‘Allah’ın evinin komşuları nerede?’
Kıyamet günü bir münadi, “Azameti yüce Allah’ın evinin komşuları nerede?” diye nida eder. Ve onlara bu makama nasıl eriştikleri sorulur. Onlar, “Biz Allah için sevdik, Allah için bağışta bulunduk ve Allah için birbirimizi ziyaret ettik” derler





Aynı hususta İmam Zeynul-Abidin (a.s.) da şöyle buyurmuştur: "Komşusunun hakkı; gıyabında yüzsuyunu koruman, huzurunda saygı göstermen, ona zulüm edilirse yardım etmen, ayıplarını araştırmaman, kötülüğünü öğrenirsen örtmendir. Öğütlerini kabul edeceğini bilirsen gizlice nasihat etmen, zorluklarda terk etmemen, sürçmelerini bağışlaman, günahlarını affetmen ve onunla yücelikle muaşeret etmendir." (el-Hisal, 569/1).
Komşuluk sınırı hakkında Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Kırk ev komşu sayılır." (Kenz'ul-Ummal, 24892).
İmam Ali (a.s.) da şöyle buyurmuştur: "Cami sınırı kırk zer'adır. Dört taraftan kırk ev komşu sayılır." (el-Hisal, 544/20).
Allah'ın komşuları hususunda Kur'an'da şöyle buyurulur: "Güçlü padişahın (Allah'ın) katında, doğruluk koltuklarındadırlar." (Kamer, 55).
İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü olunca Allah tüm yaratıkları geniş bir çölde toplar. Allah nezdinden bir münadi, 'Nerede sabır ehli?' diye nida eder. Sonra da başka bir münadi, 'Nerede bağış ehli kimse?' diye nida eder. Sonra Aziz ve Celil olan Allah nezdinden bir münadi nida eder. İlkleri duyduğu gibi sonraları da duyar. O da, 'Azameti yüce Allah'ın evinin komşuları nerede?' diye seslenir. İnsanlardan bir grup kalkar. Meleklerden bir grup da onları karşılayarak kendilerine şöyle derler: 'Dünyada ne yaptınız da bugün Allah'ın evinin komşusu oldunuz?' Onlar şöyle der: 'Biz Aziz ve Celil olan Allah için sevdik, Allah için bağışta bulunduk ve Allah için birbirimizi ziyaret ettik.' Bunun üzerine Allah nezdinden bir münadi, 'Kullarım doğru söylüyor. Yolu açın da hesap olmaksızın Allah'ın yanına cennete girsinler' diye nida eder." (Emali et-Tusi, 103/158).
Yine İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın komşuluğu ona itaat eden ve O'na muhalefetten sakınan kimseye verilmiştir." (Gurer'ul-Hikem, 4736). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
OKAN EGESEL















































































