Dünya bir kez daha enerji krizinin gölgesinde. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahaleleri, Hürmüz Boğazı'nda tansiyonu artırdı ve petrol piyasalarını dalgalandırdı. Görünürde amaç bölgesel güvenliği sağlamak. Ama perde arkasında en kazançlı çıkan isim, şaşırtıcı bir şekilde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin oluyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün büyük kısmının geçtiği kritik bir su yolu. Buradaki aksama, fiyatları anında yukarı çekiyor. Şubat 2026 sonunda başlayan ABD‑İsrail‑İran gerilimi ile birlikte tankerler rotalarını değiştirmek zorunda kaldı ve bazı ülkeler petrol ihracatını kısıtladı. Sonuç: Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri, yani günlük 20 milyon varil, piyasadan çekildi.
Buna paralel olarak, Brent petrolün varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarak 2022'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Petrol fiyatlarındaki bu ani yükselişten en çok kazanç sağlayan ise Rusya oldu. Moskova, artan fiyatlar ve Hindistan ile Çin'e yapılan satışlar sayesinde günlük yaklaşık 150 milyon dolar ek gelir elde ediyor. Analistler, Rusya'nın bu durumdan milyarlarca dolarlık "beklenmedik kar" (windfall) elde ettiğini belirtiyor. Bu gelirler Kremlin'in bütçesini güçlendirirken, Putin'in uluslararası ve iç politikadaki pozisyonunu da sağlamlaştırıyor.
Peki halk bu durumdan nasıl etkileniyor? Ne yazık ki kaybedenler sıradan insanlar. Benzin, elektrik ve gıda fiyatları yükseliyor. Nakliye ve lojistik maliyetleri artıyor. Savaş ve yaptırımların olumsuz etkileri, halkın cebine doğrudan yansıyor. Ama Kremlin'in kasası büyüyor. Tarih bize gösteriyor ki enerji krizleri, genellikle büyük kazananlar ve büyük kaybedenler yaratır. Şu anki tablo bunun canlı örneği.
Rusya'nın kazancının bir diğer nedeni ise stratejik konum ve üretim kapasitesi. Moskova uzun yıllar enerji altyapısını güçlendirdi. ABD ve AB yaptırımlarını kısmen gevşettiğinde, Rus petrolü hızla piyasaya dönebildi. Üstelik fiyatlar yüksek; yani satılan her varilden kazanılan para artıyor. Bu durum, savaş ve yaptırımların olumsuz etkilerini tersine çeviren bir kazanç mekanizması yaratıyor.
Enerji piyasası sadece petrol ve gazdan ibaret değil; küresel güç dengelerinin ve stratejilerin bir aynası. Bir bölgede yaşanan askeri operasyon, dünyanın dört bir yanındaki tüketiciyi etkileyebiliyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim, Avrupa ve Asya'da benzin fiyatlarına ve enerji maliyetlerine yansıyor. Ülkeler stratejik rezervlerini serbest bırakmak zorunda kalıyor, bu da piyasalarda dalgalanmayı artırıyor.
Sonuç olarak, enerji krizlerinin basit tarafı: Arz azalıyor, fiyatlar yükseliyor. Karmaşık tarafı: Kim kazanıyor, kim kaybediyor? ABD ve İsrail'in hamleleri İran'ı baskılıyor, petrol fiyatlarını yukarı çekiyor ve halkı zorluyor. Ama Putin kazançlı çıkıyor. Yükselen fiyatlar ve yaptırımların geçici gevşemesi, Rusya'nın kasasını dolduruyor. Bugün aynada gördüğümüz tablo net: Halk cebinden ödüyor, Kremlin kazanıyor. Bugün gördüğümüz tablo net: ABD, Avrupa ve Asya'daki tüketiciler cebinden ödüyor, Kremlin kazanıyor."
- Fransa: Afrika'da kaybedilen güç, Lübnan'da boşa çıkan fırsat / 19.03.2026
- Alexander Dugin'in perspektifinden İran Savaşı: Küresel dengenin değiştiği bir an / 18.03.2026
- Enerji ticareti ve para meselesi / 17.03.2026
- Putin kazançlı çıkıyor: Enerji krizinin perde arkası / 14.03.2026
- İran gündemi, Çin dengesi ve küçük bir ada Tayvan / 13.03.2026
- İran, Hindistan ve Pakistan: Bölgedeki yeni dengeler / 12.03.2026
- İran'dan Afganistan sınırına: Bölge yanarken Pakistan Taliban'ı neden kontrol edemiyor, Çin bu denklemde nerede? / 11.03.2026
- Trump'ın İran Savaşı: Güç gösterisi mi, siyasi kumar mı? / 10.03.2026
- Fay hatları kırılıyor: Dünya yeni bir savaşlar dönemine giriyor / 09.03.2026























































