İran’ı ve İslam ülkelerini hedef alan ve Türkiye’yi İsrail’in muhafızı konumuna getiren füze kalkanında foyası ortaya çıkan hükümetten henüz bir ses çıkmadı.
Füze kalkanı tamamen ABD’nin kontrolünde ve NATO’yla bir analaşma yapılana kadar da böyle devam edecek.
Chicago’da 20–21 Mayıs tarihlerinde yapılacak olan NATO zirvesinde Malatya Kürecik’e yerleştirilen ve çalışır hale gelen füze kalkanı konusunda bir anlaşma yapılacakmış.
Peki ya bu zirvede NATO’yla anlaşma yapılamazsa ne olacak?
NATO’yla anlaşamadık hadi füze kalkanını, Kürecik’teki Amerikan üssünü söküyoruz, diyebilecek mi Türkiye?
Hayır, diyemez...
Şu an sökmeye niyetlenseniz bile üç-beş yıldan önce bu kararı alamazsınız. Bu zaman zarfında da ABD bu sistemleri kullanarak yapacağını yapar zaten. Türkiye Çekiç Güç sürecini ne çabuk unuttu. Terör örgütüne yardım yaptığı herkes tarafından bilinen Çekiç Gücü Türkiye ülkeden yıllarca çıkaramamıştı.
NATO’yla anlaşma tam olarak imzalanmadan apar topar füze kalkanının Türkiye’ye yerleştirilmesi ABD’nin bir acelesinin olduğunu gösteriyor. Bu acele bir şeylere hazırlık yapıldığını ortaya koyuyor.
Bu acelenin sebebi İsrail tarafından İran’ın vurulmasının artık an meselesi olmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde İsrail Başbakan’ı Netanyahu, ABD Başkanı Obama’yla görüşmesinden sonra İran’ın nükleer tesislerinin vurulmasına yönelik bir soru üzerine “Elimizde kronometreyle beklemiyoruz. Bu, günler ya da haftalarla konuşulacak bir konu değil. Ancak bu konuda konuşurken, yıllardan da bahsedemeyiz. Sonuçta, İran’ın elindeki nükleer tehdidin ortadan kalkması gerekiyor” demişti. Netanyahu bu görüşmede diplomasi için 1 ya da 2 ay bekleyebileceklerini söyledi.
Bu açıklamalar açık ya da gizli ABD desteğiyle İsrail’in İran’a saldırmasının artık an meselesi olduğunu gösteriyor ve bu yıl böyle bir saldırının beklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’ye füze kalkanı yerleştirilmesinde acele edilmesinin sebebi işte budur.
İsrail İran’ı vurmak için sabırsızlanıyor, ABD’de İran’ı vurduğu zaman İsrail’i İran füzelerinden nasıl koruyacağının alt yapısını kuruyor. Maalesef Türkiye hem bu işin taşeronu oluyor hem de kendini hedef haline getiriyor. İran’ın hedefine oturtulan Türkiye’yi bu noktaya ABD sürükledi.
Burada bir önemli nokta daha var.
Füze kalkanını Türkiye’ye yerleştiren ABD, Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirecek en önemli adımlarından birini atmış oldu. Füze kalkanı Türkiye’ye yerleştirilmemiş olsa Türkiye ne yaparsa yapsın ABD’ye bu kadar büyük destek veremeyeceği için İran’ın hedefi haline gelemezdi. Ama şimdi füze kalkanı sayesinde Türkiye, İran’ın birinci hedefi konumunda.
Neden?
Çünkü İran’ın kendi kendini savunmasına Türkiye’deki füze kalkanı engel olacak. İran’da bir kuş uçsa bu füze kalkanı İsrail’e bildiriyor. Bu açıdan düşündüğümüzde İran’a en yakın ve en büyük tehdit Türkiye’de çalışır durumda olan Kürecik’teki füze kalkanıdır. Dolayısıyla İran’a Türkiye’deki füze kalkanını vurmaktan başka bir şans bırakmadılar.
Bu sistemlerin Türkiye’ye yerleştirilmesinin bir amacı da zaten İran’ın Türkiye’yi vurmasını sağlamaktır. Batılıların uzun yıllardır çıkarmak için gayret ettiği Türkiye-İran çatışmasının fitilini füze kalkanı ateşleyecektir.
Füze kalkanı tamamen ABD’nin kontrolünde ve NATO’yla bir analaşma yapılana kadar da böyle devam edecek.
Chicago’da 20–21 Mayıs tarihlerinde yapılacak olan NATO zirvesinde Malatya Kürecik’e yerleştirilen ve çalışır hale gelen füze kalkanı konusunda bir anlaşma yapılacakmış.
Peki ya bu zirvede NATO’yla anlaşma yapılamazsa ne olacak?
NATO’yla anlaşamadık hadi füze kalkanını, Kürecik’teki Amerikan üssünü söküyoruz, diyebilecek mi Türkiye?
Hayır, diyemez...
Şu an sökmeye niyetlenseniz bile üç-beş yıldan önce bu kararı alamazsınız. Bu zaman zarfında da ABD bu sistemleri kullanarak yapacağını yapar zaten. Türkiye Çekiç Güç sürecini ne çabuk unuttu. Terör örgütüne yardım yaptığı herkes tarafından bilinen Çekiç Gücü Türkiye ülkeden yıllarca çıkaramamıştı.
NATO’yla anlaşma tam olarak imzalanmadan apar topar füze kalkanının Türkiye’ye yerleştirilmesi ABD’nin bir acelesinin olduğunu gösteriyor. Bu acele bir şeylere hazırlık yapıldığını ortaya koyuyor.
Bu acelenin sebebi İsrail tarafından İran’ın vurulmasının artık an meselesi olmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde İsrail Başbakan’ı Netanyahu, ABD Başkanı Obama’yla görüşmesinden sonra İran’ın nükleer tesislerinin vurulmasına yönelik bir soru üzerine “Elimizde kronometreyle beklemiyoruz. Bu, günler ya da haftalarla konuşulacak bir konu değil. Ancak bu konuda konuşurken, yıllardan da bahsedemeyiz. Sonuçta, İran’ın elindeki nükleer tehdidin ortadan kalkması gerekiyor” demişti. Netanyahu bu görüşmede diplomasi için 1 ya da 2 ay bekleyebileceklerini söyledi.
Bu açıklamalar açık ya da gizli ABD desteğiyle İsrail’in İran’a saldırmasının artık an meselesi olduğunu gösteriyor ve bu yıl böyle bir saldırının beklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’ye füze kalkanı yerleştirilmesinde acele edilmesinin sebebi işte budur.
İsrail İran’ı vurmak için sabırsızlanıyor, ABD’de İran’ı vurduğu zaman İsrail’i İran füzelerinden nasıl koruyacağının alt yapısını kuruyor. Maalesef Türkiye hem bu işin taşeronu oluyor hem de kendini hedef haline getiriyor. İran’ın hedefine oturtulan Türkiye’yi bu noktaya ABD sürükledi.
Burada bir önemli nokta daha var.
Füze kalkanını Türkiye’ye yerleştiren ABD, Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirecek en önemli adımlarından birini atmış oldu. Füze kalkanı Türkiye’ye yerleştirilmemiş olsa Türkiye ne yaparsa yapsın ABD’ye bu kadar büyük destek veremeyeceği için İran’ın hedefi haline gelemezdi. Ama şimdi füze kalkanı sayesinde Türkiye, İran’ın birinci hedefi konumunda.
Neden?
Çünkü İran’ın kendi kendini savunmasına Türkiye’deki füze kalkanı engel olacak. İran’da bir kuş uçsa bu füze kalkanı İsrail’e bildiriyor. Bu açıdan düşündüğümüzde İran’a en yakın ve en büyük tehdit Türkiye’de çalışır durumda olan Kürecik’teki füze kalkanıdır. Dolayısıyla İran’a Türkiye’deki füze kalkanını vurmaktan başka bir şans bırakmadılar.
Bu sistemlerin Türkiye’ye yerleştirilmesinin bir amacı da zaten İran’ın Türkiye’yi vurmasını sağlamaktır. Batılıların uzun yıllardır çıkarmak için gayret ettiği Türkiye-İran çatışmasının fitilini füze kalkanı ateşleyecektir.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024


























































