BTP Kadın Kolları olarak saha çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Dinlenmemek üzere yola çıktığımız için yorulmuyoruz, inanarak çalıştığımız için de asla usanmıyoruz. Ne yaz günlerinin sıcağı yavaşlattı hızımızı ne de kışın sert iklimi! Zira söz konusu vatan olunca, hiçbir şey yıldıramıyor bizleri.
BTP kadroları olarak; gerçek manada bağımsızlığa, milli birlik ve beraberlik şuuruna, ihtiyaç duyduğumuz ekonomik zenginliğe, yönetimde ve her alanda adalete, bizi biz yapan manevi ve kültürel değerlere tekrar ulaşana kadar durmayacağız, hep çalışacağız.
Nasıl rahatça evlerimizde oturabiliriz ki! Ortalık her anlamda yangın yerine dönmüş. Tüm bu sıkıntıları görüp görmemezlikten, duyup duymamazlıktan gelmek, bu olumsuzlukları yaşayıp da etkilenmemek, insanın başta kendisine saygısını, sonra Ata'sına ve ecdadına olan minnet duygusunu yitirmesi değil de nedir?
Bizler Müslüman-Türk milleti olarak "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" anlayışına sahip bir toplum olamayız. İnsanımıza sirayet eden bencillik hastalığı, sadece kendisini ve dünyasını düşünecek kadar duyarsız ve sorumsuz bırakmış onları maalesef. Millet olarak iyice bir silkinmeli, özümüze dönmeli, başımıza daha büyük belalar gelmeden bir an önce ayıkmalıyız.
Dinimiz Müslümana "Hakkı hak olarak görüp ona uyma, batılı batıl olarak görüp ondan sakınma" sorumluluğunu yüklemiştir. Ancak bu basirete sahip olamayan çok fazla insan var maalesef. İşte bu noktada bizler bu büyük sorumluluğu yüklenerek, insanımızı yıllardır ayıktırmaya çalışıyoruz. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara, yapılan hesaplara, kurulan tuzaklara karşı milletimizi her daim uyanık olmaya çağırıyoruz.
Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş, sahip olduğu basiret ve öngörü ile yıllarca bunun mücadelesini verdi. Bedeniyle, malıyla, ilmiyle, tüm varlığı ile bu vazifeyi bıkıp usanmadan, korkmadan fazlasıyla yerine getirdi.
Şimdi aynı vazifeyi, "Kendimi Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına adadım" diyen, aynı basiret ve öngörü kabiliyetine sahip genç Genel Başkanımız Hüseyin Baş ve onun güçlü kadrosu yüklendi.
BTP Kadın Kolları olarak yüklendiğimiz bu davayı insanımıza anlatabilmek adına sahalardayız. Stant çalışmaları, esnaf ziyaretleri ve ev toplantıları ile milletimizi bilinçlendirmeye çalışıyor, onları bir ve beraber olmaya davet ediyoruz.
Stant çalışmalarımızda; farklı kültür, ideoloji ve yaşam tarzına sahip, her kesimden insanla muhatap oluyoruz. Şunu iyi anlamak lazım ki, halkın içine girmeden, onları muhatap alıp dinlemeden, içte ve dışta yaşanan olaylar hakkında onların ne düşündüğünü, reflekslerini ve beklentilerini doğru anlayıp yorumlamak mümkün değildir.
Sürekli sahalarda olan BTP Kadın Kollarının bir ferdi olarak, sahalarda tecrübe ettiğim izlenimlerimi ve bunun sonucu oluşan duygu ve düşüncelerimi aktarmak istiyorum sizlere…
Kimileri yeis halinde… Karanlık tabloların arasında hayata dair bir umut ışığı göremeyecek kadar yorgun ve bitkin. Geçim derdiyle öylesine meşgul ki geleceğe dair hiçbir umudu kalmamış. Bırakın Türkiye'nin geleceğini, kendi geleceğine dair umudunu yitiren bu insanlara el uzatmak öylesine kıymetli bir iş ki! İşte biz bunun için varız ve bunu severek yapıyoruz. Çünkü milletimizin toplumsal duyarlılıktan uzak, nemelazımcı insan yığınları haline gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Kimileri ise derdini anlatacağı, şikayetlerini arz edeceği insan arıyor. Herkes öylesine dertli ki! Bizler önce onları dinliyor sonra da ne yapmamız, nasıl bir duruş sergilememiz gerektiği noktasında fikirlerimizi sunuyoruz. Onlara "Bu cadde çıkmaz sokak!" deyip, doğru adresi gösteriyoruz.
Birilerinin ısrarla ve bilinçli bir şekilde empoze ettiği "Artık bizden bir şey olmaz, ne yapsak da bu ülke artık düzelmez!" anlayışına sahip olanlara, bu milletin Atatürk'ün öncülüğünde inancıyla ve gayretiyle küllerinden nasıl yeniden doğduğunu hatırlatıyoruz. Öyle ya, o zaman da aynı umutsuzluğa sahip, kendi kimliğinden utanan inancını yitirmiş nice insanlar vardı. Ama sadece içimizden çıkan tek bir lider, milletimizin ihtiyacı olan kendine inanma gücünü onlara aşıladı, bu inanç ve azimle başladı kurtuluş mücadelemiz. Sonuç: Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti… İşte biz de tamı tamına bunu başarmak için sahalardayız. Umudunu yitirmiş bir millete umut olabilmek için…
Bu umudu taşımamızın en haklı ve doğru gerekçesi, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in yazmış olduğu Milli Ekonomi Modeli tezine sahip olmamızdır. Ve bu tezin, yapılan 11 uluslararası kongre ile dünyaca tanınmış yüzlerce ilim adamı ve iktisatçı tarafından kabul görmüş, uygulanmış ve Nobel'e aday gösterilmiş olmasıdır. Yine aynı ilim adamlarının bu tezi "Kapitalizmi tarihe gömen, tüm dünya uluslarının kurtuluş reçetesi" olarak deklare etmesidir. Diğer partilerden farklı olarak sadece sorunları ortaya koymuyor, bu sorunları nasıl çözeceğimizi net bir şekilde açıklıyoruz.
BTP Kadın Kolları olarak aynı zamanda, Türk kadınının gücünü, inancı ve gayreti ile başarabileceklerini gösteriyoruz sahalarda. Atatürk'ün biz kadınlara kazandırdığı siyasi hakları; bilinçli, doğru ve yerinde kullanabilmenin örnekliğini sergiliyoruz. Kurtuluş Savaşı'nda milli mücadeleye fiilen katılan kadınların imanını, fedakarlığını, cesaretini temsil ediyoruz. Bir Türk kadınının evine, eşine ve çocuğuna olan hizmetinin yanı sıra hatta bunların da ötesinde vatanı adına yapabileceği birçok hizmetin, başarabileceği nice işlerin bulunduğunu ispatlıyoruz şahsımızda.
Ve bizler, aramıza nifak tohumları sokmak isteyen, bizi ayrıştıran şer odaklarına karşı aynı vatanın evladı, aynı milletin bir ferdi olarak, bu paydanın gerektirdiği hoşgörü, kardeşlik ve iyi niyet duygularını taşıyor, elhamdülillah bunun karşılığını da güven, saygı ve itibar olarak görüyoruz.
Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in önümüze koyduğu ölçüleri ilke edindik, siyasetimizi son nefes için yapıyoruz. Böyle olunca da bizim olduğumuz yerde menfaat olmuyor, bencillik ve haset duyguları olmuyor. Aramıza katılanlar, bizdeki kardeşlik duygularını, birlik ve beraberliği görüp, kendini bir ailede hissediyor. Bizler onları samimiyetimizle kuşatıyor, ilmimizle donatıyoruz. Genç Genel Başkanımızı gururla tanıtıyoruz. Onu tanıyanların ve teveccüh edenlerin çokluğu da umudumuzu ve gayretimizi iyice artırıyor.
Son cümlelerimde diğer partililerden farkımızı ifade edeyim:
Haklı olmanın verdiği vakar ve dik duruşa,
İstikrarlı çizgimizin oluşturduğu izzet ve onura,
İnanmışlığımızın sonucu yüksek gayrete,
İmanımızın gerektirdiği hoşgörü ve merhamet duygusuna,
Ahlakımızın kazandırdığı tevazua,
Milli duygularımızın neticesi olan aidiyet hissine sahip çok güçlü bir partiyiz biz!
Zulmün ve adaletsizliğin kol gezdiği şu ortamda, millet olarak ihtiyacımız olan o Hüseyni duruşu sergileyerek, haksızlıklara dur demek için çıktık yola…
Niyetimiz hayır, inşallah akıbetimiz de hayır olacak!
Bu niyetle yola çıkan çok kıymetli Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş'a ve onunla yürüyen tüm dava arkadaşlarımıza selam olsun!
BTP kadroları olarak; gerçek manada bağımsızlığa, milli birlik ve beraberlik şuuruna, ihtiyaç duyduğumuz ekonomik zenginliğe, yönetimde ve her alanda adalete, bizi biz yapan manevi ve kültürel değerlere tekrar ulaşana kadar durmayacağız, hep çalışacağız.
Nasıl rahatça evlerimizde oturabiliriz ki! Ortalık her anlamda yangın yerine dönmüş. Tüm bu sıkıntıları görüp görmemezlikten, duyup duymamazlıktan gelmek, bu olumsuzlukları yaşayıp da etkilenmemek, insanın başta kendisine saygısını, sonra Ata'sına ve ecdadına olan minnet duygusunu yitirmesi değil de nedir?
Bizler Müslüman-Türk milleti olarak "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" anlayışına sahip bir toplum olamayız. İnsanımıza sirayet eden bencillik hastalığı, sadece kendisini ve dünyasını düşünecek kadar duyarsız ve sorumsuz bırakmış onları maalesef. Millet olarak iyice bir silkinmeli, özümüze dönmeli, başımıza daha büyük belalar gelmeden bir an önce ayıkmalıyız.
Dinimiz Müslümana "Hakkı hak olarak görüp ona uyma, batılı batıl olarak görüp ondan sakınma" sorumluluğunu yüklemiştir. Ancak bu basirete sahip olamayan çok fazla insan var maalesef. İşte bu noktada bizler bu büyük sorumluluğu yüklenerek, insanımızı yıllardır ayıktırmaya çalışıyoruz. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara, yapılan hesaplara, kurulan tuzaklara karşı milletimizi her daim uyanık olmaya çağırıyoruz.
Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş, sahip olduğu basiret ve öngörü ile yıllarca bunun mücadelesini verdi. Bedeniyle, malıyla, ilmiyle, tüm varlığı ile bu vazifeyi bıkıp usanmadan, korkmadan fazlasıyla yerine getirdi.
Şimdi aynı vazifeyi, "Kendimi Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına adadım" diyen, aynı basiret ve öngörü kabiliyetine sahip genç Genel Başkanımız Hüseyin Baş ve onun güçlü kadrosu yüklendi.
BTP Kadın Kolları olarak yüklendiğimiz bu davayı insanımıza anlatabilmek adına sahalardayız. Stant çalışmaları, esnaf ziyaretleri ve ev toplantıları ile milletimizi bilinçlendirmeye çalışıyor, onları bir ve beraber olmaya davet ediyoruz.
Stant çalışmalarımızda; farklı kültür, ideoloji ve yaşam tarzına sahip, her kesimden insanla muhatap oluyoruz. Şunu iyi anlamak lazım ki, halkın içine girmeden, onları muhatap alıp dinlemeden, içte ve dışta yaşanan olaylar hakkında onların ne düşündüğünü, reflekslerini ve beklentilerini doğru anlayıp yorumlamak mümkün değildir.
Sürekli sahalarda olan BTP Kadın Kollarının bir ferdi olarak, sahalarda tecrübe ettiğim izlenimlerimi ve bunun sonucu oluşan duygu ve düşüncelerimi aktarmak istiyorum sizlere…
Kimileri yeis halinde… Karanlık tabloların arasında hayata dair bir umut ışığı göremeyecek kadar yorgun ve bitkin. Geçim derdiyle öylesine meşgul ki geleceğe dair hiçbir umudu kalmamış. Bırakın Türkiye'nin geleceğini, kendi geleceğine dair umudunu yitiren bu insanlara el uzatmak öylesine kıymetli bir iş ki! İşte biz bunun için varız ve bunu severek yapıyoruz. Çünkü milletimizin toplumsal duyarlılıktan uzak, nemelazımcı insan yığınları haline gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Kimileri ise derdini anlatacağı, şikayetlerini arz edeceği insan arıyor. Herkes öylesine dertli ki! Bizler önce onları dinliyor sonra da ne yapmamız, nasıl bir duruş sergilememiz gerektiği noktasında fikirlerimizi sunuyoruz. Onlara "Bu cadde çıkmaz sokak!" deyip, doğru adresi gösteriyoruz.
Birilerinin ısrarla ve bilinçli bir şekilde empoze ettiği "Artık bizden bir şey olmaz, ne yapsak da bu ülke artık düzelmez!" anlayışına sahip olanlara, bu milletin Atatürk'ün öncülüğünde inancıyla ve gayretiyle küllerinden nasıl yeniden doğduğunu hatırlatıyoruz. Öyle ya, o zaman da aynı umutsuzluğa sahip, kendi kimliğinden utanan inancını yitirmiş nice insanlar vardı. Ama sadece içimizden çıkan tek bir lider, milletimizin ihtiyacı olan kendine inanma gücünü onlara aşıladı, bu inanç ve azimle başladı kurtuluş mücadelemiz. Sonuç: Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti… İşte biz de tamı tamına bunu başarmak için sahalardayız. Umudunu yitirmiş bir millete umut olabilmek için…
Bu umudu taşımamızın en haklı ve doğru gerekçesi, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in yazmış olduğu Milli Ekonomi Modeli tezine sahip olmamızdır. Ve bu tezin, yapılan 11 uluslararası kongre ile dünyaca tanınmış yüzlerce ilim adamı ve iktisatçı tarafından kabul görmüş, uygulanmış ve Nobel'e aday gösterilmiş olmasıdır. Yine aynı ilim adamlarının bu tezi "Kapitalizmi tarihe gömen, tüm dünya uluslarının kurtuluş reçetesi" olarak deklare etmesidir. Diğer partilerden farklı olarak sadece sorunları ortaya koymuyor, bu sorunları nasıl çözeceğimizi net bir şekilde açıklıyoruz.
BTP Kadın Kolları olarak aynı zamanda, Türk kadınının gücünü, inancı ve gayreti ile başarabileceklerini gösteriyoruz sahalarda. Atatürk'ün biz kadınlara kazandırdığı siyasi hakları; bilinçli, doğru ve yerinde kullanabilmenin örnekliğini sergiliyoruz. Kurtuluş Savaşı'nda milli mücadeleye fiilen katılan kadınların imanını, fedakarlığını, cesaretini temsil ediyoruz. Bir Türk kadınının evine, eşine ve çocuğuna olan hizmetinin yanı sıra hatta bunların da ötesinde vatanı adına yapabileceği birçok hizmetin, başarabileceği nice işlerin bulunduğunu ispatlıyoruz şahsımızda.
Ve bizler, aramıza nifak tohumları sokmak isteyen, bizi ayrıştıran şer odaklarına karşı aynı vatanın evladı, aynı milletin bir ferdi olarak, bu paydanın gerektirdiği hoşgörü, kardeşlik ve iyi niyet duygularını taşıyor, elhamdülillah bunun karşılığını da güven, saygı ve itibar olarak görüyoruz.
Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in önümüze koyduğu ölçüleri ilke edindik, siyasetimizi son nefes için yapıyoruz. Böyle olunca da bizim olduğumuz yerde menfaat olmuyor, bencillik ve haset duyguları olmuyor. Aramıza katılanlar, bizdeki kardeşlik duygularını, birlik ve beraberliği görüp, kendini bir ailede hissediyor. Bizler onları samimiyetimizle kuşatıyor, ilmimizle donatıyoruz. Genç Genel Başkanımızı gururla tanıtıyoruz. Onu tanıyanların ve teveccüh edenlerin çokluğu da umudumuzu ve gayretimizi iyice artırıyor.
Son cümlelerimde diğer partililerden farkımızı ifade edeyim:
Haklı olmanın verdiği vakar ve dik duruşa,
İstikrarlı çizgimizin oluşturduğu izzet ve onura,
İnanmışlığımızın sonucu yüksek gayrete,
İmanımızın gerektirdiği hoşgörü ve merhamet duygusuna,
Ahlakımızın kazandırdığı tevazua,
Milli duygularımızın neticesi olan aidiyet hissine sahip çok güçlü bir partiyiz biz!
Zulmün ve adaletsizliğin kol gezdiği şu ortamda, millet olarak ihtiyacımız olan o Hüseyni duruşu sergileyerek, haksızlıklara dur demek için çıktık yola…
Niyetimiz hayır, inşallah akıbetimiz de hayır olacak!
Bu niyetle yola çıkan çok kıymetli Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş'a ve onunla yürüyen tüm dava arkadaşlarımıza selam olsun!
Sibel Kılıç / diğer yazıları
- Dinlenmemek üzere yola çıkan güçlü kadınlar! / 01.05.2026
- Emperyalizmle mücadelenin adı “Haydar Baş” / 15.04.2026
- İnanmışların partisi BTP / 16.04.2025
- Hayırlısı olsun / 30.03.2019
- Neye şükredeceğiz? / 13.03.2019
- Bu kadar da ileri gidilmez ki! / 09.12.2018
- Emperyalizmle mücadelenin adı “Haydar Baş” / 15.04.2026
- İnanmışların partisi BTP / 16.04.2025
- Hayırlısı olsun / 30.03.2019
- Neye şükredeceğiz? / 13.03.2019
- Bu kadar da ileri gidilmez ki! / 09.12.2018

























































