logo
31 MAYIS 2026

"6+2+2 kararı rezalettir"

Kasımpaşa Teknik Direktörü Mustafa Denizli, 6+2+2 olarak değişmesi gündeme gelen yabancı kuralına tepki gösterdi. Tecrübeli teknik adam, "Artı kararı rezalet bir karardır. Tribüne neden transfer yaptırıyorsunuz? Direkt yabancı sayısını 10 deyin bitsin gitsin" dedi

08.04.2019 00:00:00
"6+2+2 kararı rezalettir"
"6+2+2 kararı rezalettir"
3 büyük kulübü şampiyon yapma başarısı gösteren, A Milli Takım'ın başında başarılara ulaşan, şu anda Kasımpaşa'nın başında bulunan Teknik Direktör Mustafa Denizli, çarpıcı açıklamalar yaptı. Eski golcüsü Diagne'nin Galatasaray'daki performansına değinerek sözlerine başlayan tecrübeli teknik adam, yıldız oyuncunun henüz özgüven kazanamadığını belirtti.

Kendilerinin de Diagne'den doğan boşluğu doldurmaya çalıştıklarını söyleyen Mustafa Denizli, "Bu oyuncunun yerine birini arıyoruz. Performansa bakıp bulduk desek 'Hocam yapma, tabloya bak' derler. Bulamadık henüz. Bu boşluğu farklı şekillerde kapatmaya çalışıyoruz. Esas olan şu; bir futbolcu gider, bir futbolcu gelir. Futbolcunun takım dediğimiz bu grupla doku uyuşmasının uyması gerekiyor. Diagne'nin Galatasaray'daki çalışma temposu belki bizden daha fazla. Ama bu durum, kendisinin başarılı olma şansını artırmıyor. Biz maalesef futbolcuyu her zaman bireysel olarak değerlendiriyoruz. Futbolda futbolcunun performansını bireysel olarak değerlendirdiğiniz zaman doğru sonuçlara varamazsınız. Futbolcuyu çevresiyle beraber değerlendirmeniz gerekir. Sağı, solu, arkası, önü, bu gibi ilişkiler yumağı futbolcuyu farklı kılar. Bizdeki ortamı Galatasaray'da bulamadı. Galatasaray'da o bölgelerde oynayan oyuncuların kalitesi, bizim futbolcularımızın kalitesinin altında mı? En kötü şartlarda eşitler. Ama saha içi dili dediğimiz faktör henüz Galatasaray'da oluşmadı ve Diagne bunun sıkıntısını yaşıyor. Daha büyük sıkıntı, bir futbolcu gündemi ve kamuoyunu bu konularla meşgul ederse, bu konularla ilgili bazı grupların beklentisini yukarıya çekerse, bu beklentilerin de karşılanmadığı 2-3 hafta geçerse, burada algılar değişmeye başlar. Bu durum, futbolcu üzerinde son derece olumsuz bir faktördür. Diagne bunu da yaşıyor olabilir. Bir futbolcu ister 20 yaşında olsun, ister 28-30 yaşında olsun bundan kurtulamaz. Dolayısıyla Diagne'yi izlerken onun adına da, ona bu kadar umut bağlayan ve bu kadar yatırım yapan takım adına da düşünüp üzülüyorum. Belli noktalarda çok iyi meziyetleri var ve bunu rahat kullanamıyor. Futbolcu güvenini kaybettiği zaman durum değişiyor. Dünya üzerinde kim olursanız olun, ister en büyük yıldız olun, isterse de son derece genç ve vasat bir futbolcu olun, hissettikleriniz ve yaşadıklarınız çok farklılık göstermez. Diagne bu rahatlığı hala bulamadı ve hala belki de soru işareti. Diagne güvenini kaybetti demeyelim kazanamadı diyelim" ifadelerini kullandı.

"Fatih Terim, Diagne'ye müthiş yardımcı oluyor"

Diagne'nin şu anda attığı gol sayısının, hiç gol atmaması halinde dahi gol krallığına yetebileceğini belirten Mustafa Denizli, "Biraz abartılı olur belki ama, Diagne bundan sonra hiç gol atmasa bile belki gol kralı olacak. Böyle bir lig yaşıyoruz. Ama çok ciddi beklentisi olan, ciddi maddi manevi yatırım yapılan bir futbolcu. Onu biraz tanıdığım için saha içinde neler hissettiklerini, koşarken, topla buluştuğu anda yakın çekimde vücut dilinden beynini okumaya çalışıyorum. Bazen Fatih hocamızla konuşuyoruz ve müthiş yardımcı olmaya çalışıyor Diagne'ye. Bu söylediklerimi o da bilen bir insan. Tecrübe dediğimiz faktörü, genç oyuncular üzerinde nasıl kullanacağını en iyi bilen insanlardan birisi. Buna rağmen çok kolay değil. Kim olursa olsun çok kolay değil. Bu tip beklentisi olan futbolcular bu sıkıntıyı yaşar. Yerini doldurabildik mi, henüz dolduramadık. Bizim yaptığımız transferler 20 yaş grupları. Takım ikinci yarıya kötü başlayınca, kendi adlarına 'Acaba bu sonuçlarda bizim de sebebimiz var mı?' diye düşünmeye başladılar. Bu sıkıntıyı yaşadık biz de. Daha tam çözemedik. Belli performans yükselmeleri oluyor ama tam çözemedik. Sonuçlar bize yardımcı olmadı. Sonuçlar düşündüğümüz paralelde gitseydi, belki bu oyuncuların tamamından istifade edecektik. Bu rahatlığı bulamadık ve dolayısıyla onlar adına ve bizim adımıza da şanssızlık oldu. Güven dediğimiz faktörün kaybedilmesi ya da kazanılması adına çok iyi oynayıp kaybettiğimiz maçlar oldu. Bunu bütün kamuoyu biliyor. Bu durum da bazen 'İyi oynasam da kazanamıyorum' düşüncesini yerleştiriyor. O zaman iyi oyunu da kaybedersiniz. Biz 3-4 haftalık periyotta bunu kaybettik ama sonrasında Allah'a şükür dönme şansımız oldu" diye konuştu.

"VAR sistemi adaleti sağlıyor ama önemli olan niyet"

Bu sezon başından itibaren uygulamaya koyulan VAR sisteminin artıları ve eksileriyle ilgili soruyu yanıtlayarak sözlerine devam eden Mustafa Denizli, "Her sistemin artıları ve eksileri vardır. VAR sisteminin karşılığı, adaletin kaybolmaması adına yapılan bir sistem. Futbol kesintiye uğramaması gereken bir oyundur ve mümkünse asgari pozisyonda kullanılmalı. Belki birçok maçın neticesi değişti bu sistem sayesinde. Türkiye'de bu sistemin gelmesini en çok isteyen kurumlardan birisi belki de hakemlik kurumuydu. Bir gün Cüneyt hocayla bir kurulda beraberdik. Sistem henüz gelmemişti ve fikrini sordum. "Ben insanım, hata yapabilirim. Bunun karşılığı benim yuvamın huzurunun kaçması mı, kişilik algılarımın bozulması mı ya da beni daha farklı düşüncelerle ortaya mı koymaları gerekiyor. Hata yapmayan insan olur mu?" dedi. Bunu söyleyen belki de dünyanın en iyi hakemlerinden birisi ve belki de birincisi. 'Aman hata yapmayayım' baskısı insana hata yaptırır. Yüzde 51 penaltıysa penaltı verilsin diye yazmıştı bir arkadaşımız. Şimdi burada yüzde 51 bile haktır. Ama bu sistem, bunu ortadan kaldıran ve adaleti sağlayan bir sistem. Bu durum büyük ölçüde telafi edildi ama sıfıra inmesi mümkün değil. Türkiye'nin aynı kalitedeki iki hakemine pozisyonları izletin, yüzde 15'inde farklı kararlar çıkar. Futbol yorum işidir. Pozisyon yorumlamasına gelirsek, ben pozisyonu hakemden iyi yorumlarım. Çünkü futbola saha içi ve dışında 50 yılımı vermişim. Bir insanın vücut dili, koşuyu ne için yaptığını sana gösterir. Mesela bir pozisyonda ben hakem olsam, oyuncu kırmızı kart görmesin diye, koşuşundan dolayı düdüğü çalarım. Bunu kırmızı kart görmemesi için çalmam aslında, gittiği adam sakatlanmasın diye çalarım. Ben uzun süre dünyanın en iyi hakemlerinden Marcus Merk'le program yaptım. Onunla anlaşamadığımız, onun haklı olduğu ya da benim haklı olduğun bir sürü pozisyon vardı. Hakem futbolun ruhunu saha içinde kaçırabilir. Çok iyi hakem olabilirsin ama bunu kaçırabilirsin. VAR sistemi adil bir sistem ama neticede birisi yorumluyor. Bizde bir laf vardır; öküzün altında buzağı aramak. Her öküzün altında buzağı aranır mı, böyle bir ülke olabilir mi? Niyet işte" açıklamasını yaptı.

"Hakemle didişmekten kırmızı kart rekortmeni oldum"

Türkiye'de hakemlerin eskiye göre olumlu anlamda çok iyi bir gelişim gösterdiğini sözlerine ekleyen Mustafa Denizli, "Ben Türkiye liglerinde 1968 yılında forma giyen gencecik bir çocuktum. O günden bugüne hakemlerimizde müthiş olumlu bir değişim var. Bu da güven faktörü olarak var. Bizim maçlarımızda hakemler bir ton hatalı karar veriyor. Ama asla ve asla kafasında başka bir düşünce olduğunu düşünmüyorum ve hata yaptı diyorum. Bizim oynadığımız zamandı böyle düşünmüyordum. Birçok kırmızı kart gördüm. Hayatımda rakiple didişmekten dolayı kırmızı kart görmedim ama kart rekortmeniydim. 22 tane kırmızı kart gördüm ben. Hepsi hakem kararıyla ilgili. Bu insanların birçoğunu yakinen tanıyorum. Hata yapıyorlar, yorumlamaları kötü, bazen yürekleri mangal gibi değil. Ama bunlar insani taraflar ve olabilir. Şu anda Türkiye'de, 'Ben bu maçı bu skorla bitireceğim' diyen hakem yok. O bakımdan rahatım. Hakem hatasından maç kazandık, maç kaybettik. Belki de şampiyonluk kaybettim ben ve bir gün olsun hakem önyargıyla maça çıktı demedim" dedi.

"Kimseye güvenmeyen kişi, kendisine güvenmiyordur"

Türkiye'de güven konusunda önemli bir sorun olduğunu ifade ederek hakemlerle ilgili düşüncelerini aktaran deneyimli teknik adam, "Bütün takımlar benim söylediğim faktörlerden şikayet edebilir. Kimse 'Bunun aklında bu var' demiyor. Türkiye'de maalesef güven dediğimiz faktör birçok insanda soru işareti. Ben 30 senedir bu mesleği yapıyorum. Çevremde bir sürü ekibim var. 30 yılda bir tek gün 'Acaba arkadan bir şey yer miyim' gözüyle bakmadım, düşünmedim. Çünkü onları ben seçtim. Bütün düşüncelerim doğru çıkmadı ama bunu yapıyorsam o yolda arkama bakmadan yürümeliyim ben. Güven dediğim budur. Biz; insanlara, hakemlere, ona, buna güvenmezsek, birinci derecede kendimize güvenmiyoruz demektir. Kendisine güvenmeyen insan başkasına güvenmez. Ben hayatım boyunca kendime güvendim. Önce kendi yapacağıma, ondan sonra bu düşüncelerimi benimle paylaşacak olan insanlara güven duygusuyla yaklaştım. Hepsinden aynı sonucu almadım ama neticede karar verici benim. Onlar da bu kasten yapmadı. Ben bir plan yapıyorum, en iyisi olabilir ama düşündüğün çalışmayı yapamayabilirsin. Ama güvenini kaybettiğin zaman yürüyecek yolun kalmamıştır. Hakeme güvenme, futbolcuya güvenme Kime güveneceğiz biz? Onun için benim hayatta edindiğim en önemli derslerden birisi budur" ifadelerini kullandı.

"Milli takımda başarı yerli teknik adamla gelir"

A Milli Takım'ın başına Şenol Güneş'in geçmesiyle ilgili olarak düşünceleri sorulan Mustafa Denizli, "Tercihler her zaman tartışılır. Bu durum genelde yerli yabancı üzerinden gidiyor. Kısa bir dönem vardı Lucescu geldiğinde. Sağolsun buraya bana da ziyarete geldi, saatlerce konuştuk kendisiyle. O zaman kısa dönem adına, kendi ülkemizden bir insan olsaydı, daha katkı sağlayıcı olabilirdi. Lucescu'nun kariyeri ve başarıları ortada ve son derece tecrübeli. Ama milli takımlarda, dünya üzerinde uluslararası platformda yabancı bir teknik adamla başarıya ulaşan tek bir ülke var, 2004 Avrupa Şampiyonası'nda şampiyon olan Yunanistan. Takımın başında Alman Otto Rehhagel vardı. Onun dışında Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası'nda başarı getiren hep o ülkenin insanları oldu. Bu nedenle de Şenol hocanın takımın başına getirilmesi son derece yerinde bir karardır. Bu karar da insanlar üzerinde oluşan o gazı almıştır, bu bir gerçek. Ülke insanının milli takımla oluşan ilişkisi kopukluğa uğramıştı. Bu atmosfer olduğu zaman milli takım İstanbul'a döner" cevabını verdi.

"Milli takım maçında tribünler sadece kırmızı-beyaz olmalı"

A Milli Takım'ın artık İstanbul'a dönüp dönmemesi konusunda konuşan Mustafa Denizli, bu konuda özellikle karşılaşmaların oynanacağı periyoda bakılması gerektiğinin altını çizdi. Fransa karşılaşmasının Konya'da oynanacağını hatırlatarak sözlerini sürdüren Denizli, "Ama Fransa maçı ligler sona erdikten sonra oynanacak. Yani içeride mahalli bir rekabetin olmadığı dönemde oynanacak. Burada Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bir şampiyonluk yarışı içinde olsa ve bu tarihte İstanbul'da bir milli maç oynansa, o zaman soru işareti olur. Hangi statta oynanacak, hangi oyuncular kadroya dahil edilecek, hangi futbolculara daha yakın ilgi gösterilecek? Bu daha önce yaşandı ve bu nedenle söylüyorum bunu. O tarih itibariyle hem İstanbul'daki taraftarı milli takım odak olmak üzere toplayabilirdi hem de bu algıyı ortadan kaldırabilirdi. Lig bittikten sonra İstanbul'da oynanması problem değil. Problem lig devam ederken. 3 takımdan birisinin sahasında oynayacaksın, Olimpiyat Stadı, milli takım maçları için uygun değil. Milli takımı İstanbul dışına çıkaran ilk teknik adam benim. Bursa'ya maçları bu faktörden dolayı ben aldım. Bir de strateji dediğimiz bir faktör var. Türkiye'de şehirleri futbolla yatıp kalkan, futbolu çok seven ve destek grupları oluşturan şehirler; Bursa, Eskişehir, Trabzon ve biraz da artık milli maçlardan dolayı Konya. O zaman takımından en fazla beklentisi olan takım Bursa'ydı. Kendi takımından görmediği başarıyı bir takımın etrafında kenetlenerek yaşamak istiyordu ve bu da milli takımdı. Orada oynadığımız tüm maçlardan düşündüğümüz sonuçları aldık. Bu tercih, tesadüf değildi. İstanbul'da sezon içinde oynanan bir maçta insanımızın bir kısmının üzerinde Galatasaray forması, bir kısmının üzerinde Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor forması var. Bu milli takım. Milli takım forması tek. Bu rekabet öyle bir yere geldi ki, stada giderken, senin giydiğin formanın dışında başka bir forma giydiğin zaman irite oluyorsun. Milli takımın tek forması var, o da kırmızı beyaz. Milli takım maçlarında tribünlere bakıyorsun, en azı milli takım forması var. Forma bulamamak da federasyonun sorunu, satışa çıkarsınlar bu formaları. Bundan fazla taraftarı olan takım var mı Türkiye'de. 25 milyon, 15-20 milyon taraftar olan takımlar var. Bunun 82 milyon taraftarı var ve kulüpler gibi store yap. Bütçen mi yetmiyor?" diyerek milli takım formalarının satışlarının daha ulaşılabilir olması gerektiğini ifade etti.

"Futbol adına alınan en rezalet karar artı (+) kuralıdır"

Değişmesi gündeme gelen yabancı kuralıyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, 6+2+2 kararını sert şekilde eleştirdi. Türkiye'de futbol adına alınan en rezalet kararlardan birisinin yabancı konusundaki artı (+) kararları olduğunu söyleyen Denizli, "Böyle bir şey olur mu? Tribün için transfer yaptırıyorlar. Federasyon bu artı kuralını niye çıkarıyor? Bunu doğru dürüst söyle. 6+2+2 yerine doğru dürüst 10 de bitsin. Bu nedir. Bunun zararını en fazla kulüpler çekiyor. Yönetici ekonomik olarak çekiyor, sonra da takım çekiyor. Bu binanın içinde bu sistemle çalışan birisi olsam, yarım saat sonra antrenman var ve karşımda 5 tane sorunlu adam bulurum. Acaba son +2"de miyim, ilk +2"de miyim yoksa ilk 6'nın içinde miyim diye düşünecek adam. Sen de Hz. Ali ya da Hz. İbrahim adaletiyle git eve, kimi dışarıda bırakacağım diye düşün. Beni uykusuz bırakmak istiyorsan bu kararı al. Hocaların uyumasını istemiyorum de. Hadi ilk 2'yi attın, 2 saat uykudan kaybettin. Sonra diğer 2'yi düşündün, 2 saat daha gitti ve sabah oldu. Kimden korkuyorsun. Rekabetten korkma. Bu ülke, açık ekonomisi olan bir ülke. Bunu azaltırsan, diğer sayıyı çoğaltamazsın. Senin gerçek manada yıldız adayı gençlerin varsa, 50 tane yabancı getirsen de onlar şans bulur. Bu yıldızlar yabancı yokken mi çıktı? Böyle bir şey olur mu? Serbest bıraksan ne olacak? Kim kaç tane transfer yapar. Borç haneleri artık çevrilemeyecek durumda. Bunu netleştir. 10'sa 10 de, 6'ysa 6 de. +2 diyerek kimi kandırıyorsun. Ne için, teknik adamları ruh hastası yapmak için. 10+10 yap. Şu anda 14 yabancı var ve mecbur değilsin almaya. 3 yabancıyla da gidebilirsin. Ama 14 yerli oyuncun olmak zorunda. Bu yabancı kuralı değil, yerli kuralı. 14 yabancı varsa sana bir şey olmuyor, 14 yerli yoksa sana bir şey oluyor. Demek ki bu yerli kuralı. Alabilen 3 tane alır, alabilen 8 tane alır. 14 tane aldığın zaman zaten 3 tane mutlak problemli adamın oluyor. Hepsini birden oynatamıyorsun zaten, 11'ini oynatıyorsun. 10 tane, 8 tane de, serbest bırak. Bunu net yap" ifadelerini kullandı.

"Futbol bana mide ülseri kazandırdı!"

Trabzonspor karşılaşmasında yaşadığı sağlık sorunuyla ilgili olarak konuşan Mustafa Denizli, "Trabzonspor maçında yaşadığım problemi daha önce milli takımın başındayken Finlandiya maçında yaşamıştım. Futbolun bana kazandırdıklarından birisi de mide ülseri. Bazen hiçbir şey yapmıyorsunuz ve kabulleniyorsunuz. Takım iyi oynuyor, gol kaçırıyor ama o haftalarda ilk gelen top gol oluyordu. İkinci golde anormal sinirlendim ve sanki tirbuşonla midemi oymaya başladılar. Doktora 'Bu benim aralıklı olarak yaşadığım bir şey, bana bir ilaç ver' dedim. Tansiyonuma baktı ve yüksek gördü. Esasında her hafta tansiyonuma devre arasında baksa, tansiyonum yüksek çıkar. Riske etmeyelim dedi ve tedbir amaçlı hastaneye gitmemi söyledi. Böyle bir şey yaşadık. Ama sonrasında ilk antrenmana çıktım, ertesi hafta maça da çıktım. Bu mesleği yapanlar, bunları yaşıyor. Bu sadece maç oynanırken yaşandı, maç dışında da yaşadığım birçok şey var" dedi.

"Türk teknik adamlar iyi bir yolda"

Türkiye'de en formda teknik adamın kim olduğuyla ilgili düşünceleri sorulan deneyimli çalıştırıcı, "Fatih ve Şenol'u dışarıda tutarak cevaplıyorum. Abdullah Avcı sürekli başarılı grafik çiziyor. Sergen Yalçın, Okan Buruk, Mehmet Özdilek. Esasında Erzurum'da kötü bir grafiği yoktu. Bunlar her teknik adamın yaşayacağı şeyler. Samet hoca, Hikmet hoca, Ünal hoca, Rıza hoca Hepsi başarılı bu hocaların. Birçoğu benimle birlikte çalışan arkadaşlar. Artık konumlar değişiyor. Benim asistanlığımı yapanlar şu anda ligin tecrübeli hocaları sınıfına girmeye başladı. Onların bu grafikleri bizi mutlu ediyor. Bu durum ülke adına Türk teknik adamların geldiği yol itibariyle iyi bir puan" açıklamasını yaptı.

"Sergen Yalçın çok ayrı bir zeka"

Başarılı teknik adamlar listesinde saydığı Sergen Yalçın'ın futbolculuğu hakkında da yorum yapan Mustafa Denizli, "Sergen beraber çalıştığım en iyi futbolculardan birisiydi. 4 sene hocalığını yaptım ve o çok ayrı bir zeka. Çok değerli futbolcularla çalıştım. Türkiye'nin ve dünyanın kaybı olan önemli oyuncular da oldu. Mesela şu anda İtalya'dan dünya çapında 2 futbolcu söyleyin. Mesela Balotelli'yi skandallarıyla hatırlıyorsun. İtalya defalarca Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. 10-15 sene önce sorsam bana 10 tane isim sayardınız. Türkiye'den de öyle, İspanya'dan da öyle. Xavi-Iniesta-Casillas gitti, İspanyol futbolunda sayılan isimler yabancı oyuncular oldu. Türkiye'de Arda-Emre'den sonra doğru dürüst isim sayamıyorsun. Şimdi Yusuf, Cenk, Abdülkadir, Dorukhan'ı sayıyorsunuz. Mesela Dorukhan olur. Beraber çalıştım ve Dorukhan futbolcu olmak istiyordu. Amacına ulaşmak istiyordu. Grafiği de devam eder. Milli takımda oynayan futbolcunun kendi takımındaki yeri de garantidir. Bu anlamda Dorukhan açısından Şenol Güneş de önemli bir etken oldu" diyerek sözlerini tamamladı.

Beşiktaş öyle bir golcü buldu ki

Beşiktaş'ta futbolun yeni aklı Önder Özen, gelecek sezonun hücum hattını uçuracak ismi Fransa'da buldu. Özen, Belçikalı genç yıldız Lucas Stassin'in durumunu, oyuncuyu KVC Westerlo döneminde parlatan eski dostu Hasan Çetinkaya’ya sordu. Onayı gelince ve Saint-Étienne’in de Fransa 1. Ligi’ne çıkamaması üzerine düğmeye bastı. Özen, Fransız ekibindeki bu kaosu fırsata çevirmek için operasyonu başlattı

31.05.2026 18:03:00
Haber Merkezi
Beşiktaş öyle bir golcü buldu ki
Beşiktaş öyle bir golcü buldu ki
Beşiktaş'ta futbol direktörlüğü koltuğuna oturur oturmaz transfer çalışmalarına hız veren Önder Özen, hücum hattını uzun yıllar sırtlayacak ismi Lucas Stassin olarak belirledi. Geleceğin elit santraforlarından biri olarak gösterilen Belçikalı golcü için ilk hamle, futbol idari yapısının iki güçlü ismi arasındaki o özel telefon görüşmesiyle geldi.






ÇETİNKAYA'DAN ONAY ÇIKTI
 
Transfer listesini şekillendirirken ince eleyip sık dokuyan Önder Özen, Lucas Stassin'in KVC Westerlo dönemindeki gelişimini en yakından bilen isme; yani Westerlo İkinci Başkanı ve eski dostu Hasan Çetinkaya'ya telefon açtı. Oyuncunun karakteri, potansiyeli ve saha içi disiplini hakkında detaylı rapor isteyen Özen'e, Çetinkaya'dan yeşil ışık geldi.







FRANSA'DAN HABERELER İYİ
 
Hasan Çetinkaya'nın onayının ardından Önder Özen, scout ekibinden gelen olumlu raporları da birleştirerek yönetimden bütçe talep etti ve transfer için düğmeye bastı. Beşiktaş'ın bu transferde elini en çok güçlendiren detay ise Fransa'dan gelen son dakika haberi oldu.







1. LİGE ÇIKMAYI BAŞARAMADI
 
Stassin'in takımı AS Saint-Étienne, Nice'e yenilerek Ligue 1'e çıkma şansını kaybetti. Ligue 1 hayalleri suya düşen ve ciddi bir ekonomik dar boğaza girmesi beklenen Fransız kulübü, 2024 yazında 10 milyon Euro bonservisle kadrosuna kattığı genç yıldızı elinde tutmakta zorlanacak. Alt ligde daha fazla oynamak istemeyen Stassin'in Beşiktaş projesine ve Avrupa kupaları hedefine sıcak baktığı belirtiliyor.







KİRALAMA VE SATIN ALMA
 
Önder Özen'in liderliğinde yürütülen operasyonda, Beşiktaş yönetiminin Saint-Étienne kulübünün kapısını satın alma opsiyonlu kiralama ya da sonraki satıştan pay içeren cazip bir bonservis paketiyle çalmaya hazırlandığı gelen haberler arasında. Beşiktaş, Fransa'daki bu kaotik ortamı fırsata çevirerek 21 yaşındaki santraforu yeni sezon kamp kadrosuna yetiştirmeyi amaçlıyor.

Aykut Kocaman'ın hayalindeki golcü

Fenerbahçe'de yeniden başkanlığa dönmeye hazırlanan Aziz Yıldırım transfer piyasasını sarsacak gizli bir operasyon yürütüyor

31.05.2026 17:49:00
Haber Merkezi
Aykut Kocaman'ın hayalindeki golcü
Aykut Kocaman'ın hayalindeki golcü
Fenerbahçe'de yeniden başkanlığa dönmeye hazırlanan Aziz Yıldırım transfer piyasasını sarsacak gizli bir operasyon yürütüyor. "Mutlak şampiyonluk ve dünya yıldızları" vaadiyle yola çıkan Yıldırım, teknik direktörlük koltuğu için Aykut Kocaman'da karar kıldı.

Kocaman'ın sistemine en çok uyan golcü ise bugüne kadar hiç konuşulmadı. Kamuoyunda Harry Kane hayranlığı ve "9.5 numara" profiline verdiği önemle bilinen Kocaman, Manchester United'ın Hollandalı golcüsü Joshua Zirkzee'yi rüyalarında görüyor.







Fenerbahçe'de 6-7 Haziran'da yapılacak seçim öncesi başkan adayı Aziz Yıldırım ve ekibi, hem saha içi hem de transfer kulislerini sallayacak santrfor transferi/transferleri peşinde koşuyor.

"Fenerbahçe'yi mutlaka şampiyon yapacağız ve dünyaca ünlü yıldızlar alacağız" diyerek yola çıkan Yıldırım'ın, teknik direktörlük koltuğu için düşündüğü Aykut Kocaman'ın rüyalarını süsleyen santrfor ise bu dönemde bir kez bile gündeme gelmeyen Joshua Zirkzee.







KOCAMAN'IN EN BÜYÜK HAYALİ KANE

Takımın orta saha gücünü takdir eden ancak "üçüncü bölgede topu tutacak ve sistemi işletecek" bir elit santrfora ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kocaman'ın sistemine en çok uyan isim, Manchester United forması giyen Hollandalı Joshua Zirkzee.

Kamuoyunda her zaman Harry Kane'e olan hayranlığı ve "komple forvet/9.5 numara" profiline verdiği önemle bilinen Kocaman için Zirkzee adeta biçilmiş kaftan.







TOP RAKİPTEYKEN SAVUNAN GOLCÜ

25 yaşındaki Hollandalı, Bologna döneminden beri kendisini "saf bir 9 değil, 9.5 numara" olarak tanımlıyor. Sırtı dönük top saklama, derine inip orta sahayı beşleme ve dikey paslarla kanat forvetlerini kaçırma özellikleri, Kocaman'ın aradığı "Alex" sistemini işletecek türden.

Fiziksel gücüyle ön alanda yıpratıcı pres yapabilen ve takım boyunu kısaltmak için topun arkasına geçen Zirkzee, Kocaman'ın "Top rakipteyken herkes savunmacıdır" felsefesine harfiyen uyuyor.







LİDER OYUNCU OLARAK İKNA OLABİLİR

Manchester United kadrosunda bu sezon istediği süreleri düzenli olarak bulmakta zorlanan ve kariyerinde tamamen merkeze oturacağı bir proje arayan Zirkzee'ye eğer teklif yapılacak olursa, Aziz Yıldırım cephesinin sunacağı "mutlak şampiyonluk ve lider oyuncu" vaadi transferi kolaylaştırabilir. .







GUIRASSY KADAR PAHALI DEĞİL

Yıldırım ve kurmaylarının şu anda görüşmelerde bulunduğu isimlerin Serhou Guirassy (Dortmund) ve Vedat Muriqi (Mallorca) olduğu konuşuluyor.

Eğer Zirkzee ismi gündeme gelirse 40 milyon Euro'dan fazla maliyeti olan Guirassy kadar pahalıya çıkmaz... ancak 30 milyon euro'luk serbest kalma maddesinin 18 milyon Euro'ya düştüğü Muriqi kadar da ucuza bitmez.

Fenerbahçe bol keseden transfer yaparsa ne olur?

Fenerbahçe'de UEFA'nın yeni Finansal Sürdürülebilirlik Kuralları (FSR) ve harcama limitleri üzerine yürütülen tartışmalar, tüzük ve talimatlardan uzak, büyük bir bilgi kirliliğini beraberinde getiriyor

31.05.2026 17:44:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe bol keseden transfer yaparsa ne olur?
Fenerbahçe bol keseden transfer yaparsa ne olur?
Fenerbahçe'de UEFA'nın yeni Finansal Sürdürülebilirlik Kuralları (FSR) ve harcama limitleri üzerine yürütülen tartışmalar, tüzük ve talimatlardan uzak, büyük bir bilgi kirliliğini beraberinde getiriyor.

Hakan Safi'nin yardımcısı Metin Sipahioğlu'nun kamuoyunu düzeltmeye çalışırken sunduğu "limit aşımında sadece basit ve sabit bir para cezası ödenir" algısı, UEFA'nın katı ve doğrusal olmayan "Mali Yaptırım Matrisi" ve transfer yasağından kupalardan men edilmeye kadar uzanan "Sportif Ceza Eşikleri" gerçeğiyle tamamen çelişiyor.

Türk futbolunun mali yapısı ve kulüplerin UEFA'nın yeni Finansal Sürdürülebilirlik Kuralları (FSR) karşısındaki durumu, spor kamuoyunda en çok dezenformasyona uğrayan konuların başında geliyor. Son dönemde Hakan Safi ve çalışma arkadaşı Metin Sipahioğlu'nun "limit aşımı ve cezalar" ile ilgili sözleri Fenerbahçe için "eyvah eyvah" denecek cinsten.







MESSI VE RONALDO ÖRNEKLERİ TEHLİKESİ

Sipahioğlu'nun, kamuoyundaki bazı iddiaları "baştan yanlış" diyerek düzeltmeye çalışırken sunduğu matematiksel formüller ve ceza oranları, UEFA'nın güncel mevzuatıyla karşılaştırıldığında ciddi yapısal yanlışlar barındırıyor.

Üstelik Hakan Safi'nin argümanlarını Avrupa dışı liglerde (MLS ve Suudi Arabistan) oynayan Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi üzerinden kurması, Fenerbahçe gibi doğrudan UEFA radarına giren kulüpler için tehlike çanlarının çalmasına neden olabilecek türden kafa karışıklığına işaret ediyor.







SİPAHİOĞLU'NUN İDDİALARININ ALTI BOŞ

Metin Sipahioğlu açıklamasında, limit aşımı durumunda ilk cezada "%10 ile %25", ikinci cezada ise "%25 ile %50" arasında sabit yüzdeli oranlar uygulanacağını ve bunun aşım tutarı üzerinden hesaplanacağını iddia ediyor. Ancak UEFA talimatlarında böyle düz ve sabit yüzdesel aralıklar bulunmuyor.







MALİ YAPTIRIM MATRİSİNİ ATLADI

UEFA, Kadro Maliyet Oranı ihlallerinde "Mali Yaptırım Matrisi" adı verilen, çarpan sistemine dayalı karmaşık bir mekanizma kullanıyor. Ceza miktarı; aşımın büyüklüğüne  ve kulübün son 3 yıldaki ihlal geçmişine göre belirlenen bir katsayı ile çarpılarak hesaplanıyor.

Kulüp ilk kez ihlal yapıyor olsa bile, eğer aşım miktarı UEFA'nın tolerans sınırlarını radikal biçimde aşıyorsa, ceza doğrusal bir yüzdeden çok daha ağır bir çarpanla katlanır. Dolayısıyla "Aşımın %20'sini öder, geçeriz" mantığı mevzuatla bağdaşmamaktadır.







"PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR" YOK

Sipahioğlu'nun modellemesinde olay sadece nakdi bir para cezası olarak yansıtılıyor... kulüplerin sıcak para ödeyerek bu süreçten sıyrılabileceği izlenimi doğuyor. Oysa madalyonun diğer yüzünde UEFA'nın "Önemli İhlal" kriteri var.

Eğer bir kulüp, limiti sadece ufak bir farkla değil, radikal bir şekilde delmişse, bu durum ilk ihlalde bile doğrudan sportif ceza mekanizmasını tetikler.

Bu sportif yaptırımlar arasında; Avrupa kupalarında yeni transferleri kadroya yazamama, transfer yasağı, puan silme ve en ağır aşamada kupalardan men edilme yer alır. UEFA, parayı veren kulübün kuralları sınırsızca çiğnemesine asla göz yummaz.







TRANSFER KARLARI ÇOK KRİTİK

Sipahioğlu, "Fenerbahçe'nin geliri 300 milyon euro, bunun %70'i harcanabilir" diyerek düz bir hesap yapıyor. Bu anlatım, Türk kulüplerinin en büyük can simidini denklemin dışında bırakıyor: Transfer Kârları.

UEFA'nın Kadro Maliyet Oranı formülünde payda kısmını (yani limitin hesaplandığı gelir tarafını) sadece bilet, yayın ve sponsorluk gibi standart işletme gelirleri oluşturmaz. Bu formüle "Oyuncu Satışından Elde Edilen Net Kâr" doğrudan eklenir.

Özellikle son yıllarda ciddi oyuncu satışları yaparak "transfer şampiyonu" olan Türk kulüplerinin gerçek limit potansiyeli, bu detay verilmediğinde eksik hesaplanmış olur. Kulübün harcama limitini yukarı çeken en dinamik unsur, oyuncu ihracatından gelen kârlardır.

Trabzonspor, Semih Kılıçsoy için bastırıyor

Trabzonspor'da, teknik direktör Fatih Tekke'nin raporu doğrultusunda yönetim Semih Kılıçsoy için tüm şartları zorluyor

31.05.2026 15:36:00
Haber Merkezi
Trabzonspor, Semih Kılıçsoy için bastırıyor
Trabzonspor, Semih Kılıçsoy için bastırıyor
Trabzonspor'da, teknik direktör Fatih Tekke'nin raporu doğrultusunda yönetim Semih Kılıçsoy için tüm şartları zorluyor. İtalya macerası mali kriz nedeniyle sona eren ve Beşiktaş'a geri dönen genç golcüyü "Yeni Muci" yapmaya kararlı olan Tekke, siyah-beyazlıların inadını kırmak ve bu dev transferi bitirmek için Batista Mendy takasını gündeme getirdi.






Beşiktaş'ın sezon başında Cagliari'ye satın alma opsiyonuyla kiraladığı Semih Kılıçsoy cephesinde sıcak gelişmeler yaşanıyor. İtalyan kulübünün finansal gerçekleri, genç oyuncunun İtalya macerasının sonuna gelindiğini resmen ortaya koydu. Kulübün sürdürülebilir bir mali yapıda kalması gerektiğini vurgulayan Cagliari yetkilileri, transfer politikasındaki katı tutumu şu sözlerle özetledi:

- Çok yüksek maaş alan ve bunu hak eden oyuncular var. Cagliari bugün sürdürülebilir bir kulüpse, bunun nedeni maaşlarını düşük tutmayı başarmış olmalarıdır. Bahsettiğiniz oyuncuların maaşları Cagliari'nin parametrelerine uymuyor.






CAGLIARI BONSERVİSİNİ ALMAYACAK

Bu açıklamanın ardından Cagliari'nin 12 milyon Euro'luk satın alma opsiyonunu kullanmayacağı ve Semih Kılıçsoy'un Beşiktaş'a geri döneceği kesinleşti. Ancak genç forvetin İstanbul'daki kalış süresi çok uzun olmayabilir; zira Süper Lig'de dev bir takas formülü masada.






MUCI GİBİ PATLAMA YAPABİLİR

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Semih Kılıçsoy transferi için yönetim kuruluna oldukça olumlu bir rapor sundu. Bordo-mavili ekibin başında şampiyonluk kadrosu kurmak isteyen deneyimli çalıştırıcı, Semih'in takıma katılması durumunda tıpkı Ernest Muci'de olduğu gibi büyük bir patlama yapacağına ve kariyer zirvesine ulaşacağına gönülden inanıyor.






BEŞİKTAŞ FOLCARELLI'Yİ İSTİYOR

Beşiktaş'ın da bu transferde boş dönmeye niyeti yok. Siyah-beyazlıların radarındaki isim Tim Jabol-Folcarelli. Önder Özen'in de oyun tarzını çok beğendiği ve övgüyle bahsettiği isimlerin başında gelen Folcarelli, Beşiktaş yönetiminin iştahını kabartıyor.






FOLCARELLI DEĞİL DE MENDY

Ancak Trabzonspor, Ernest Muci de olduğu gibi Semih için de Batista Mendy'yi takasta kullanmak istiyor. Beşiktaş daha önce Mendy-Muci takasına sıcak bakmadı. Bu yüzden bordo-mavililer her ne kadar 8 taksitle de olsa Arnavut oyuncu için 8.5 milyon euro ödemek zorunda kaldı.

Budapeşte'de erken şok ve müthiş geri dönüş

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2025-2026 sezonunun en büyüğü, nefes kesen dev finalde İngiliz devi Arsenal'i penaltı atışları sonucunda mağlup eden Paris Saint-Germain oldu

30.05.2026 22:14:00
Haber Merkezi
Budapeşte'de erken şok ve müthiş geri dönüş
Budapeşte'de erken şok ve müthiş geri dönüş
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2025-2026 sezonunun en büyüğü, nefes kesen dev finalde İngiliz devi Arsenal'i penaltı atışları sonucunda mağlup eden Paris Saint-Germain oldu.

Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki Puskás Aréna'da oynanan, normal süresi ve uzatmaları 1-1 eşitlikle tamamlanan mücadelede gülen taraf, seri penaltı atışlarında rakibine 5-4 üstünlük kuran Fransız temsilcisi oldu. PSG bu zaferle birlikte Devler Ligi'nde üst üste ikinci kez mutlu sona ulaşarak tarihi bir başarıya imza attı.



Alman hakem Daniel Siebert'in yönettiği maça çok hızlı başlayan Premier Lig şampiyonu Arsenal, henüz 6. dakikada Kai Havertz'in dar açıdan attığı şık golle 1-0 öne geçti ve ilk yarı bu skorla kapandı.

İkinci yarıda vites artıran PSG, aradığı golü 65. dakikada kazandığı penaltıda Ousmane Dembélé ile bularak durumu 1-1'e getirdi. Maçın normal süresinde ve 30 dakikalık uzatma bölümlerinde başka gol sesi çıkmayınca, Avrupa'nın en büyüğünü belirlemek için seri penaltı atışlarına geçildi.



Büyük bir psikolojik savaşa sahne olan seri penaltı atışlarında hata yapmayan, kalesinde Matvey Safonov ile devleşen Paris Saint-Germain, penaltıları 5-4 kazanarak kupayı müzesine götürdü.

Geçtiğimiz sezon finalde Inter'i yenerek tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupasını kazanan Fransız ekibi, üst üste ikinci zaferiyle unvanını korumayı başardı ve Avrupa futbolundaki dominasyonunu perçinledi.

Futbolun efsanesi tarih yazmaya hazır!

30.05.2026 10:37:00
Haber Merkezi
Futbolun efsanesi tarih yazmaya hazır!
Futbolun efsanesi tarih yazmaya hazır!
Lionel Messi, kariyerinde 6. kez Dünya Kupası sahnesine çıkmaya hazırlanarak futbol tarihini yeniden yazıyor.

Arjantin Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Lionel Scaloni, 11 Haziran - 19 Temmuz tarihleri arasında ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklığında düzenlenecek olan 2026 FIFA Dünya Kupası'nın 26 kişilik resmi kadrosunu açıkladı.

Kadroda kendine yer bulan 38 yaşındaki efsane kaptan Lionel Messi, bu dev turnuvada 6. kez boy gösteren tarihteki ilk futbolculardan biri olacak.

Tarihi Rekor Eşikte



İlk kez 2006 yılında Dünya Kupası'nda sahne alan yıldız oyuncu, 20 yıl aradan sonra bir kez daha Arjantin'in en büyük kozu olacak. Turnuva tarihinin en çok maça çıkan (26 maç) ve en fazla süre alan (2315 dakika) oyuncusu unvanını elinde bulunduran Messi, bu katılımıyla kırılması güç bir rekoru daha hanesine yazdıracak.

Son Şampiyonun Grubu Belli Oldu

Son Dünya Kupası şampiyonu unvanıyla turnuvaya gelecek olan Arjantin, J Grubu'nda yer alıyor. Tangocular'ın gruptaki rakipleri Cezayir, Avusturya ve Ürdün olarak sıralandı. Dünya futbolunun gözü, bir kez daha kupayı kaldırmak isteyen Messi ve son şampiyon Arjantin'in üzerinde olacak.

Dünya Kupası tarihinin en yaşlı futbolcusu o

Dünya Kupası'nda forma giyen en yaşlı futbolcu, Mısırlı Essam El-Hadary oldu.

30.05.2026 10:25:00 / Güncelleme: 30.05.2026 10:32:21
AA
Dünya Kupası tarihinin en yaşlı futbolcusu o
Dünya Kupası tarihinin en yaşlı futbolcusu o
Dünya Kupası'nda forma giyen en yaşlı futbolcu, Mısırlı Essam El-Hadary oldu.

Mısır'ın emektar file bekçisi, 2018'de Rusya'da düzenlenen Dünya Kupası'nda Suudi Arabistan karşısında forma giydiğinde 45 yaşından 161 gün almıştı.

El-Hadary, böylece 43 yaş 3 gün ile en yaşlı futbolcu ünvanını elinde bulunduran Kolombiyalı kaleci Faryd Mondragon'u geride bırakmayı başardı.

Kamerunlu Roger Milla, 1994 Dünya Kupası'nda 42 yaş 39 günlükken Rusya'ya karşı görev yaptı.

Kuzey İrlandalı Pat Jennings, 1986 Dünya Kupası'nda 41 yaşında Brezilya karşısına çıktı, İngiliz Peter Shilton da 1990 Dünya Kupası'ndaki İtalya maçında 40 yaş 292 günlükken forma giydi.

Avrupa’nın en büyüğü bu akşam belli olacak

UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 2025-26 sezonunun final maçında Fransa'nın Paris Saint-Germain (PSG) takımı ikinci zaferi, İngiltere temsilcisi Arsenal ise ilk kez mutlu sona ulaşmak için mücadele edecek.

30.05.2026 09:43:00
AA
Avrupa’nın en büyüğü bu akşam belli olacak
Avrupa’nın en büyüğü bu akşam belli olacak
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 2025-26 sezonunun final maçında Fransa'nın Paris Saint-Germain (PSG) takımı ikinci zaferi, İngiltere temsilcisi Arsenal ise ilk kez mutlu sona ulaşmak için mücadele edecek.

Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki en önemli turnuvasının finalinde Fransa temsilcisi PSG ile İngiltere temsilcisi Arsenal, bugün Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de karşı karşıya gelecek.

"Devler Ligi" final müsabakasına 67 bin seyirci kapasiteli Puskas Arena ev sahipliği yapacak.

PSG, 2 kez finale çıkıp 1 kez kazanabildi



Paris Saint-Germain, tarihinde 3. kez UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde boy gösterecek.

2020 UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Alman ekibi Bayern Münih'e 1-0 yenilerek kupayı rakibine kaptıran Fransa temsilcisi, geçen sezon ise İtalya'nın Inter takımını 5-0'lık skorla mağlup ederek mutlu sona ulaştı.

PSG, üçüncü kez yükseldiği finalde üst üste ikinci zaferini kovalayacak.

Arsenal ilk peşinde

"Topçular"UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ilk şampiyonluk için mücadele edecek.

Daha önce 1 kez finale yükselme başarısı gösteren Arsenal, 2006'da Barcelona'ya 2-1 yenilerek sahadan üzgün ayrıldı. Başarıyı, 20 yıl sonra tekrarlayan İngiliz temsilcisi, ikinci finalinden ilk kupasıyla ayrılmanın hesaplarını yapıyor.

İki takım arasındaki 8. Randevu

PSG ile Arsenal, UEFA organizasyonlarında 8. kez karşı karşıya gelecek.

İki ekip arasında ikisi UEFA Kupa Galipleri Kupası, 5'i UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki 7 maçta dengeli sonuç ortaya çıktı. İki ekip de ikişer galibiyet alırken 3 mücadele beraberlikle sonuçlandı.

Haydut devlet ABD, İran milli takımına vizede yan çiziyor


 
İran Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası'nın başlamasına 12 gün kalmasına rağmen vize işlemleri için FIFA'dan gelecek cevabı bekliyor. İran Futbol Federasyonu 1. Başkan Yardımcısı Mehdi Muhammed Nabi, "Bildiğiniz gibi hem ABD hem de Meksika için çok girişli vizelere sahip olmamız gerekiyor ve FIFA bu hafta sonuçların bize iletileceği cevabını verdi" dedi.
 

30.05.2026 00:55:00
HABER MERKEZİ/AA
Haydut devlet ABD, İran milli takımına vizede yan çiziyor
Haydut devlet ABD, İran milli takımına vizede yan çiziyor

İran Futbol Federasyonu 1. Başkan Yardımcısı Mehdi Muhammed Nabi, Dünya Kupası için kafilelerinin hem ABD hem de Meksika için çok girişli vizelere sahip olması gerektiğini belirterek, FIFA'nın bu hafta kendilerine sonucun iletileceği yönünde cevap verdiğini söyledi.

Antalya'da özel maç yaptı

Antalya'da İran ile Gambiya milli takımları arasında oynanan hazırlık maçı sonrası gazetecilerin sorularını cevaplayan Nabi, İran Milli Takımı'nın 2026 Dünya Kupası için ABD'ye gidişiyle alakalı yaşadığı vize sürecine ilişkin bir soru üzerine, bir hafta sonra Meksika'ya gitmeleri gerektiğini ancak bu sorunun cevabını bulmak isteyenlerin FIFA'ya sorması gerektiğini dile getirdi.
FIFA'ya vize durumu hakkında bir e-posta gönderdiklerini belirten Nabi, "Bildiğiniz gibi hem ABD hem de Meksika için çok girişli vizelere sahip olmamız gerekiyor ve FIFA bu hafta sonuçların bize iletileceği yanıtını verdi" dedi.

Hiç de adil değil

Yaşanan sürecin adil olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine de Nabi, "İnsanlar ve medya bunun adil olup olmadığını biliyor. Teknik ekibimiz ve oyuncular teknik konulara odaklanıyor. Biz yönetim olarak bunun üzerine çalışacağız ve antrenör, oyuncular ve tüm teknik ekip sadece antrenmanlara odaklanacak" diye konuştu. İran Milli Futbol Takımı, 29 Mayıs'ta hazırlık maçında Gambiya'yı 3-1 yendi.

Kampı Meksika'da yapacaklar

Öte yandan  Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, 25 Mayıs'ta, İran Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası kampının, ABD'den Meksika'ya alındığını doğrulamıştı.

Beşiktaş aradığı hocayı buldu

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’nın, teknik direktör adayı Kasper Hjulmand’ın raporu karşısında adeta nutku tutuldu. Danimarkalı hocanın diğer adayların aksine, "onu da al, bunu da isterim" demek yerine, kiralıktan dönecek oyuncular da dahil takımda 3-4-2-1 planına uyacak oyuncularla ilgili hazırlanan ön raporu okuması ve işleme alması "aranan hoca" dedirtti

29.05.2026 21:21:00
Haber Merkezi
Beşiktaş aradığı hocayı buldu
Beşiktaş aradığı hocayı buldu
Beşiktaş, yeni sezon öncesi teknik direktör koltuğu için Danimarka Milli Takımı ile adından söz ettiren ve şu anda Leverkusen'in başında olan Kasper Hjulmand ile prensip anlaşmasına vardı. Önder Özen'in yürüttüğü görüşmelerde Danimarkalı teknik adam Beşiktaş'a "Evet" derken, taraflar şimdiden 3-4-2-1 sistemi üzerine kadro mühendisliğine başladı.






SÖZLEŞMESİ FESHEDİLİRSE HEMEN BİTECEK
 
Hjulmand'ın Leverkusen ile 2027 yılına kadar sözleşmesi var. Ancak Alman ekibi, Danimarkalı çalıştırıcının yerine yeni bir teknik adam arayışına girdi. Hatta Beşiktaş'ın da listesinde yer alan Filipe Luis'in kapısını çaldı. Hjulmand'ın kısa süre içinde Leverkusen ile sözleşme fesih görüşmelerini tamamlaması ve Beşiktaş ile resmi mukaveleyi imzalaması planlanıyor.







3-4-2-1 İÇİN İDEAL İSİMLER
 
Danimarkalı teknik adam, Önder Özen ile yaptığı sohbetlerde maliyeti artırmak yerine, eldeki ve kiradan dönecek oyuncuları maksimum verimle sistemine entegre etme konusunu masaya yatırdı.
 
Hjulmand'ın meşhur 3-4-2-1 sistemine göre yaptığı ilk kadro analizi ise siyah-beyazlılarda sürpriz ayrılıkları ve beklenmedik geri dönüşleri beraberinde getirecek.







MUSRATI VE JOAO MARIO'YA GÜN DOĞABİLİR
 
Tiago Djaló: Gücü, hızı ve geniş alandaki süpürücü özellikleriyle üçlü savunmanın sağ stoperi için ideal profil olabilir.  
 
Rıdvan Yılmaz: Sistem için biçilmiş kaftan olabilir.
 
Gökhan Sazdağı: Orijini hücumcu olan ama sağ beke evrilen yapısıyla tam bir modern sağ kanat olabilir.
 
Ndidi: Kusursuz bir defansif çapa. Üçlünün önünü tek başına süpürebilir.
 
Al-Musrati: Ndidi ile birlikte veya onun yokluğunda fiziksel üstünlük ve pas kalitesi sağlayabilir.
 
Semih Kılıçsoy: 3-4-2-1'in forvet arkasındaki sol iç genç yıldız için biçilmiş kaftan.
 
João Mário: Mário işin taktiksel ve akıl boyutunda taktiksel çeşitliliğini üst seviyeye çıkarabilir.







CERNY, ONANA VE SALİH'E YER YOK
 
Václav Černý: Dar alana sıkışmaya müsait oyunuyla bu sistem için lüks ve zorlanması kesin.
 
Jean Onana: Bu sistemin dinamik merkez yapısına hiç uymuyor.
 
Salih Uçan: Temposu 3-4-2-1'in gerektirdiği orta saha dinamizmine ayak uyduramaz.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.