logo
28 EYLÜL 2026

"6+2+2 kararı rezalettir"

Kasımpaşa Teknik Direktörü Mustafa Denizli, 6+2+2 olarak değişmesi gündeme gelen yabancı kuralına tepki gösterdi. Tecrübeli teknik adam, "Artı kararı rezalet bir karardır. Tribüne neden transfer yaptırıyorsunuz? Direkt yabancı sayısını 10 deyin bitsin gitsin" dedi

08.04.2019 00:00:00
 
"6+2+2 kararı rezalettir"
"6+2+2 kararı rezalettir"
3 büyük kulübü şampiyon yapma başarısı gösteren, A Milli Takım'ın başında başarılara ulaşan, şu anda Kasımpaşa'nın başında bulunan Teknik Direktör Mustafa Denizli, çarpıcı açıklamalar yaptı. Eski golcüsü Diagne'nin Galatasaray'daki performansına değinerek sözlerine başlayan tecrübeli teknik adam, yıldız oyuncunun henüz özgüven kazanamadığını belirtti.

Kendilerinin de Diagne'den doğan boşluğu doldurmaya çalıştıklarını söyleyen Mustafa Denizli, "Bu oyuncunun yerine birini arıyoruz. Performansa bakıp bulduk desek 'Hocam yapma, tabloya bak' derler. Bulamadık henüz. Bu boşluğu farklı şekillerde kapatmaya çalışıyoruz. Esas olan şu; bir futbolcu gider, bir futbolcu gelir. Futbolcunun takım dediğimiz bu grupla doku uyuşmasının uyması gerekiyor. Diagne'nin Galatasaray'daki çalışma temposu belki bizden daha fazla. Ama bu durum, kendisinin başarılı olma şansını artırmıyor. Biz maalesef futbolcuyu her zaman bireysel olarak değerlendiriyoruz. Futbolda futbolcunun performansını bireysel olarak değerlendirdiğiniz zaman doğru sonuçlara varamazsınız. Futbolcuyu çevresiyle beraber değerlendirmeniz gerekir. Sağı, solu, arkası, önü, bu gibi ilişkiler yumağı futbolcuyu farklı kılar. Bizdeki ortamı Galatasaray'da bulamadı. Galatasaray'da o bölgelerde oynayan oyuncuların kalitesi, bizim futbolcularımızın kalitesinin altında mı? En kötü şartlarda eşitler. Ama saha içi dili dediğimiz faktör henüz Galatasaray'da oluşmadı ve Diagne bunun sıkıntısını yaşıyor. Daha büyük sıkıntı, bir futbolcu gündemi ve kamuoyunu bu konularla meşgul ederse, bu konularla ilgili bazı grupların beklentisini yukarıya çekerse, bu beklentilerin de karşılanmadığı 2-3 hafta geçerse, burada algılar değişmeye başlar. Bu durum, futbolcu üzerinde son derece olumsuz bir faktördür. Diagne bunu da yaşıyor olabilir. Bir futbolcu ister 20 yaşında olsun, ister 28-30 yaşında olsun bundan kurtulamaz. Dolayısıyla Diagne'yi izlerken onun adına da, ona bu kadar umut bağlayan ve bu kadar yatırım yapan takım adına da düşünüp üzülüyorum. Belli noktalarda çok iyi meziyetleri var ve bunu rahat kullanamıyor. Futbolcu güvenini kaybettiği zaman durum değişiyor. Dünya üzerinde kim olursanız olun, ister en büyük yıldız olun, isterse de son derece genç ve vasat bir futbolcu olun, hissettikleriniz ve yaşadıklarınız çok farklılık göstermez. Diagne bu rahatlığı hala bulamadı ve hala belki de soru işareti. Diagne güvenini kaybetti demeyelim kazanamadı diyelim" ifadelerini kullandı.

"Fatih Terim, Diagne'ye müthiş yardımcı oluyor"

Diagne'nin şu anda attığı gol sayısının, hiç gol atmaması halinde dahi gol krallığına yetebileceğini belirten Mustafa Denizli, "Biraz abartılı olur belki ama, Diagne bundan sonra hiç gol atmasa bile belki gol kralı olacak. Böyle bir lig yaşıyoruz. Ama çok ciddi beklentisi olan, ciddi maddi manevi yatırım yapılan bir futbolcu. Onu biraz tanıdığım için saha içinde neler hissettiklerini, koşarken, topla buluştuğu anda yakın çekimde vücut dilinden beynini okumaya çalışıyorum. Bazen Fatih hocamızla konuşuyoruz ve müthiş yardımcı olmaya çalışıyor Diagne'ye. Bu söylediklerimi o da bilen bir insan. Tecrübe dediğimiz faktörü, genç oyuncular üzerinde nasıl kullanacağını en iyi bilen insanlardan birisi. Buna rağmen çok kolay değil. Kim olursa olsun çok kolay değil. Bu tip beklentisi olan futbolcular bu sıkıntıyı yaşar. Yerini doldurabildik mi, henüz dolduramadık. Bizim yaptığımız transferler 20 yaş grupları. Takım ikinci yarıya kötü başlayınca, kendi adlarına 'Acaba bu sonuçlarda bizim de sebebimiz var mı?' diye düşünmeye başladılar. Bu sıkıntıyı yaşadık biz de. Daha tam çözemedik. Belli performans yükselmeleri oluyor ama tam çözemedik. Sonuçlar bize yardımcı olmadı. Sonuçlar düşündüğümüz paralelde gitseydi, belki bu oyuncuların tamamından istifade edecektik. Bu rahatlığı bulamadık ve dolayısıyla onlar adına ve bizim adımıza da şanssızlık oldu. Güven dediğimiz faktörün kaybedilmesi ya da kazanılması adına çok iyi oynayıp kaybettiğimiz maçlar oldu. Bunu bütün kamuoyu biliyor. Bu durum da bazen 'İyi oynasam da kazanamıyorum' düşüncesini yerleştiriyor. O zaman iyi oyunu da kaybedersiniz. Biz 3-4 haftalık periyotta bunu kaybettik ama sonrasında Allah'a şükür dönme şansımız oldu" diye konuştu.

"VAR sistemi adaleti sağlıyor ama önemli olan niyet"

Bu sezon başından itibaren uygulamaya koyulan VAR sisteminin artıları ve eksileriyle ilgili soruyu yanıtlayarak sözlerine devam eden Mustafa Denizli, "Her sistemin artıları ve eksileri vardır. VAR sisteminin karşılığı, adaletin kaybolmaması adına yapılan bir sistem. Futbol kesintiye uğramaması gereken bir oyundur ve mümkünse asgari pozisyonda kullanılmalı. Belki birçok maçın neticesi değişti bu sistem sayesinde. Türkiye'de bu sistemin gelmesini en çok isteyen kurumlardan birisi belki de hakemlik kurumuydu. Bir gün Cüneyt hocayla bir kurulda beraberdik. Sistem henüz gelmemişti ve fikrini sordum. "Ben insanım, hata yapabilirim. Bunun karşılığı benim yuvamın huzurunun kaçması mı, kişilik algılarımın bozulması mı ya da beni daha farklı düşüncelerle ortaya mı koymaları gerekiyor. Hata yapmayan insan olur mu?" dedi. Bunu söyleyen belki de dünyanın en iyi hakemlerinden birisi ve belki de birincisi. 'Aman hata yapmayayım' baskısı insana hata yaptırır. Yüzde 51 penaltıysa penaltı verilsin diye yazmıştı bir arkadaşımız. Şimdi burada yüzde 51 bile haktır. Ama bu sistem, bunu ortadan kaldıran ve adaleti sağlayan bir sistem. Bu durum büyük ölçüde telafi edildi ama sıfıra inmesi mümkün değil. Türkiye'nin aynı kalitedeki iki hakemine pozisyonları izletin, yüzde 15'inde farklı kararlar çıkar. Futbol yorum işidir. Pozisyon yorumlamasına gelirsek, ben pozisyonu hakemden iyi yorumlarım. Çünkü futbola saha içi ve dışında 50 yılımı vermişim. Bir insanın vücut dili, koşuyu ne için yaptığını sana gösterir. Mesela bir pozisyonda ben hakem olsam, oyuncu kırmızı kart görmesin diye, koşuşundan dolayı düdüğü çalarım. Bunu kırmızı kart görmemesi için çalmam aslında, gittiği adam sakatlanmasın diye çalarım. Ben uzun süre dünyanın en iyi hakemlerinden Marcus Merk'le program yaptım. Onunla anlaşamadığımız, onun haklı olduğu ya da benim haklı olduğun bir sürü pozisyon vardı. Hakem futbolun ruhunu saha içinde kaçırabilir. Çok iyi hakem olabilirsin ama bunu kaçırabilirsin. VAR sistemi adil bir sistem ama neticede birisi yorumluyor. Bizde bir laf vardır; öküzün altında buzağı aramak. Her öküzün altında buzağı aranır mı, böyle bir ülke olabilir mi? Niyet işte" açıklamasını yaptı.

"Hakemle didişmekten kırmızı kart rekortmeni oldum"

Türkiye'de hakemlerin eskiye göre olumlu anlamda çok iyi bir gelişim gösterdiğini sözlerine ekleyen Mustafa Denizli, "Ben Türkiye liglerinde 1968 yılında forma giyen gencecik bir çocuktum. O günden bugüne hakemlerimizde müthiş olumlu bir değişim var. Bu da güven faktörü olarak var. Bizim maçlarımızda hakemler bir ton hatalı karar veriyor. Ama asla ve asla kafasında başka bir düşünce olduğunu düşünmüyorum ve hata yaptı diyorum. Bizim oynadığımız zamandı böyle düşünmüyordum. Birçok kırmızı kart gördüm. Hayatımda rakiple didişmekten dolayı kırmızı kart görmedim ama kart rekortmeniydim. 22 tane kırmızı kart gördüm ben. Hepsi hakem kararıyla ilgili. Bu insanların birçoğunu yakinen tanıyorum. Hata yapıyorlar, yorumlamaları kötü, bazen yürekleri mangal gibi değil. Ama bunlar insani taraflar ve olabilir. Şu anda Türkiye'de, 'Ben bu maçı bu skorla bitireceğim' diyen hakem yok. O bakımdan rahatım. Hakem hatasından maç kazandık, maç kaybettik. Belki de şampiyonluk kaybettim ben ve bir gün olsun hakem önyargıyla maça çıktı demedim" dedi.

"Kimseye güvenmeyen kişi, kendisine güvenmiyordur"

Türkiye'de güven konusunda önemli bir sorun olduğunu ifade ederek hakemlerle ilgili düşüncelerini aktaran deneyimli teknik adam, "Bütün takımlar benim söylediğim faktörlerden şikayet edebilir. Kimse 'Bunun aklında bu var' demiyor. Türkiye'de maalesef güven dediğimiz faktör birçok insanda soru işareti. Ben 30 senedir bu mesleği yapıyorum. Çevremde bir sürü ekibim var. 30 yılda bir tek gün 'Acaba arkadan bir şey yer miyim' gözüyle bakmadım, düşünmedim. Çünkü onları ben seçtim. Bütün düşüncelerim doğru çıkmadı ama bunu yapıyorsam o yolda arkama bakmadan yürümeliyim ben. Güven dediğim budur. Biz; insanlara, hakemlere, ona, buna güvenmezsek, birinci derecede kendimize güvenmiyoruz demektir. Kendisine güvenmeyen insan başkasına güvenmez. Ben hayatım boyunca kendime güvendim. Önce kendi yapacağıma, ondan sonra bu düşüncelerimi benimle paylaşacak olan insanlara güven duygusuyla yaklaştım. Hepsinden aynı sonucu almadım ama neticede karar verici benim. Onlar da bu kasten yapmadı. Ben bir plan yapıyorum, en iyisi olabilir ama düşündüğün çalışmayı yapamayabilirsin. Ama güvenini kaybettiğin zaman yürüyecek yolun kalmamıştır. Hakeme güvenme, futbolcuya güvenme Kime güveneceğiz biz? Onun için benim hayatta edindiğim en önemli derslerden birisi budur" ifadelerini kullandı.

"Milli takımda başarı yerli teknik adamla gelir"

A Milli Takım'ın başına Şenol Güneş'in geçmesiyle ilgili olarak düşünceleri sorulan Mustafa Denizli, "Tercihler her zaman tartışılır. Bu durum genelde yerli yabancı üzerinden gidiyor. Kısa bir dönem vardı Lucescu geldiğinde. Sağolsun buraya bana da ziyarete geldi, saatlerce konuştuk kendisiyle. O zaman kısa dönem adına, kendi ülkemizden bir insan olsaydı, daha katkı sağlayıcı olabilirdi. Lucescu'nun kariyeri ve başarıları ortada ve son derece tecrübeli. Ama milli takımlarda, dünya üzerinde uluslararası platformda yabancı bir teknik adamla başarıya ulaşan tek bir ülke var, 2004 Avrupa Şampiyonası'nda şampiyon olan Yunanistan. Takımın başında Alman Otto Rehhagel vardı. Onun dışında Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'nda başarı getiren hep o ülkenin insanları oldu. Bu nedenle de Şenol hocanın takımın başına getirilmesi son derece yerinde bir karardır. Bu karar da insanlar üzerinde oluşan o gazı almıştır, bu bir gerçek. Ülke insanının milli takımla oluşan ilişkisi kopukluğa uğramıştı. Bu atmosfer olduğu zaman milli takım İstanbul'a döner" cevabını verdi.

"Milli takım maçında tribünler sadece kırmızı-beyaz olmalı"

A Milli Takım'ın artık İstanbul'a dönüp dönmemesi konusunda konuşan Mustafa Denizli, bu konuda özellikle karşılaşmaların oynanacağı periyoda bakılması gerektiğinin altını çizdi. Fransa karşılaşmasının Konya'da oynanacağını hatırlatarak sözlerini sürdüren Denizli, "Ama Fransa maçı ligler sona erdikten sonra oynanacak. Yani içeride mahalli bir rekabetin olmadığı dönemde oynanacak. Burada Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bir şampiyonluk yarışı içinde olsa ve bu tarihte İstanbul'da bir milli maç oynansa, o zaman soru işareti olur. Hangi statta oynanacak, hangi oyuncular kadroya dahil edilecek, hangi futbolculara daha yakın ilgi gösterilecek? Bu daha önce yaşandı ve bu nedenle söylüyorum bunu. O tarih itibariyle hem İstanbul'daki taraftarı milli takım odak olmak üzere toplayabilirdi hem de bu algıyı ortadan kaldırabilirdi. Lig bittikten sonra İstanbul'da oynanması problem değil. Problem lig devam ederken. 3 takımdan birisinin sahasında oynayacaksın, Olimpiyat Stadı, milli takım maçları için uygun değil. Milli takımı İstanbul dışına çıkaran ilk teknik adam benim. Bursa'ya maçları bu faktörden dolayı ben aldım. Bir de strateji dediğimiz bir faktör var. Türkiye'de şehirleri futbolla yatıp kalkan, futbolu çok seven ve destek grupları oluşturan şehirler; Bursa, Eskişehir, Trabzon ve biraz da artık milli maçlardan dolayı Konya. O zaman takımından en fazla beklentisi olan takım Bursa'ydı. Kendi takımından görmediği başarıyı bir takımın etrafında kenetlenerek yaşamak istiyordu ve bu da milli takımdı. Orada oynadığımız tüm maçlardan düşündüğümüz sonuçları aldık. Bu tercih, tesadüf değildi. İstanbul'da sezon içinde oynanan bir maçta insanımızın bir kısmının üzerinde Galatasaray forması, bir kısmının üzerinde Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor forması var. Bu milli takım. Milli takım forması tek. Bu rekabet öyle bir yere geldi ki, stada giderken, senin giydiğin formanın dışında başka bir forma giydiğin zaman irite oluyorsun. Milli takımın tek forması var, o da kırmızı beyaz. Milli takım maçlarında tribünlere bakıyorsun, en azı milli takım forması var. Forma bulamamak da federasyonun sorunu, satışa çıkarsınlar bu formaları. Bundan fazla taraftarı olan takım var mı Türkiye'de. 25 milyon, 15-20 milyon taraftar olan takımlar var. Bunun 82 milyon taraftarı var ve kulüpler gibi store yap. Bütçen mi yetmiyor?" diyerek milli takım formalarının satışlarının daha ulaşılabilir olması gerektiğini ifade etti.

"Futbol adına alınan en rezalet karar artı (+) kuralıdır"

Değişmesi gündeme gelen yabancı kuralıyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, 6+2+2 kararını sert şekilde eleştirdi. Türkiye'de futbol adına alınan en rezalet kararlardan birisinin yabancı konusundaki artı (+) kararları olduğunu söyleyen Denizli, "Böyle bir şey olur mu? Tribün için transfer yaptırıyorlar. Federasyon bu artı kuralını niye çıkarıyor? Bunu doğru dürüst söyle. 6+2+2 yerine doğru dürüst 10 de bitsin. Bu nedir. Bunun zararını en fazla kulüpler çekiyor. Yönetici ekonomik olarak çekiyor, sonra da takım çekiyor. Bu binanın içinde bu sistemle çalışan birisi olsam, yarım saat sonra antrenman var ve karşımda 5 tane sorunlu adam bulurum. Acaba son +2"de miyim, ilk +2"de miyim yoksa ilk 6'nın içinde miyim diye düşünecek adam. Sen de Hz. Ali ya da Hz. İbrahim adaletiyle git eve, kimi dışarıda bırakacağım diye düşün. Beni uykusuz bırakmak istiyorsan bu kararı al. Hocaların uyumasını istemiyorum de. Hadi ilk 2'yi attın, 2 saat uykudan kaybettin. Sonra diğer 2'yi düşündün, 2 saat daha gitti ve sabah oldu. Kimden korkuyorsun. Rekabetten korkma. Bu ülke, açık ekonomisi olan bir ülke. Bunu azaltırsan, diğer sayıyı çoğaltamazsın. Senin gerçek manada yıldız adayı gençlerin varsa, 50 tane yabancı getirsen de onlar şans bulur. Bu yıldızlar yabancı yokken mi çıktı? Böyle bir şey olur mu? Serbest bıraksan ne olacak? Kim kaç tane transfer yapar. Borç haneleri artık çevrilemeyecek durumda. Bunu netleştir. 10'sa 10 de, 6'ysa 6 de. +2 diyerek kimi kandırıyorsun. Ne için, teknik adamları ruh hastası yapmak için. 10+10 yap. Şu anda 14 yabancı var ve mecbur değilsin almaya. 3 yabancıyla da gidebilirsin. Ama 14 yerli oyuncun olmak zorunda. Bu yabancı kuralı değil, yerli kuralı. 14 yabancı varsa sana bir şey olmuyor, 14 yerli yoksa sana bir şey oluyor. Demek ki bu yerli kuralı. Alabilen 3 tane alır, alabilen 8 tane alır. 14 tane aldığın zaman zaten 3 tane mutlak problemli adamın oluyor. Hepsini birden oynatamıyorsun zaten, 11'ini oynatıyorsun. 10 tane, 8 tane de, serbest bırak. Bunu net yap" ifadelerini kullandı.

"Futbol bana mide ülseri kazandırdı!"

Trabzonspor karşılaşmasında yaşadığı sağlık sorunuyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, "Trabzonspor maçında yaşadığım problemi daha önce milli takımın başındayken Finlandiya maçında yaşamıştım. Futbolun bana kazandırdıklarından birisi de mide ülseri. Bazen hiçbir şey yapmıyorsunuz ve kabulleniyorsunuz. Takım iyi oynuyor, gol kaçırıyor ama o haftalarda ilk gelen top gol oluyordu. İkinci golde anormal sinirlendim ve sanki tirbuşonla midemi oymaya başladılar. Doktora 'Bu benim aralıklı olarak yaşadığım bir şey, bana bir ilaç ver' dedim. Tansiyonuma baktı ve yüksek gördü. Esasında her hafta tansiyonuma devre arasında baksa, tansiyonum yüksek çıkar. Riske etmeyelim dedi ve tedbir amaçlı hastaneye gitmemi söyledi. Böyle bir şey yaşadık. Ama sonrasında ilk antrenmana çıktım, ertesi hafta maça da çıktım. Bu mesleği yapanlar, bunları yaşıyor. Bu sadece maç oynanırken yaşandı, maç dışında da yaşadığım birçok şey var" dedi.

"Türk teknik adamlar iyi bir yolda"

Türkiye'de en formda teknik adamın kim olduğuyla ilgili düşünceleri sorulan deneyimli çalıştırıcı, "Fatih ve Şenol'u dışarıda tutarak cevaplıyorum. Abdullah Avcı sürekli başarılı grafik çiziyor. Sergen Yalçın, Okan Buruk, Mehmet Özdilek. Esasında Erzurum'da kötü bir grafiği yoktu. Bunlar her teknik adamın yaşayacağı şeyler. Samet hoca, Hikmet hoca, Ünal hoca, Rıza hoca Hepsi başarılı bu hocaların. Birçoğu benimle birlikte çalışan arkadaşlar. Artık konumlar değişiyor. Benim asistanlığımı yapanlar şu anda ligin tecrübeli hocaları sınıfına girmeye başladı. Onların bu grafikleri bizi mutlu ediyor. Bu durum ülke adına Türk teknik adamların geldiği yol itibariyle iyi bir puan" açıklamasını yaptı.

"Sergen Yalçın çok ayrı bir zeka"

Başarılı teknik adamlar listesinde saydığı Sergen Yalçın'ın futbolculuğu hakkında da yorum yapan Mustafa Denizli, "Sergen beraber çalıştığım en iyi futbolculardan birisiydi. 4 sene hocalığını yaptım ve o çok ayrı bir zeka. Çok değerli futbolcularla çalıştım. Türkiye'nin ve dünyanın kaybı olan önemli oyuncular da oldu. Mesela şu anda İtalya'dan dünya çapında 2 futbolcu söyleyin. Mesela Balotelli'yi skandallarıyla hatırlıyorsun. İtalya defalarca Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. 10-15 sene önce sorsam bana 10 tane isim sayardınız. Türkiye'den de öyle, İspanya'dan da öyle. Xavi-Iniesta-Casillas gitti, İspanyol futbolunda sayılan isimler yabancı oyuncular oldu. Türkiye'de Arda-Emre'den sonra doğru dürüst isim sayamıyorsun. Şimdi Yusuf, Cenk, Abdülkadir, Dorukhan'ı sayıyorsunuz. Mesela Dorukhan olur. Beraber çalıştım ve Dorukhan futbolcu olmak istiyordu. Amacına ulaşmak istiyordu. Grafiği de devam eder. Milli takımda oynayan futbolcunun kendi takımındaki yeri de garantidir. Bu anlamda Dorukhan açısından Şenol Güneş de önemli bir etken oldu" diyerek sözlerini tamamladı.

Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular

27.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Başkan Dursun Özbek'in, Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh ile yapmayı planladığı görüşme iddia edilenin aksine Galatasaray'ın "satışından" ziyade, Suudi Arabistan'ın futbola akıttığı milyar dolarlık pastadan sponsorluk ve ticari iş birlikleri kanalıyla pay alma çabası. Ancak kulübün geleceği ve finansal yapısı üzerindeki Arap sermayesi etkisi arttıkça, satılma dedikoduları da kaçınılmaz olarak basında ve taraftar arasında konuşulmaya devam edecek.

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Turki Al-Sheikh'in yakınlaşması; Türk futbolundaki finansal sıkıntılar ve Suudi Arabistan'ın futbola yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında oldukça kritik bir hamle. Bu yüzden kamuoyunda bu görüşme için camiada "Dursun Özbek, Galatasaray'ı satmak için ilk adımları attı" şeklinde dedikoduları yayılmaya başladı. Ancak işin aslı elbetteki öyle değil.

Galatasaray'ın öncelikli hedefi kulübe sıcak para girdisi sağlamak, küresel marka değerini artırmak ve proje bazlı yatırımlarına kaynak bulmak.

Galatasaray, Avrupa standartlarında gelir elde edebilmek için Suudi menşeli büyük şirketlerle (Fly Nas, NEOM, Aramco, Visit Saudi vb.) yüksek bütçeli sponsorluk anlaşmaları talep edebilir.

Kemerburgaz Tesisleri veya Florya projesi gibi gayrimenkul dönüşümlerinde Suudi fonlarından uzun vadeli ve düşük maliyetli yatırım imkanı aranabilir.

Yüksek maliyetli oyuncuların transferinde veya kadrodaki yüksek maaşlı isimlerin Suudi kulüplerine satılarak bonservis geliri elde edilmesinde bir köprü kurulması hedeflenebilir.

Riyad Seasons gibi uluslararası organizasyonlarda yer alarak ciddi katılım payları ve galibiyet primleri kazanmanın yolları zorlanabilir.

Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh, ülkesinin "Vision 2030" çerçevesinde sporu ve eğlenceyi küresel bir güç unsuru olarak kullanma stratejisinin merkezinde.

Türk futbolunun bölgedeki en yüksek izlenebilirliğe sahip kulüplerinden biri olan Galatasaray'a, Suudi devlet fonu (PIF) destekli dev markalar üzerinden stratejik sponsorluklar teklif edebilirler.

Galatasaray'ı Riyad'da düzenlenecek özel turnuvalara, hazırlık maçlarına dahil ederek milyon dolarlık katılım ücretleri sunabilirler.

Suudi Pro Ligi kulüpleri ile Galatasaray arasında oyuncu kiralama veya transfer süreçlerinde öncelik ve finansal kolaylıklar sağlanabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden genç yeteneklerin Galatasaray altyapısında yetişmesi için ortak akademi projeleri ve fon aktarımı teklif edilebilir.

"Galatasaray Araplara satılıyor" söylentileri yıllardır Türk futbol kamuoyunu meşgul eden bir iddiadır. Ancak bu görüşmeyi doğrudan bir "satış" olarak okumak hukuki ve hukuki olmayan nedenlerle gerçekçi değil.

Newcastle United veya PSG örneklerinde olduğu gibi, devlet destekli Arap fonlarının kulüplere ilk girişi genelde sponsorluklar, hazırlık turnuvaları ve dostluk ilişkileriyle başlar. Dedikodu üreten çevreler bu ziyareti bir "zemin arayışı" veya "kamuoyu nabzı ölçme" adımı olarak yorumlar. Bu yüzden Dursun Özbek'in kulübü satmak için zemin hazırladığı iddiaları altı boş olsa da dolanıyor.

Futbolun zirvesinden mali krize

Fenerbahçe'nin eski yıldızı, futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı

26.09.2026 20:09:00
Haber Merkezi
 
Futbolun zirvesinden mali krize
Futbolun zirvesinden mali krize
Brezilya futbolunun efsane isimlerinden ve bir dönem Fenerbahçe forması giyen Roberto Carlos, futbolculuk kariyerinde kazandığı servetin yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı.

53 yaşındaki eski futbolcu, çarpıcı açıklamaları Portugal Football Summit etkinliğinde, futbolcuların kariyer sonrası yaşamı ve finansal yönetimi üzerine düzenlenen panelde yaptı.

"HESABIMI SIFIRLAYAN İNSANLARLA SORUN YAŞADIM"

Roberto Carlos, servetindeki büyük kaybın tek bir nedenden kaynaklanmadığını söyledi. Eski menajeriyle yaşadığı ciddi bir problem ile ailevi meselelerin finansal çöküşünde etkili olduğunu belirtti.

Carlos'un anlatımına göre olay oldukça ani gelişti. Bir gece hiçbir şeyden habersiz uyuduğunu, ertesi gün ise daha önce varlığından haberdar olmadığı çok sayıda belgeyle karşılaştığını söyledi.

"Eski menajerimle ciddi bir problem yaşadım. Çok ciddi bir ailevi problem yaşadım. Perşembe günü gece yarısı uyudum, cuma günü varlığından bile haberdar olmadığım bir sürü belge aldım. Orada bütün hikâyemi kaybettim."

KAYBIN NEDENİNİ AÇIKLADI

Carlos, yaşadıklarını anlatırken özellikle menajerler ve ailevi sorunlara dikkat çekti.

"Menajerler ve ailevi meseleler yüzünden futboldan kazandığım her şeyin yüzde 99'unu kaybettim. Hatalar yaptım."

Eski yıldız, yaşadıklarının başka futbolcular için ders olması gerektiğini belirterek genç oyunculara da uyarıda bulundu.

Burada önemli bir ayrıntı var: Roberto Carlos, parasının hangi kişi tarafından, hangi işlemle veya hangi miktarda kaybedildiğini ayrıntılı biçimde açıklamadı. Kamuoyuna yansıyan açıklamalarında eski menajeri ve ailevi sorunlardan söz etti ancak belirli kişileri isim vererek suçlamadı.

"POST-KARİYERİMİ DÜŞÜNMÜŞTÜM"

Roberto Carlos, aslında futbolu bırakmadan önce geleceğini planladığını da anlattı.

Futbolculuk döneminde kariyer sonrasına hazırlandığını, sportif direktörlük lisansı aldığını ve çeşitli markalarla çalıştığını belirten Brezilyalı yıldız, buna rağmen yaşadığı sorunların mali durumunu ağır biçimde etkilediğini söyledi.

HAYATINI YENİDEN DÜZENLEDİ

Carlos, yaşadığı finansal krizin ardından hayatını yeniden yapılandırdığını da açıkladı.

İş ortağı Paul Brighten ve Entourage Sport & Entertainment ile çalışmasının ardından finansal ve ailevi hayatını yeniden düzenlediğini belirtti.

175 MİLYON DOLAR İDDİASI

Bazı haberlerde Roberto Carlos'un futbol kariyerinden yaklaşık 175 milyon dolar kazandığı yönünde rakamlar yer alsa da, son açıklamalarında Carlos'un kendisi bu rakamı doğrulamadı. Güvenilir kaynakların aktardığı kesin ifade, onun futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiği yönünde.

Bu nedenle ortaya çıkan tablo, "175 milyon doların tamamını kaybetti" şeklinde kesin bir hesaplamadan ziyade, Roberto Carlos'un kendi beyanına göre futbolculuk döneminde elde ettiği servetin neredeyse tamamını kaybettiği şeklinde aktarılmalı.

FUTBOLUN ZİRVESİNDEN MALİ KRİZE

Real Madrid ve Brezilya Milli Takımı'nın unutulmaz sol beki olan Roberto Carlos, kariyeri boyunca dünyanın en yüksek gelir elde eden futbolcularından biri haline geldi. Ancak kendi anlatımına göre menajerlik ilişkileri, ailevi problemler ve kendi yaptığı hatalar, futbol sonrasında ciddi bir finansal kayba yol açtı.

Carlos bugün yaşadığı süreci genç futbolculara yönelik bir uyarı olarak anlatıyor: "Başıma gelen kötü şeyleri gençlere anlatıyorum ki benim yaptığım hataları yapmasınlar."

Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi

A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı

26.09.2026 00:53:00 / Güncelleme: 26.09.2026 00:58:24
Haber Merkezi
 
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı. Türkiye, ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup olurken, grubun diğer karşılaşmasında İtalya da sahasında Belçika'ya 2-0 yenildi.

Bu sonuçla birlikte Türkiye ve İtalya ilk maçlarını puansız tamamladı. Fransa ile Belçika ise 3'er puan aldı.

Türkiye, 28 Eylül Pazartesi günü İtalya'yı konuk edecek. İki takım açısından da karşılaşma kritik hale gelirken, kaybeden tarafın gruptaki işi daha da zorlaşacak. UEFA'nın resmi fikstüründe de Türkiye-İtalya karşılaşması 28 Eylül olarak yer alıyor.

GRUPTA SON DURUM

Belçika – 3 puan
Fransa – 3 puan
Türkiye – 0 puan
İtalya – 0 puan

Türkiye'nin Fransa karşısındaki 1-0'lık yenilgisinin ardından şimdi gözler İtalya maçına çevrildi. İtalya da Belçika'ya 2-0 kaybederek Türkiye karşısına puansız çıkacak.

Pazartesi günü oynanacak mücadele, iki takım için de "ya tamam ya devam" niteliğinde erken bir kritik sınav olacak.

Milliler yine sonuç alamadı

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu

26.09.2026 00:24:00
Haber Merkezi
 
Milliler yine sonuç alamadı
Milliler yine sonuç alamadı
Uluslar Ligi A Ligi'ne Fransa yenilgisiyle başlayan A Milli Takım, Kocaeli'deki mücadelede iyi direnmesine rağmen Mbappe'nin golüne engel olamadı. 87. dakikada Uğurcan Çakır'ın kırmızı kart görmesi gecenin bir başka kritik anı oldu. Montella'nın tercihleri ise maç sonrası tartışma konusu oldu.

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu. Kocaeli Stadyumu'ndaki karşılaşmanın tek golünü 54. dakikada Kylian Mbappe kaydetti.

İLK YARIDA DENGE VARDI

Karşılaşmanın ilk bölümünde Fransa topa daha fazla sahip olmaya çalışırken Türkiye savunmada disiplinli kaldı. Milliler, Arda Güler üzerinden hücum üretmeye çalıştı. Arda'nın bireysel çabaları Fransız savunmasını zaman zaman zorladı.

İlk yarıda iki takım da aradığı golü bulamayınca soyunma odasına 0-0 eşitlikle gidildi. Maç öncesinde Montella'nın en önemli sorunlarından biri orta sahadaki eksiklerdi. Hakan Çalhanoğlu kadroda yer almazken Orkun Kökçü de sakatlığı nedeniyle oynayamadı.

İSMAİL'LE GOLE ÇOK YAKLAŞTIK

İkinci yarının hemen başında Türkiye önemli bir fırsat yakaladı. 50. dakikada Arda Güler'in kullandığı kornerde İsmail Yüksek'in kafa vuruşu gol tehlikesi yarattı.

Ancak bu pozisyonun ardından Fransa oyunda ağırlığını artırdı.

MBAPPE SAHNEYE ÇIKTI: 0-1

54. dakikada Fransa'nın yıldızı Kylian Mbappe sahneye çıktı. Fransızların geliştirdiği atakta Mbappe topu ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçirdi.

Golün ardından Türkiye beraberlik için daha fazla risk almaya başladı. Fransa ise savunmasını geriye çekerek skoru korumaya yöneldi.

87'DE UĞURCAN KIRMIZI KART GÖRDÜ

Maçın son bölümünde Türkiye'nin işi daha da zorlaştı. 87. dakikada Uğurcan Çakır, VAR incelemesinin ardından direkt kırmızı kart gördü. Böylece milliler karşılaşmanın kalan bölümünü 10 kişi tamamladı.

Fransa'nın 1-0'lık üstünlüğü maçın son düdüğüne kadar değişmedi.

MAÇIN ARDINDAN MONTELLA TARTIŞMASI

Mağlubiyetin ardından tartışmanın merkezine yalnızca futbolcular değil, Vincenzo Montella'nın oyun planı ve tercihleri de oturdu.

Özellikle Türkiye'nin geriye düştükten sonra hücumdaki üretkenliğinin yeterli olmaması ve beraberlik için gerekli hamlelerin etkisinin sınırlı kalması eleştirildi.

Montella'nın maç öncesindeki planında Orkun Kökçü'nün yokluğunda Salih Özcan ve İsmail Yüksek'i merkezde kullanıp Arda Güler'i onların önünde konumlandırması gündeme gelmişti.

Şimdi soru şu: Montella, Fransa karşısında ortaya çıkan hücum sorunlarına çözüm bulabilecek mi? Millilerin önünde ise 28 Eylül'de İtalya maçı bulunuyor.

Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı

Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

26.09.2026 00:21:00
İhlas Haber Ajansı
 
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

Beşiktaş: Eugene Omoruyi 17, Jaylen Nowell 17, Ante Zizic 4, David DeJulius 4, DaQuan Jeffries, Anthony Brown 7, Scottie Wilbekin 12, Devon Dotson 9, Conor Morgan 15, Wenyen Gabriel 6, Berk Uğurlu 3



1. Periyot: 27-28

Devre: 51-54

3. Periyot: 71-81

Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu

25.09.2026 22:51:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Boks Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil eden Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, 90 kilo final müsabakasında İspanyol Enmanuel Reyes Pla ile karşı karşıya geldi. Ringde sergilediği üstün performansla rakibine şans tanımayan milli sporcu, maçı kazanarak Avrupa şampiyonu unvanını elde etti ve ay-yıldızlı bayrağı zirveye taşıdı.

Daha önce Kick Boks branşında da Avrupa şampiyonluğu bulunan genç boksörün kariyerinde ayrıca U22 ve U23 yaş kategorilerinde kazanılmış Avrupa şampiyonlukları da yer alıyor. Emrah Yaşar, aldığı bu zaferle başarılarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Busenaz Sürmeneli, 2026 Avrupa Boks Şampiyonası 70 kilo finalinde İngiliz rakibi Chantelle Reid'i 5-0 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu ve üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğunu elde etti

25.09.2026 22:49:00
İhlas Haber Ajansı
 
Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu
Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Busenaz Sürmeneli, 2026 Avrupa Boks Şampiyonası 70 kilo finalinde İngiliz rakibi Chantelle Reid'i 5-0 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu ve üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğunu elde etti.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda ringe çıkan milli boksör Busenaz Sürmeneli, 70 kilo final müsabakasında İngiliz Chantelle Reid ile karşı karşıya geldi. Müsabaka boyunca rakibine karşı üstün bir oyun sergileyen milli sporcu, karşılaşmadan 5-0'lık net bir skorla galip ayrılarak şampiyonluğa uzandı.

Kariyerindeki ikinci Avrupa şampiyonluğunu kazanan Busenaz Sürmeneli, bu başarıyla birlikte organizasyondaki toplam madalya sayısını 4'e çıkardı. Milli boksörün Avrupa Şampiyonası kariyerinde 2 altın ve 2 bronz madalyası bulunuyor.

Büşra Işıldar gümüş madalya kazandı

Milli boksör Büşra Işıldar, ise 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda gümüş madalya kazandı. 75 kilo finalinde İrlandalı sporcu Aoife O'Rourke ile karşılaşan 24 yaşındaki sporcu, mücadeleden mağlup ayrılarak Avrupa ikincisi oldu. Gençler kategorisinde Dünya ve Avrupa şampiyonlukları bulunan Büşra Işıldar'ın, büyükler kategorisinde Dünya Şampiyonası'nda gümüş, Avrupa Şampiyonası'nda ise bronz madalyası var.

Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın İstanbul'da düzenlenecek

Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası organizasyonu, yarın İstanbul'da düzenlenecek

 

25.09.2026 10:40:00
Anadolu Ajansı
 
Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın İstanbul'da düzenlenecek
Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası, yarın İstanbul'da düzenlenecek

Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde düzenlenecek kupa, 57 yıl aradan sonra ilk kez yapılacak. Organizasyonda, 8 başpehlivan ve 84 pehlivan mücadele edecek. Saat 08.00'deki kura çekimiyle başlayacak organizasyon, saat 17.00'de yapılması planlanan başpehlivanlık final maçıyla sona erecek.

Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı vatandaşlar yerinde ücretsiz şekilde izleyebilecek.

Organizasyona katılacak başpehlivanlar şöyle:

Erkan Taş, Feyzullah Aktürk, Seçkin Duman, Mustafa Taş, Ali Gürbüz, Orhan Okulu, Sinan Yıldız, Yusuf İslam Taş. 

Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor

Madrid derbisinde yenilgi geldi, Portekizli teknik adam yine hakemi işaret etti

21.09.2026 13:25:00 / Güncelleme: 21.09.2026 13:28:13
Haber Merkezi
 
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Real Madrid, LaLiga'nın 7. haftasında deplasmanda Atletico Madrid'e 2-1 mağlup olurken, teknik direktör Jose Mourinho karşılaşmanın ardından yine hakem kararlarını gündeme taşıdı.

Atletico Madrid'in gollerini 53. dakikada Grimaldo, 59. dakikada David kaydederken, Real Madrid'in tek golü 89. dakikada Rüdiger'den geldi. Real Madrid'de Dean Huijsen'in 52. dakikada kırmızı kart görmesi ise karşılaşmanın kırılma noktalarından biri oldu.

YENİLGİNİN FATURASI HAKEME

Maçın ardından basın toplantısına tartışmalı pozisyonların fotoğraflarıyla gelen Mourinho, hakem Ortiz Arias'a sert tepki gösterdi.

Portekizli teknik adam, "İki tane açık kırmızı kart var" diyerek hakem kararlarının maçın sonucunu etkilediğini savundu.

Mourinho, takımının uzun süre eksik oynamasının zorluğuna dikkat çekerek oyuncularını ise gösterdikleri mücadele nedeniyle övdü.

Ancak Mourinho'nun açıklamalarında dikkat çeken yine aynı noktaydı:

Yenilgi geldi, suçlu yine hakem oldu.

HER MAÇIN ARDINDAN AYNI SENARYO

Mourinho kariyeri boyunca tartışmalı hakem kararları, federasyonlar ve futbol otoriteleriyle yaşadığı polemiklerle sık sık gündeme geldi. Madrid derbisinin ardından yaptığı açıklamalar da bu tartışmaların yeni bir halkası oldu.

Real Madrid'in sahadaki 2-1'lik yenilgisi bir yana, Mourinho'nun basın toplantısında maçın taktik ve futbol boyutundan çok hakem kararlarını öne çıkarması dikkat çekti.

Mourinho için sonuç değişti ama senaryo değişmedi: Yenilgi, ardından hakem.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.