logo
01 EKİM 2026

800 yıllık bir zanaat hafızası: Safranbolu’nun gizli endüstriyel mirası

Safranbolu Tabakhaneler Bölgesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu tarihi kentin sadece beyaz konaklardan ibaret olmadığını, aynı zamanda asırlar boyunca Anadolu'nun en stratejik sanayi ve zanaat merkezlerinden biri olduğunu kanıtlayan gizli bir endüstriyel mirastır

01.10.2026 12:55:00
Hasan Gündoğdu
 
800 yıllık bir zanaat hafızası: Safranbolu’nun gizli endüstriyel mirası
800 yıllık bir zanaat hafızası: Safranbolu’nun gizli endüstriyel mirası
Eski Çarşı'nın hemen eteklerinde, derenin serinliği ile yıkanan bir vadide konumlanan bu alan, 13. yüzyıla kadar uzanan geçmişiyle Safranbolu'nun sosyo-ekonomik omurgasını oluşturmuştur.






800 Yıllık Bir Sır ve Stratejik Önem

Safranbolu debbağlığı (dericilik), Selçuklu döneminden başlayıp Osmanlı'ya ve hatta Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar uzanan çok kritik bir askeri öneme sahipti. Kentteki atölyeler, ordunun çizme, saraçlık malzemesi ve diğer deri ihtiyaçlarını kusursuz bir şekilde karşılıyordu.

İşin ilginç yanı, buradaki üretim kalitesi o kadar yüksekti ki, askeri sırların ve nitelikli derinin dışarı sızmaması adına üretilen ürünlerin yabancı ülkelere satışı devlet eliyle yasaklanmıştı.

19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde bölgede tam 84 aktif deri üretim atölyesi (debbağhane) bulunmaktaydı.






Kentin Mimarisine Dokunan Atıklar

Tabakhanenin Safranbolu yaşamındaki yeri sadece ekonomiyle sınırlı kalmamıştı. Derilerin geleneksel yöntemlerle tabaklanması (işlenmesi) sırasında ortaya çıkan organik atıklar ve bazı kireç karışımları, Safranbolu'nun dünyaca ünlü tarihi evlerinin harcında ve imarında bir bağlayıcı olarak kullanılmıştır.

Bu sayede bölgedeki sanayi, doğrudan kentin o büyüleyici mimari estetiğini besleyen bir kaynak haline dönüşmüştür.






Günlük Dile Miras Kalan Deyimler

Kültürel anlamda Tabakhaneler bölgesi, bugün Türkçede sıkça kullandığımız ancak kökenini bilmediğimiz bazı deyimlerin de çıkış noktasıdır. Geleneksel deri işlemede ham derinin tüylerini dökmek ve yumuşatmak için taze köpek dışkısında bulunan enzimlere ihtiyaç duyulurdu.

Dışkı soğuduğunda bu enzimler özelliğini kaybettiği için, mahallenin çocukları ve işçiler buldukları malzemeyi donmadan, hızla atölyelere koşturarak yetiştirmek zorundaydı.

Günümüzde acele eden insanlara söylenen "Tabakhaneye b.k mu yetiştiriyorsun?" ya da çaresiz durumları ifade eden "Tabak mısın, it b.kuna muhtaçsın?" tabirleri, tamamen Safranbolu Tabakhaneleri'ndeki bu zorlu üretim sürecinden doğmuştur.






Endüstriyel Sessizlikten Kültürel Dönüşüme

1937 yılında bölgeye yakın konumda Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarının (KARDEMİR) kurulması ve endüstriyel makineleşmenin başlaması, bu insan gücüne ve geleneksel yöntemlere dayalı zanaatı yavaş yavaş gölgede bıraktı. Zamanla birer birer kapanan atölyeler, yerini derin bir sessizliğe bıraktı.

Bugün Safranbolu Belediyesi ve sivil toplum kuruluşları, bu endüstriyel havzayı korumak ve turizme kazandırmak amacıyla çeşitli restorasyon ve kültür projeleri yürütmektedir. Nitekim asırlık üretim hafızasını geleceğe taşımak adına bölgede "Safranbolu Miras Buluşmaları" gibi etkinlikler düzenlenmekte ve eski yapılar ortak akılla yeniden işlevlendirilmektedir.

Ziyaretçiler İçin Bugün Ne İfade Ediyor?

Bölgeyi ziyaret ettiğinizde, eski lonca kültürünün izlerini taşıyan taş binaları, derilerin yıkandığı nehir yataklarını ve tarihi dokuyu hissedebilirsiniz. Bölgede bulunan ve Türkiye'nin ilk gezi tabakhanelerinden biri olan 800 Yıllık Tabakhane (Tabağ Ahmet Bey Tabakhanesi) müze-kafe konseptiyle hizmet vermektedir.

Burada rehberli turlarla derinin ham halden işlenmiş hale geçiş yolculuğunu dinleyebilir, ardından nehir kenarında meşhur safranlı kahvenizi yudumlayarak Safranbolu'nun zanaat dolu geçmişine zaman yolculuğu yapabilirsiniz.

Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde

Yalova'da geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden, kamuoyunda 'Güllü' adıyla tanınan sanatçı Gül Tut'un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması için Güllü'nün kızının arkadaşı Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'ne geldi

01.10.2026 13:30:00
İHA
 
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü'nün 26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesindeki evinin 6'ncı katındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında dava açılmıştı.






Davanın ilk duruşması bugün Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davada, olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise 'yalan tanıklık' suçundan 4 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.








Tuğberk'in ardından Sultan Ulu da ilk duruşma için Yalova Adliyesi'ne geldi. Davada görgü tanığı olarak yer alan Sultan Ulu'nun, olayla ilgili bildikleri ve tanıklığı duruşmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.








Sultan Ulu, ilk duruşma öncesinde adliyeye gelerek duruşmanın başlamasını beklemeye başladı.

Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda

Sosyal medyada "Motovlogcu Dayı" olarak tanınan ve İzmir’in Dikili ilçesinde geçirdiği trajik trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü içerik üreticisi Cumhur Kahriman, İstanbul’da binlerce motosikletlinin katıldığı duygu dolu bir törenle son yolculuğuna uğurlandı

30.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda
Motosiklet camiasının ‘Dayı’sına hüzünlü veda
Motosiklet dünyasının yakından tanıdığı, trafik güvenliği, kurallar ve kuryelerin yaşadığı sorunlara yönelik hazırladığı videolarla milyonların sevgisini kazanan 46 yaşındaki Cumhur Kahriman (Motovlogcu Dayı), 27 Eylül akşamı İzmir'in Dikili ilçesinde feci bir kaza geçirmişti.

34 GMM 853 plakalı motosikletiyle seyir halindeyken bir TIR ile çarpışan Kahriman, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yummuştu.

Florya'da binlerce motorcu bir araya geldi

İzmir Adli Tıp Kurumu'ndaki işlemlerinin ardından ailesi tarafından teslim alınan Kahriman'ın cenazesi, İstanbul Küçükçekmece'deki evinin önünde helallik alınmasının ardından cenaze namazı için Florya Yeni Camii'ne getirildi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına; Kahriman'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ile Türkiye'nin dört bir yanından gelen binlerce motosiklet tutkunu katıldı.

Cami avlusuna sığmayan kalabalık sık sık gözyaşlarına boğulurken, dualar eşliğinde helallik alındı. Kılınan namazın ardından tabutu omuzlayan dostları ve takipçileri, Kahriman'ı defnedilmek üzere Esenyurt Gülbahçe Mezarlığı'na uğurladı.






Kilometrelerce uzanan duygu dolu kortej

Cenaze töreninin ardından, yüzlerce motosiklet sürücüsü cenaze aracının arkasında dev bir kortej oluşturdu. Florya'dan mezarlığa kadar uzanan yolda motorcular, camianın gür sesi olan "Dayı"larına kornalar basarak ve motorlarını bağırttırarak son görevlerini yerine getirdi.

"Bizim için devletle aramızda bir köprüydü"

Cenazede konuşan motosiklet camiasının önemli isimleri ve Kahriman'ın yakın arkadaşları, onun sadece bir fenomen değil, aynı zamanda motorcuların haklarını savunan bir lider olduğunu vurguladı.

Hakkı Topal (Arkadaşı): "Cumhur abimiz bizim sorunlarımızı dinler, yoldaki çukurları, eksiklikleri dile getirirdi. Adeta devletle aramızda bir bağlantı kurardı. Bugün trafikte motosikletliler olarak çok büyük zorluklar yaşıyoruz, o bu zorlukların aşılmasında hep öncüydü. Bir kolumuz koptu diyebiliriz."

Burçim Özsayar (Osmanlı Motosiklet Derneği Başkanı): "Motosiklet camiasının sorunlarını en yüksek sesle kamuoyuna duyuran liderlerden biriydi. Bu kazayı bir cinayet olarak görüyoruz. Motosikletlerin trafikte fark edilmesi için artık devletimizden yeni düzenlemeler bekliyoruz."






Kazadaki süreç takip ediliyor

Cenazeye katılan motorcular, kazaya karışan TIR sürücüsünün gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve ardından yeniden gözaltına alındığı yönündeki iddiaları hatırlatarak sürecin takipçisi olacaklarını ve adaletin yerini bulmasını istediklerini belirtti.

YouTube'da paylaştığı sürüş deneyimleri, mizahi videoları ve trafik farkındalığı içerikleriyle 35 milyonun üzerinde izlenmeye ulaşan "Motovlogcu Dayı", arkasında yollarda daha güvenli sürüş yapılabilmesi adına adanmış binden fazla eğitici video ve yasa boğulmuş bir camia bıraktı.

Aniden yola çıkan TIR'ın dorsesine çarptı

İzmir-Çanakkale kara yolunda seyir halinde olan Kahriman, aniden yola çıkan ve geniş açıyla manevra yapan bir TIR'ın dorsesine arkadan çarptı. Selektör yaparak durumu engellemeye çalışsa da çarpışmadan kaçamayan ünlü motorcu, olay yerinde yaşamını yitirdi. Kazanın ardından olay yerinden kaçan TIR sürücüsü jandarma ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.

Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı

İzmir'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden motosiklet tutkunu sosyal medya fenomeni Cumhur Kahraman İstanbul'da düzenlenen cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Kahraman'ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan motosiklet tutkunlarının oluşturduğu konvoy havadan görüntülendi

30.09.2026 15:47:00
İHA
 
Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı
Fenomen motorcu Cumhur Kahraman son yolculuğuna uğurlandı
İzmir'in Dikili ilçesinde tırla çarpışması sonucu hayatını kaybeden "Motovlogcu Dayı" lakaplı Cumhur Kahraman için İstanbul Florya Yeni Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Cenaze törenine Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Kahraman'ın ailesi, yakınları ve çok sayıda motosiklet tutkunu katıldı. Kahraman'ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan motosiklet tutkunları konvoy oluşturdu. Oluşturulan konvoy havadan görüntülendi. Cumhur Kahraman, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası, toprağa verilmek üzere Esenyurt Gülbahçe Mezarlığı'na götürüldü.






"Cumhur arkadaşımızın tıra vurduğu söyleniyor, böyle bir şey yok"

Cumhur Kahraman'ın arkadaşı Cemal Dalyan, "Cumhur Kahraman arkadaşımız çok bilinçli bir sürücüydü. Kesinlikle hız kurallarına, trafik kurallarına uyan bir arkadaşımızdı. Hiçbir zaman hız yapmazdı. Birçok arkadaşımız hız yapar, o kesinlikle yapmazdı. Soma Motosiklet Festivali'nde beraberdik. Festivalden sonra İzmir'de bir arkadaşını ziyarete geçti. Daha sonra Çanakkale'de bir arkadaşımız vardı, onun yanına gitmek için yola çıktı ve bu kaza gerçekleşti. Cumhur arkadaşımızın tıra vurduğu söyleniyor, böyle bir şey yok. Kamera görüntülerini gördük. Görüntüde tırın sol şeride kontrolsüz bir şekilde aniden girmesi sonucu dorsenin savrulmasından dolayı sol şeritte olan arkadaşımıza çarpmıştır" dedi.
Görkem Akbulak isimli motosiklet tutkunu ise, "Cumhur abimiz motosiklet camiasına çok emek veren bir insandı. Elinden gelen her şeyi yapardı. Aşırı derecede milliyetçi, cumhuriyetçi bir insandı. Her şeye değer veren, kanunu bilen bir insandı. Maalesef bizi üzdü, erkenden aramızdan ayrıldı. Çok üzgünüz. Allah geride kalanlara sabır ihsan eylesin" diye konuştu.








"Hala şaka gibi geliyor"

Nur Köseoğlu arkadaşı ise, "Çok üzgünüm. Cumhur'u ben çok eskiden beri tanıyorum. Camiamızın önemli değerlerinden biriydi. Motosiklet camiasına çok fazla şey yaptı. Yani sürekli, ben de bir motosiklet eğitmeniyim, özellikle gençlere çok önem verirdi. Biz eski motorcuların hepsi gençlerimizi korumak için üstümüze düşen görevleri yapıyoruz. O bunu fazlasıyla yapıyordu ve bunu sosyal medyada dile getiriyordu, esprili yollarla. Şaka yaptığını düşündüm. Daha önceden bu tarz şakaları vardı. Hâlâ şaka gibi geliyor" şeklinde konuştu.



























Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi

Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde hemen her şiddetli yağışta meydana gelen köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Ekiplerce sudan numune alındı

30.09.2026 13:56:00
İHA
 
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın kent merkezinden geçerek Karadeniz'e dökülen Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde bentten dökülen suların köpürmesi dikkat çekti. Oluşan köpükler ırmak yüzeyinin büyük bölümünü kapladı. Köpüklenmenin ırmağa karışan atık ve kimyasallardan kaynaklandığı ihtimali üzerine ise Çevre ve Şehircilik bakanlığı ekiplerince inceleme başlatıldı.






 Çamur renginde akan ırmaktaki köpüklenmeyi fotoğraflayan ekipler, suyun memba ve mansap kısımlarından örnekler aldı. Irmaktan alınan numuneler, laboratuvarda incelenmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gönderildi.








Irmağın çevresini de dolaşan ekipler, yaptıkları ilk tespitlerde ırmak kenarında kimyasal atık karıştırabilecek bir işletme yada atık deşarj hattına rastlamadı. Hemen her şiddetli yağmurda yaşanan köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Daha önce de bir çok kez ırmaktan alınan numunelerin bakanlık laboratuvarında yapılan incelemelerde, yoğun azot bileşenlerine rastlanıldığı ve bu durumun da tarım arazilerinde kullanılan ilaçları işaret ettiği öğrenildi.

Alınan son numune sonuçlarının ise önümüzdeki günlerde çıkacağı öğrenildi.

Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen sermaye piyasası ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında, Beykoz Acarkent'te bulunan, Muhammed Yarız ile Serdar Turhan'a ait olduğu belirlenen, üçüncü kişiler adına kayıtlı 5 lüks villaya el konuldu

30.09.2026 02:00:00
İHA
 
Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu
Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen sermaye piyasası ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında, Muhammed Yarız ile Serdar Turhan'a ait olduğu tespit edilen ancak üçüncü kişiler adına kayıtlı bulunan, toplam piyasa değeri yaklaşık 1,2 milyar TL olan 5 lüks villaya el konuldu. Soruşturma dosyasında yer alan taşınmazlara yönelik incelemelerde, villaların güncel piyasa değerlerinin toplamının yaklaşık 23 ila 24,5 milyon dolar arasında olduğu değerlendirildi. Soruşturma kapsamında villaların yalnızca mevcut mülkiyet durumları değil, geçmiş yıllardaki devir ve satış işlemleri de araştırmaya dahil edildi. Taşınmazların kimler tarafından ve hangi süreçlerle edinildiği incelenirken, mülkiyet değişiklikleri ile soruşturma konusu mali hareketler arasındaki bağlantılar da inceleme altına alındı.








Villaların devir geçmişleri incelendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası kapsamında MASAK tarafından hazırlanan raporların incelenmesi sonucunda, yüksek tutarlı üçüncü kişi transferleri, yurt dışına gönderimler, yatırım kuruluşları arasındaki mali hareketler ile yakın tarihli taşınır ve taşınmaz satışlarının, soruşturma konusu suçlardan elde edilen malvarlığı değerlerinin devredilmesi ve malvarlığının azaltılmasına yönelik işlemler bakımından kuvvetli şüphe oluşturduğu değerlendirildi.









Bu kapsamda Beykoz Acarkent'te bulunan villaların tapu kayıtları araştırıldı

Yapılan incelemede bir villanın Muhammed Yarız tarafından 27 Şubat 2026 tarihinde Mehmet Bozdağ'dan devralındığı, 9 Eylül 2026 tarihinde ise Bolkan Bekçi'ye devredildiği ve halen Bolkan Bekçi adına kayıtlı olduğu belirlendi.
 
Başka bir villanın Enis Bulut tarafından 17 Aralık 2025 tarihinde Serdar Arslaner'den devralındığı ve halen Enis Bulut adına kayıtlı olduğu tespit edildi. Bir diğer villanın Ömer Bedir Çetinel tarafından 25 Aralık 2025 tarihinde Efes Milletlerarası Nakliyat Anonim Şirketi'nden devralındığı ve halen Çetinel adına kayıtlı olduğu belirlendi. Söz konusu villalardan birinin ise Pusula İnvest Gayrimenkul Anonim Şirketi tarafından 6 Ağustos 2025 tarihinde Yeliz Işık'tan devralındığı ve halen şirket adına kayıtlı olduğu tespit edildi. Ayrıca villanın da Esra Alkış tarafından 10 Şubat 2025 tarihinde Esra Özmen'den devralındığı, 17 Temmuz 2025 tarihinde ise KL Taahhüt İnşaat Anonim Şirketi'ne devredildiği ve halen şirket adına kayıtlı olduğu belirlendi.
 
 







Villalar boş ve tadilat halinde çıktı

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince villaların bulunduğu Acarkent Sitesi'nde de inceleme yapıldı.
 
Saat 16.08 sıralarında kontrol edilen villanın tadilat aşamasında olduğu ve içerisinde herhangi bir kişinin ikamet etmediği belirlendi. Yine bir diğer villanın da tadilat aşamasında olduğu ve boş bulunduğu tespit edildi.
 
Aynı gün içinde kontrol edilen villanın dış kapısının tahta bir levhayla kapatıldığı, araç giriş kısmından yapılan incelemede tadilat aşamasında olduğu ve içerisinde kimsenin bulunmadığı belirlendi. Kontrol edilen başka bir villanın ise boş olduğu, cam bölmelerden dışarıdan yapılan incelemede içerisinde herhangi bir eşya bulunmadığı görüldü. Villada herhangi bir kişinin ikamet etmediği tespit edildi.
 
 







Villalara yaklaşık 23-24,5 milyon dolar değer biçildi

Soruşturma kapsamında 5 villanın değerinin belirlenmesi için Acarkent Sitesi içerisindeki emlak satış ofislerinden bilgi alındı. Buna göre söz konusu villaların sırayla 8-8,5 milyon dolar, 3-3,5 milyon dolar, 5 milyon dolar, 4 milyon dolar, ise 3-3,5 milyon dolar değerinde olabileceği bilgisine ulaşıldı.
 
Bildirilen yaklaşık değerlerin toplamının 23-24,5 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtildi. Ancak söz konusu rakamların kesin değer olmadığı, villaların konumu, yüzölçümü, emsal satışları ve fiziki özelliklerinin tam olarak belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi gerektiği kaydedildi. Site yönetiminde villaların geçmiş satışlarına ilişkin emsal satış belgeleri ile kira bedellerini gösteren belgelerin bulunmadığı da bildirildi.
 
 







Savcılık el koyma talebinde bulundu

Savcılık, Muhammed Yarız'ın daha önce üzerine kayıtlı bulunan ve daha sonra Bolkan Bekçi'ye devredilen A2 numaralı villa ile Serdar Turhan ve Mehmet Salih Turhan'ın yetkilisi olduğu Bainbridge Gayrimenkul Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı Bursa'nın Nilüfer ilçesindeki taşınmazın da aralarında bulunduğu malvarlığı değerlerine el konulmasını talep etti.
 
Soruşturma kapsamında taşınmazların suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin devredilmesi veya malvarlığının azaltılmasına yönelik işlemler kapsamında değerlendirilerek el koyma tedbirine konu edildiği belirtildi.

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.