logo
27 HAZİRAN 2026

ABD'nin Minnesota eyaletinde ICE karşıtı gösteriler devam ediyor

ABD'nin Minneapolis kentinde son dönemde iki Amerikalının Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileri tarafından vurularak öldürülmesiyle büyüyen gösteriler bugün de devam etti

31.01.2026 07:50:00
AA
 
ABD'nin Minnesota eyaletinde ICE karşıtı gösteriler devam ediyor
ABD'nin Minnesota eyaletinde ICE karşıtı gösteriler devam ediyor

ABD kamuoyunda son günlerin en tartışmalı konularından biri olan ICE görevlilerinin göçmen karşıtı baskınları ve bunlara yönelik protestolarda iki ABD vatandaşının öldürülmesine yönelik tepkiler sürüyor.

Protestoların merkez üssü sayılan Minneapolis kentinde yüzlerce gösterici, -14 dereceye kadar düşen hava sıcaklığına rağmen Minneapolis Hükumet Binası Parkı'nı doldurdu.

ICE aleyhinde sloganlar atan ve pankartlar taşıyan göstericiler, ICE görevlilerinin Minnesota eyaletini terk etmesini talep etti.

Kentin pek çok caddesi protesto nedeniyle trafiğe kapatılırken, yediden yetmişe çok sayıda Minneapolisli yürüyüşe katılarak tepkisini dile getirdi.

Birçok gösterici ICE'ın tamamen lağvedilmesini talep ederken, bu konuda Washington'a da net mesajlar verdi. Hem ABD Başkanı Donald Trump'a hem de Kongre'ye ICE konusunda adım atması çağrısında bulunan göstericiler, aşırı soğuğa rağmen protesto yürüyüşünü tamamladı.

AA muhabirine duygu ve düşüncelerini anlatan Jodi Irwin adlı ABD vatandaşı, "İnsanları, çocukları, komşularımı kaçırıyor olmaları, onları sokak ortasında öldürmeleri' Ne diyeceğimi bilmiyorum, sanki saldırı altındayız, sanki kendi ülkemizden, kendi hükümetimizden gelen bir savaşın içindeyiz." diye konuştu.

Soyadını vermek istemeyen Brendan adlı bir diğer ABD vatandaşı da ICE'ın uyguladığı yöntemlerin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "Yaptıkları tek şey bizi taciz etmek ve korkutmaya çalışmak. Bu sadece bir terör taktiği. Üstelik işlerinde iyi de değiller. Sürekli yanlış insanları gözaltına alıyorlar, sonra da altı blok ötede bir arabadan atıp bırakıyorlar. Bütün bunlar sadece toplumumuzu ve mahallemizi sindirmek için yapılıyor." dedi.

Emmet Thiede adlı bir diğer gösterici de ICE'ın özellikle yabancı öğrencileri de hedef almasına tepki göstererek, "Biz gençler, üniversite öğrencileri olarak burada halkımıza destek veriyoruz. Her gün birçok sınıf arkadaşım sınır dışı ediliyor. Minnesota için savaşacağız, bu bizim şehrimiz. Kimse benim şehrime gelip arkadaşlarımı ve aile üyelerimi kaçıramaz." diye konuştu.

Minnesota'daki olaylar

Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileri, 7 Ocak'ta da göçmenlere yönelik operasyonları sırasında 37 yaşındaki Amerikalı Renee Nicole Macklin Good adlı ABD vatandaşı kadını aracında silahla öldürmüştü.

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, bu kişinin ICE memurlarını "ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını" öne sürmüştü.

Minneapolis'teki protestolar sırasında 24 Ocak'ta bir kişi daha ICE ekiplerince gözaltına alınmaya çalışılırken vurulmuştu.

Yetkililer, 37 yaşındaki kurbanın Alex Jeffrey Pretti adlı Amerikalı bir hemşire olduğunu ve olaylar esnasında yanında bir silah bulundurduğunu açıklamıştı. 

Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor


 
Kanser tedavisi son yıllarda tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri. Uzun yıllar boyunca kanser tedavisinin temelini oluşturan kemoterapi, günümüzde yerini giderek daha hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavilere bırakıyor.

27.06.2026 12:46:00
MURAT ÇORBACI
 
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor

Kemoterapinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Ahmet Ünsal, "Kemoterapi hala birçok kanser türünde önemli bir tedavi seçeneği ama tek silahımız değil. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde birçok hastada daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor ve bazı durumlarda kemoterapiye olan ihtiyaç azalabiliyor. İmmünoterapi, akıllı ilaçlar ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler sayesinde kanserle mücadelede çok daha güçlü bir döneme girilmiş durumdayız. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. İmmünoterapinin özellikle akciğer kanseri, cilt kanseri ve böbrek kanseri gibi bazı tümörlerde sağ kalımı belirgin şekilde uzattığı gösterildi. Bu sayede bazı hastalarda yıllarca süren kalıcı yanıtların elde edilmesi artık mümkün hale geldi" diye konuştu.

Akıllı ilaçlar devreye girdi

"Akıllı ilaçlar" olarak bilinen hedefe yönelik tedavilerin de kanser tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Dr. Ünsal, bu ilaçların kanser hücresindeki belirli genetik bozuklukları hedef aldığını belirterek, "Kanser hücresindeki belirli genetik bozukluklar hedef alınarak normal hücrelere daha az zarar veriliyor. Böylece hem etkinlik artıyor hem de yan etkiler azalabiliyor. Günümüzde birçok akciğer, meme ve kolon kanseri hastasında tedavi kararı artık tümörün genetik özelliklerine göre veriliyor" dedi.

Kanser tedavisinde geleceğe yönelik çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Dr. Ünsal, yapay zeka destekli tanı sistemleri, sıvı biyopsi adı verilen kan testleri, kişiye özel kanser aşıları ve yeni nesil hücresel tedaviler üzerinde yoğun araştırmalar yürütüldüğünü söyledi. Bu gelişmeler sayesinde her hastanın tümörünün biyolojik özelliklerine göre tamamen kişiselleştirilmiş tedavi planlarının rutin hale geleceğinin öngörüldüğünü belirten Dr. Ünsal, kanser tedavisinin giderek daha hedefe yönelik ve hasta odaklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.

Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!


 
 
TÜİK'in 2025'e ilişkin 'Zaman Kullanım Araştırması'na göre kadınlar, günde ortalama 9 saat uyurken erkeklerde bu süre 8 saat 49 dakika oldu. Uyku kalitesi ise özellikle sosyal medya hastalığı nedeniyle yerlerde sürünüyor. Çalışan bireyler, günde ortalama 5 saat 41 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdı. 

27.06.2026 11:45:00
MURAT ÇORBACI
 
Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!
Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "Zaman Kullanım Araştırması"nın sonuçlarını açıkladı. Daha önce 2006 ve 2015 yıllarında yapılan araştırmada bireylerin yaş, cinsiyet ve çalışma durumu gibi değişkenlere göre, bir günlerini hangi faaliyetlere ne kadar süre ayırarak geçirdikleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Verilere göre, uykuya ayrılan zaman geçen yıl 10 yaş ve üzeri fertler için günde ortalama 8 saat 55 dakika oldu. En az uyuyan yaş grunu ise 8 saat 31 dakika ile 35-54 yaş arası...

Kadınlar daha çok uyuyor

Kadınlar, günde ortalama 9 saat uyurken erkeklerde bu süre 8 saat 49 dakika olarak gerçekleşti. Uykuya ayrılan süre, hafta içi günde ortalama 8 saat 41 dakika iken hafta sonu 9 saat 28 dakika olarak ölçüldü. Uykudan sonra bu süreyi 3 saat 15 dakikayla yemek ve diğer kişisel bakım, 2 saat 25 dakikayla istihdam faaliyetleri (işte geçirilen zaman, iş arama vb.), 2 saat 22 dakikayla hane halkı ve aile bakımı takip etti.

Çalışmaya ayrılan vakit uykudan az!

Yaşı 15 ve üzeri bireylerin, 24 saatte yaptıklarına bakıldığında, istihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan toplam süre, kişi başına ortalama 2 saat 39 dakika olarak hesaplandı. Çalışan fertlerin, günde ortalama 5 saat 41 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdıkları belirlendi. Çalışan erkeklerin günde ortalama 6 saatlerini, çalışan kadınların ise 4 saat 58 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdıkları tespit edildi. Yaşı 15 ve üzeri bireylerin hane halkı ve aile bakımına ayırdıkları zaman cinsiyetlere göre incelendiğinde, kadınların bu faaliyete günde ortalama 4 saat 3 dakika, erkeklerin ise 58 dakika ayırdığı görüldü. Çalışma durumuna göre değerlendirildiğinde, çalışan kadınların hane halkı ve aile bakımına günde ortalama 2 saat 38 dakika, çalışan erkeklerin 47 dakika ayırdıkları tespit edildi. Çalışmayan kadınların bu faaliyete günde ortalama 4 saat 33 dakika, çalışmayan erkeklerin ise 1 saat 17 dakika ayırdığı hesaplandı.

Spora çok az vakit kalıyor

Bireylerin gün içinde en az zaman ayırdıkları faaliyet, ortalama 12 dakikayla spor ve doğa sporları oldu. Kadınlar, bu faaliyetlere günde ortalama 9 dakika, erkekler ise 16 dakika ayırdı. Spor ve doğa sporlarının ardından fertlerin en az zaman ayırdığı faaliyetler, sırasıyla 26 dakikayla hobiler ve oyunlar, 37 dakikayla gönüllü işler ve toplantılar oldu. Yaş gruplarına göre ortalama faaliyet süreleri incelendiğinde, uyku, eğitim, hobiler ve oyunlar ile spor ve doğa sporları faaliyetlerine en fazla zamanı 10-14 yaş grubundaki bireylerin ayırdığı belirlendi.

Futbol oynayanlar azaldı, voleybol oynayanlar arttı

Son 4 hafta içinde 10 yaş ve üzeri fertlerin gerçekleştirdikleri sportif faaliyetler incelendiğinde, yüzde 11.7 ile yürüyüş veya koşu, yüzde 4.1 ile futbol ve yüzde 2.5 ile aletli spor faaliyetleri dikkati çekti. 2015 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında futbol oynadıklarını belirten bireylerin oranının yüzde 5.2'den yüzde 4.1'e gerilediği, voleybol oynadıklarını ifade eden fertlerin oranının ise yüzde 0.9'dan yüzde 1.4'e çıktığı belirlendi.

55 yaş ve üstü ne yapıyor?

Araştırmada yaş gruplarının zaman kullanımına da yer verildi. 55 yaş ve üstü bireyler, günde 9 saat 13 dakika uyuyor. En çok uyuyan bu yaş grubu 3 saat 18 dakika yemeğe ve kişisel bakıma ayırıyor. Bu kesim, 2 saat 52 dakika ile en çok TV izleyen yaş grubu... Spor ve doğa sporları ise çok az vakitlerini alıyor ki ölçülememiş...

Televizyon, şimdlik sosyal medyanın önünde

10 yaş ve üzeri bireylerin son 4 hafta içindeki eğlence ve kültür faaliyetleri incelendiğinde, en fazla yapılan faaliyetlerin yüzde 88.8 ile televizyon izlemek, yüzde 71.7 ile sosyal medyada vakit geçirmek ve yüzde 67.5 ile akraba ziyaretinde bulunmak olduğu görüldü. Sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı, erkeklerde yüzde 77 iken kadınlarda yüzde 66.6 olarak gerçekleşti. 2015 yılının sonuçlarıyla karşılaştırıldığında 2025'te en yüksek artış, sosyal medyada vakit geçiren bireylerin oranında oldu. Sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı, 2015'te yüzde 33.9 iken 2025'te yüzde 71.7'ye yükseldi. 2015 yılına göre en belirgin azalış ise gazete, dergi ve benzeri yayınları okuma faaliyetinde gerçekleşti. Bu faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı yüzde 39.4'ten yüzde 20.1'e düştü.

Yetkili servis şikayetleri katlandı


 
Şikayetvar, elektronik ürün yetkili servislerine yönelik şikayetlerin son bir yılda yüzde 109, beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayetlerin ise yüzde 59 arttığını açıkladı. En çok şikayet edilen konular ise; uzun onarım süreleri, garanti anlaşmazlıkları ve yedek parça sorunları olarak kaydedildi.

27.06.2026 10:41:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Yetkili servis şikayetleri katlandı
 Yetkili servis şikayetleri katlandı

Şikayetvar verilerine göre elektronik ürün yetkili servislerine ilişkin şikayet sayısı geçen yılın aynı dönemindeki 694 seviyesinden bin 452'ye yükselerek yüzde 109 arttı. Beyaz eşya yetkili servislerinde ise şikayet sayısı 2 bin 812'den 4 bin 467'ye çıkarak yüzde 59 artış gösterdi. Beyaz eşya ve yedek parça sitelerine yönelik şikayetler de yüzde 96 yükselerek 304'e ulaştı.

Onarım süreleri uzun sürüyor

Platform tarafından yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi: "Elektronik ürünlerde yaşanan arızaların ardından servis desteğine başvuran tüketiciler, en çok uzun onarım süreleri, yedek parça bekleme süreçleri ve aynı arızanın tekrar etmesinden şikayet ediyor. Özellikle akıllı telefon, televizyon ve bilgisayar gibi yüksek maliyetli ürünlerde kullanıcılar, yeni ürün satın almak yerine mevcut cihazlarını kullanmaya devam etmeye çalışırken servis süreçlerinde yaşanan aksaklıklar mağduriyet yaratıyor. Servis süreçlerinin uzaması, garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar ve onarım sonrasında aynı arızanın tekrar etmesi öne çıkan sorunlar arasında yer alıyor.

Beyaz eşya yetkili servislerine yönelik şikayet sayısı 4 bin 467'ye ulaştı. Özellikle klima, buzdolabı ve derin dondurucu gibi günlük yaşamın vazgeçilmez ürünlerinde servis randevularının gecikmesi, arızaların giderilememesi ve garanti kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar öne çıkıyor. Tüketiciler, servis sürecinin haftalarca uzaması nedeniyle günlük yaşamlarının aksadığını belirtirken, bazı şikayetlerde aynı arıza nedeniyle birden fazla servis kaydı açıldığı görülüyor. Yaz aylarında artan klima kullanımıyla birlikte servis yoğunluğunun da şikayetlere yansıdığı dikkat çekiyor.

Yedek parça sitelerine yönelik şikayetlerdeki yüzde 96'lık artış da dikkat çekiyor. Veriler, tüketicilerin yalnızca tamir hizmetlerine değil, ürünlerini daha uzun süre kullanabilmek için yedek parçaya da daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Tüketiciler; sipariş edilen parçaların gönderilmemesi, yanlış ürün teslim edilmesi, stokta görünen ürünlerin temin edilememesi ve iade süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çözüm arıyor. Artan ürün fiyatları nedeniyle cihazlarını yenilemek yerine onarmayı tercih eden kullanıcılar için yedek parçaya erişim daha kritik hale geliyor."

Başlıca şikayet başlıkları

Şikayetvar verilerine göre yetkili servis ve yedek parça kategorilerinde öne çıkan şikayet konuları şöyle:
• Garanti kapsamı ve garanti süresine ilişkin anlaşmazlıklar
• Uzayan onarım süreçleri
• Servis randevularına uyulmaması
• Yedek parça temininde yaşanan gecikmeler
• Aynı arızanın tekrar etmesi
• Ürün değişim ve iade taleplerinin karşılanmaması
• Kurulum ve montaj sırasında yaşanan sorunlar
• Müşteri hizmetlerine ulaşamama
• Yüksek servis ve yedek parça ücretleri...

Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik "Önce gelip Bakanlığa şikayet etselerdi" açıklamasına eylemcilerden yanıt geldi. Resmi kanalları defalarca denediklerini belirten öğretmenler, "Dilekçelerimiz işleme alınmadı, randevu taleplerimiz reddedildi" dedi

26.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, hak gasplarına karşı açlık grevi başlatan öğretmenlerle ilgili yaptığı son açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Bakan Tekin'in, "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak?" şeklindeki sözlerine, eylemi sürdüren öğretmenlerden jet hızıyla yanıt geldi. Öğretmenler, idari yolları tüketmedikleri yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

"Yasal tüm yolları tükettik"

Açlık grevindeki öğretmenler adına yapılan ortak açıklamada, Bakan Tekin'in "Hukuk devletinde önce idari işlem için itiraz edilir" sözlerine tepki gösterildi. Aylardır seslerini duyurmak için her yolu denediklerini belirten öğretmenler, süreci şu sözlerle özetledi:

"Çalıştığımız kurumlardaki hukuksuzluklara dair hazırladığımız raporları ve şikayet dilekçelerini defalarca Bakanlık evrak kaydına sunduk. Sorunları bizzat aktarmak için Bakanlık bürokratlarından ve Sayın Yusuf Tekin'den aylarca randevu talep ettik ancak hiçbirine olumlu dönülmedi. Okullarımıza gelen müfettişlere uğradığımız mobbingi ve haksızlıkları tek tek anlattık, hiçbir idari soruşturma açılmadı."

"Açlık grevi keyfi bir seçim değildir"

Öğretmenler, açlık grevi eyleminin idari yolların tamamen tıkanması ve kendilerine başka bir çare bırakılmaması sebebiyle başladığını vurguladı. "Hukuk devleti vurgusu yapanlar, önce vatandaşına kulak tıkamayı bırakmalıdır" diyen eylemciler, şu ifadeleri kullandı:

"Kimse durup dururken, keyfi bir şekilde bedenini açlığa yatırmaz. Bizler bu ülkenin öğretmenleriyiz. Keşke Sayın Bakan, 'Şikayet yok' demek yerine, haftalardır Bakanlık binasının birkaç yüz metre ötesinde devam eden çığlığımızı duymayı seçseydi. Kapılar yüzümüze kapanmasaydı, bugün burada açlık grevinde değil, sınıflarımızda öğrencilerimizin başında olurduk."

"Evrak numaralarımızı paylaşmaya hazırız"

Bakanlığın "Bize ulaşmış bir şikayet yok" iddiasına karşı öğretmenler, ellerindeki hukuki belgeleri işaret etti. Bakanlığa sunulan dilekçelerin tarih ve evrak numaralarını kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduklarını belirten eğitimciler, somut bir adım atılana ve hakları iade edilene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını yineledi.

Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamalarla öğretmenlere destek vererek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı inkarcı tutumu bırakıp acilen diyalog kanallarını açmaya davet etti.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Yapay zekada yeni kriz kapıda

Dünya genelinde hızla yayılan yapay zeka sistemleri, modellerin gücünden çok enerji altyapısına takıldı. ABD’den Orta Doğu’ya kadar enerji şebekeleri acil durum sinyali verirken, Birleşmiş Milletler bilim insanları 2030 yılına kadar yapay zekanın Sahra Altı Afrika'nın tamamı kadar su ve devasa miktarda elektrik tüketeceğini öngörüyor

26.06.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zeka yarışında liderlik koltuğuna oturmak isteyen teknoloji devleri, bugüne kadar hep en akıllı dil modellerini ya da en güçlü çipleri üretmek için yarışıyordu. Ancak Haziran 2026 itibarıyla teknoloji dünyasındaki rekabetin yönü tamamen değişti. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, yapay zekanın geleceğini artık algoritma kabiliyetinin değil, şebekelerden çekilebilecek fiziksel elektrik gücünün belirleyeceğini ifade ediyor.

Yapay zeka veri merkezlerinin enerji oburluğu öyle bir boyuta ulaştı ki, ABD Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC), veri merkezlerinin elektrik şebekelerine erişimini hızlandırmak amacıyla altı bölgesel şebeke operatörüne yönelik acil durum emirleri yayınlamak zorunda kaldı. Normal şartlarda yıllar süren bürokratik onay süreçleri, yapay zekanın büyüme hızına yetişebilmek adına tamamen baypas edildi. Sektördeki devasa büyümeyi gözler önüne seren en somut örnek ise Microsoft'un son 18 ayda altyapısına 4 gigavattan fazla yeni veri merkezi kapasitesi eklemesi oldu. Bulut bilişim ve yapay zeka bulut sağlayıcısı CoreWeave ise 2026 sonuna kadar tek başına 1,7 gigavatlık bir gücü hedefliyor.

BM'den korkutan uyarı: Altyapı tehdit altında

Yapay zekanın yazılımdan sıyrılıp fiziksel dünyayı etkilemeye başlaması küresel kurumları da alarma geçirdi. Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan bilim insanları tarafından hazırlanan son rapora göre, yapay zeka teknolojileri 2030 yılına kadar 1,3 milyar insanın yaşadığı Sahra Altı Afrika'nın toplam su tüketimi kadar su harcamaya başlayacak. Enerji tarafında ise durum daha da çarpıcı; yapay zekanın ihtiyaç duyacağı elektrik gücü, Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın (yaklaşık 650 milyon insan) toplam elektrik tüketiminin tam üç katına ulaşacak.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Frontiers iş birliğiyle yayımlanan "2026'nın Gelişen İlk 10 Teknolojisi" raporunda da bu duruma dikkat çekilerek inovasyonun artık sadece yazılımda değil, binaları elektrik tüketmeden soğutan "pasif radyatif soğutma malzemeleri" gibi fiziksel çözümlere kaydığı vurgulandı. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda "enerji egemenliği" ile "yapay zeka egemenliği" kavramlarının tamamen eş anlamlı hale geleceğini öngörüyor.

Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen belediye başkanlarıyla ilişkin olarak, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler" dedi

26.06.2026 15:03:00
Haber Merkezi
 
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak metrosu şantiyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.

Burada yetkililer tarafından Yavaş ve Şahin'e projenin güncel durumuna ilişkin slayt üzerinden bilgi verildi. Görüşmede, 5 istasyonun fiilen yapımına başlandığı ifade edildi.

Toplantıda proje takvimi de değerlendirildi. Çalışmaların 16 Temmuz 2025 tarihinde başladığı hatırlatıldı. Projenin 14 Ocak 2029'da tamamlanmasının beklendiği kaydedildi.

Yavaş, bilgilendirmenin ardından ziyaret için ayarlanan bir belediye otobüsüne binerek basın mensupları ile şantiye alanına geçti.

Yavaş, projenin bitim tarihiyle ilgili "Seçimden önceye çekeriz inşallah." ifadesini kullandı.

Yavaş, NATO Zirvesi hazırlıkları vesilesiyle trafiğin kapatılması sonucu birçok iyileştirmeyi yapma fırsatı bulduklarını belirterek, NATO'nun burada yapılmasının Ankara'nın tanıtımı açısından da olumlu olduğunu kaydetti.

Bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin soru üzerine Yavaş, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler. Bizim bu anlamda bir kaybımız yok" dedi.

CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi, Garip Dede Cemevi'nde yaşanan ve "inanç mekânlarının ruhuna aykırı" olarak nitelendirilen protestoların ardından sert bir yaptırım kararı aldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı, "Hain Kemal" sloganı atan 63 partilinin üyeliği, tedbiren askıya alındı
 

26.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Garip Dede Cemevi'ndeki "Hain Kemal" sloganı atan 63 partili için harekete geçti. İnanç mekânlarının siyasi hesaplaşmalara alet edilmesini "ahlaki açıdan kabul edilemez" olarak tanımlayan parti yönetimi, görüntü ve fotoğraflardan tespit edilen 63 üye hakkında disiplin mekanizmasını çalıştırdı. Olay, Özgür Özel'in cemevine gelişi sırasında kendisini karşılayan partililerin slogan atması sırasında yaşandı.

Konuyla ilgili açıklamayı mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin yaptı. Tekin cemevlerinin siyasetin veya nefret dilinin değil, birliğin ve kardeşliğin merkezi olduğuna vurgu yaptı. Tekin şunları kaydetti:

"Cemevleri ve dergâhlar; siyasetin, kutuplaşmanın ve nefret dilinin değil, birliğin, kardeşliğin, rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Hiç kimse bu kutsal mekânları siyasi hesaplaşmaların ve ayrıştırıcı söylemlerin sahnesi haline getiremez."

Alevi inancının özüne dikkat çeken Tekin, inanç merkezlerinde sergilenen kışkırtıcı tavırların hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini belirtti. Açıklamada, "Bir inanç merkezinde insanları birbirine karşı kışkırtan, hakaret ve hedef göstermeyi meşrulaştıran her tutum; siyasi olduğu kadar ahlaki açıdan da kabul edilemez. Alevi inancının özünde kin değil muhabbet, ayrıştırmak değil birleştirmek vardır" dedi.

Tekin, 63 partilinin üyeliğinin tedbiren askıya alındığını duyurdu.

Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı

Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul 1. ve 2. sınıflarda karne yerine uygulanan öğrenci gelişim raporlarında güncellemeye gitti. Geçen yıl yer verilmeyen Mustafa Kemal Atatürk görseli, bu yıl hazırlanan raporlara yeniden eklendi
 

26.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı
Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı
Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul 1. ve 2. sınıflarda uygulanan "Öğrenci Gelişim Raporu" formatında değişikliğe gitti.
Yeni düzenlemeyle birlikte, geçen yıl raporlarda bulunmayan Mustafa Kemal Atatürk görseli yeniden raporlara eklendi. Bakanlık, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında geleneksel karne uygulaması yerine öğrenci gelişim raporu sistemini hayata geçirmişti. Geçen yıl dağıtılan raporlarda Atatürk görseli, İstiklal Marşı ve bazı resmi sembollerin yer almaması kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu.

Bu yıl hazırlanan gelişim raporlarında Atatürk görselinin yeniden kullanılması dikkat çekerken, değişiklik eğitim camiasında da karşılık buldu. Öğretmenler ve veliler, Atatürk görselinin yeniden raporlarda yer almasını genel olarak olumlu değerlendirdi. Eğitim belgelerinde ortak milli değerlerin korunmasının önemine vurgu yapan eğitimciler, yapılan güncellemenin bu yaklaşım doğrultusunda değerlendirildiğini ifade etti.
Yapılan düzenlemeyle birlikte ilkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerine dağıtılan öğrenci gelişim raporlarının yeni formatı kullanılmaya başlandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin “oldukça düşük” olduğunu söyledi. Şimşek’in açıklaması, Külliye'den gelen “öne alınmış seçim” formülü ve JPMorgan’ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü

26.06.2026 12:49:00
Haber Merkezi
 
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra'da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük" olduğunu söyledi. Şimşek'in açıklaması, Külliye'den gelen "öne alınmış seçim" formülü ve JPMorgan'ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü.

Son dönemde siyaset kulislerinde ve piyasa raporlarında yeniden hareketlenen erken seçim tartışmalarına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dahil oldu.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında İngiltere'de yatırımcılarla bir araya gelen Şimşek, Türkiye'nin ekonomik görünümüne ilişkin sunumunda siyasi takvime de değindi. Şimşek, erken seçim olasılığının "oldukça düşük seviyede" kaldığını söyledi.

"ERKEN SEÇİM OLASILIĞI DÜŞÜK"
Şimşek'in sunumunda, ekonomi programına yönelik siyasi desteğin sürdüğü mesajı öne çıktı. Bakan Şimşek, iktidarın "Terörsüz Türkiye sürecinin yolunda ilerlemeye devam ettiğini" savunarak erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük seviyede kaldığını" ifade etti.

Yatırımcılara enflasyon mesajı da veren Şimşek, "enflasyonun daha yavaş bir hızda da olsa düşüşünü sürdürmesinin muhtemel olduğunu" söyledi.

Şimşek, "süregelen dezenflasyon" olarak tanımladığı sürecin arkasındaki başlıkları da şöyle sıraladı:

"Sıkı para politikası duruşu, destekleyici maliye ve gelir politikaları, arz yönlü tedbirler, genişleyen negatif çıktı açığı ve hizmet enflasyonunda kalıcı katılığa dair kanıt bulunmaması."

"DIŞ KIRILGANLIK AZALDI"
Bakan Şimşek, cari açığın arttığını ancak yönetilebilir seviyede kaldığını savundu. Dış finansman tarafında ise daha iyimser bir tablo çizerek "dış kırılganlıkların azaldığını" kaydetti.

Büyümedeki yavaşlama ve eşel mobil sisteminin gelirler üzerindeki etkisine de değinen Şimşek, bütçe açığı hedefinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yüzde 3,5 seviyesinde "hala rahatlıkla ulaşılabilir durumda olduğunu" ileri sürdü.

Şimşek, Ocak-Haziran 2026 döneminde iç borç çevirme oranının yüzde 86,4 seviyesinde gerçekleştiğini, yıl geneli için belirlenen yüzde 106 hedefinin altında kalındığını aktardı. Bakan, yıl sonunda bu oranın yaklaşık yüzde 100 civarında gerçekleşmesinin daha olası olduğunu söyledi.

YATIRIMCILARA VERGİ VE İKLİM MESAJI
Şimşek'in Londra temaslarında yalnızca erken seçim ve ekonomi programı yoktu. Bakan, yatırımcılara Türkiye'nin yabancılara sunduğu vergi avantajlarını da anlattı.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamındaki konuşmasında ise iklim finansmanı başlığına geniş yer ayırdı. Şimşek, "İklim eylemi yalnızca çevreyi korumakla ilgili değil, büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili" dedi.

İklim krizinin artık geleceğe ait soyut bir risk olmadığını vurgulayan Şimşek, "İklim kaynaklı şoklar halihazırda altyapıyı, tedarik zincirlerini, gıda sistemlerini ve kamu maliyesini aksatıyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, "Dünyanın eksikliği taahhüt değil, uygulama" mesajı verdi. Bakan, iklim hedeflerinin artık uygulanabilir projelere ve finansmana dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ekonomilerin 2030'a kadar her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu, mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını belirtti.

"ASIL SORUN SERMAYE EKSİKLİĞİ DEĞİL"
Şimşek, iklim finansmanında asıl meselenin para yokluğu değil, projelerin finansman bulabilecek hale getirilmesi olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, "Asıl zorluk sermaye eksikliği değil. Asıl zorluk, iklim önceliklerini yatırım yapılabilir fırsatlara dönüştürmek" dedi.

Gelişmekte olan ekonomilerin finansman ihtiyacına da dikkat çeken Şimşek, Çin hariç gelişmekte olan ekonomilerin her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını söyledi.

Türkiye'nin COP31 kapsamındaki "İklim Uygulama Köprüsü" girişimini anlatan Şimşek, hedeflerini şu sözlerle özetledi:

"Amacımız basit: Ülkelerin iklim planlarından yatırıma hazır projelere, finansman ihtiyaçlarından da bankalarca finanse edilebilir proje havuzlarına geçmesine yardımcı olmak."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.