logo
12 NİSAN 2026

Ahirete iman ve Kabir

İmanımızın bir şartı da ahiret hayatına imandır. Öleceğiz tekrar dirileceğiz ve aldığımız nefesten verdiğimiz nefese yaptıklarımızın hesabını vereceğiz. Sevabı ağır gelenler cennete, günahı çok olanlar cehenneme girecekler

11.04.2026 00:14:00
Haber Merkezi
Ahirete iman ve Kabir
Ahirete iman ve Kabir
"İmanımızın bir şartı da ahiret hayatına imandır. Öleceğiz tekrar dirileceğiz ve aldığımız nefesten verdiğimiz nefese yaptıklarımızın hesabını vereceğiz. Sevabı ağır gelenler cennete, günahı çok olanlar cehenneme girecekler.

Cenab-ı Hak şöyle buyurur: "Ahireti bırakıp dünya hayatına razı mı oldunuz? Halbuki dünya eşyası, ahiretindekinin yanında pek küçük kalır." 

"Her kim azar da, dünya hayatını tercih eder ise, cehennem onun evidir."  

Kabir azabı



Allah iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette doğru sözde sabit kılar.

Dünya hayatında ruhun çıkış zamanıdır, ahirette ise Münker-Nekir meleklerinin sorgu sual zamanıdır. Biz, Münker ve Nekir meleklerine inanıyoruz.

Bunlar, ölen herkese geleceklerdir. Ama peygamberlere gelmezler. Geldikleri kimseyi, kabrinde sorguya çekecek, dininden, itikadından soracaklardır. Onlar geldiği zaman, ölüye ruhu verilir. Sorular sorulur; ruhuna elem çektirilmez.

Kâfirlere ve masiyet ehli kimselere olacak kabir azabı ve oradaki şiddet, meşakkat haktır.

Aynı şekilde, taat ve iman ehli kimselerin de kabirde nimet göreceklerine inanmak vaciptir.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Sizden biri veya herhangi bir insan kabrine konduğu zaman, ona iki melek gelir. Onlar mor ve siyah iki melektir. O gelen iki melekten birinin adı Nekir diğerinin adı da Münker'dir.

O kabirdekine sorarlar: "Bu şahıs hakkında ne dersin? Yani: Allah'ın Resulü Muhammed (s.a.v.) için."

O kabirdeki kimse de ne diyecekse der.

Şayet mü'min bir kimse ise, o iki meleğe şöyle der: "O, Allah'ın kuludur, O'nun Resulü'dür. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur; Muhammed Allah'ın Resulü'dür."

Bunun üzerine, o melekler şöyle derler: "Biz, zaten senin böyle diyeceğini biliyorduk."

Bundan sonra, o kimsenin kabri, yetmiş zira (parmak ucundan dirseğe kadar olan mesafe) uzar ve kabir onun için nurlanır.

Daha sonra o kimseye şöyle denir: "Şimdi uyu."

Bu kere o kimse şöyle der: "Bana izin verin, gidip durumu aileme haber vereyim."

Ancak kendisine şöyle denir: "Şimdi sen uyu, hem de kocasından başka kimsenin dokunup uyandıramayacağı bir gelin gibi."

Allah-u Teâlâ onu yattığı yerden kaldırıncaya kadar orada kalır.

Şayet o sorguya çekilen kimse münafık ise, şöyle der: Kendisine iki melek gelir ve sorarlar:

"Rabbın kim?" Şöyle der: "Hah ha bilmiyorum."

Melekler ona tekrar sorarlar: "Dinin ne?"

Şöyle der: "Hah ha bilmiyorum."

Daha sonra şöyle sorarlar: "Size elçi olarak gönderilen şu kimsenin (Resulullah (s.a.v.)) hakkında ne dersin?"

Şu cevabı verir: "Hah ha bilmiyorum."

Bunun üzerine gökten bir nida gelir: "Bu kulum yalancıdır (veya kulumu yalanladı). Onun için ateşten bir döşek serin. Ateşten bir elbise giydirin. Kendisine cehennemden bir kapı açın."

Böylece cehennemin sıcağı ve zehirleri onun kabrine dolar. Kabri onu öyle bir sıkıştırır ki, kaburga kemikleri birbirine girer. Daha sonra onun yanına çirkin yüzlü biri gelir. Pis giyimli ve kötü kokuludur.

Der ki: "Sana gelecek kötülükleri bildirmek isterim. Uğradığın bugün, sana anlatılmıştı."

O kâfir ölü sorar: "Sen kimsin?"

Şu cevabı alır: "Ben senin kötü amelinim."

Sonra o kâfir kul şöyle der: "Ya Rabbi kıyamet kopmasın."
 
Kâfire gelince, kabrine konduğunda kabir onu sıkar; kaburga kemiklerini birbirine geçirir. Onun üzerine öyle yılanlar salınır ki, kör, sağır ve dilsizdirler. Denilmiştir ki: "Bunun adı racim şeytanıdır."

Bunların ellerinde demirden topuzlar vardır. O demir topuzlarla ona vururlar, vurduklarının sesini kendileri duymazlar. Ona ne bakarlar, ne de acırlar.

Minhal b. Ömer ve Bera b. Azib'in (r.a.) şöyle dedikleri anlatıldı: "Resulullah (s.a.v.) Efendimizle birlikte, ensardan birinin cenazesine gittik. Kabristana gittiğimiz zaman, henüz kabrine yerleştirilmemişti.



Resulullah (s.a.v.) Efendimiz oturdu; biz de O'nun çevresine oturduk. Resulullah (s.a.v.) Efendimizin heybetinden, başımızın üzerinde bir kuş varmış gibi duruyorduk. Elinde de bir ağaç parçası vardı, yere dürtüp duruyordu.

Bir ara başını kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Kabir azabından Allah'a sığınırım." Bu cümleyi üç kere veya dört kere söyledi. Daha sonra şöyle buyurdu:

"Bir mü'min, dünyadan kesilip de ahirete yöneldiği zaman, ona melekler gelirler. O melekler, parlak yüzlüdürler; sanki yüzleri güneştir.

Beraberlerinde cennet kokularından koku, cennet kefenlerinden de kefen getirirler.

Gözün gördüğü yerlere kadar otururlar. Daha sonra ölüm meleği gelir, dünyadan ayrılacak mü'minin başı ucunda oturur. Ve şöyle seslenir: "Ey mutmain pâk nefis, Allah'ın mağfiretine ve bağışlamasına çık."

Bundan sonra o nefis, kaptan damlayan su gibi çıkmaya başlar. O melekler, çıkan nefsi, (ruhu) bir an bile ölüm meleğinin elinde bırakmadan alırlar. Ve onu getirdikleri kefene sararlar, hazırladıkları kokuyu da sürerler.

Ondan öyle güzel koku çıkar ki, yeryüzünde onun kokusu duyulur. O mü'minin ruhunu alıp çıktıkları zaman, hangi melek zümresine uğrasalar, onlar bunu sorarlar: "Bu güzel koku nereden?"

Onu götüren melekler de; o kimsenin en güzel ismini söylerler: "Bu, falan kimsenin oğlu falandır."

Böylece dünya semasına ulaşırlar. Orada sema kapısının açılmasını isterler. Dünya semasının kapısı açılır.

Daha sonra, onu bir semadan diğer semaya uğurlarlar. Böylece, yedinci sermaye kadar giderler.

Orada Aziz Celil Allah şöyle buyurur: "Onun defterini illiyyin (üstünler) arasına yazın. Ve kendisini yere iade edin.

Çünkü: Biz onları yerden yarattık; yere iade edeceğiz. İkinci kere onları yerden çıkaracağız.
Bundan sonra, onun ruhu cesedine iade edilir. Ona iki melek gelir, kendisine sorarlar: "Rabb'in kim, dinin nedir?" O kimse şu cevabı verir: "Rabb'im Allah, dinim İslam'dır."

Daha sonra, o iki melek şöyle sorar: "Sizin içinizden, size elçi olarak gönderilen şu zat hakkında ne dersin?"

Buna da şu cevabı verir: "O, Allah'ın Resulü'dür. Allah O'na salât ve selam eylesin. Bize gerçeği getirdi." Daha sonra, o iki melek şöyle sorar: "O'nun hakkında ne gibi bir bilgin var?"

O da şöyle der: "Allah'ın kitabı olan Kur'an'ı okudum. Kendisine iman edip tasdik ettim."

Bu sırada gökten bir nidacı şöyle seslenir: "Kulum doğru söyledi. Onun için cennetten bir sergi açın cennetten bir elbise giydirin. Onun için cennetten bir kapı açın."

Bunun üzerine, ona cennetin esintisi ve kokusu gelir. Göz alım kadar kabri, kendisine genişler.

Bundan sonra, onun yanına bir adam gelir. Yüzü güzel, kokusu da hoştur; kendisine şöyle der: "Kavuştuğun bu üstünlük için seni müjdelerim. Bugün, sana iyilik vaad olunan gündür."

Ölen mü'min sorar: "Sen kimsin?

Der ki: "Ben senin yararlı amelinim."

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bundan sonra böyle devam etti:

"Kâfir olan bir kul da dünyadan ayrılıp ahirete yöneldiği zaman; ona da birtakım melekler gelir. Siyah yüzlüdürler. Beraberlerinde, çul da getirmişlerdir. Göz alabildiği yere kadar otururlar. Bundan sonra, ölüm meleği de gelir: onun başucuna oturur şöyle seslenir:

"Ey habis nefis, çık. Hem de Allah'ın gazabına ve O'nun hışmına uğramak için. Onun ruhu, tüm azalarına dağılır. Islak posttan, ateşte kızaran şiş nasıl çekilip çıkarılır ise öyle çıkarılır. Damarları ve adaleleri kesilir gibi ruhu çıkar.

Melekler, o çıkan nefsi alıp getirdikleri çula sararlar. Ondan bir kötü koku çıkar ki; leşten daha kötü kokar. Onu alıp yükselirler.

Uğradıkları her melek kafilesi sorar: "Bu kadar kötü kokulu kimdir?"

Melekler derler ki: "Falanın oğlu falandır."  Hem de en çirkin ismi ile söylerler.

Böylece dünya semasına kadar yükselirler; sema kapısının açılmasını isterler, ama o kapı açılmaz."

"Asılan, yanan, suda boğulan, kuşların kurtların yediği her parçasının bir yerde kaldığı kimse için görüş nedir?"

Bunun için şu cevap verilir: Resulullah (s.a.v.) Efendimizin anlattığı kabir azabı, sorgu sual; halk arasında âdet olan şekilde, ölülerin kabirlerine gömülmesi üzerinedir. Şayet nadirattan olarak, anlatılan sıfatta bir ölü bulunur ise, onun için şöyle denebilir:

Allah-u Teâlâ, onun ruhunu yere gönderir. Sonra sıkıştırılır; sorgu suâl edilir. Daha sonra azaba veya nimete uğratılır. Nitekim kâfirlerin ruhlarına akşam-sabah her gün iki kere azab edilir. Taa, kıyamet kopuncaya kadar.

Daha sonra, cesetleri ile cehenneme atılırlar. Nitekim bu manada, Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "Akşam sabah onlara ateş salınır. Kıyamet koptuğu gün de onlara şöyle seslenilir: "Firavungilleri en çetin azaba sokun." 

Şehitlerin ve mü'minlerin ruhları, yeşil kuşların kursaklarında olacaklar; böylece cennette yüzer, gezerler. Bazen de arşın altında nur kandillerde tutulurlar." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı

İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında Beşiktaş'ta restoran ve eğlence mekanı olarak faaliyet gösteren iş yerlerinde arama gerçekleştirildi

12.04.2026 04:18:00 / Güncelleme: 12.04.2026 06:23:18
AA
İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı
İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında Beşiktaş ilçesindeki Bebek, Kuruçeşme ve Etiler semtlerinde bulunan eğlence mekanları için arama kararı çıkarıldı.

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, karar sonrası iş yerlerinde arama yaptı.



Ekipler, eğlence mekanlarının önünde park halinde bulunan şüpheli araçların içlerini ve bagajlarını da kontrol etti.

Aramalara 8 narkotik dedektör köpeği katıldı.



Etiler semtinde arama yapılan bir mekandan bazı futbolcuların dışarı çıktığı görüldü.

Bazı kişilerin de gözaltına alındığı aramaların ardından ekipler, iş yerlerinden ayrıldı. 

Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama

Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan zanlılardan 4'ü tutuklandı, 9 adli kontrol ile bırakıldı.

12.04.2026 00:34:00
İhlas Haber Ajansı
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan zanlılardan 4'ü tutuklandı, 9 adli kontrol ile bırakıldı.

Alınan bilgiye göre, Yalova Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube ve Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri ekipleri, Polis Özel Harekat destekli DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyon düzenledi.



Örgüt propagandası yapıldığı, örgüt mensupları ile irtibat kurulduğu, örgüt yapılanmasına mali kaynak aktarımında bulunulduğu ve örgütün kadın yapılanması içinde faaliyet yürütüldüğü tespit edilen şüphelilerin yakalanması için Yalova merkezli Diyarbakır, Ankara ve Sakarya'da belirlenen toplam 14 adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. düzenlendi.



Gözaltına alınan 13 şüphelinin ikametlerinde yapılan aramalarda 21 dijital materyal, 17 çeşitli türde doküman ve 2 CD ele geçirildi. Adli mercilere sevk edilen şüphelilerden 4'ü tutuklandı, 9'u ise adli kontrolle serbest kaldı.

Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Kütahya'nın Simav ilçesinde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi

11.04.2026 19:26:00
AA
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Simav ilçesi olan 4,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 9,12 kilometre derinlikte meydana geldiği tespit edildi.

Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Valiliğinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Bugün, Simav ilçemiz Yemişli köyünde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Deprem, çevre illerden de hissedilmiş olup, çok şükür şu ana kadar ciddi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. AFAD başta olmak üzere tüm kurumlarımızın ekipleri, sahada gerekli tarama ve incelemelere başlamış durumdadır. Vatandaşlarımızın güvenliği için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz." 

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

11.04.2026 13:47:00
AA
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Hüsamettin Cindoruk, çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle tedavi gördüğü Koç Üniversitesi Hastanesi'nde vefat etti.

Cindoruk hakkında

Türk hukukçu ve siyasetçi Cindoruk, 1933 yılında İzmir'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmesinin ardından avukatlık mesleğini icra etmeye başlayan Cindoruk siyasi kariyerine ilk adımını Demokrat Partide attı.

DYP Genel Başkanlığına 1985'te seçilen Hüsamettin Cindoruk, 1987'de siyasi yasakların kalkmasının ardından genel başkanlığı Süleyman Demirel'e bıraktı. 16 Kasım 1991'de TBMM Başkanı seçilen Cindoruk, 1 Ekim 1995'e kadar TBMM Başkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün ardından 17 Nisan 1993 ila 16 Mayıs 1993 tarihlerinde vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi.

Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince Tansu Çiller'in Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olmasının ardından Cindoruk, Demokrat Türkiye Partisini kurdu.

Parti 1999 genel seçimlerinde barajı aşamayarak Meclis dışında kaldı. Cindoruk, bu seçimin ardından Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanlığından ayrıldı.

Cindoruk, 16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde, 3. turda 559 oy alarak partinin genel başkanlığına seçildi, Demokrat Parti ile Anavatan Partisi'nin birleşme sürecinde rol aldı.

İki parti 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti çatısı altında bütünleşti ve Hüsamettin Cindoruk da bu bütünleşmenin başındaki isim oldu. Siyasi kariyerini Demokrat Parti Genel Başkanı olarak Ocak 2011'e kadar sürdürdü.

İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi

11.04.2026 08:46:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Levent'teki çatışmaya ilişkin gözaltı sayısı 17'ye yükseldi
İstanbul Beşiktaş'taki çatışmaya ilişkin yaralı olan 2 şüpheliyle birlikte gözaltı sayısı 17'ye yükseldi.

Yürütülen soruşturma ve incelemeler çok yönlü olarak devam ediyor.

Terörle Mücadele Şubesine bağlı birimler ve istihbarat ekiplerince yapılan operasyonlarda 1 kişi daha gözaltına alındı.

Böylece gözaltı sayısı 17'ye yükseldi. Öte yandan daha önce yakalanan şüphelilerden 1'inin İzmit, 1'inin Konya, 3'ünün Kocaeli'de ve diğer 7 şüphelinin de İstanbul'da gözaltına alındığı kaydedilmişti.

Son gözaltına alınan şüphelinin de Kocaeli'den alındığı öğrenildi.

MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı

11.04.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı.

Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara'nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu.



Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor.

Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı.

Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı.

Karşı istihbarat çalışmaları



MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor.

Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor.

"Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi.

Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT'in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.

Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Ankara'nın Sincan ilçesindeki ilaç fabrikasında çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürüldü

11.04.2026 03:30:00 / Güncelleme: 11.04.2026 06:21:59
AA
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
Ankara'da ilaç fabrikasında çıkan yangın söndürüldü

Alcı OSB Mahallesi 2000. Cadde'de faaliyet gösteren ilaç fabrikasında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sincan Belediyesi ekipleri sevk edildi.

Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerine, belediye ekipleri de arazözlerle destek oldu.



Ekiplerin, yaklaşık 5 saatlik çalışmasının ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

İtfaiye ekiplerinin soğutma çalışmaları sürüyor.

Yangın nedeniyle fabrika kullanılamaz hale geldi.

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Can Holding'e başlattığı soruşturma kapsamında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Başkanı Remzi Sanver'in tutuklanmasının ardından "genel kurul yapmaması" nedeniyle, mahkeme tarafından derneğe kayyım atandı

11.04.2026 00:20:00
İhlas Haber Ajansı
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneğine kayyım atandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Can Holding'e başlattığı soruşturma kapsamında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nin Başkanı Remzi Sanver'in tutuklanmasının ardından "genel kurul yapmaması" nedeniyle, mahkeme tarafından derneğe kayyım atandı.

Can Holding soruşturması kapsamında Marmara Kapalı Cezaevi'nde yatan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Remzi Sanver'in tutuklu bulunmasının nedeniyle genel kurul yapamaması üzerine Ali Rıza Aral, mahkemeye başvurdu. 3 ay içinde genel kurul yapılmadığı için Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'ne kayyım atandı.

Aral tarafından Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verilen şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer verildi:

"Davalılardan Remzi Sanver, 17 Ekim 2025 tarihinde hakkında ileri sürülen iddialar sebebiyle tutuklanıp, cezaevine konulmuştur. Bu suretle Dernek Başkanlığını ifa edemez haldedir. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Tüzüğünün 28'nci maddesi hükmü "Büyük üstatlık makamı, ölüm, istifa veya başka bir sebeple boşaldığı takdirde 3 ay içerisinde Büyük Loca toplantıya çağrılır ve Büyük Üstat seçimi yapılır" şeklinde hüküm ifade etmektedir.

Yukarıda arz ettiğimiz gibi Remzi Sanver'in tutuklanması üzerine tüzükte yazılan 3 ay süresi 20 Ocak 2026 gününde dolduğu halde herhangi bir istifa olmadığı ve Dernek Başkanlığı boşta kaldığı söz konusu olduğundan seçim yapılamamıştır. Bu nedenle, Dernek Başkanlığına seçim yapılması şarttır. Yönetim Kurulu, tüzükteki bu maddeye rağmen Genel Kurulu toplantıya çağırmadığından mütevellit bu başvuruyu yapma zarureti doğmuştur."

Verilen dilekçe üzerine İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından derneğin 28. Maddesine dayanarak yaklaşık 6 aydır başkanı cezaevinde olduğu için uzun süredir genel kurul yapamayan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'ne geçici süreyle kayyım atandı.

Yapılan şikayetle ilgili duruşma ise 20 Ekim 2026 tarihinde yapılacak.

Sanver, Can Holding soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve 'çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma' ile 'suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama' suçlamalarıyla 17 Ekim 2025 tarihinde tutuklanmıştı.

Gündemden düşmüştü! Çanakkale'de 77 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'de gerçekleştirilen operasyonda 77 kaçak göçmen yakalanırken 2 organizatör tutuklandı

10.04.2026 11:44:00
İhlas Haber Ajansı
Gündemden düşmüştü! Çanakkale'de 77 kaçak göçmen yakalandı
Gündemden düşmüştü! Çanakkale'de 77 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de gerçekleştirilen operasyonda 77 kaçak göçmen yakalanırken 2 organizatör tutuklandı.

İl Jandarma Komutanlığı, Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce 27 Mart-2 Nisan tarihleri arasında 9 operasyon gerçekleştirildi.



Operasyonlarda 4 organizatör ve 77 kaçak göçmen yakalandı. Yapılan aramalarda ele geçirilen 5 araç ise yediemin otoparkına teslim edildi.



Olaylara karışan 4 organizatör yakalandı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen 2 organizatör tutuklanırken diğerlerinin adli işlemleri devam ediyor.

Göçmenler ise idari işlemlerinin ardından Düzensiz Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine teslim edildi.

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.