Ağlamak var, ağlamak var.
Zevahiri kurtarmak için, vaziyeti aklamak için ağlamak var bir de gerçekten içten gelerek ağlamak var.
Masumun, mazlumun baş ucunda, onun o hale düşmesinde hiçbir vebali olmadan samimi göz yaşı dökmek var bir de o mazlumun zalimlere yem edilişinin her karesinde nice veballer taşıyan biri olarak sadece rol icabı ağlamak var.
Kurtlarla parçalayıp kuzularla meleşme vaziyetleri var.
Canavarla parçalayıp sonra oturup timsah göz yaşları dökme rolleri var.
Katillerin eğitiminden, lojistik desteğe kadar her türlü katkıyı sağladıktan sonra aynı katillerin bombaları ile parçalanan masumların baş ucunda ağlamak var.
Senin ağlaman hangi cinsten bir ağlamaktır, onu sen bilirsin.
Yusuf’un kardeşlerinin yaptıklarını duymuşsundur mutlaka.
“Çocuktur, bizimle piknik yapsın, koşsun oynasın” diyerek Yakup Peygamberden aldıktan sonra o dünya güzeli Yusuf’u uzaklarda bir kuyuya attıkları günün akşamında babalarının huzuruna nasıl gelmişlerdi?
Gözleri çeşme gibi yaş akıtarak, feryad figan içinde, yaka-paça yırtarak… Belki onlardan sonra bu güne kadar “ağlama rolünü” onlar gibi başarı ile oynayan çıkmadı.
Sen şimdi ağlarken, Yusuf’un kardeşleri gibi bir cürüm işledin mi işlemedin mi bilemem. Onların Yusuf’u kuyuya attıkları gibi ve sonra dönüp günün sonunda feryad-figan ağladıkları gibi, makamını-mevkiini kullanarak kardeşlerini haçlı-siyonist katillerin önüne attın mı atmadın mı, muhasebesini sen yapacaksın.
Ağlamak var, ağlamak var…
Yusuf’u kuyuya attıkları günün akşamında iki gözü iki çeşme vaziyetinde ağlayan kardeşler gibi ağlamak var bir de samimi, içten yanarak, kaynayarak ağlamak var.
Hangi vesile ile, hangi dertten ötürü ağlarsan ağla ama, Yusuf’un kardeşleri gibi, kardeşlerini ölümün kucağına atmış olarak, düşmanların insafına terk etmiş olarak ağlayanlardan olma.
Zevahiri kurtarmak için, vaziyeti aklamak için ağlamak var bir de gerçekten içten gelerek ağlamak var.
Masumun, mazlumun baş ucunda, onun o hale düşmesinde hiçbir vebali olmadan samimi göz yaşı dökmek var bir de o mazlumun zalimlere yem edilişinin her karesinde nice veballer taşıyan biri olarak sadece rol icabı ağlamak var.
Kurtlarla parçalayıp kuzularla meleşme vaziyetleri var.
Canavarla parçalayıp sonra oturup timsah göz yaşları dökme rolleri var.
Katillerin eğitiminden, lojistik desteğe kadar her türlü katkıyı sağladıktan sonra aynı katillerin bombaları ile parçalanan masumların baş ucunda ağlamak var.
Senin ağlaman hangi cinsten bir ağlamaktır, onu sen bilirsin.
Yusuf’un kardeşlerinin yaptıklarını duymuşsundur mutlaka.
“Çocuktur, bizimle piknik yapsın, koşsun oynasın” diyerek Yakup Peygamberden aldıktan sonra o dünya güzeli Yusuf’u uzaklarda bir kuyuya attıkları günün akşamında babalarının huzuruna nasıl gelmişlerdi?
Gözleri çeşme gibi yaş akıtarak, feryad figan içinde, yaka-paça yırtarak… Belki onlardan sonra bu güne kadar “ağlama rolünü” onlar gibi başarı ile oynayan çıkmadı.
Sen şimdi ağlarken, Yusuf’un kardeşleri gibi bir cürüm işledin mi işlemedin mi bilemem. Onların Yusuf’u kuyuya attıkları gibi ve sonra dönüp günün sonunda feryad-figan ağladıkları gibi, makamını-mevkiini kullanarak kardeşlerini haçlı-siyonist katillerin önüne attın mı atmadın mı, muhasebesini sen yapacaksın.
Ağlamak var, ağlamak var…
Yusuf’u kuyuya attıkları günün akşamında iki gözü iki çeşme vaziyetinde ağlayan kardeşler gibi ağlamak var bir de samimi, içten yanarak, kaynayarak ağlamak var.
Hangi vesile ile, hangi dertten ötürü ağlarsan ağla ama, Yusuf’un kardeşleri gibi, kardeşlerini ölümün kucağına atmış olarak, düşmanların insafına terk etmiş olarak ağlayanlardan olma.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026


























































