logo
06 TEMMUZ 2026

ABD'den Filistin çarkı

09.05.2004 00:00:00
 
ABD Başkanı George Bush, Filistin yönetimindeki değişiklik ve bölgedeki şiddet olayları yüzünden, İsrail-Filistin sorununun çözümü için hazırlanan yol haritasında öngörüldüğü gibi, 2005'e kadar bağımsız Filistin devleti kurulması hedefinin "gerçekçi" olmadığını söyledi. Bush, Mısır'ın yarı resmi El Ahram gazetesine verdiği, bugün yayımlanan demecinde, ABD'nin yol haritasına bağlı olduğunu belirtti, ancak "2005 takvimi (Filistin devletinin kurulması için) 2 yıl önce olduğu kadar gerçekçi değil" dedi.ABD Başkanı Bush, yine de, Filistin devletinin kurulması için mümkün olan en hızlı şekilde çaba göstermeleri gerektiğini kaydetti. Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat ise Filistin devletinin bu tarihe kadar kurulmasının hala mümkün olduğunu söyledi.

AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu

Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi’nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor

06.07.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. İktidar blokunun aylardır "diplomatik zafer" ve "küresel gövde gösterisi" olarak sunduğu 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, başkent Ankara'da devasa bir güvenlik kuşatması altında başladı.

Ancak madalyonun diğer yüzü, bu zirvenin Türkiye'nin çıkarlarından ziyade, Batı ittifakının bölgedeki tıkanıklıklarını aşma çabası olduğunu gösteriyor.

Neden Şimdi?



Zirvenin tam da bugün Ankara'da toplanması tesadüf değil. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizler nedeniyle NATO'nun askeri lojistik ve mühimmat ihtiyacı zirve yapmış durumda. Batı dünyası "NATO 3.0" adını verdiği yeni konseptle askeri ve mali yükü ABD'nin üzerinden alıp müttefiklerin sırtına yüklemeyi amaçlıyor.

Türkiye ise tam bu noktada, hem coğrafi konumu hem de son yıllarda cephede test edilmiş savunma sanayii kapasitesi nedeniyle ittifak için "vazgeçilmez bir tedarikçi ve cephe ülkesi" olarak yeniden masaya çağrılıyor. Esasen bu davet, Türkiye'nin diplomatik gücünden ziyade, müttefiklerin mühimmat ve askeri üretim darboğazını aşma ihtiyacından kaynaklanıyor.

"Milli Beka" Söyleminin Gölgesinde Ağır Eleştiriler



Zirve, muhalefet çevreleri ve bağımsız analistler tarafından "halkın gerçek gündemini örtbas eden bir şov" olarak nitelendiriliyor. İktidarın zirveyi iç siyasette bir propaganda malzemesi olarak kullandığını belirten eleştirmenler, şu can alıcı soruları yöneltiyor:

Ekonomik krizin pençesindeki ülkede, binlerce yabancı delege ve 56 binden fazla güvenlik personeli için harcanan devasa bütçeler halkın sırtına ek yük bindiriyor.

Zirvenin ana gündem maddelerinden biri, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 5'ine çıkarması. Zaten ağır bir ekonomik konjonktürden geçen Türkiye'nin, bütçesinden silaha ve mühimmata daha fazla pay ayıracak olması sosyal refahın iyice gerilemesi anlamına geliyor.



Yıllardır S-400, F-35 krizleri ve CAATSA yaptırımları nedeniyle Batı tarafından bypass edilmeye çalışılan Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretiyle bir gecede yeniden "sadık müttefik" ilan ediliyor. Eleştirmenler, Türkiye'nin çıkarlarının yine batılı emperyalist güçlerin bölgesel operasyonlarına ipotek edilmesinden endişeli.

Zirve gerekçesiyle başkentin ana arterlerinin günlerce trafiğe kapatılması, askeri tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarını aratmayan barikatlar Ankara halkının günlük yaşamını adeta felç etmiş durumda.

Sonuç olarak; 22 yıl sonra Ankara'da kurulan bu lüks masa, Türkiye'ye eşit bir ortak gibi değil, küresel çatışma haritalarında riskli görevleri üstlenecek bir "cephe ülkesi" rolünü yeniden dayatıyor. Ankara'daki diplomasi trafiği parıldarken, sokaktaki vatandaş faturanın yine kendisine kesileceğinin farkında

NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu

36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Mark Rutte, savunma harcamalarının artırılacağını belirterek, "Türkiye ittifak için vazgeçilmez bir güç, savunma malzemelerimizi Türk savunma sanayisi sağlıyor" dedi

06.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Göreve geldikten sonraki en kritik zirvelerden birine Türkiye'nin ev sahipliğinde çıktıklarını belirten Rutte, küresel savunma harcamalarından Ukrayna savaşına, Türk savunma sanayisinin rolünden "NATO 3.0" vizyonuna kadar pek çok önemli başlıkta kritik mesajlar verdi.

Zirvenin "alınan kararların uygulamaya geçirilmesi" aşaması olduğunu vurgulayan Rutte, müttefiklerin savunma bütçelerini gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'i seviyesine çıkarma hedefine odaklanacaklarını duyurdu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türkiye'ye teşekkür ediyorum"

Konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibine teşekkür ederek başlayan Rutte, "Bu muhteşem salonda bizi ağırladıkları için minnettarım. Şimdiye kadar her şey mükemmel. Türk halkının misafirperverliğinden çok etkilendim" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin askeri gücünün altını çizen Genel Sekreter, şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye, NATO içindeki en iyi silahlı kuvvetlerden birine sahip ve ittifak noktasında çok önemli bir rol oynuyor. Geçtiğimiz 10 yılda savunma sanayisini çok net bir şekilde yukarı taşıdı. Savunma için ihtiyaç duyduğumuz kritik malzemeleri Türk Savunma Sanayii karşılıyor. İstanbul ve Ankara bizim için, tüm ittifak için hayati öneme sahip."

"Savunma harcamalarında yeni hedef: Yüzde 5"

NATO Ankara Zirvesi'nin en temel finansal gündem maddelerinden birinin bütçe planlamaları olduğunu kaydeden Rutte, müttefiklerin inandırıcı planlar sunması gerektiğini söyledi. Geçen yıl Lahey'de önemli kararlar aldıklarını belirten Genel Sekreter, "Herkes yüzde 5 bütçe hedefi konusunda anlaştı. Şimdi Ankara'da bu sözlerin somut sonuçlarını izliyoruz. Paramızı işe, füzelere ve savunma kapasitesine dönüştürüyoruz. Avrupalı müttefiklerimiz ve Kanada, harcamalarını ABD seviyesine eşitleme aşamasında. Güçlü bir Avrupa, güçlü bir NATO demektir" dedi.

"Putin'in saldırıları çaresizliğini gösteriyor"

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına sert tepki gösteren Rutte, Ukrayna'ya desteğin kesintisiz devam edeceğini yineledi. Dün akşam saatlerinde Ukrayna kentlerine düzenlenen hava saldırılarına değinen Genel Sekreter, şu cümleleri kaydetti:

"Rusya masum Ukrayna halkını vurmaya devam ediyor ancak bu saldırılar Putin'in ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Ukrayna ordusu, Rusya ekonomisini mahvediyor. Geçtiğimiz aylarda cephede ilerleyen bir Rusya vardı, şimdi ise durum başabaş gidiyor. Verdiğimiz hava savunma destekleriyle Ukrayna tarih yazıyor ve ihtiyaçları olan her şeyi onlara sağlamaya kararlıyız. Ukrayna'nın güvenliği bizim doğrudan kendi güvenliğimizdir."

"Trump ile Hürmüz Boğazı konusunda anlaştık"

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Mark Rutte, transatlantik ilişkilerdeki bütçe uyumuna dikkat çekti. Trump'ın müttefiklerin savunma harcamalarını artırması yönündeki kararlılığını öven Rutte, "Geçtiğimiz hafta Umman'da da bir araya geldik. Ticaret yollarının güvenliği açısından kritik olan Hürmüz Boğazı'nda özgür dolaşımın sürdürülmesi konusunda kendisiyle tam bir mutabakata vardık" dedi.

Hollandalı gazetecinin "demokrasi" sorusuna yanıt

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Hollandalı bir gazetecinin, Ankara'daki güvenlik önlemleri ve muhalif figürlere yönelik hukuki süreçleri hatırlatarak sorduğu "Ankara liberal demokrasilerin toplanması için doğru yer mi?" sorusu üzerine Rutte, evrensel demokrasi ilkelerine vurgu yaptı.

Demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığını ifade eden Rutte, "Demokrasi, seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda bağımsız ve özgür medya demektir. Gazetecilerin istediği soruyu sorabilmesi, istediği araştırmayı yapabilmesi ve medyanın bu tür zirvelere serbestçe erişebilmesi demokrasinin temel şartıdır" yanıtını verdi.

Ankara Zirvesi'nde gözler "NATO 3.0" vizyonunda

7-8 Temmuz tarihleri arasında yürütülecek oturumlarda 32 üye ülkenin lideri, ittifakın yeni askeri ve teknolojik dönüşüm evresi olan "NATO 3.0" vizyonunu inşa edecek. Zirvenin ilk gününde müttefikler, tarihin en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında bir araya gelerek milyarlarca dolarlık yeni ortak projeleri imzalayacak.

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi

İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun "diploma" davası 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi. Aynı gün içinde üç farklı duruşmaya çıkan İmamoğlu, Ankara’da başlayacak NATO Zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek, "Rakibimi hapse attım, 20 tane dava açtım mı diyecek?" ifadelerini kullandı

06.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
İstanbul Üniversitesi tarafından diplomasının iptal edilmesinin ardından hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Ekrem İmamoğlu'nun yargılanmasına Silivri'de devam edildi. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen beşinci duruşmada mahkeme heyeti, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'ndeki iptal kararının kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına karar vererek davayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

Aynı günde üç duruşma: "Sağnak altında kaldık"

Silivri yerleşkesinde aynı gün içinde hem "Siyasal Casusluk", hem "İBB" hem de "Diploma" davalarından hakim karşısına çıkan İmamoğlu, duruşma takviminin sıkıştırılmasına ve üzerinde kurulan yargı baskısına isyan etti. Adliye koridorlarının "podyuma çevrildiğini" söyleyen İmamoğlu, maruz kaldığı durumu "sağanak altında kalmaya" benzetti.

Mahkeme başkanının duruşmayı uzatıp aralık ayına atma kararına, "O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verin, millet oyalanmasın" sözleriyle tepki gösteren İmamoğlu, artık bağımsız bir mahkeme göremediğini belirterek şu savunmayı yaptı:

"Siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir talimat, bir korku sizi bu kürsüden koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur. Bu saatten sonra ben bütün savunmamı aziz milletime yapıyorum."

Erdoğan'a NATO Zirvesi üzerinden sert çıkış

Savunmasında, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, hakkında açılan ardı arkası kesilmeyen davalar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı. Türkiye'nin demokratik imajının zedelendiğini belirten İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün ben burada yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki onlara? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım' mı diyecek? Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek? Kendini aldatan bir garip."

Özgür Özel'den destek

Duruşmayı Silivri'de canlı takip eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu'na tam destek verdi. Mahkemenin savunma sürelerini kısıtlama çabalarını eleştiren Özel, "Savunmadan korkan bir iddia makamı varsa o makam iftira makamına dönüşmüş demektir" açıklamasında bulundu.

Duruşma salonundan çıkarılırken CHP liderine bağlılığını tazeleyen İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır. Onun yolundan yürümekten gurur duyuyorum" diyerek parti içi birlik mesajı verdi.

Yabancı ülke temsilcilerinin ve çok sayıda CHP'li milletvekilinin de izlediği diploma davası, Yargıtay ve İdare Mahkemesi süreçlerinin beklenmesi gerekçesiyle yıl sonuna ertelenmiş oldu.

NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi için geri sayım sürerken, Ankara'ya ulaşan ilk isim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte oldu. Yarın başlayacak ve küresel savunma mimarisini yeniden şekillendirecek kritik zirve öncesi başkente dev güvenlik önlemleri alınırken, Rutte ayağının tozuyla diplomasi trafiğine başlıyor

06.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
Küresel diplomasinin ve savunma siyasetinin kalbi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da atacak. NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra 100'e yakın bakan ve binlerce delegenin katılacağı tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde en kritik gelişme yaşandı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi taşıyan uçak, Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptı. Rutte, havalimanında Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve beraberindeki üst düzey heyet tarafından resmi törenle karşılandı.

Brüksel'deki karargahtan ayrılmadan önce sosyal medya hesabından görüntülü bir mesaj paylaşan Rutte, "Tam zamanında geldiniz çünkü ben yola çıkmak üzereydim. Bu binadaki birçok kişi Ankara'ya taşınıyor. İki gün sürecek Ankara Zirvesi büyük ölçüde somut sonuçlara ve taahhütlerin yerine getirilmesine odaklanacak" diyerek zirvenin önemine dikkat çekmişti.

Ankara'da "kırmızı alarm"

Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanırken başkentte güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Zirve boyunca kent genelinde 48 bin 841'i emniyet, 7 bin 447'si jandarma olmak üzere toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görev yapacak.

Protokol güzergahları ve liderlerin konaklayacağı alanlar "kırmızı alan" ilan edilirken, bazı kamu personeline de idari izin verildi. Zirveyi takip etmek üzere dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 bin basın mensubu da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kurulan dev medya merkezine akın etti.

Masada "NATO 3.0" ve savunma harcaması var

Ankara Zirvesi, transatlantik ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayacak. Genel Sekreter Rutte, zirvenin en kritik başlıklarından birinin müttefiklerin savunma harcamalarını artırması ve yüzde 5'lik yeni harcama hedefine yönelik inandırıcı planlar sunması olduğunu belirtti. Zirvede, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun yanı sıra, Ukrayna'ya uzun soluklu askeri ve mali destek paketleri ile ittifakın güney kanadındaki gelişmeler 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle ele alınacak.

Rutte'nin yoğun Ankara programı

Zirve öncesi ilk temasları gerçekleştirecek olan Genel Sekreter Mark Rutte'nin 6-8 Temmuz tarihlerini kapsayan resmi programı şu şekilde netleşti:

6 Temmuz Pazartesi (Bugün):

16:45 – Ankara'ya varışının ardından güncel gelişmeler ve zirve gündemine dair bir basın toplantısı düzenleyecek.

18:00 – Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek. Bu kritik kabulde, zirvenin ana gündem maddeleri ve Türkiye'nin ittifaktan beklentileri öncelikli olarak masaya yatırılacak.

7 Temmuz Salı (Zirvenin 1. Günü):

Sabah Saatleri – Zirve, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenecek olan kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu ile başlayacak. Rutte, forumun açılış konuşmasını gerçekleştirecek.

17:00 – Beştepe'de üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) üyesi ortak ülkelerin (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileriyle bir araya gelecek. Aynı saatte Ay Yıldız Karargahı'nda Savunma Bakanları için resmi bir resepsiyon verilecek.

18:30 – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde, devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde resmi karşılama resepsiyonu ve akşam yemeği organize edilecek.

19:45 / 20:15 – Eş zamanlı olarak NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği ile Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları Çalışma Yemeği gerçekleştirilecek.

8 Temmuz Çarşamba (Zirvenin 2. Günü):

Sabah Saatleri – Genel Sekreter Mark Rutte ve müttefik liderlerin zirve alanına gelişleri ve basına ilk açıklamaları yapılacak. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rutte, liderleri resmi törenle karşılayarak geleneksel Aile Fotoğrafı çekimine geçecek.

11:15 – Zirvenin ana omurgasını oluşturan, müttefik devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla Kuzey Atlantik Konseyi (NAC) Toplantısı gerçekleştirilecek.

15:00 – NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, iki gün süren tarihi zirvenin sonuçlarını, alınan kararları ve yayımlanan ortak bildiriyi dünya kamuoyuna duyurmak üzere kapanış basın toplantısını düzenleyecek.

Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında

23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor

06.07.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor.

6 Temmuz'da İBB davasının 62. günü; "casusluk" davasının 2. günü ve 'sahte diploma' davasının 5. günündeki duruşmalar görülüyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ve yanındaki heyet Silivri'de duruşmaları takip ediyor.

İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşma olan "casusluk" davasından diploma davası duruşmasına geçme talebi kabul edildi.

Ekrem İmamoğlu, 5 Temmuz'da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "3 dava tek cümle: Demokrasiyi savunuyorum" dedi.

İmamoğlu geçen hafta, yargılandığı üç ayrı dava için kendisinden 6 Temmuz'da savunma istenmesine tepki göstermişti.

Açıklamasında, "Bir insan aynı gün üç ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken Mahkeme Başkanı'nın 9 Temmuz'da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür. Neden 9 Temmuz ısrarı?" diye sormuştu.

Savunmasının "kısıtlandığını" savunan İmamoğlu, 9 Temmuz sonrası Türkiye'de ne olacak?" demişti.

İmamoğlu hakkında bugün görülen davalarda son durum şöyle:

'Casusluk' davası: İmamoğlu'nun önce 'diploma davası'na geçmesi talebi kabul edildi
Davada Ekrem İmamoğlu ile birlikte gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılanıyor.

6 Temmuz'da İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşmada avukatı aynı saate denk gelen diploma davasına katılabilmesi için salondan ayrılmasına izin verilmesini talep etti.

Mahkeme bu talebi kabul ederek, diğer duruşma sona erdiğinde yeniden salona getirilmesine karar verdi.

Mahkeme, bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiş; dosyadaki kritik dijital delillerin incelenmesi amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan (MİT) ek rapor talep etmişti.

Sanıklara yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca "siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek".

Haklarında 20 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar suçlamaları kesin dille reddediyor; iddianamenin somut delillere dayanmadığını ve davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını savunuyor.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 12 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti.

Avukatı 6 Temmuz'daki duruşmada, İmamoğlu hakkında son bir yılda açılan çeşitli davalarda yargıç ve heyet değişiklikleri yaşandığını, bunun farklı kaygılar doğurduğunu savundu.

Ancak geçmişte yaptıkları benzer başvurulardan sonuç alamadıkları ve yargılamanın uzamasını istemedikleri için bu celsede reddi hakim talebinde bulunmayacaklarını belirtti.

Avukat Hasan Fehmi Demir, yeni atanan mahkeme başkanının sanıkları yeniden dinlemesinin uygun olacağını belirtirken, iki tanığın SEGBİS üzerinden değil, yüz yüze ve mahkeme salonunda dinlenmeleri gerektiğini savundu.

Diploma davası
Ekrem İmamoğlu'nun, iptal edilen üniversite diplomasına ilişkin "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması da bugün görülecek.

Savcılık bu dosyada İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istiyor.

İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki celsede İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi'nde görülen diploma iptaline ilişkin davanın sonucunun beklenmesine karar vermişti.

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025'te aldığı kararla, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden yapılan yatay geçişin usulsüz olduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun lisans diplomasını iptal etmişti.

Suçlamaları reddeden İmamoğlu bu karardan bir gün sonra gözaltına alınmış ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025'te "yolsuzluk" suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Türkiye'de cumhurbaşkanı adayı olmak için en az lisans düzeyinde yükseköğrenim yapmış (üniversite mezunu) olmak gerekiyor.

İBB davası
İstanbul Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda yoğun tartışmalar ve gerginliklerle devam eden davada, 59'u tutuklu toplam 414 sanık yargılanıyor.

2 Temmuz'daki 61. celsede, mahkeme başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında savunma sırası ve takvimi nedeniyle sert bir tartışma yaşandı.

Mahkeme heyeti, yaşanan gerginliğin ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

İmamoğlu, mahkemenin savunmaları 9 Temmuz'a kadar tamamlama planına itiraz ederek, üst üste farklı davalarının bulunduğunu söyledi ve "Burada insanüstü bir gayretle hakkımızı savunuyoruz. Savunmaların 9 Temmuz'a yetişmesi mümkün değil" dedi.

Gerginlik sırasında izleyici sıralarında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ile mahkeme başkanı arasında da tartışma çıkmış ve duruşmaya bir süre ara verilmişti.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanık savunmalarının 9 Temmuz'da tamamlanmasını hedefliyor.

Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu, "Suç örgütü kurmak ve yönetmek" başta olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor.

Savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İmamoğlu ise davayı "siyasi" olarak nitelendiriyor ve kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.

Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede

Kamu Denetçiliği Kurumu, cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin iki önemli karara imza attı. KDK, vatandaşların mağduriyetini giderirken BTK, KVKK ve ilgili kurumlara ek tedbirler alınması yönünde tavsiyede bulundu

06.07.2026 11:49:00
Haber Merkezi
 
Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede
Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede
Kamu Denetçiliği Kurumu, cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin iki önemli karara imza attı. KDK, vatandaşların mağduriyetini giderirken BTK, KVKK ve ilgili kurumlara ek tedbirler alınması yönünde tavsiyede bulundu.

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin verdiği iki ayrı kararla hem bireysel mağduriyetleri giderdi hem de ilgili kurumlara ilave hukuki, idari ve teknik önlemler alınması tavsiyesinde bulundu.

Kararların, kişisel verilerin korunması açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendiriliyor. İlk başvuruda bir vatandaş, gönüllü olarak görev yaptığı bir insan hakları kuruluşu aracılığıyla telefon numarasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile paylaştığını, görevinden ayrıldıktan sonra ise SMS listesinden çıkarılmak için yaptığı başvurulara rağmen reklam mesajlarının gönderilmeye devam ettiğini belirterek KDK'ya başvurdu.

KDK'nın dostane çözüm girişimi sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, başvurucunun telefon numarasını sistemden sildi ve SMS gönderimini durdurdu.

İkinci başvuruda ise bir vatandaş, farklı numaralardan gelen reklam ve özellikle yasa dışı bahis mesajlarının engellenmesi için önce GSM operatörüne, ardından e-Devlet üzerinden ilgili sistemlere başvurduğunu ancak mesajların devam ettiğini belirterek KDK'ya şikayette bulundu.

Yapılan incelemede başvurucunun yasa dışı bahis ya da sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, iletişim bilgilerinin bilgisi ve rızası dışında kullanıldığı tespit edildi.

KDK'DAN İLAVE TEDBİR KARARI
Bunun üzerine KDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK), vatandaşların mağduriyetini önlemek amacıyla ilave hukuki, idari ve teknik tedbirler alınması yönünde tavsiye kararı verdi. Kararın bir örneği ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ile Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü'ne de gönderildi.

KDK kararında, elektronik haberleşme işletmecilerinin kullanıcıların kişisel verilerini korumak için gerekli tüm teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğuna dikkat çekilirken, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri de hatırlatıldı.

Öte yandan izinsiz ticari elektronik ileti gönderenler hakkında Ticaret Bakanlığı tarafından idari para cezası uygulanabildiği, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işleyenlerin ise KVKK kapsamında yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtildi. Vatandaşların, İleti Yönetim Sistemi (İYS), Ticari Elektronik İleti Şikayet Sistemi (TİSS), e-Devlet, BTK ve KVKK üzerinden hak arama yollarını kullanabileceği ifade edildi.

KDK Başkanı Mehmet Akarca da kurumun başvuru istatistiklerini paylaştı. Buna göre, 1 Ocak-31 Mayıs döneminde KDK'ya 12 bin 55 başvuru yapıldı. 2013 yılından bu yana toplam başvuru sayısı ise 274 bin 571'e ulaştı. Başvurular geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,33 artarken, en fazla başvuru yüzde 19,34 ile İstanbul'dan geldi.

Aynı dönemde, önceki yıldan devreden dosyalarla birlikte toplam 13 bin 419 başvurunun 9 bin 356'sı sonuçlandırıldı. Böylece dosyaların yüzde 69,72'si karara bağlanırken, 4 bin 63 başvurunun incelemesinin sürdüğü bildirildi. Akarca, verilen karar sayısının da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,10 arttığını belirterek, KDK'nın hak arama mekanizması olarak daha fazla tercih edildiğini ifade etti.

Balıkesir'de üç ayrı noktada yangın

Balıkesir'de üç ayrı noktada çıkan yangınlara itfaiye, orman ve ilçe belediyeleri koordineli bir şekilde müdahale ediyor

06.07.2026 00:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Balıkesir'de üç ayrı noktada yangın
Balıkesir'de üç ayrı noktada yangın
Balıkesir'de üç ayrı noktada çıkan yangınlara itfaiye, orman ve ilçe belediyeleri koordineli bir şekilde müdahale ediyor.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, aynı gün üç farklı noktada çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen yangınlar üzerine hızlı bir şekilde olay yerine intikal etti. Türkiye'nin dördüncü büyük itfaiye teşkilatı olan Balıkesir İtfaiyesi, AFAD, Jandarma Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü ve ilçe belediyeleriyle tam bir koordinasyon içinde Kepsut'ta orman yangınına, Altıeylül ve Karesi ilçelerinde de arazi yangınlarına müdahale ediyor.



Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi (AKOM) koordinesindeki çalışmalarda Kepsut'taki orman yangını ve Karesi ilçesindeki arazi yangınını kontrol altına alan ekipler, Altıeylül'deki arazi yangınını da kontrol altına almak için özverili bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

Kepsut ilçesinde Sarıfakılar, Gedikler, Karaağaç mahallelerinde rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait arazöz ve hava araçları, Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Toma'lar, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'ne ait 8 itfaiye aracı, 2 su tankeri, 1 dozer, BASKİ'ye ait 1 su tankeri, Altıeylül Belediyesi'ne ait 1 su tankeri, 1 kepçe, Kepsut Belediyesi'ne bağlı 2 iş makinası ile müdahale ediliyor. Yangının etkilediği mahallelerdeki vatandaşların ihtiyaç halinde tahliyesi için Büyükşehir Belediyesi 2 otobüs gönderirken, yangın kontrol altına alındı.



Altıeylül ilçesinde Bereketli ve Taşköy mahallelerinde çıkan arazi yangını da rüzgarın etkisiyle büyüyerek yayıldı. Yangına Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait arazöz ve hava araçları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'ne ait 7 itfaiye aracı, 3 su tankeri, 2 iş makinası, BASKİ'ye ait 2 su tankeri, Altıeylül Belediyesi'ne ait 1 su tankeri, 1 iş makinası ile müdahale ediliyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından ihtiyaç durumunda vatandaşların tahliyesi için 4 otobüs gönderildi.

Karesi ilçesinde Ortaca ve Kavaklı mahallelerinde meydana gelen arazi yangınında alevler, rüzgarın etkisiyle ZSR Mühimmat Fabrikası'nun bulunduğu bölgeye doğru ilerledi. Yangına Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait arazöz ve hava araçları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'ne ait 9 itfaiye aracı, 2 su tankeri, 1 iş makinası, Karesi Belediyesi'ne ait 1 su tankeri, BASKİ'ye ait 3 su tankeri ve 1 iş makinesi ile müdahale edildi. Bölgedeki yangın kontrol altına alınırken, soğutma çalışmaları devam ediyor.

Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor

Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, manuel vitesli otomobil kullanmanın yalnızca sürüş deneyimini değil, beyin aktivitesini de etkileyebileceğini ortaya koydu

05.07.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor
Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor
Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, manuel vitesli otomobil kullanmanın yalnızca sürüş deneyimini değil, beyin aktivitesini de etkileyebileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre manuel şanzımanlı araç kullanan sürücüler, otomatik vites kullananlara kıyasla hafıza, dikkat ve karar verme süreçlerinden sorumlu beyin bölgelerini daha yoğun şekilde kullanıyor.

Araştırma, Tohoku Üniversitesi Gelişim, Yaşlanma ve Kanser Enstitüsü bünyesinde görev yapan Prof. Ryuta Kawashima liderliğinde gerçekleştirildi. Aynı zamanda Nintendo'nun büyük ilgi gören Brain Age oyun serisinin bilimsel altyapısını hazırlayan isim olarak da tanınan Kawashima, uzun yıllardır beynin çalışma mekanizmaları ve bilişsel performans üzerine araştırmalar yürütüyor.

Araştırma bulgularına göre manuel vitesli araç kullanırken sürücünün trafiği takip etmesi, debriyaja basması, uygun vitesi seçmesi ve gaz pedalını aynı anda hassas şekilde kontrol etmesi gerekiyor. Bu çoklu görev süreci, beynin hafıza, dikkat, planlama ve karar verme gibi işlevleri yöneten ön prefrontal korteks bölgesini daha yoğun biçimde aktive ediyor.

Bilim insanları, özellikle yaşlanan toplumlarda manuel vites kullanımının günlük yaşamda zihni aktif tutan düşük yoğunluklu bir egzersiz işlevi görebileceğini değerlendiriyor. Sürekli uyarılan sinir ağlarının bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, bunun zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceği belirtiliyor. Ancak araştırma, bunun doğrudan hastalıkları önlediğini değil, bilişsel aktiviteyi artırabilecek bir etken olduğunu ortaya koyuyor.

Öte yandan tam otomatik ve yarı otonom araçlarda sürücünün üstlendiği görevlerin azalması nedeniyle beynin aynı bölgelerinin daha düşük düzeyde çalıştığına dikkat çekiliyor. Buna rağmen otomotiv sektöründe manuel şanzımanlı modellerin sayısı her geçen yıl azalıyor. Günümüzde birçok üretici yeni modellerini ağırlıklı olarak otomatik vitesle sunarken, manuel seçenekler çoğunlukla giriş seviyesindeki araçlarla sınırlı kalıyor.

İstanbul Barosu'ndan NATO Zirvesi öncesi operasyonlara tepki: Demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı

İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti

05.07.2026 19:50:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti.

İstanbul Barosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlendiği anımsatıldı.

Arasında İstanbul Barosu üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Ezgi Önalan ile Yunusemre Işık'ın da bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yine Birinci Meclis önünde baromuz üyeleri Pınar Akbina Karaman, Doğan Zafer Çıngı ve Fettah Ayhan Erkan ile Tacettin Çolak, İbrahim Kıvılcım Çolak ve Sait Kıran'la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.

Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor. Öyle ki daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Doğa İncesu, Semra Demir ve Kürşat Bafra'nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı. Bu operasyonlar Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.

Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri, Avukatlık Kanunu'nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir. İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.