2 dava arkadaşı daha var
Türkmen ile birlikte, tutuklu olan Pakistan uyruklu Asif-ur-Rahman Safi ve Fransız vatandaşı Seyid Emced el Cefri de dava açtılar. 3 Müslüman mağdur, Ashcroft ve Mueller'den belirtilmeyen miktarda tazminat talep ediyorlar. Dava dilekçesinde, sanıklara yapılan kötü muamelenin, ABD anayasası ile uluslararası hukuka aykırı olduğu da kaydedildi.
Söz konusu kişiler, terör örgütleriyle ilişkileri olmadığı halde, 11 Eylül'den sonra Amerikan Göç ve Muhaceret Dairesi (INS) ile FBI tarafından ortak yürütülen operasyonlar çerçevesinde haksız yere tutuklanarak hapse atıldıklarını dile getiriyorlar. Türkmen ile birlikte diğer 2 mağdur Müslüman, hapishanede dövüldüklerini ve kötü muameleye maruz kaldıklarını da bildirdiler.
Türkmen ve diğer 2 tutuklu Müslüman mağdur ile aynı konumda bulunan başka mağdurların da da bu davaya katılabilecekleri bildiriliyor. Avukatlar, yaklaşık 87 kişinin benzer durumda olduğunu ifade ediyorlar.
Sınırdışı edilmeye razılar
Resmi kaynakların verdiği bilgiye göre, 11 Eylül olaylarından sonra INS ve FBI 1000'den fazla Müslüman'ı gözaltına aldı ve bunların 327'si halen tutuklu.
İbrahim Türkmen ve diğer 2 sanığın sınırdışı edilmeyi kabul ettikleri, ancak Amerikan makamlarının, "soruşturma tamamlanmadı'' gerekçesiyle bunları hapiste tutmaya devam ettikleri de ortaya çıktı. Amerikan soysuzluğu ile karşı karşıya bulunan Türkmen ve diğer 2 mağdurun mahkemeye verdikleri dilekçede, "resmi yetkililerin kendilerini yasal süreden çok daha uzun bir zamandır cezaevinde tuttuğu'' kaydedildi.
Yetkililerin, mağdurların terör örgütleriyle bağlantıları olup olmadığını araştırdıkları, ancak bu konuda ortada kanıt olmadığı belirtiliyor. Dilekçede, "suçu kanıtlanmayan kişinin masum kabul edilmesi kuralı ihlal edilerek bizlere, masumiyetimiz ispatlanana kadar suçlu muamelesi yapılmaktadır'' görüşüne yer verildi.
ABD'de insanlık zaten ölmüştü, şimdi de defnedildi
Müslüman mağdurların cezaevinde küçük ve penceresiz hücrelerde tutuldukları ve hücreden her çıkarılışlarında en mahrem yerlerine kadar arandıkları dilekçede vurgulandı. Müslümanların dinsel vecibelerini yerine getirmelerine izin verilmediği de belirtiliyor.
















































































