Yıllardan beridir, özellikle sivil toplum kuruluşlarının başlarına çöreklenmiş olan kelimenin tam anlamıyla ağalar, bunların yanında sendika ağaları, etraflarında yükselen çığlıkları bu cümle ile bastırıyorlar ve susturuyorlardı; 'dur bakalım ne olacak.'
Yokluktan, korkunç yoksulluktan ötürü çığlık çığlığa ses yükselten kitleler baktılar ki, hayra alamet hiç bir şey olduğu da yok olacağı da yok.
Her gelen yeni gün geçen günü aratıyor, her gelen yeni hafta, her gelen yeni ay ve yeni yıl geride kalanları mumla aratıyor, Ankara ise asla istifini bozmuyor, lüks harcamalarından asla vazgeçmiyor, bir avuç mutlu azınlığın mutluluğunu artırmak için geniş kitlelerin emeğini ve alın terini hiçe saymaya devam ediyor.
Her yeni günde iflaslar bir birini kovalıyor, toplu işten çıkarmalar dillere destan oluyor, işsizler ordusuna yeni kolordular katılıyor, çarşının-pazarın ateşini ise anlatmaya hiç gerek yok, ülke bu manada baştanbaşa adeta bir yangın yeri.
'Dur bakalım ne olacak' cümlesi artık kitleleri durdurmaya ve susturmaya yetmiyor, çünkü yıllar içinde adeta yalama oldu, dikiş tutmuyor.
STK'ların ve sendikaların başına nice on yıllardan beri çöreklenmiş olan ağalar, korkarak da olsa, çekinerek de olsa; 'şimdi ne olacak?' sorusunu sormaya başladılar.
Öteden beri tuzu kuru olan bu kesime 'öğleden sonra günaydın' demek mi lazım?
Vicdan ve insaf sahibi her kalem ve kelam sahibi, her yazar ve yorumcu on yıllardan beridir yaklaşan tehlikeye dikkat çekerken, memleketin önündeki uçurum her gün biraz daha derinleşiyor diye feryat ederken siz kulaklarınız üzere yattınız, dudak altından gülüp geçtiniz ve hep beraber gelip duvara dayandınız.
Duvara dayandıktan sonra, uçurumun başına geldikten sonra, 'şimdi ne olacak?' sorusunu sormak neye yarar, neyin işaretidir?
Vicdana mı geldiniz, insafa mı geldiniz, basiretiniz mi arttı yoksa alttan gelen dip dalga etkisiyle koltuklarınız sallanmaya mı başladı?
Geriye dönüp baktığınızda boşa geçen nice on yıllara yazık oldu demiyor musunuz, heba edilen ülke kaynaklarına, alın teri ve emeklerine yazık oldu, yazık ettik, bizim de bu doludizgin yuvarlanışta katkımız ve payımız var diyerek vicdan azabı çekmiyor musunuz?
Gerçekten şimdi ne olacak?
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
- Yüz bin Gazzeli şehidin eli yakanızda / 10.07.2026
- Ya ben kime anlatayım derdimi? / 08.07.2026
- İmtiyazlı zümre her şeyden muaf! / 07.07.2026
- Anlayanlar beri gelsin / 06.07.2026
- Nisan yağmuru yemiş yeşillik gibi… / 03.07.2026
- Servet belli ellerde toplanmış devletleşmiş / 01.07.2026
- Hayatımıza girdi gireli / 30.06.2026
- Bu ülkenin öğretmenleri açlık grevindeyse / 26.06.2026























































