logo
29 MAYIS 2026

"6+2+2 kararı rezalettir"

Kasımpaşa Teknik Direktörü Mustafa Denizli, 6+2+2 olarak değişmesi gündeme gelen yabancı kuralına tepki gösterdi. Tecrübeli teknik adam, "Artı kararı rezalet bir karardır. Tribüne neden transfer yaptırıyorsunuz? Direkt yabancı sayısını 10 deyin bitsin gitsin" dedi

08.04.2019 00:00:00
"6+2+2 kararı rezalettir"
"6+2+2 kararı rezalettir"
3 büyük kulübü şampiyon yapma başarısı gösteren, A Milli Takım'ın başında başarılara ulaşan, şu anda Kasımpaşa'nın başında bulunan Teknik Direktör Mustafa Denizli, çarpıcı açıklamalar yaptı. Eski golcüsü Diagne'nin Galatasaray'daki performansına değinerek sözlerine başlayan tecrübeli teknik adam, yıldız oyuncunun henüz özgüven kazanamadığını belirtti.

Kendilerinin de Diagne'den doğan boşluğu doldurmaya çalıştıklarını söyleyen Mustafa Denizli, "Bu oyuncunun yerine birini arıyoruz. Performansa bakıp bulduk desek 'Hocam yapma, tabloya bak' derler. Bulamadık henüz. Bu boşluğu farklı şekillerde kapatmaya çalışıyoruz. Esas olan şu; bir futbolcu gider, bir futbolcu gelir. Futbolcunun takım dediğimiz bu grupla doku uyuşmasının uyması gerekiyor. Diagne'nin Galatasaray'daki çalışma temposu belki bizden daha fazla. Ama bu durum, kendisinin başarılı olma şansını artırmıyor. Biz maalesef futbolcuyu her zaman bireysel olarak değerlendiriyoruz. Futbolda futbolcunun performansını bireysel olarak değerlendirdiğiniz zaman doğru sonuçlara varamazsınız. Futbolcuyu çevresiyle beraber değerlendirmeniz gerekir. Sağı, solu, arkası, önü, bu gibi ilişkiler yumağı futbolcuyu farklı kılar. Bizdeki ortamı Galatasaray'da bulamadı. Galatasaray'da o bölgelerde oynayan oyuncuların kalitesi, bizim futbolcularımızın kalitesinin altında mı? En kötü şartlarda eşitler. Ama saha içi dili dediğimiz faktör henüz Galatasaray'da oluşmadı ve Diagne bunun sıkıntısını yaşıyor. Daha büyük sıkıntı, bir futbolcu gündemi ve kamuoyunu bu konularla meşgul ederse, bu konularla ilgili bazı grupların beklentisini yukarıya çekerse, bu beklentilerin de karşılanmadığı 2-3 hafta geçerse, burada algılar değişmeye başlar. Bu durum, futbolcu üzerinde son derece olumsuz bir faktördür. Diagne bunu da yaşıyor olabilir. Bir futbolcu ister 20 yaşında olsun, ister 28-30 yaşında olsun bundan kurtulamaz. Dolayısıyla Diagne'yi izlerken onun adına da, ona bu kadar umut bağlayan ve bu kadar yatırım yapan takım adına da düşünüp üzülüyorum. Belli noktalarda çok iyi meziyetleri var ve bunu rahat kullanamıyor. Futbolcu güvenini kaybettiği zaman durum değişiyor. Dünya üzerinde kim olursanız olun, ister en büyük yıldız olun, isterse de son derece genç ve vasat bir futbolcu olun, hissettikleriniz ve yaşadıklarınız çok farklılık göstermez. Diagne bu rahatlığı hala bulamadı ve hala belki de soru işareti. Diagne güvenini kaybetti demeyelim kazanamadı diyelim" ifadelerini kullandı.

"Fatih Terim, Diagne'ye müthiş yardımcı oluyor"

Diagne'nin şu anda attığı gol sayısının, hiç gol atmaması halinde dahi gol krallığına yetebileceğini belirten Mustafa Denizli, "Biraz abartılı olur belki ama, Diagne bundan sonra hiç gol atmasa bile belki gol kralı olacak. Böyle bir lig yaşıyoruz. Ama çok ciddi beklentisi olan, ciddi maddi manevi yatırım yapılan bir futbolcu. Onu biraz tanıdığım için saha içinde neler hissettiklerini, koşarken, topla buluştuğu anda yakın çekimde vücut dilinden beynini okumaya çalışıyorum. Bazen Fatih hocamızla konuşuyoruz ve müthiş yardımcı olmaya çalışıyor Diagne'ye. Bu söylediklerimi o da bilen bir insan. Tecrübe dediğimiz faktörü, genç oyuncular üzerinde nasıl kullanacağını en iyi bilen insanlardan birisi. Buna rağmen çok kolay değil. Kim olursa olsun çok kolay değil. Bu tip beklentisi olan futbolcular bu sıkıntıyı yaşar. Yerini doldurabildik mi, henüz dolduramadık. Bizim yaptığımız transferler 20 yaş grupları. Takım ikinci yarıya kötü başlayınca, kendi adlarına 'Acaba bu sonuçlarda bizim de sebebimiz var mı?' diye düşünmeye başladılar. Bu sıkıntıyı yaşadık biz de. Daha tam çözemedik. Belli performans yükselmeleri oluyor ama tam çözemedik. Sonuçlar bize yardımcı olmadı. Sonuçlar düşündüğümüz paralelde gitseydi, belki bu oyuncuların tamamından istifade edecektik. Bu rahatlığı bulamadık ve dolayısıyla onlar adına ve bizim adımıza da şanssızlık oldu. Güven dediğimiz faktörün kaybedilmesi ya da kazanılması adına çok iyi oynayıp kaybettiğimiz maçlar oldu. Bunu bütün kamuoyu biliyor. Bu durum da bazen 'İyi oynasam da kazanamıyorum' düşüncesini yerleştiriyor. O zaman iyi oyunu da kaybedersiniz. Biz 3-4 haftalık periyotta bunu kaybettik ama sonrasında Allah'a şükür dönme şansımız oldu" diye konuştu.

"VAR sistemi adaleti sağlıyor ama önemli olan niyet"

Bu sezon başından itibaren uygulamaya koyulan VAR sisteminin artıları ve eksileriyle ilgili soruyu yanıtlayarak sözlerine devam eden Mustafa Denizli, "Her sistemin artıları ve eksileri vardır. VAR sisteminin karşılığı, adaletin kaybolmaması adına yapılan bir sistem. Futbol kesintiye uğramaması gereken bir oyundur ve mümkünse asgari pozisyonda kullanılmalı. Belki birçok maçın neticesi değişti bu sistem sayesinde. Türkiye'de bu sistemin gelmesini en çok isteyen kurumlardan birisi belki de hakemlik kurumuydu. Bir gün Cüneyt hocayla bir kurulda beraberdik. Sistem henüz gelmemişti ve fikrini sordum. "Ben insanım, hata yapabilirim. Bunun karşılığı benim yuvamın huzurunun kaçması mı, kişilik algılarımın bozulması mı ya da beni daha farklı düşüncelerle ortaya mı koymaları gerekiyor. Hata yapmayan insan olur mu?" dedi. Bunu söyleyen belki de dünyanın en iyi hakemlerinden birisi ve belki de birincisi. 'Aman hata yapmayayım' baskısı insana hata yaptırır. Yüzde 51 penaltıysa penaltı verilsin diye yazmıştı bir arkadaşımız. Şimdi burada yüzde 51 bile haktır. Ama bu sistem, bunu ortadan kaldıran ve adaleti sağlayan bir sistem. Bu durum büyük ölçüde telafi edildi ama sıfıra inmesi mümkün değil. Türkiye'nin aynı kalitedeki iki hakemine pozisyonları izletin, yüzde 15'inde farklı kararlar çıkar. Futbol yorum işidir. Pozisyon yorumlamasına gelirsek, ben pozisyonu hakemden iyi yorumlarım. Çünkü futbola saha içi ve dışında 50 yılımı vermişim. Bir insanın vücut dili, koşuyu ne için yaptığını sana gösterir. Mesela bir pozisyonda ben hakem olsam, oyuncu kırmızı kart görmesin diye, koşuşundan dolayı düdüğü çalarım. Bunu kırmızı kart görmemesi için çalmam aslında, gittiği adam sakatlanmasın diye çalarım. Ben uzun süre dünyanın en iyi hakemlerinden Marcus Merk'le program yaptım. Onunla anlaşamadığımız, onun haklı olduğu ya da benim haklı olduğun bir sürü pozisyon vardı. Hakem futbolun ruhunu saha içinde kaçırabilir. Çok iyi hakem olabilirsin ama bunu kaçırabilirsin. VAR sistemi adil bir sistem ama neticede birisi yorumluyor. Bizde bir laf vardır; öküzün altında buzağı aramak. Her öküzün altında buzağı aranır mı, böyle bir ülke olabilir mi? Niyet işte" açıklamasını yaptı.

"Hakemle didişmekten kırmızı kart rekortmeni oldum"

Türkiye'de hakemlerin eskiye göre olumlu anlamda çok iyi bir gelişim gösterdiğini sözlerine ekleyen Mustafa Denizli, "Ben Türkiye liglerinde 1968 yılında forma giyen gencecik bir çocuktum. O günden bugüne hakemlerimizde müthiş olumlu bir değişim var. Bu da güven faktörü olarak var. Bizim maçlarımızda hakemler bir ton hatalı karar veriyor. Ama asla ve asla kafasında başka bir düşünce olduğunu düşünmüyorum ve hata yaptı diyorum. Bizim oynadığımız zamandı böyle düşünmüyordum. Birçok kırmızı kart gördüm. Hayatımda rakiple didişmekten dolayı kırmızı kart görmedim ama kart rekortmeniydim. 22 tane kırmızı kart gördüm ben. Hepsi hakem kararıyla ilgili. Bu insanların birçoğunu yakinen tanıyorum. Hata yapıyorlar, yorumlamaları kötü, bazen yürekleri mangal gibi değil. Ama bunlar insani taraflar ve olabilir. Şu anda Türkiye'de, 'Ben bu maçı bu skorla bitireceğim' diyen hakem yok. O bakımdan rahatım. Hakem hatasından maç kazandık, maç kaybettik. Belki de şampiyonluk kaybettim ben ve bir gün olsun hakem önyargıyla maça çıktı demedim" dedi.

"Kimseye güvenmeyen kişi, kendisine güvenmiyordur"

Türkiye'de güven konusunda önemli bir sorun olduğunu ifade ederek hakemlerle ilgili düşüncelerini aktaran deneyimli teknik adam, "Bütün takımlar benim söylediğim faktörlerden şikayet edebilir. Kimse 'Bunun aklında bu var' demiyor. Türkiye'de maalesef güven dediğimiz faktör birçok insanda soru işareti. Ben 30 senedir bu mesleği yapıyorum. Çevremde bir sürü ekibim var. 30 yılda bir tek gün 'Acaba arkadan bir şey yer miyim' gözüyle bakmadım, düşünmedim. Çünkü onları ben seçtim. Bütün düşüncelerim doğru çıkmadı ama bunu yapıyorsam o yolda arkama bakmadan yürümeliyim ben. Güven dediğim budur. Biz; insanlara, hakemlere, ona, buna güvenmezsek, birinci derecede kendimize güvenmiyoruz demektir. Kendisine güvenmeyen insan başkasına güvenmez. Ben hayatım boyunca kendime güvendim. Önce kendi yapacağıma, ondan sonra bu düşüncelerimi benimle paylaşacak olan insanlara güven duygusuyla yaklaştım. Hepsinden aynı sonucu almadım ama neticede karar verici benim. Onlar da bu kasten yapmadı. Ben bir plan yapıyorum, en iyisi olabilir ama düşündüğün çalışmayı yapamayabilirsin. Ama güvenini kaybettiğin zaman yürüyecek yolun kalmamıştır. Hakeme güvenme, futbolcuya güvenme Kime güveneceğiz biz? Onun için benim hayatta edindiğim en önemli derslerden birisi budur" ifadelerini kullandı.

"Milli takımda başarı yerli teknik adamla gelir"

A Milli Takım'ın başına Şenol Güneş'in geçmesiyle ilgili olarak düşünceleri sorulan Mustafa Denizli, "Tercihler her zaman tartışılır. Bu durum genelde yerli yabancı üzerinden gidiyor. Kısa bir dönem vardı Lucescu geldiğinde. Sağolsun buraya bana da ziyarete geldi, saatlerce konuştuk kendisiyle. O zaman kısa dönem adına, kendi ülkemizden bir insan olsaydı, daha katkı sağlayıcı olabilirdi. Lucescu'nun kariyeri ve başarıları ortada ve son derece tecrübeli. Ama milli takımlarda, dünya üzerinde uluslararası platformda yabancı bir teknik adamla başarıya ulaşan tek bir ülke var, 2004 Avrupa Şampiyonası'nda şampiyon olan Yunanistan. Takımın başında Alman Otto Rehhagel vardı. Onun dışında Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'nda başarı getiren hep o ülkenin insanları oldu. Bu nedenle de Şenol hocanın takımın başına getirilmesi son derece yerinde bir karardır. Bu karar da insanlar üzerinde oluşan o gazı almıştır, bu bir gerçek. Ülke insanının milli takımla oluşan ilişkisi kopukluğa uğramıştı. Bu atmosfer olduğu zaman milli takım İstanbul'a döner" cevabını verdi.

"Milli takım maçında tribünler sadece kırmızı-beyaz olmalı"

A Milli Takım'ın artık İstanbul'a dönüp dönmemesi konusunda konuşan Mustafa Denizli, bu konuda özellikle karşılaşmaların oynanacağı periyoda bakılması gerektiğinin altını çizdi. Fransa karşılaşmasının Konya'da oynanacağını hatırlatarak sözlerini sürdüren Denizli, "Ama Fransa maçı ligler sona erdikten sonra oynanacak. Yani içeride mahalli bir rekabetin olmadığı dönemde oynanacak. Burada Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bir şampiyonluk yarışı içinde olsa ve bu tarihte İstanbul'da bir milli maç oynansa, o zaman soru işareti olur. Hangi statta oynanacak, hangi oyuncular kadroya dahil edilecek, hangi futbolculara daha yakın ilgi gösterilecek? Bu daha önce yaşandı ve bu nedenle söylüyorum bunu. O tarih itibariyle hem İstanbul'daki taraftarı milli takım odak olmak üzere toplayabilirdi hem de bu algıyı ortadan kaldırabilirdi. Lig bittikten sonra İstanbul'da oynanması problem değil. Problem lig devam ederken. 3 takımdan birisinin sahasında oynayacaksın, Olimpiyat Stadı, milli takım maçları için uygun değil. Milli takımı İstanbul dışına çıkaran ilk teknik adam benim. Bursa'ya maçları bu faktörden dolayı ben aldım. Bir de strateji dediğimiz bir faktör var. Türkiye'de şehirleri futbolla yatıp kalkan, futbolu çok seven ve destek grupları oluşturan şehirler; Bursa, Eskişehir, Trabzon ve biraz da artık milli maçlardan dolayı Konya. O zaman takımından en fazla beklentisi olan takım Bursa'ydı. Kendi takımından görmediği başarıyı bir takımın etrafında kenetlenerek yaşamak istiyordu ve bu da milli takımdı. Orada oynadığımız tüm maçlardan düşündüğümüz sonuçları aldık. Bu tercih, tesadüf değildi. İstanbul'da sezon içinde oynanan bir maçta insanımızın bir kısmının üzerinde Galatasaray forması, bir kısmının üzerinde Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor forması var. Bu milli takım. Milli takım forması tek. Bu rekabet öyle bir yere geldi ki, stada giderken, senin giydiğin formanın dışında başka bir forma giydiğin zaman irite oluyorsun. Milli takımın tek forması var, o da kırmızı beyaz. Milli takım maçlarında tribünlere bakıyorsun, en azı milli takım forması var. Forma bulamamak da federasyonun sorunu, satışa çıkarsınlar bu formaları. Bundan fazla taraftarı olan takım var mı Türkiye'de. 25 milyon, 15-20 milyon taraftar olan takımlar var. Bunun 82 milyon taraftarı var ve kulüpler gibi store yap. Bütçen mi yetmiyor?" diyerek milli takım formalarının satışlarının daha ulaşılabilir olması gerektiğini ifade etti.

"Futbol adına alınan en rezalet karar artı (+) kuralıdır"

Değişmesi gündeme gelen yabancı kuralıyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, 6+2+2 kararını sert şekilde eleştirdi. Türkiye'de futbol adına alınan en rezalet kararlardan birisinin yabancı konusundaki artı (+) kararları olduğunu söyleyen Denizli, "Böyle bir şey olur mu? Tribün için transfer yaptırıyorlar. Federasyon bu artı kuralını niye çıkarıyor? Bunu doğru dürüst söyle. 6+2+2 yerine doğru dürüst 10 de bitsin. Bu nedir. Bunun zararını en fazla kulüpler çekiyor. Yönetici ekonomik olarak çekiyor, sonra da takım çekiyor. Bu binanın içinde bu sistemle çalışan birisi olsam, yarım saat sonra antrenman var ve karşımda 5 tane sorunlu adam bulurum. Acaba son +2"de miyim, ilk +2"de miyim yoksa ilk 6'nın içinde miyim diye düşünecek adam. Sen de Hz. Ali ya da Hz. İbrahim adaletiyle git eve, kimi dışarıda bırakacağım diye düşün. Beni uykusuz bırakmak istiyorsan bu kararı al. Hocaların uyumasını istemiyorum de. Hadi ilk 2'yi attın, 2 saat uykudan kaybettin. Sonra diğer 2'yi düşündün, 2 saat daha gitti ve sabah oldu. Kimden korkuyorsun. Rekabetten korkma. Bu ülke, açık ekonomisi olan bir ülke. Bunu azaltırsan, diğer sayıyı çoğaltamazsın. Senin gerçek manada yıldız adayı gençlerin varsa, 50 tane yabancı getirsen de onlar şans bulur. Bu yıldızlar yabancı yokken mi çıktı? Böyle bir şey olur mu? Serbest bıraksan ne olacak? Kim kaç tane transfer yapar. Borç haneleri artık çevrilemeyecek durumda. Bunu netleştir. 10'sa 10 de, 6'ysa 6 de. +2 diyerek kimi kandırıyorsun. Ne için, teknik adamları ruh hastası yapmak için. 10+10 yap. Şu anda 14 yabancı var ve mecbur değilsin almaya. 3 yabancıyla da gidebilirsin. Ama 14 yerli oyuncun olmak zorunda. Bu yabancı kuralı değil, yerli kuralı. 14 yabancı varsa sana bir şey olmuyor, 14 yerli yoksa sana bir şey oluyor. Demek ki bu yerli kuralı. Alabilen 3 tane alır, alabilen 8 tane alır. 14 tane aldığın zaman zaten 3 tane mutlak problemli adamın oluyor. Hepsini birden oynatamıyorsun zaten, 11'ini oynatıyorsun. 10 tane, 8 tane de, serbest bırak. Bunu net yap" ifadelerini kullandı.

"Futbol bana mide ülseri kazandırdı!"

Trabzonspor karşılaşmasında yaşadığı sağlık sorunuyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, "Trabzonspor maçında yaşadığım problemi daha önce milli takımın başındayken Finlandiya maçında yaşamıştım. Futbolun bana kazandırdıklarından birisi de mide ülseri. Bazen hiçbir şey yapmıyorsunuz ve kabulleniyorsunuz. Takım iyi oynuyor, gol kaçırıyor ama o haftalarda ilk gelen top gol oluyordu. İkinci golde anormal sinirlendim ve sanki tirbuşonla midemi oymaya başladılar. Doktora 'Bu benim aralıklı olarak yaşadığım bir şey, bana bir ilaç ver' dedim. Tansiyonuma baktı ve yüksek gördü. Esasında her hafta tansiyonuma devre arasında baksa, tansiyonum yüksek çıkar. Riske etmeyelim dedi ve tedbir amaçlı hastaneye gitmemi söyledi. Böyle bir şey yaşadık. Ama sonrasında ilk antrenmana çıktım, ertesi hafta maça da çıktım. Bu mesleği yapanlar, bunları yaşıyor. Bu sadece maç oynanırken yaşandı, maç dışında da yaşadığım birçok şey var" dedi.

"Türk teknik adamlar iyi bir yolda"

Türkiye'de en formda teknik adamın kim olduğuyla ilgili düşünceleri sorulan deneyimli çalıştırıcı, "Fatih ve Şenol'u dışarıda tutarak cevaplıyorum. Abdullah Avcı sürekli başarılı grafik çiziyor. Sergen Yalçın, Okan Buruk, Mehmet Özdilek. Esasında Erzurum'da kötü bir grafiği yoktu. Bunlar her teknik adamın yaşayacağı şeyler. Samet hoca, Hikmet hoca, Ünal hoca, Rıza hoca Hepsi başarılı bu hocaların. Birçoğu benimle birlikte çalışan arkadaşlar. Artık konumlar değişiyor. Benim asistanlığımı yapanlar şu anda ligin tecrübeli hocaları sınıfına girmeye başladı. Onların bu grafikleri bizi mutlu ediyor. Bu durum ülke adına Türk teknik adamların geldiği yol itibariyle iyi bir puan" açıklamasını yaptı.

"Sergen Yalçın çok ayrı bir zeka"

Başarılı teknik adamlar listesinde saydığı Sergen Yalçın'ın futbolculuğu hakkında da yorum yapan Mustafa Denizli, "Sergen beraber çalıştığım en iyi futbolculardan birisiydi. 4 sene hocalığını yaptım ve o çok ayrı bir zeka. Çok değerli futbolcularla çalıştım. Türkiye'nin ve dünyanın kaybı olan önemli oyuncular da oldu. Mesela şu anda İtalya'dan dünya çapında 2 futbolcu söyleyin. Mesela Balotelli'yi skandallarıyla hatırlıyorsun. İtalya defalarca Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. 10-15 sene önce sorsam bana 10 tane isim sayardınız. Türkiye'den de öyle, İspanya'dan da öyle. Xavi-Iniesta-Casillas gitti, İspanyol futbolunda sayılan isimler yabancı oyuncular oldu. Türkiye'de Arda-Emre'den sonra doğru dürüst isim sayamıyorsun. Şimdi Yusuf, Cenk, Abdülkadir, Dorukhan'ı sayıyorsunuz. Mesela Dorukhan olur. Beraber çalıştım ve Dorukhan futbolcu olmak istiyordu. Amacına ulaşmak istiyordu. Grafiği de devam eder. Milli takımda oynayan futbolcunun kendi takımındaki yeri de garantidir. Bu anlamda Dorukhan açısından Şenol Güneş de önemli bir etken oldu" diyerek sözlerini tamamladı.

Beşiktaş aradığı hocayı buldu

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’nın, teknik direktör adayı Kasper Hjulmand’ın raporu karşısında adeta nutku tutuldu. Danimarkalı hocanın diğer adayların aksine, "onu da al, bunu da isterim" demek yerine, kiralıktan dönecek oyuncular da dahil takımda 3-4-2-1 planına uyacak oyuncularla ilgili hazırlanan ön raporu okuması ve işleme alması "aranan hoca" dedirtti

29.05.2026 21:21:00
Haber Merkezi
Beşiktaş aradığı hocayı buldu
Beşiktaş aradığı hocayı buldu
Beşiktaş, yeni sezon öncesi teknik direktör koltuğu için Danimarka Milli Takımı ile adından söz ettiren ve şu anda Leverkusen'in başında olan Kasper Hjulmand ile prensip anlaşmasına vardı. Önder Özen'in yürüttüğü görüşmelerde Danimarkalı teknik adam Beşiktaş'a "Evet" derken, taraflar şimdiden 3-4-2-1 sistemi üzerine kadro mühendisliğine başladı.






SÖZLEŞMESİ FESHEDİLİRSE HEMEN BİTECEK
 
Hjulmand'ın Leverkusen ile 2027 yılına kadar sözleşmesi var. Ancak Alman ekibi, Danimarkalı çalıştırıcının yerine yeni bir teknik adam arayışına girdi. Hatta Beşiktaş'ın da listesinde yer alan Filipe Luis'in kapısını çaldı. Hjulmand'ın kısa süre içinde Leverkusen ile sözleşme fesih görüşmelerini tamamlaması ve Beşiktaş ile resmi mukaveleyi imzalaması planlanıyor.







3-4-2-1 İÇİN İDEAL İSİMLER
 
Danimarkalı teknik adam, Önder Özen ile yaptığı sohbetlerde maliyeti artırmak yerine, eldeki ve kiradan dönecek oyuncuları maksimum verimle sistemine entegre etme konusunu masaya yatırdı.
 
Hjulmand'ın meşhur 3-4-2-1 sistemine göre yaptığı ilk kadro analizi ise siyah-beyazlılarda sürpriz ayrılıkları ve beklenmedik geri dönüşleri beraberinde getirecek.







MUSRATI VE JOAO MARIO'YA GÜN DOĞABİLİR
 
Tiago Djaló: Gücü, hızı ve geniş alandaki süpürücü özellikleriyle üçlü savunmanın sağ stoperi için ideal profil olabilir.  
 
Rıdvan Yılmaz: Sistem için biçilmiş kaftan olabilir.
 
Gökhan Sazdağı: Orijini hücumcu olan ama sağ beke evrilen yapısıyla tam bir modern sağ kanat olabilir.
 
Ndidi: Kusursuz bir defansif çapa. Üçlünün önünü tek başına süpürebilir.
 
Al-Musrati: Ndidi ile birlikte veya onun yokluğunda fiziksel üstünlük ve pas kalitesi sağlayabilir.
 
Semih Kılıçsoy: 3-4-2-1'in forvet arkasındaki sol iç genç yıldız için biçilmiş kaftan.
 
João Mário: Mário işin taktiksel ve akıl boyutunda taktiksel çeşitliliğini üst seviyeye çıkarabilir.







CERNY, ONANA VE SALİH'E YER YOK
 
Václav Černý: Dar alana sıkışmaya müsait oyunuyla bu sistem için lüks ve zorlanması kesin.
 
Jean Onana: Bu sistemin dinamik merkez yapısına hiç uymuyor.
 
Salih Uçan: Temposu 3-4-2-1'in gerektirdiği orta saha dinamizmine ayak uyduramaz.

Erzurumspor ve Amedspor eski Fenerbahçeli için yarışta

Westerlo ile yollarını resmen ayıran Fenerbahçe'nin eski golcüsü Allahyar Sayyadmanesh, transfer piyasasını alevlendirdi
 

29.05.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Erzurumspor ve Amedspor eski Fenerbahçeli için yarışta
Erzurumspor ve Amedspor eski Fenerbahçeli için yarışta
Westerlo ile yollarını resmen ayıran Fenerbahçe'nin eski golcüsü Allahyar Sayyadmanesh, transfer piyasasını alevlendirdi. Süper Lig'in iki yeni ve iddialı gücü Erzurumspor ile Amedspor, 24 yaşındaki İranlı milli forveti kadrosuna katmak için amansız bir yarışa girdi. Hızı, atletizmi ve kanat-forvet oynayabilme meziyetiyle Erzurumspor'un kompakt geçiş oyununa mı, yoksa baskıyı seven coşkulu yapısıyla Amedspor'un şampiyonluk ruhuna mı daha uygun olduğu büyük bir tartışma konusu yarattı.






Belçika ekiplerinden Westerlo forması giyen Allahyar Sayyadmanesh, 2.5 sezonluk maceranın ardından kulübe veda etti. 24 yaşındaki İranlı milli forvet, ayrılık kararını Perşembe günü sosyal medya hesaplarından taraftarlarla paylaştı.






Belçika basınında yankı uyandıran bu ayrılığın ardından, Türk transfer piyasası da anında hareketlendi. İddialara göre, önümüzdeki sezon Süper Lig'de mücadele edecek olan iki yeni ekip; Erzurumspor ve Amedspor, bonservisi elinde olan yetenekli oyuncuyu kadrosuna katmak için adeta savaşıyor.






BELÇİKA'DA İYİ BİR SEZON GEÇİRDİ

Ocak 2024'te İngiltere Champhionship ekiplerinden Hull City'den Westerlo'ya transfer olan Allahyar, Belçika ekibinde istikrarlı bir grafik çizdi. Sarı-lacivertli formayla 84 maça çıkan İranlı oyuncu, 14 gol ve 13 asistlik performansıyla takımın hücum yükünü sırtladı.

Westerlo'nun Avrupa Ligi play-off'larında dördüncü sırada tamamladığı bu sezonda ise kalitesini bir kez daha kanıtlayan 24 yaşındaki forvet, rakip fileleri 7 kez havalandırarak dikkatleri üzerine çekti.






FENERBAHÇE'DE DE FORMA GİYDİ

Kariyerine ülkesinin köklü kulüplerinden Esteghlal FC'de başlayan Allahyar Sayyadmanesh, Türkiye patentli bir isim. Daha önce Fenerbahçe ve İstanbulspor formalarıyla Süper Lig havasını soluyan golcü oyuncu, ardından Ukrayna'da Zorya Luhansk ve İngiltere'de Hull City deneyimleri yaşadı.






İKİ EKİP İÇİN DE HAYATİ ANLAMDA

Allahyar, sadece saf bir santrfor değil; Hull City ve Westerlo dönemlerinde sol kanat ve forvet arkası olarak da ciddi süreler aldı. Geniş alanda top taşımayı, dribling yapmayı ve kanattan içeri katetmeyi seviyor.

Amedspor'un hücumda yaratıcı, geçiş oyununu hızlı oynayabilen ve skor yükünü çekecek dinamik kanat/forvet oyuncularına ihtiyacı her zaman yüksek.

Erzurumspor eğer Süper Lig'de daha temkinli, savunma güvenliğini ön planda tutan ve hızlı hücumlarla gol arayan bir taktik benimseyecekse, Allahyar bu sistemin "en uçtaki bitirici veya tamamlayıcı" silahı olabilir.

Aziz Yıldırım, büyük değişim ve dönüşüm yaşıyor!


 
Fenerbahçe’de 20 yıllık 'mutlak liderlik' döneminde muhaliflerine taviz vermeyen, sert ve keskin diliyle hafızalara kazınan Aziz Yıldırım, 2026 kongre sürecinde herkesi hayretler içinde bırakacak açıklamalar yapıyor. Dünün 'asabi' başkanı, bugün Ali Koç’a bile birlik çağrıları yapan "kapsayıcı ve bilge" bir figüre dönüştü. Bu köklü değişim sadece basit bir seçim taktiği mi, yoksa değişen kongre sosyolojisine karşı üretilmiş bir strateji mi?
 

29.05.2026 15:45:00
Haber Merkezi
Aziz Yıldırım, büyük değişim ve dönüşüm yaşıyor!
Aziz Yıldırım, büyük değişim ve dönüşüm yaşıyor!

Fenerbahçe'nin 2026 seçimi Aziz Yıldırım sayesinde, Türk spor tarihinin belki de en çarpıcı liderlik dönüşümlerinden birine tanıklık ediyor. Kulübün 20 yıllık "bölünmez liderinin" yeniden başkanlığa aday olduğu bu dönemde, hafızalardaki "asabi ve tavizsiz" imajını yıkıldı. Dün kongre kürsülerinden muhaliflerine parmak sallayan Yıldırım, bugün "Bir Fenerbahçeli, bir başka Fenerbahçelinin rakibi olamaz" diyerek Ali Koç'a bile birlik çağrısı yapar hale geldi.







Sert güçten bilge lidere

Peki, hafızalardan silinmeyen o "sert güç" dilinden, bugünkü "kapsayıcı ve bilge lider" tonuna nasıl gelindi?
Aziz Yıldırım'ın kulüp siyasetindeki dilini üç keskin dönemde incelemek, bugünkü değişimini anahtarı olarak incelenebilir.







Nerede o eski dil?

Kendi döneminde muhalefete karşı son derece tavizsizdi. Kendisine rakip olan isimleri "çapulcu", "hain" veya "kulübe zarar verenler" olarak nitelendirdi. 2015 kongresindeki meşhur konuşmasında muhalif sesleri havuz medyası kurmakla ve kulübü bölmekle suçlamıştı.

Muhalefet dönemi

2018'de seçimi kaybettikten sonra uzun süre sessiz kalsa da, Ali Koç yönetimini "anti-demokratik olmakla" ve muhalif sesleri susturmaya çalışmakla eleştirdi. Bir anda "hak arama özgürlüğünün" en büyük savunucusu oldu.







Şimdi birlik ve beraberlik zamanı

Bugün ise tamamen "birlik ve beraberlik" vurgusu yapıyor. Yıllarca kulüpte tek söz sahibi olmayı savunan lider, bugün Ali Koç ve diğer aday Hakan Safi'ye "Gelin yönetimde birlik olalım, hep beraber şampiyon olalım" çağrısı yapıyor. Aziz Yıldırım'ın liderlik tarzındaki bu U dönüşü, sadece basit bir seçim taktiği değil. Bunun arkasında hem kişisel/psikolojik etkenler hem de çok net siyasi ve stratejik hesaplar yatıyor. İşte o iddialar:







Koltuk psikolojisi

Gücü elinde bulundururken mevcut düzeni korumak için muhalefeti bir "tehdit" veya "istikrarı bozan bir ihanet" olarak kodladı. 20 yıl boyunca gücü elinde tuttuğu için kuralları kendi koydu. Otoritesini muhalefeti ezerek güçlendirdi.
Koltuğu kaybedince sistemin nimetleri bitti. Mağduriyet başladı. Yıldırım, Ali Koç karşısında "aday" konumuna geçince eski sert dilinin oy getirmeyeceğini, aksine kararsız seçmeni kaçıracağını anladı. Dolayısıyla sisteme giriş biletini "demokrasi" söylemiyle kesiyor.

Çapulcu diyerek kazanamaz

2018'deki tarihi kongre, Fenerbahçe Genel Kurulunun sosyolojik yapısının değiştiğini kanıtladı. Yıldırım'ın eski usul, bağıran ve tehditkar dili, özellikle yeni nesil, seküler ve profesyonel kongre üyelerinde ters tepti. Bugün Yıldırım aynı hatayı ikinci kez yapmamak için strateji değiştirdi. Karşısında artık sadece eski delege yapısı yok; kavgadan yorulmuş, barışçıl bir vizyon isteyen beyaz yakalı bir kitle var. Bu kitleye ulaşmanın yolu "çapulcu" demekten değil, "birlik" olmaktan geçiyor.







Metal yorgunluğu gördü

Ali Koç dönemi boyunca camia ciddi şekilde kutuplaştı (Ali Koçcular, Aziz Yıldırımcılar vb.). Bu bölünmüşlük sportif başarısızlıkla birleşince kongre üyesinde muazzam bir metal yorgunluğu yarattı.
Yıldırım ve ekibi bu krizi iyi analiz etti: Seçimi kazanmanın anahtarı radikal Yıldırımcılar değil; "Ali Koç'tan umudunu kesmiş ama Aziz Yıldırım'ın eski sertliğinden de korkan kararsızlar."
İşte "birlik ve beraberlik" söylemi, bu kararsız kitleyi ikna etmek için üretilmiş mükemmel bir pragmatik seçim aracı olduğu söyleniyor.

Hedef efsane olmak

İnsan psikolojisi açısından bakıldığında, Aziz Yıldırım artık hayatının farklı bir döneminde. 2018'de kulüpten kırgın, öfkeli ve ibra tartışmalarıyla ayrıldı. Şu anki en büyük motivasyonu, Fenerbahçe tarihine "kulübü borçla bırakıp kavga ederek giden lider" olarak değil, "zor zamanda geri dönüp herkesi kucaklayan, barışı sağlayan ve şampiyon yapıp kulübü huzurla devreden efsane" olarak geçmek. Bu miras kaygısı, söylemini ister istemez daha yumuşak ve bilge bir tona evriltiyor.

Hakan Safi bol keseden mi atıyor?


 
Fenerbahçe'de başkan adayı Hakan Safi'nin peş peşe açıkladığı projeler camiada büyük yankı uyandırdı. Londra ve NASDAQ borsalarından küresel fonları getirmekten Kadıköy'ün kalbine 65 bin kişilik çelik stat dikmeye, Avrupa'dan kulüp satın almaya kadar kulağa rüya gibi gelen vaatler taraftarı heyecanlandırsa da futbolun acı gerçekleri madalyonun diğer yüzünü gösteriyor.

29.05.2026 15:35:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:40:07
Haber Merkezi
 Hakan Safi bol keseden mi atıyor?
 Hakan Safi bol keseden mi atıyor?

Fenerbahçe'de başkan adayı Hakan Safi'nin 1 milyar Euro gelir hedefi, ABD'deki NASDAQ borsası, 65 bin kişilik stat projesi ve Avrupa'dan kulüp satın alma vizyonu "bir dünya devinin ayak sesleri" şeklinde kulağa çok hoş geliyor. Ancak futbolun ve Türkiye'nin mevcut ekonomik, idari ve yapısal gerçekleri masaya yatırıldığında, Hakan Safi'nin bu pembe tablosunun arkasında aşılması neredeyse imkansız duvarlar örülü.







NASDAQ nire, Fenerbahçe nire?

Hakan Safi, Fenerbahçe markasını Londra ve NASDAQ gibi küresel borsalara taşıyarak dev fonları kulübe çekmekten bahsediyor.
NASDAQ veya Londra Borsası gibi küresel piyasalarda halka açılmak, sadece "büyük marka" olmakla çözülecek bir iş değil. Bu borsaların katı finansal şeffaflık, sürdürülebilir kârlılık ve kurumsal yönetim şartları var. TFF ve SPK mevzuatları da, yerli kulüplerin yurt dışı borsalarda bu denli radikal hamleler yapmasına yasal olarak izin vermiyor.







Stad işi o kadar kolay mı?

Hakan Safi, stadın mevcut yerinde kalacağını, çatının kaldırılarak çelik yapılarla 3. katın çıkılacağını ve kapasitenin 65 bin kişiye ulaştırılacağını vadediyor. Saracoğlu Stadı'nın konumu, Kadıköy'ün kalbinde, kupon arazi üzerinde ve lojistik olarak zaten tıkanma noktasında. Stadın arkasından geçen tren yolu, hemen yanındaki ana caddeler ve kentsel sit alanı sınırları, stadın fiziki olarak daha fazla dışarıya doğru genişlemesine izin vermiyor.
3. katı çıkmak için binaya eklenecek devasa çelik taşıyıcıların temeli için Kadıköy Belediyesi, anıtlar kurulu ve bakanlıktan izin almak uzun zaman alacak bir süreç.
Ayrıca, inşaat başladığı an Fenerbahçe en az 1-1.5 sezon iç saha maçlarını başka statlarda oynamak zorunda kalabilir. Bu da hem kombine gelirlerinin çökmesi hem de şampiyonluk yarışında saha avantajının kaybedilmesi demek.







5 pilot takım hiç de kolay değik

Anadolu'da 5 pilot takım kurulması, Afrika'da akademiler açılması ve Avrupa'da bir kulübün satın alınarak dev bir "futbol ağı" oluşturulması hedefleniyor.
FIFA ve UEFA, son yıllarda Çoklu Kulüp Sahipliği modeline karşı savaş açtı. Özellikle aynı sahibe veya yapıya ait takımların Avrupa kupalarında karşı karşıya gelme ihtimali nedeniyle kurallar inanılmaz derecede katılaştırıldı.







Fenerbahçe gibi UEFA turnuvalarında boy gösteren bir kulübün, Avrupa'da satın alacağı diğer takımın transfer ticareti ve oyuncu havuzu sürekli UEFA finansal kontrolörlerinin radarında olacaktır.
Ayrıca, Anadolu'da kurulması planlanan 5 pilot takımın finansmanını tamamen karşılamak, bütçeyi direkt olarak TFF'nin Harcama Limitleri engeline takacaktır. Kendi A takımına limit açmakta zorlanan bir kulübün, 5 farklı takımı finanse etmesi ekonomik bir intihardır.

Vedat Muriqi gittikçe ucuzluyor

Yıllık brüt 4 milyon Euro’yu aşan maaşıyla kriz yaratan Vedat Muriqi için Mallorca küme düştüğü için eli mahkum 30 milyon Euro’luk serbest kalma maddesinde dev bir indirim yapmak zorunda

29.05.2026 14:59:00
Haber Merkezi
Vedat Muriqi gittikçe ucuzluyor
Vedat Muriqi gittikçe ucuzluyor
Yıllık brüt 4 milyon Euro'yu aşan maaşıyla kriz yaratan Vedat Muriqi için Mallorca küme düştüğü için eli mahkum 30 milyon Euro'luk serbest kalma maddesinde dev bir indirim yapmak zorunda. Her ne kadar Galatasaray ve Fenerbahçe aportta beklese de Premier Lig ve Serie A ekiplerinin de pusuda beklediği Kosovalı golcü için paranın ikinci planda yer alması işleri zora sokuyor.






Galatasaray ve Fenerbahçe, eski tanıdık Vedat Muriqi'yi Türkiye'ye döndürmek için karşı karşıya... Mallorca'nın Kosovalı golcünün yüksek maliyeti nedeniyle bonservisinde indirime gitmeye hazırlanması, İstanbul'un iki yakasını harekete geçirdi. Yıldız santraforun transferinde iki kulübün de masaya koyduğu çok farklı dinamikler var.






GALATASARAY DAHA GÜVENİLİR ALTERNATİF

Son şampiyon Galatasaray, Icardi ile yürütülen karmaşık ve zorlu görüşmelerin tıkanma ihtimaline karşı "güvenilir bir alternatif" olarak Muriqi'yi listesine aldı. Sarı-kırzmılılar bu transfer yarışında ezeli rakibine karşı oldukça avantajlı bir konumda bulunuyor.

Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılım hakkı elde etmiş olması, kariyerinde Avrupa'nın zirvesini hedefleyen Muriqi için cezbedici bir unsur olduğu belirtiliyor. Kosovalı forvetin, geçmişte kendisini çalıştıran Okan Buruk ile mükemmel bir ilişkisi bulunuyor.






FENERBAHÇE'DE SEÇİM ENGELİ

Eski golcüsünü geri getirmeyi isteyen Fenerbahçe'de herkes "seçimi" bekliyor. Sarı-lacivertliler, Muriqi transferinde istekli olsa da iki büyük engelle mücadele ediyor.

Seçimi nedeniyle Fenerbahçe'de yönetimsel anlamda hareket alanı yok. İki adayın yarışacağı seçim gününe kadar sportif konularda net bir adım atılması veya resmi karar alınması beklenmiyor.

Ayrıca sarı-lacivertliler, ezeli rakibinin aksine Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek için zorlu eleme turları oynamak zorunda. Bu durum, turnuva garantisi isteyen oyuncu cephesinde sarı-lacivertlilerin elini zayıflatıyor.






30 MİLYON EURO'LUK SERBEST KALMA BEDELİ

Sergilediği performansla dikkatleri üzerine çeken Muriqi için kulübü Mallorca, mali sürdürülebilirlik adına ayrılığa onay verdi. Yıllık 4 milyon Euro'yu aşan brüt maaşı nedeniyle oyuncuyu elden çıkarmak isteyen İspanyol ekibi, sözleşmedeki 30 milyon Euro'luk serbest kalma maddesinde de indirime gitmek zorunda.






PREMIER LİG VE SERI A'DA TAKIMLAR APORTTA BEKLİYOR

Muriqi'nin kararında para birincil etken değil. Süper Lig devlerinin yanı sıra, oyuncunun düşecek bonservis bedelini fırsat bilen Premier Lig ekipleri ve hava hakimiyeti nedeniyle İtalya Serie A kulüpleri de devrede. Gelen çok sayıda yüksek kalibreli teklife rağmen Kosovalı golcü henüz net bir karar vermiş değil.

Torreira'dan Galatasaray'a soğuk duş: Güney Amerika'da oynamak istiyorum

Galatasaray'ın yıldızı Torreira, tatil için gittiği Uruguay'da çok konuşulacak açıklamalara imza attı

28.05.2026 17:30:00
Haber Merkezi
Torreira'dan Galatasaray'a soğuk duş: Güney Amerika'da oynamak istiyorum
Torreira'dan Galatasaray'a soğuk duş: Güney Amerika'da oynamak istiyorum
Galatasaray'ın Uruguaylı yıldızı Lucas Torreira, tatil için gittiği Uruguay'da hem milli takım kariyeri hem de geleceğine dair çok konuşulacak açıklamalara imza attı. Deneyimli orta saha oyuncusu "Dünya Kupası kadrosuna alınmadığımı kabul ediyorum" itirafı ve Güney Amerika'da oynama arzusu sarı-kırmızılı camiada geniş yankı uyandırdı.

Galatasaray'ın başarılı orta saha oyuncusu Lucas Torreira, Uruguay Milli Takımı Teknik Direktörü Marcelo Bielsa tarafından 2026 Dünya Kupası kadrosuna dahil edilmemesiyle ilgili ilk kez konuştu.






2026 Dünya Kupası kadrosunda yer almayacağını doğrulayan 30 yaşındaki futbolcu, yerel basın organı Impacto Noticias'a yaptığı açıklamada durumu olgunlukla karşıladığını belirtti:

- Dünya Kupası kadrosundan çıkarıldığımı kabul ediyorum. Milli takımda çok olumlu dört yıl geçirdim, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama bu futbol ve yolumuza devam etmeliyiz.






BIELSA'NIN TORREIRA İTİRAFI

Bielsa'nın göreve gelmesinden bu yana Uruguay milli takımında düzenli şans bulamayan Torreira, sadece Haziran 2025'teki Dünya Kupası Elemeleri maçlarında bir kez kadroya çağrıldı. Daha sonrasında kadroya alınmaması üzerine Torreira'nın Bielsa'yı eleştiren bir mektup yazdığı iddia edildi.

Bielsa gelen eleştiriler üzerine, kadroda Valverde ve Bentancur gibi isimlerin bulunduğunu hatırlatarak, Torreira'yı takımda tutabilmek için "elinden gelenin en iyisini yaptığını" savundu.






"GALATASARAY'DA ŞAMPİYONLUK ALIŞKANLIK"

Galatasaray ile kazandığı kupalara da değinen Uruguaylı futbolcu, sarı-kırmızılı ekipteki başarı grafiğinden duyduğu mutluluğu şu sözlerle aktardı:






- Galatasaray'da şampiyonluk kazanmak bizim için neredeyse bir alışkanlık haline geldi.

- Ancak her şampiyonluğun ardında çok fazla çalışma ve fedakarlık var. Dördüncü şampiyonluğumuzu kazandık ve çok mutluyum.






TRANSFER İDDİALARINA CEVAP VERDİ

Güney Amerika'nın köklü kulüpleri Boca Juniors ile Nacional'i ziyaret eden Torreira, transfer dedikodularına da açıklık getirdi:

- Güney Amerika'da oynamak istediğimi her zaman dile getirdim, ancak Galatasaray ile iki yıl daha geçerli bir sözleşmem var ve kulübüme saygı duymalıyım. Şu an için biraz kafamı dinlendirmem, bir süreliğine futbolu unutmam ve ailemle geçirdiğim zamandan faydalanmam gerekiyor.

Icardi'nin eli Türkiye'ye mahkum! Cuma günü büyük gün

Wanda Nara ile son perdeye gelinirken, Icardi’nin kızlarının tam velayetini alarak Türkiye’ye getirmek için mahkemeye sunduğu plan ortaya çıktı 

28.05.2026 17:16:00
Haber Merkezi
Icardi'nin eli Türkiye'ye mahkum! Cuma günü büyük gün
Icardi'nin eli Türkiye'ye mahkum! Cuma günü büyük gün
Wanda Nara ile velayet savaşında son perdeye gelinirken, Mauro Icardi'nin kızlarının tam velayetini alarak Türkiye'ye getirmek için mahkemeye sunduğu planın detayları ortaya çıktı. Cuma günü hakim onay verirse, Arjantinli golcü China Suarez ile birlikte İstanbul'da yeni bir hayat kurmak ve Galatasaray'da kalabilmek adına maaşında %40 indirime gitmek zorunda kalacak. Aksi takdirde menajeri Pino'nun görüştüğü Hakan Safi'nin masaya getireceği teklif ya da gündemi sarsan Amedspor iddiası devreye girecek.






Mauro Icardi'nin sözleşme süreci yeşil sahalardan çok adliye koridorlarında şekillenecek gibi duruyor. Wanda Nara ile sancılı bir boşanma ve velayet süreci yaşayan golcü oyuncu için 29 Mayıs Cuma günü çok kritik... çünkü iki tarafın avukatlarının karşı karşıya geleceği bu kritik duruşma, sadece Icardi'nin özel hayatını değil, Galatasaray hatta Türkiye kariyerini de doğrudan etkileyecek.






CUMA GÜNÜ MAHKEMEDE NETLEŞECEK

Arjantinli gazeteci Guido Záffora'nın haberine göre Icardi, mahkemeden kızlarının tam velayetini talep etti. Çocuklarının Türkiye'ye taşınmasını ve burada yaşamasını isteyen Icardi, mahkemeye gerekli tüm resmi evrakları sundu. Davanın en çarpıcı hamlesi de China Suárez'in Arjantinli golcü lehine ifade vermesi oldu. Eğer mahkeme Icardi'nin sunduğu Türkiye planını onaylarsa, yıldız futbolcu China Suarez ve kızlarıya beraber Türkiye'de yaşamak durumunda kalacak.






YÜZDE 40 İNDİRİMLE GALATASARAY'DA KALMAK

Cuma günü mahkemeden çıkacak hukuki ve maddi kararların ardından, Mauro Icardi'nin transfer piyasasındaki haritası da netleşecek.

Mahkemenin ekonomik yükümlülükleri ve Türkiye planını onaylaması halinde, Icardi Galatasaray'da kalmak için fedakarlık yapmak zorunda kalacak. Yıldız oyuncu, sarı-kırmızılı yönetimle masaya oturarak %40'lık bir maaş indirimini kabul edip parçalıyı giymeye devam edebilir.






HAKAN SAFİ'DEN GELECEK RESMİ TEKLİF

Icardi'nin menajeri Elio Pino, gizli bir transfer operasyonu yürütüyordu. Pino'nun dirsek temasında olduğu Fenerbahçe başkan adayı Hakan Safi de, cuma günkü duruşma ve gelecek pazar günü yapılacak seçimin ardından Icardi'ye resmi bir teklif sunabilir.






UÇUK AMEDSPOR İDDİASI GÜÇLENEBİLİR

Kulislerde kulaktan kulağa yayılan ve ilk başta "imkansız" gözüyle bakılan Amedspor iddiası da, mahkeme sonrasındaki kaos ortamına göre çok daha yüksek sesle konuşulmaya başlanabilir. Küme düşme veya yükselme dinamikleri içinde bu uçuk iddia, transfer döneminin en büyük sansasyonu olmaya aday.

Süper serveti olmayan bu takıma başkan olamıyor


 
37 yaşındaki Real Madrid Başkan Adayı Enrique Jose Riquelme, 79 yaşındaki 6'sı Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu olmak üzere 37 kupalı Real Madrid'in efsanevi başkanı Florentino Perez'in karşısında aday oldu. Bunun için ciddi miktarda banka garantisi göstermek zorundaydı!
 

28.05.2026 15:14:00 / Güncelleme: 28.05.2026 15:24:04
HASAN GÜNDOĞDU
 Süper serveti olmayan bu takıma başkan olamıyor
 Süper serveti olmayan bu takıma başkan olamıyor

Real Madrid Başkan Adayı Enrique Jose Riquelme, dünyanın en zengin kulübü Real Madrid'in tüzüğünde belirtilen ve Florentino Perez'in başkanlığı döneminde sıkılaştırılan zorlu şartları yerine getirmek zorundaydı.
Başkan adaylarının İspanyol vatandaşı ve en az 20 yıldır kulüp üyesi olması ve kulüp bütçesinin yüzde 15'i değerinde bir banka garantisi sağlaması gerekiyordu.

187.2 milyon Euro banka teminatı

2025-26 sezonu için bu garanti, Real Madrid'in 1 milyar 248 milyar Euro'luk rekor harcama bütçesine dayanarak 187.2 milyon Euro olarak belirlendi. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağa göre, Riquelme bu garantiyi Katalonya merkezli Andbank aracılığıyla sağladı.



Perez, İspanya'nın en zengin 10 kişisinden biri

Forbes'a göre inşaat grubu ACS'nin başkanı olarak 6.8 milyar dolarlık bir servet biriktiren Perez, 2000 yılında Lorenzo Sanz'ı yenerek Real Madrid'in başına geçtiğinden beri iki dönem boyunca Real Madrid'i yönetti. 2009'da tek aday olarak geri döndü ve o zamandan beri rakipsiz olarak art arda beş seçim kazandı.

Göztepe, Lille ile Juan için görüşüyor

Fransız ekibi Lille, Göztepe'nin Brezilyalı futbolcu Juan için İzmir ekibiyle yeniden görüşmelere başladı

28.05.2026 14:30:00
İhlas Haber Ajansı
Göztepe, Lille ile Juan için görüşüyor
Göztepe, Lille ile Juan için görüşüyor
Fransız ekibi Lille, Göztepe'nin Brezilyalı futbolcu Juan için İzmir ekibiyle yeniden görüşmelere başladı.

Trendyol Süper Lig'de sezonun sona ermesiyle birlikte Göztepe'de yeni sezon planlamaları doğrultusunda transfer çalışmaları hız kazandı. İzmir temsilcisi, ilk olarak Heliton ile yollarını ayırırken ardından Efkan Bekiroğlu'nun sözleşmesini uzattı. Kadro yapılanmasını sürdüren sarı-kırmızılı ekip, savunmadaki boşluğu ise Yunanistan temsilcisi Aris forması giyen Noah Sonko Sundberg ile doldurmak için önemli mesafe katetti.



Göztepe ara transfer döneminde de görüşmeler gerçekleştirdiği Lille ile Juan transferi için yeniden masaya oturdu. Fransız temsilcisinin, sezonun tamamlanmasının hemen ardından İzmir takımıyla tekrar temas kurduğu öğrenildi. Ara transfer döneminde Lille'den gelen 18 milyon euroluk teklifi geri çeviren sarı-kırmızılıların, bu kez daha yüksek bir bonservis bedeli talep ettiği ifade edildi.

Lille cephesinin henüz net bir yanıt vermediği ancak görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, Fransız temsilcisinin teklifini 20 milyon euro seviyelerine çıkarması halinde transferin gerçekleşmesinin beklendiği kaydedildi.

Brezilyalı futbolcu, bu sezon Göztepe formasıyla ligde 32 maça çıkarken, 11 gol ve 4 asistlik performans sergiledi.

Mehmet Topal'a Belçika, Romanya ve Makedonya'dan teklif var

Teknik Direktör Mehmet Topal, Avrupa'nın çeşitli liglerinden gelen teklifleri değerlendirmeye aldı

28.05.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
Mehmet Topal'a Belçika, Romanya ve Makedonya'dan teklif var
Mehmet Topal'a Belçika, Romanya ve Makedonya'dan teklif var
Teknik Direktör Mehmet Topal, Avrupa'nın çeşitli liglerinden gelen teklifleri değerlendirmeye aldı.

İki sezondur farklı dönemlerde Romanya Süper Lig ekibi Petrolul Ploieşti'yi çalıştıran Teknik Direktör Mehmet Topal'a buradaki başarılı performansının ardından Avrupa'nın farklı liglerinden teklifler geliyor.

Son olarak ligde kalma play-off'larında göreve gelen ve Petrolul'ü ligde tutmayı başaran Mehmet Topal gelecek sezon için henüz kararını vermedi. Topal daha önce de takımı UEFA Konferans Ligi elemelerine taşımayı başarmıştı. Romanya'nın farklı takımları, Belçika Ligi ve Makedonya Ligi'nden teklifler alan genç teknik adam, kararını FIFA Dünya Kupası'ndan sonra verecek. Petrolul Ploieşti'nin de Mehmet Topal'ı takımda tutmak için yoğun çaba sarf ediyor.



Mehmet Topal kısa bir süre önce Romanya basınına yaptığı açıklamada, "Petrolul benim teknik direktörlüğe başladığım yer. Petrolul ile kopmaz bir gönül bağım oldu. Zor günlerde de yanlarında oldum ve ligde tuttum. Romanya Ligi artık benim bildiğim bir lig" ifadelerini kullandı.

40 yaşındaki teknik adam öte yandan UEFA Pro Lisans eğitimi tamamlayarak lisansın sahibi oldu.

Dünya Kupası'nı takip edecek

Futbolculuk kariyerinde Galatasaray, Valencia, Fenerbahçe, Başakşehir ve Beşiktaş gibi takımlarda forma giyen Mehmet Topal, 2026 FIFA Dünya Kupası'nı yerinde takip ederek izlenimlerde bulunacak. Topal, Dünya Kupası'ndan sonra gelecekle ilgili kararını verecek.

Mehmet Topal, farklı dönemlerde göreve geldiği Petrolul Ploieşti ile 38 maça çıkarken, 13 galibiyet, 16 beraberlik ve 9 mağlubiyet yaşadı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.