.
 
Bugün dünya, eski düzenin çözüldüğü ancak yerine yenisinin henüz oturmadığı bir geçiş sürecinden geçiyor. Küreselleşmenin ivme kaybetmesi, ticaret yollarının yeniden şekillenmesi ve ülkelerin daha içe dönük politikalar izlemesi bu sürecin belirgin işaretleri arasında. Büyük ekonomiler bile bu belirsizlikten etkilenirken, orta ölçekli ve gelişmekte olan ülkeler için tablo daha dikkatle yönetilmesi gereken bir hal alıyor.
 
Avrupa özelinde bakıldığında, ekonomik yavaşlama ve toplumsal baskılar öne çıkıyor. Enflasyonla mücadele politikaları, kamu maliyesi üzerindeki yükler ve enerji maliyetleri, kıtanın genelinde hissedilen ortak sorunlar haline gelmiş durumda. İtalya gibi sanayi, hizmet ve turizm ağırlıklı ekonomiler, bu baskıları daha yoğun yaşıyor. Bu nedenle 2026'ya dair yapılan "zor yıl" vurgusu, sürpriz olmaktan çok mevcut gidişatın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
 
Ancak mesele yalnızca Avrupa ile sınırlı değil. Küresel ölçekte enerji arzı, gıda güvenliği ve tedarik zincirleri kırılgan bir yapı sergiliyor. İklim değişikliğinin etkileri, tarım üretimini ve lojistik maliyetleri doğrudan etkilerken, jeopolitik gerilimler ekonomik kararları daha karmaşık hale getiriyor. Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, istikrar kavramını her zamankinden daha değerli kılıyor.
 
Bu küresel tablo içinde Türkiye'nin konumu, ayrı bir başlıkta ele alınmayı hak ediyor. Türkiye, bulunduğu coğrafya gereği küresel gelişmelerden hızlı etkilenen bir ülke. Avrupa'daki ekonomik durgunluk, ihracat kanalları üzerinden Türkiye'ye yansıyabiliyor. Enerji fiyatlarındaki oynaklık, dış ticaret dengesi ve üretim maliyetleri üzerinde belirleyici olabiliyor. Bölgesel gelişmeler ise güvenlikten turizme kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.
 
2026'ya giderken Türkiye açısından bazı riskler kadar önemli fırsatlar da bulunuyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bir dönemde, üretim ve lojistik merkezi olma potansiyeli Türkiye için ciddi bir avantaj sunuyor. Sanayi altyapısı, ulaşım ağları ve iş gücü kapasitesi, doğru yönlendirmelerle bu süreçte daha etkin kullanılabilir.
 
Enerji alanında yaşanan dönüşüm de Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir başlık. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim, uzun vadede maliyetlerin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Bu alan, sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve çevresel bir önem taşıyor. 2026 sonrasını planlayan ülkeler için enerji politikaları, artık ertelenebilir bir konu olmaktan çıkmış durumda.
 
Belirsizlik dönemlerinde ülkeler, sahip oldukları kaynakların yanı sıra sundukları öngörülebilirlik ve istikrar algısıyla da değerlendiriliyor. Uluslararası yatırımcılar, ticaret ortakları ve finans çevreleri, uzun vadeli planlarını bu çerçevede şekillendiriyor. Türkiye'nin de küresel beklentileri dikkate alan, esnek ve uzun vadeli bir perspektifle hareket etmesi, önümüzdeki yıllar açısından önem taşıyor.
 
Burada altı çizilmesi gereken nokta şu: 2026'ya dair yapılan olumsuz değerlendirmeler birer kehanet değil. Bu açıklamalar, mevcut ekonomik ve siyasi göstergelerin doğal bir sonucu olarak görülmeli. Pek çok ülkede benzer kaygıların dile getirildiği bir dönemde, bu tür uyarılar daha çok dikkat çekme ve hazırlık çağrısı niteliği taşıyor.
 
Türkiye açısından mesele, küresel dalgalanmaların dışında kalmak değil; bu dalgalanmaları doğru okuyarak denge kurabilmek. Ticarette çeşitlilik, enerji kaynaklarında denge, bölgesel iş birlikleri ve ekonomik esneklik, önümüzdeki yılların belirleyici başlıkları olarak öne çıkıyor.
 
Sonuç olarak, İtalya Başbakanı'nın 2026 vurgusu, yalnızca bir ülkenin geleceğine dair bir değerlendirme olarak değil, küresel sistemin geldiği noktaya dair bir işaret olarak okunmalı. Dünya zor bir döneme doğru ilerlerken, hazırlıklı olan ülkeler ile bu süreci izlemekle yetinenler arasındaki fark daha görünür hale gelecek gibi duruyor.
 
2026 gerçekten daha zor bir yıl mı olacak? Bu sorunun yanıtı, bugünden yapılan tercihlerde ve atılan adımlarda saklı. Türkiye için de asıl mesele, küresel belirsizliklerin arttığı bir dünyada bu süreci doğru okuyabilmek ve dengeyi koruyarak yol alabilmek.
 
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.